{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1963 <br>KARAR NO: 2024/639<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2018/526 Esas - 2021/239 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ...'ın 27/03/2018 tarihinde kızını okuldan almak için yaya olarak seyir halinde iken davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın sağa dönülmez tabelasına rağmen sağa dönmesi sonucu müvekkiline sol taraftan çarptığını, müvekkilinin kızının kaza nedeniyle yaralanmadığını fakat müvekkili ...'ın çarpma neticesinde yere düştüğünü ve aracın müvekkilinin bacağının üzerinden geçtiğini, sürücünün kaza sonrasında durduğunu ve geri gelerek tekrar bacağını ezdiğini, yapılan tedavi neticesinde müvekkilinin bacağına platin takıldığını, davacı ...'ın kazazedenin eşi olduğunu ve yaşanan kaza nedeniyle yıprandığını ve eşinin ölümüne ilişkin korku yaşadığını, kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, aracın ruhsat sahibinin diğer davalı ... olduğunu, aracın işleticisinin ise davalı ...Ltd.Şti. olduğunu ve aracın davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, bu nedenle yaşanan kazadan doğan zararlardan tüm davalıların sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekili ... için iş gücü kaybı için 1.000,00-TL, maluliyet için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL maddi tazminat ile 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline; müvekkili ... için 15.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yaşanan kazada her iki tarafın da kusurlu olduğunu ve davacının yayaların uyması gereken kurallara uymadığını, müvekkilinin küçük esnaf olduğunu ve geliri ile kendini geçindirdiğini, davacının 3.800,00-TL hastane masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline başvuru yapılmadığını, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu aracın müvekkiline sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca davacının zararına ilişkin ATK incelemesi yapılması ve aktüer raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yaşanan kazanın sağa dönülmesinin yasak olduğu bir yerde gerçekleşmediğini, davacının yanlış intiba uyandırdığını, yayanın kusurlu olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından davacı ile ilgilenildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü ile; Maddi tazminat talebi yönünden; 11.542,46 TL geçici iş göremezlik ile 17.037,42 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 28.579,88-TL'nin davalılar (..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti.yönünden kaza tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ'den dava tarihi olan 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Manevi tazminat talebi yönünden; davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden manevi tazminat  talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Taş. Tic. ve Ltd. Şti.  vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi’nin 2019/40 E., 2020/40 K.no’lu kararı ile iptal edilen maddelerin işbu dava bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, dava konusu kaza trafik sigortası yeni genel şartlar kapsamında olduğundan, tazminat hesaplamasında TRH-2010 yaşam tablosu kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı hesaplamaları hem 6111 sayılı Kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, bilirkişi raporunda progresif rant tekniğine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamada kullanılan %0,00 teknik faizin uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Tic. ve Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... Plakalı aracın malikinin ... olup, araç maliki ile müvekkili şirket arasında 18.03.2018 tarihinde hizmet alım sözleşmesi akdedildiğini, bu hizmet alım sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, aktüer hesaplamalarında itirazlarının dikkate alınmamış ve eksik/hatalı hesaplamalar yapıldığını, hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor ile usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğunu, davacılara yapılan varsa yapılan tüm ödemelerin faizleri ile birlikte mahsup edilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, talep edilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminatın hukuki niteliği olan ceza, telafi veya tatmin görüşü ile bağdaşmadığını, ıslah ile arttırılan kısım için kaza tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, ıslah ile arttırılan kısım bakımından, ıslah harcının yatırıldığı tarihin dikkate alınması gerektiğini, ıslah ile arttırılan kısım bakımından zamanaşımı işlemeye devam ettiğini, dava kapsamında da tazminatın tümüne kaza tarihinden faiz işletilmesi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 27.03.2018 günü saat 17:20 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla 100. Yıl Caddesi üzerinden ... Sokağa dönmek için köşede bekleyen plakasını alamadığı bir kamyonetin önünden sağa dönüşün yasak olduğu yerden doğrultu değiştirip sağa doğru manevra yaparak dönüşe geçtiği sırada, aracının sağ ön ve çamurluk kısımlarıyla, Ihlamur sokak içerisinden kavşak başından yola giren ve karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'a çarptığı, çarpma sonucu davacı mağdur yaya ...'ın yaralandığı anlaşılmıştır. KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. \" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı). Davalı ... Tic. Ltd. Şti. Kazaya karışan aracın işleteni  olduğuna göre  kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu  kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamından hükme esas alınan  aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı taraf ... Tic. Ltd. Şti. HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile 31/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği tebliğ edildiği halde süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden  aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı bulunmamaktadır. Hükme esas alınan raporda PMF yaşam tablosu esas alınmış olup davacının rapora bir itirazı bulunmadığından ve TRH 2010 yaşam tablosunda yaşam süreleri daha fazla belirlendiğinden TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılacak hesaplama davalı aleyhine sonuç doğuracağından bu hususa değinen davalı ... Sigorta A.Ş.  istinafı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin aksi yöndeki istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2022/312  E. ve 2022/3685 K., 2021/13975  E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları). Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesinde, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. \". Yine  56/2.maddesinde ise \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Taş. Tic. ve Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... Tic. ve Ltd. Şti. vekili  vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.523,42 TL harçtan peşin alınan 821,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.701,87‬ TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den   tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.523,42 TL harçtan peşin alınan 821,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.701,87‬ TL harcın davalı ... Tur. Taş . Tic. ve Ltd. Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99291dc5428a5cab","SID":"cd79890e17342471"}}