{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1352 <br>KARAR NO: 2024/889<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/12/2023<br>NUMARASI: 2020/99 Esas, 2023/1211 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Yükleniciden İşyeri Alımına Dayalı)<br>KARAR TARİHİ:  09/05/2024<br>K  A  R  A  R<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu olan Davalı ... Ticaret A.Ş.’den bedelinin tamamen ödenerek müvekkili tarafından satın alınan İstanbul ili Esenyurt İlçesi ... Mahalklesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Projesinde yer alan ... Blok ... Kat ... Nolu Dükkan hakkında Müvekkilinin Davalı ... İnşaat ...-... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile dükkan nitelikli bağımsız bölümü satın almak için 13.06.2013 tarihinde satım sözleşmesi akdetmiş olduğu, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya karşı tüm edimlerini yerine getirdiği ve tüm ödemelerini tamamladığı, davalı ...'ya sözleşme bedeli olan 1.290.000,00 TL'yi de ödediği, müvekkilinin borcu kalmadığı, sözleşmenin gereği, davalı ...-... şirketinin müvekkili lehine tapuda mülkiyeti ferağ etme borcu söz konusu olsa da, davalı ...’nın bu borcunu yerine getirmediği, Tapu kaydında davalı finans kuruluşlarının ipotek tesis ettiğinin bilindiği, Sözleşme kuruluş anında tapuda davalı finans kuruluşlarının ipoteğinin söz konusu olmadığı, sözleşme tarihinden bir buçuk yıl sonra ana taşınmaz kütüğüne, ondan da 1 yıl sonra bağımsız bölümlere ipotek konulması üzerine davalı ...’nın, müvekkili şirkete “Ödemeler tamamlandığında banka ipoteklerinin fek edileceğini, Bankayla aralarındaki kredi sözleşmesi ve buna ilişkin ek protokol gereği ödemelerini tamamlayan müşterilerinin banka tarafından ipoteğinin kaldırılacağı konusunda bankanın taahhüdü olduğunu” belirtmiş, müvekkilinin de bunun üzerine tapu intikalini aldığı, bankanın bu taahhüdünü yerine getirmemesinin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin ödemesini tamamladığı anda ipoteğin kalkacağı, aksi halde banka, ipoteği fek borcu altına girmekte olduğu, Diğer yandan, borcun nakline ilişkin bir anlaşma olmadan ipotekli taşınmazı tapuda devralan kişinin ipoteğe ilişkin borcu üstlenmeyeceğinin de aşikar olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 389/1 Hükmü Gereğince Tedbir Talebine ilişkin Davaya konu taşınmazın kaydı üzerine üçüncü kişiler lehine yapılacak şerhler ile mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engellemek ve cebri satışı durdurmak için HMK 389/1 maddede belirtildiği üzere hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden dava konusu taşınmazın sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, 3. Kişilere satış ve devrinin önlenmesi, cebri satışların engellenmesi için HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca teminatsız ihtiyati tedbir konulması ya da davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep ettikleri, tüm dosya kapsamı, davalı ..., ... ve ...Kiralamanın içinde bulunduğu ihtilaflı durum, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... projesinin kamuoyuna da oldukça yansımış olağandışı durumu ile üçüncü kişilerin ipotek ve hacizlerinin her an cebri satış yapılarak paraya çevrilecek oluşu, ...’ın ipotekleri paraya çevireceği yönündeki ihtarnamesi karşısında, HMK 389 vd maddelerinin açıkça öngördüğü ihtiyati tedbir rejimine eldeki davada son derece ihtiyaç duyulduğu, Sayın Mahkemenin dava konusu  taşınmazın tapu kaydına Sayın Mahkemenizce tesis edilecek bir ara kararın akabinde tapu müdürlüğüne yazılacak bir müzekkere ile \"ipotek ve haciz gibi takyidatların satılmaması ve paraya çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı vardır\" şeklinde bir ibare dava konusunun, eldeki davada verilecek kararın kesinleşmesine kadar güvenliğini sağlayacağı, davalıların Sorumluluğu; Davalı ...-..., müvekkilinin lehine tapuda mülkiyetin naklini yapmayarak yükümlülük altına girdiği, Taşınmazlar üzerindeki ipotekler ... T.A.S.ve ... A.Ş. lehine konulduğu, Müvekkilinin, davalı şirket ... ile yaptığı görüşmeler sonucunda davalı finans kuruluşlarının ipotekleri fek etmediğini öğrendiği, Dava konusu bağımsız bölümde gerçekte davalılardan ... Ticaret A.Ş’ nin ve diğer davalılar ... T.A.S. ve ... AŞ’nin herhangi bir şekilde ayni bir hakki bulunmadığı, Kaldı ki, ödemelerini yaparak edimini yerine getiren müvekkilinin taşınmazı üzerinde ipotek kurulması kanuna aykırı olduğu ve fekki gerektiği, arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarda bir düzenleme mevcut olmadığı bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” benimsendiği, davalı finans kuruluşlarının Anonim Şirket olduğu, böyle bir hukuki statüde bulunan banka TTK'nın 20/II. maddesi gereğince ticaretine ait tüm faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmek mecburiyetinde olduğu, Müvekkili şirketin de Limited Şirket olduğu, aynı basiretli bir işadamı gibi hareket etme yükümlülüğü bulunsa da, davalı finans kuruluşlarının anonim şirket oluşu ve daha da önemlisi birer güven kurumu oldukları gerçeği karşısında müvekkilin hakkının korunması gerektiği, İpotek Tescilinde Davalı Finans Kuruluşlarının güven ilkesinden yararlanamayacağı, 600’e yakın ... karşı ...’