{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ : 27/02/2020<br>DAVA : Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ : 29/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 29/05/2024<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; 05/12/2015 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plaka sayılı motosikletle, davalının trafik sigortacısı, dava dışı ...'in sürücüsü olduğu ... plaka sayılı kamyonet arasında meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin maluliyete uğrayacak derecede yaralandığından bahisle belirsiz alacak davası şeklinde açılan davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL geçici iş görmezlik tazminatı ve 1.500,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31/10/2019 tarihli talep artırım dilekçesiyle geçici iş görmezlik tazminatını 8.586,34 TL'na çıkarmıştır.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kusuru, maluliyetini ve zararını ispatla yükümlü olduğu, davacının kask ve koruyucu giysi kullanıp kullanmadığı araştırılarak müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiği, müvekkilinin dava başlangıç tarihli ve yasal faizle sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER :<br>Davacının tedavisine esas tıbbi belgeler, Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosya kayıtları, kusur raporu, maluliyet raporu, sosyal ve ekonomik araştırma tutanağı, tazminat bilirkişisi raporu, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; trafik kazasının meydana gelmesinde davacı sürücünün %25, karşı sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan rapora göre davacının yaralanmasından dolayı maluliyet halinin oluşmadığı ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, tazminat bilirkişisi raporuna göre 9 aylık sürede davacının kusuruna göre 8.586,34 TL geçici iş görmezlik zararının oluştuğu, davacı ...'ın maddi tazminat alacağının %15'lik kısmını ... A.Ş.'ne temlik ettiği, temlik alan şirketin kendisine yapılan tebligata rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı ve alacağı %15'lik kısım yönüyle davanın işlemden kaldırıldığı ve davanın yenilenmediği, davacı ...'ın temlik ettiği %15 kısım çıkarıldığında davalı taraftan talep edebileceği geçici iş görmezlik tazminatının 7.298,38 TL olduğu gerekçesiyle; davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 7.298,38 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...'ın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, ... A.Ş.'ne temlik edilen %15'lik kısım yönünden HMK'nın 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ..... Hastanesinden alınan ... tarihli raporda müvekkilinin %5 engelli olduğunun tespit edildiği, öte yandan müvekkilinin maluliyeti nedeniyle askerliğe kabul edilmediği, vücut bütünlüğüne dayalı zararlar nedeniyle oluşan tazminatın temlikine dair sözleşmenin geçersiz olduğu, temlik belgesinin müvekkiline okutulmadan imzalatıldığı, müvekkilinin kandırıldığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.<br>Asli müdahil temlik alan ... A.Ş. ile davalı ... şirketi istinaf yasa yoluna başvurmamıştır.<br>İSTİNAFA CEVAP : <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; maluliyetin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlendiği, davacı ... vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacının sürücüsü olduğu motosikletle, davalının trafik sigortacısı olduğu araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacı yaralanmış, davacı bu yaralanmadan dolayı uğradığı maddi zararın tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, asli müdahile temlik edilen alacak yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 183. maddesi “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir” hükmünü öngörmektedir. Alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Kanunun 183’üncü maddesindeki unsurlara göre, alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir.<br>Alacağın temliki ile artık borçlu, yeni alacaklıya karşı ifa yükümlülüğü altına girmektedir. Ancak, alacaklısının değişmesinde hiçbir söz hakkı olmayan ve temlik işleminden de habersiz olan borçlunun bu kadar çaresiz bırakılmaması, korunması gerektiği düşünülmesi gerekir. Bu nedenle de Türk Borçlar Kanunu'nda, borçlunun borcunu önceki alacaklıya ifa etmesi bazı şartlarla geçerli sayılmış hatta edimi tevdi etmek suretiyle borcundan kurtulması imkanı tanınmıştır.