{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/498 <br>KARAR NO: 2024/727<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/11/2023<br>NUMARASI: 2021/747 Esas -  2023/791 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 18/09/2010'dan itibaren 5 yıl süre bayii olarak faaliyette bulunmak üzere 14/09/2010 tarihinde protokol bağıtlandığını ayrıca dava dışı taşınmaz maliki ile taraflar arasında üçlü bir protokol bağıtlanarak bu protokolün 6. Maddesi gereğince davalı şirkete 750.000,00 USD+ KDV tutarında \"Peşin Satış Destek Primi\" ödemesi kararlaştırıldığını, bir kısmının banka havalesi bir kısmının da cari hesaptan mahsup yoluyla ödendiğini, davalının bayiilik sözleşmesini süresinden önce 26/06/2013 tarihinde feshettiğini bu nedenle davalıya yapılan ödemenin bu tarihten sonraki döneme isabet eden kısmının karşılıksız kaldığını ve iade edilmesi gerektiğini belirterek kıstelyevm usulünce hesaplanan 628.692,90 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek %10.50 ve bu orandan az olmamak üzere değişken avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bağıtlanan protokol içeriğini doğrulamış, davacının protokol kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Rekabet Kurumu kararları uyarınca; protokol süresinin 5 yıl olarak belirlendiğini, müvekkilinin sözleşmenin ayakta kaldığı 2 yıl 10 ay sürede kararlaştırılan miktarın üzerinde alım yaptığını, sözleşmenin davacı tarafından tek yanlı ve haksız fesholunduğunu, ödenen destek priminin karşılığının davacı tarafından alındığını bu nedenle davanın haksız olduğunu ileri sürerek reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davalı ... tarafından imza inkarı yapılması nedeni ile imza incelemesi yapılmak üzere bilirkişi incelemesine tevdi edilmiş Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda;  inceleme konusu belgede ...'a atfen atılmış imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde ve ara gramalarda kısmi benzerlikler, bitiş  hareketlerinde farklılıklar görüldüğü,genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla inceleme konusu taahhütnamedeki  imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı, takliden atılmış imza niteliğinde olduğu belirtmiştir. Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile  Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı , davalı şirket ve  dava dışı taşınmaz maliki ... arasında mevcut 14/09/2010 tarihli protokol uyarınca davalının 5 yıl süre ile davacı bayiiliğini üstlendiği, Sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca davacının davalıya toplam 750.000,00 USD tutarında peşin satış destek primi ödemeyi üslendiği , protokolün 15/c maddesi uyarınca bayiilik sözleşmesinin her ne suretle olursa olsun feshi halinde davacı tarafından yapılan ödemelerin kullanılmayan sözleşme süresine karşılık gelen kısmının avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte ödeneceği hususu  davalı bayii tarafından taahhüt edilmiştir. Taraflar arasındaki bayiilik sözleşmesi davacı tarafça keşide edilen 17/06/2013 tarihli Beyoğlu ... Noterliği'nden gönderilen ... Yevmiye numaralı ihtarname ile haklı nedenle  fesih olunduğu , sözleşmenin 5 yıl ayakta kalacağı düşünülerek  davacı tarafından da davalıya Peşin Satış Destek Primi olarak toplam 1.410.312,40.-TL 1.410.312,40 TL prim ödemesi yapıldığı taraflar arasında çekişmesiz olup, Fesih sonrası kalan süreye isabet eden kısım davacı talebi ile bağlı kalınarak 628.692,90 TL olup bayiilik protokolünün 15/c maddesi uyarınca davalı bayii tarafından avans faizi ve faizin KDV'si ile birlikte davacıya iadesi gerektiği anlaşılmış, diğer davalı ... tarafından sözleşmedeki imzanın inkar edilmesi üzerine alınan bilirkişi raporu ile taahhütnamedeki  imzanın davalı ...'a ait olmadığı bu kapsamda geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı İrfanın müştereken müteselsilen sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden davalı ...  yönünden  davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi suretiyle imza incelemesi yapıldığını, imza itirazında bulunan davalı ...'ın isticvap edilmediğini, davalı ... vekili tarafından dosyaya sunulan 26.03.2016 tarihli cevap dilekçesinde imza inkarında bulunulmadığını, taahhütnamedeki imzanın davalı ...’a ait olmadığını aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra ve nedense sözlü yargılama duruşmasının yapılacağı 22.05.2018 tarihli 6. duruşmada ileri sürüldüğünü, çıplak gözle bakıldığında taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi’nde şirket kaşesi üzerine atılan imzanın da taahhütnamedeki imzayı atan kişi tarafından atıldığının tereddütsüz olduğunu, davalı ...’