ın Keşide ettiği ihtarnamede “Davalı ... ile  24.12.2019 tarihi itibari ile tek taraflı olarak kredi ilişkisini kestiklerini, müvekkilinin de aralarında bulunduğu taşınmaz maliklerinin, ihtarnamede detay verilen borçtan sadece maliki olduğu taşınmazın üzerindeki ipoteğin limiti kadar ve ipotek yükü ile sorumlu olduklarını, bu bedel ile noter ihtarname masrafı, işlemiş ve işleyecek faiz ve ferileri ile birlikte 7 gün içinde ödenmesini, talepleri yerine getirilmezse, ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait temerrüt faizi, Banka Muamele Vergisi ve bilcümle masrafları ile birlikte tahsilini teminen yukarıda dökümü yapılan teminatlar için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yoluna gidilerek gayrimenkulün satışının isteneceğini ihtar ve ihbar ettiklerini, ...'ın 3 yıl boyunca hiçbir şekilde sesini çıkarmayıp, fiiliyata geçmemesinin, ancak herkesin malumu olan T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen eldeki dosyayla bire bir aynı öyküye sahip bir olaya ilişkin emsal karardan sonra böyle bir tavra bürünmesinin düşündürücü olduğu, Bununla birlikte müvekkilinin, dava konusu taşınmazın tapusunu almadığı, Müvekkilinin, taşınmazları ipotek tesisinden önce satım sözleşmesi ile satın aldığı, Davalı ..., davalı ... ile aralarında yaptığı yukarıda bahsi geçen ek protokol uyarınca, \"senet bedelleri ödenen bağımsız bölümlerin ipoteklerinin fek edileceğini\" taahhüt etmişse de, bu borcunu yerine getirmediği, davalılar arasında kredi riskine ilişkin operasyonel sistemin kötü kurgulanması ve kötü idare edilmesinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, Burada davalıların basiretsizliği söz konusu olduğu, Davalı bankanın, konut satım sözleşmelerinden kaynaklanan tüm sorumluluklarını yerine getiren müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipotekleri fek etmemesi, hatta üzerine bilinen ihtarnameyi keşide etmesi davalı bankanın sürekli izah etmeye gayret edilen kötü niyetli oluşuna güzel bir örnek teşkil ettiği, davalı Bankanın, sözü edilen ek protokol hükmü kapsamında T.C İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/556 E. Sayılı tüm kapsamından, Davalıların ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelmede anlaşılacağı üzere, davalı ... tarafından daha önce Davalı Bankaya satışların bildirildiği, ipotek uygulaması aşamasında satılmış olan mülkleri bildiğini yazılı olarak teyit eden Bankanın, Başlangıçta 300’ün üzerinde bağımsız bölüm üzerinde yer alan ipoteği fek ettiği, bu hususun ihtilaf konusu ipoteği yolsuz tescil edildiğine delil teşkil etmekte olduğu, sonuç olarak; Gayrimenkullerin 3. Kişilere satış ve devrinin engellenmesi açısından HMK 389. Maddesi ve devamı maddeleri uyarınca tapu kaydına teminatsız ihtiyatı tedbir konulmasına, Davalılar ... T.A.Ş ve ... A.Ş tarafından konulan ve tapu kaydında mevcut tüm ipoteklerin ve varsa diğer takyidatlar ile haciz kayıtlarının paraya çevrilmesine yönelik yapılacak her türlü yasal takibin dava sonuçlanıncaya ve karar  kesinleşinceye kadar durdurulması mahiyetinde HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca teminatsız Olarak Ihtıyatı Tedbir Kararı Verilmesine, Haklı hukuki nedenlere dayanan davanın kabulü ile Dava konusu İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde kayıtlı, ... Projesinde yer alan (...) Blok, ... Kat, ... no.lu dükkan nitelikli bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescili ve teslimine, Diğer davalılar ... A. Ş. ve ... A.Ş tarafından konulan ipoteklerden dolayı Davacı Müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul ili, Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parselde kayıtlı, ... Projesinde yer alan (...) Blok, ... Kat, ... no.lu dükkan nitelikli bağımsız bölümde yer alan taşınmazın üzerinde yer alan diğer davalar ... A.Ş. ve ... A.S. tarafından konulan tüm ipoteklerin ve varsa hacizlerin terkin edilerek fekkine ve ilgili tapu müdürlüklerine bildirilmesini “beyan talep ve dava etmiştir. Davalı ... San. ve Tic. AŞ. Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeplerle taşınmazın tescilinde zorunlu bir gecikmenin meydana geldiği, davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından taşınmazın davacıya teslim edileceğinin aşikar olduğunu, davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüğünün devam etmesi sebebiyle henüz devir işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, davacı tarafından satın alınan bağımsız bölüm üzerinde ... AŞ. lehine 1.750.000.000,00 TL, ... AŞ. lehine 53.621.000,00 Euro değerinde ipotek tesis edilmiş olup ipoteklerin yasal mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı şekilde terkin edilememesi sebebiyle davacı tarafa takyidatsız tapu devri yapılamadığını, dolayısıyla dava konusu bağımsız bölüm üzerinde bulunan tüm ipoteklerin öncelik ve ivedilikle ... ve ... tarafından terkin edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket taşınmazı takyidatlı olarak devre hazır olup takyidatların kaldırılmasına ilişkin sorumluluk ... ve ... Kiralama’ya ait olduğunu davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile davacı arasında krediden ve sair nedenden kaynaklı herhangi bir sözleşme, sebepsiz zenginleşme, taahhüt, haksız fiil ve sair borç doğuran bir ilişki bulunmadığını, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının davasını davalı banka yönünden somutlaştırmadığını, adi yazılı yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının dava konusu talepleri ile banka arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu taşınmaz üzerine teminatı teşkil edecek şekilde hukuka uygun ipotek tesis ve tescil ettirildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerine davalı şirket lehine, diğer davalı ... ile davalı  şirket arasında imzalanmış olan finansal kiralana sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiğini, davacı ile ... arasında adi yazılı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi’nin geçersiz olduğunu, davacının talepleri ile davalı şirket arasında herhangi bir kredi ilişkisi ve illiyet bağı bulunmadığını beyanla davanın reddini” arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"...Dava konusu taşınmaz gibi yüklenicilerin kat mülkiyetine geçmek üzere yaptıkları bu tür daireleri maket halinde bile satışa arzettikleri inşaat şirketlerin bu çalışma tarzını benimsedikleri yaygın ve bilinen bir durum olup davalı banka ve finans kuruluşunun inşaat şirketinin bu  tarz satışları olabileceğini öngörüp araştırmasını buna göre yapması kendisinden beklenen özeni göstermesi gerekirken yüzeysel bir araştırma ile bu miktar bir kredi tesisi iyi niyetli olduğunu ispata yeterli görülmemiştir. Çok daha düşük  krediler için bile eksper görevlendirip krediye elverişliliği enine boyuna araştıran kredi kuruluşlarının söz konusu olan yüklenici bir inşaat şirketi olduğunda daha titiz ve araştırmacı olması  alacağı riskleri hesaplaması yapılan işin gerektirdiği özendir. Basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gereken davalı banka ve finans kuruluşunun bu yükleniminin doğal sonucu olarak kredi tesisinden  önce inşaat şirketinin mülkiyetinde görünen bu taşınmazı temlik edip etmediğini ve içinde oturan kişinin ne sıfatla burada bulunduğunun tüm yönleriyle ve nitelikleriyle incelediğinin, sözleşmenin imzalanmasından önce  satış borcu bulunup bulunmadığını tespit edip ona göre taahhüt altına girdiğinin, inceleme yaparak krediye  uygun ve avantajlı olduğunu gördükten sonra ipotek tesis ederek kredi verdiğinin somut olayda kanıtlanamadığı aksine bu yükümlülüklere uyulmadığının anlaşıldığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı banka ve finans kuruluşu üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği için iyiniyetli görülmeyerek dava konusu taşınmaz üzerine davalı ... T.A.Ş. Ve ... A.Ş., lehine tesis edilen ipoteklerin fekkine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın tapu kaydında yer alan diğer haciz işlemlerinin fekkine ilişkin taleplerin ise lehine haciz konulan kişilerin dosyada taraf olmamaları nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına... \" şeklinde  karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemece verilen hükümde müvekkili şirket lehine tesis edilen ipoteklerin fekkine karar verilmiş olup işbu karar hukuka aykırı olduğunu, dava konusu ipotek hakkı diğer davalı ... T.A.Ş.'ye devir ve temlik edilmiş olup yerel mahkeme hüküm kısmının kaldırılarak müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumluluğunun bulunmadığının tespiti ile bu yönlerden davanın reddini talep ettiklerini, tüm bu hususlar dosya kapsamında sabit iken yerel mahkemece hüküm kısmında yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden tüm davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verildiğini, taraflarınca dava konusu hak ve alacaklar diğer davalı ... T.A.Ş.'ye devir ve temlik edilmiş ve taraf sıfatı kalmamış olup yargılama giderleri ve vekalet ücretinden diğer davalılar ile birlikte müvekkili şirketin de sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... T.A.