<br>Borçluyu korumak amacıyla devredene karşı sahip olduğu savunma araçlarını devralana karşı da ileri sürme imkanı tanınmıştır. Borçlu kendisinden ifayı talep edecek olan alacaklıya karşı çeşitli savunma imkanlarına sahip olabilir. Bunların bazıları genel hükümlerden çıkarılırken bazıları da temlik işleminde borçlunun durumunun ağırlaşmaması ilkesinden dolayı getirilen özel hükümlerden kaynaklanır. Borçlu, şayet temlik işlemi geçersiz ise devralan şahsa karşı bu geçersizliği ileri sürerek ifadan kaçınabilecektir. Temlik işleminde taraflardan birinin fiil ehliyetinin olmadığı, temliki yapan alacaklının tasarruf yetkisinin olmadığı, şekle uygun hareket edilmediği, temlik edilen alacağın temlik edilemez türden bir alacak olduğu yolundaki savunmalar geçersizlikle ilgili savunmalardır.<br>Alacağın temliki, borçlunun durumunu ağırlaştıramayacağından, alacak, devredenin mal varlığında ne halde ise devralanın mal varlığına da o hali ile intikal eder. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 188. maddesinde borçluya ait def’i hakları düzenlenmiştir. Devredilen alacağın borçlusu, devredene karşı sahip olduğu def’ileri (savunmaları) devralana karşı da ileri sürebilir. Buradaki def'i kavramını itirazları da kapsayacak şekilde geniş anlamak gerekmektedir. Alacakla ilgili itirazlar genellikle alacağın doğmadığına veya sona erdiğine ilişkindir.<br>Buna göre alacağın temliki için öncelikle bir alacak hakkının mevcudiyeti gerekmektedir.<br>Alacağın devrininin asli sonucu, tarafların anlaşması ile devredilen alacağın devredenin malvarlığından devralanın malvarlığına  geçmesidir. Bunun sonucu olarak devirden sonra eski alacaklı, devredilen alacak üzerinde tasarrufta bulunamaz, borçluyu ibra edemez ve bu alacağı başka bir şahsa devredemez. Alacağın temliki işleminin üçüncü kişi yani devralan açısından doğurmuş olduğu sonuç ise, temlik işlemi ile birlikte üçüncü kişinin, alacağın asli ve ferileri ile birlikte alacağa bağlı rüçhan haklarına da sahip olmasıdır. Üçüncü kişinin devir ile birlikte bu haklarını kullanabilmesi için borçlunun onayına ihtiyaç bulunmamaktadır. Alacağın tamamının devredildiği durumlarda, devralan üçüncü kişi, alacağın tamamı için alacaklının yerine geçmekte; alacağın bir kısmının devredildiği hallerde ise üçüncü kişi, alacağın sadece devredilen kısmı için asli ve ferilerine sahip olmakta, temlik dışı kalan alacak üzerinde ise devredenin hakkı devam etmektedir.<br>Somut olayda, meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı ... yaralanmıştır. Davacı ...,... A.Ş.'ne verdiği 22/12/2015 tarihli temlikname ile almaya hak kazandığı tazminat bedelinin %15’ini bu şirkete devrettiğini açıkça beyan etmiştir. Davacı taraf bu temliknamenin okunmadan imzalatıldığını, kandırılmış olduklarını iddia etmelerine rağmen yargılama aşamasında temliknamenin feshedildiğine dair bir beyanda bulunmamışlar ve buna dair bir belge de sunmamışlardır. Haliyle temlikname geçerli olduğundan, ilk derece mahkemesince temlikname gereğince maddi tazminattan %15 tenzilat yapılmak suretiyle karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.<br>2-Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 26/11/2018 gün ve ... sayılı raporunda; davacının trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması ilk derece mahkemesinin talebi üzerine hem Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine ve hem de kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmiş ve sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, engellilik oranı %0 olarak mütalaa edilmiştir.<br>.....Hastanesi tarafından düzenlenen ... günlü raporunda; \"sağ femur şaft kırığı sekeli ile opere olmuş kırık sekelsiz kaynamış sağ frontalde 5 car sabit eser niteliğinde değildir. Sağ diz ve kalçada femur fraktürüne bağlı hypertrofik scar mevcut\" notuyla davacıya %5 engelli raporu verilmiştir.<br>....Hastanesi tarafından düzenlenen 11/10/2016 günlü rapordaki engellilik oranın derinin deforme olmuş olmasından dolayı öngörüldüğü, ancak Adli Tıp Kurumunca bu deformenin tespit edildiği gibi, davacının da bizzat muayene edildiği, bunun haricinde davacıda maluliyet halinin oluştuğuna dair başkaca bir delil sunulmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin maluliyete yönelen istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından peşin yatırılan 148,60 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 54,40 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 373,2‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 29/05/2024 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75fc5ef80d61ebf6","SID":"bdc807199e634a72"}}