ın imza örneklerinin mahkeme huzurunda alınmasına, akabinde de yeni bir imza incelemesi yapılmasına, davalı ...’ın imzasını taklit ederek sahte belge düzenleyen şahıs bakımından şikâyette bulunup bulunmadığının davalı ve/veya vekilinden sorulmasına, neticeten taahhütnamedeki imzanın ...’a ait olup olmadığı müvekkili şirketçe bilinemeyeceğinden ve bu nedenle de huzurdaki davanın açılmasına müvekkili şirket sebebiyet vermediğinden ... açısından davanın reddine karar verilmesi ihtimalinde aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece talepleri değerlendirilmeksizin hüküm tesisi yoluna gidildiğini, taahhütnamedeki imzanın davalı ...’a ait olmadığı aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra ve nedense sözlü yargılama duruşmasının yapılacağı 22.05.2018 tarihli 6. duruşmada ileri sürülmüş olup bu durumda adı geçen davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin HMK'nın 327/1. Maddesine aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince ... yönünden verilen kararın kaldırılmasını ve davanın ... da dâhil olmak üzere tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kalan sözleşme süresine isabet eden peşin satış destek priminin istirdatı davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı ...'ın  kalan sözleşme süresine isabet eden peşin satış destek priminden davacıya karşı sorumlu olup olmadığı, geçerli bir kefaletinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı, davalı...Tic Ve San. Ltd. Şti. ve dava dışı taşınmaz maliki ... arasında 14/09/2010 tarihinde davalının taşınmazda 18/09/2010 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile davacı bayii olarak faaliyette bulunması için protokol imzalanmıştır. Bu bayiilik sözleşmesi davacı tarafça keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 17/06/2013 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile \"ticari koşullarda anlaşma sağlanamadığı\" gerekçesiyle feshedilmiştir. Dosya arasında bulunan bila tarihli \"taahhütname\" başlıklı belge ile, davalı ..., davalı ... Ürünleri Tic Ve San. Ltd. Şti.'nin davacı şirkete karşı doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık 750.000,00 USD limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmayı kabul ve taahhüt etmiştir. Ancak, davalı vekili 22/05/2018 tarihli 6. celsede müvekkili ... yönünden sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle borçtan sorumlu tutulamayacağını beyanla imza incelemesi yapılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 13/11/2018 tarihli celse de imzaya ilişkin itirazın savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve davacı tarafça da muvafakat edilmediğinden itirazın incelenmesine gerek olmadığına karar verilerek ilk derece mahkemesinin 13/11/2018 tarih ve 2015/1101 E. - 2018/1119 K. sayılı kararı ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Ürünleri Tic. Ve Ltd. Şti yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine de Dairemizin 23/09/2021 tarih ve 2020/442  E. - 2021/1064 K. sayılı kararı ile, kefalet sözleşmesindeki imzasının davalı ...'a ait olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yapılarak sonuca gidilmesi gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.  İlk derece mahkemesince davalı ...'ın imza örnekleri toplanarak yapılan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda, inceleme konusu belgedeki imzanın davalı ...'ın eli ürünü olmadığı, takliden atılmış imza niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı  ...'ın dosya arasında bulunan bila tarihli \"taahhütname\" başlıklı belge nedeniyle davacıya karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı tarafça davalı ...'ın isticvap edilmediği ileri sürülmüş ise de, davalının imza örnekleri talimat mahkemesi huzurunda alınmış olup, davalının imza örneklerinin alınmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Taahhütnamedeki imzanın davalı ...’a ait olmadığının aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra, sözlü yargılama duruşmasının yapılacağı 22.05.2018 tarihli 6. duruşmada ileri sürülmüş olması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin HMK'nın 327/1. Maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, taahhütnamedeki imzanın davalı ...’a ait olduğunu ispat yükü davacı tarafta olup, imzanın davalıya ait olmaması nedeniyle davanın reddi nedeniyle davacının yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f71eb7dfa460d44","SID":"7857d0aa5cff15d4"}}