Ş. Vekili istinaf dilekçesi ile; iik madde 194 gereği huzurdaki dava hukuken kayıt kabul davasına dönüştüğünü, hukuken kayıt kabul davasına bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olmakla birlikte huzurdaki davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiğini, davalı ... firması iflas ettiğinden davanın konusu ortadan kalktığını, müvekkili banka aleyhine usulüne uygun ikame edilmiş bir dava bulunmadığını, müvekkili banka aleyhine hüküm kurulamayacağını, müvekkili bankanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine kararı verilmesi gerekirken huzurdaki dava dosyası yargılaması neticesinde müvekkili banka yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararında ipoteklerin fekkine ilişkin hiç bir gerekçe yer almadığını, koşulları oluşmayan ipoteğin terkini talebinin reddi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, müvekkil banka - ... arasında ticari kredi ilişkisi bulunduğunu, huzurdaki dava açısından müvekkili tarafından davacıya verilmiş  bir konut kredisi bulunmadığından,  satıcı ... ile müvekkili banka arasında davacının konut tedarikine ilişkin bir sözleşme de bulunmadığından, dava konusu ihtilafta bağlı krediden de bahsedilmesi hukuken mümkün olmadığını, davanın açılmasına müvekkili banka sebebiyet vermediğinden dava mahkeme masrafları ve vekâlet ücreti talebinin reddi ile bunların tümüyle davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir Davalı İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ...-... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile; ilk derece mahkemesinin eksik inceleme yapması ve kararının esasa ilişkin hata teşkil etmesi sebebiyle istinaf talebi doğrultusunda davanın kabulü yönünde verilen kararın kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müflis şirket hakkında verilen iflas kararı nedeniyle iik 194. maddesi gereğince hukuk davalarının durması gerektiğini, davacı taraf üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dava konusu taşınmazın davacı adına tescili yönünde kurulan hüküm hatalı olup kaldırılması gerektiğini, istinafa konu işbu dosyada ise gerek taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gerekse de inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazlar dikkate alınmadan ve gerekçelendirilmeden karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava,  satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil ,takyidatların kaldırılması  istemine ilişkindir. Davacı vekili e-imzalı 09/04/2024 tarihli davadan feragat konulu  dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı vekilinin yetki belgesine bağlı  vekaletnamenin incelenmesinde; davadan Üsküdar ...noterliğinin ... yevmiye nolu feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davadan feragat davaya son veren taraf işlemlerinden biridir HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK'nun 309. maddesi gereğince feragat dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatin hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir . Feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır. HMK'nun 310. maddesi gereğince feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Davacı tarafın davasından feragati ile HMK'nun 307. maddesi hükmü uyarınca davacı talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmiş sayılacağından ve HMK'nun 311. maddesi gereğince feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından davacının usul ve yasaya uygun davadan feragati nedeniyle İDM kararının kaldırılmasına, davacının davasının feragat nedeniyle reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı davadan feragat ettiğinden dairemiz kararı gereğince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının incelenmesine yer olmadığına  karar verilmesi  gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin usul ve yasaya uygun şekilde davadan feragat etmesi nedeniyle,  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2023 tarih 2020/99 Esas, 2023/1211 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacının davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 3-Davacıdan alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının peşin alınan 22.029,98TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 21.602,38‬TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar vekillerinin açık talebi doğrultusunda üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar vekillerinin açık talebi doğrultusunda kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davacı davadan feragat ettiğinden ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğinden dairemiz kararının niteliği gereği hukuki yarar ortadan kalktığından davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun incelenmesine YER OLMADIĞINA, 8-Davalılar tarafından yatırılan istinaf maktu karar harcının istem halinde ve karar kesinleştiğinde  davalılara iadesine, 9-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Kullanılmayan gider avansı var ise istem halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara  iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1. bendi ile aynı Kanun'un 361 ve 362. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76018e968e016095","SID":"e0ccc1239624da5d"}}