{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1391 Esas<br>KARAR NO: 2024/823 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/02/2022<br>NUMARASI: 2019/256 E.  -  2022/39 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş.’nin (“...), Türkiye’de endüstriyel otomasyon ve kontrol alanında uzun zamandır faaliyet gösterdiğini, piyasada tanınırlığı yüksek, güvenilir firmaların başında geldiğini, aynı zamanda \"...\" markasının yetkili distrübitörü olduğunu, Türkiye’de \"...\" markasının  ürün ve hizmetlerini temin etme ve satışa sunma konusunda tek yetkili olduğunu, buna karşılık kendileri tarafından yapılan tespitlerde davalı tarafça yönetildiği anlaşılan www...com.tr ve www...com isimli internet sitelerinde \"...\" markasına ait isim, logo, ve sair yazılı ve görsel içeriklerin kullanıldığını, markaya ait ürünlerin satışının yapıldığını, dava konusu sitelerin \"Ürünler\" başlığı altında \"...\"  isimli sekme ile de davalı tarafın müvekkiline ait markayı taşıyan ürünleri temin ettiği ve satışa sunduğunun görüldüğünü, davalı tarafından yapılan temin etme- satma- teklif sunmanın açıkça \"marka hakkına tecavüz\" niteliğinde olduğunu ve  kendisinin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurduğunu, yetkili servis hizmeti verme yetkisi olmadığı halde hizmet verildiğini, müvekkilinin mevcut ve potansiyel müşteri kitlesine hizmet tekliflerinde bulunulduğunu, bahsedilen sitelerde ana menünün \"Teknik Servis Hizmetleri\" başlığı altında \"...\" isimli sekme ile de davalı tarafın müvekkilinin dağıtımını yaptığı markanın on adet ürünü için yetkili servis hizmetini verdiğini, \"Ürünler\" başlığı altında \"...\"  isimli sekme ile de davalı tarafın müvekkiline ait markayı taşıyan ürünleri temin ettiğini ve satışa sunduğunu, bilgileri ve rızaları dışında yürütülen bu hizmetlerle davalı tarafın, müvekkiline ait mevcut ve potansiyel müşteri kitlesinden haksız kazanç elde ettiğini, bu hususlarda söz konusu ihlale son vermesi için  Beyoğlu ... Noterliği ... Yevmiye numaralı 01.03.2019 Tarihli 01.03.2019 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye karşın davalının eylemlerine devam ettiğini belirterek, bu nedenle  davalının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğinin ve bu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile, durdurulmasını, önlenmesini ve menini,  işbu dava sonuçlanana kadar uyuşmazlık konusu ürünlerin davalı tarafın internet sitesinden kaldırılması için tedbir kararı verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket kurucularının 2012 yılından önce davacı şirket bünyesinde 10 yılı aşkın süre çalıştığını, 2012 yılında ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ni kurduklarını, müvekkili şirketin, abkant pres makineleri üzerinde kullanılan arızalı kontrol ünitelerini kullanılabilir hale getirme noktasında mühendislik çözümleri sunduğunu, makul fiyatlı parçalarla sektördeki iddiasını genişleterek, bilinir hale geldiğini; sistem kurulumu, ürün tedariki, eğitim hizmetleri ve piyasadaki muhtelif markalı ürünler için teknik (özel) servis hizmeti sunduğunu, bu hizmet kapsamında gerekli olan yedek parçaların bir kısmını kendisinin ürettiğini, bir kısmını ithal ettiğini, bir kısmını da iç piyasadan temin ettiğini, müvekkili şirket tarafından satılan ürünlerin arasında taklit ürün olmadığını, ya orijinal \"...\" markalı ürünler satıldığını, ya da üçüncü kişiler tarafından üretilen farklı markalara ait orijinal ürünleri sattıklarını, söz konusu ürünlerin \"...\" markalı ürünlerde kullanılıyor olmasının \"...\" markasına tecavüz edildiği anlamına gelmediğini, orijinal ürünlerin bir kez piyasaya sürüldükten sonra, söz konusu ürünler üzerinde marka sahibinin haklarının tükendiğini, dolayısıyla marka sahibinin bu mallar üzerinde markanın kullanımını engelleyemeyeceğini, sahibine münhasır haklar sağlayan marka hakkının, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde serbestçe kullanılabileceğini, birçok firmanın \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" gibi markalı ürünler için yedek parça, eş değer parça üretip, satışa sunmanın yanı sıra muhtelif markalar için özel servis hizmeti verdiğini, somut olaydaki gibi kontrol sistemleri için yedek parça üreten, eş değer ürünlerin satışını gerçekleştiren veya özel servis hizmeti sunan bir tacirin, söz konusu ürünlerin \"...\" markalı ürünlere uygun olduğunu, \"...\" markalı ürünlerin servisinin yapıldığını belirtmesinin, internet sitesine bu şekilde ibarelerin yer almasının doğal olduğunu, müvekkilinin \"...\" markalı ürün satışı, dağıtımı yapmadığını, sadece \"...\" markalı ürünleri tamir ettiğini belirtmek için bu markayı kullandığını, müvekkilinin markası mevcut olup, gerek basılı evrakında, tanıtıcı materyallerinde ve gerekse web sitesinde baskın unsur olarak markasını kullandıklarını, müvekkilin \"...\" markası yanında dava dışı şirketlere ait \"...\", \"...\" ve \"...\" markalarını kullanırken yaptığı tercihler dikkate alındığında, hiçbirini baskın unsur olarak kullanmadığını, davacı şirketin \"...\" markalı ürünlerin distribütörü veya yetkili servisi olmasının,  müvekkilinin teknik (özel) servis olarak bu ürünlerle ilgilenemeyeceği, ilgili tüketicilere fiyat bilgisi veremeyeceği, bu markaları ürünlerin yedek parçalarını, eş değer parçalarını üretip satamayacağı anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin 7 yıldan beri, davacının tecavüz olarak nitelendirdiği fiilleri sürdürerek tüketicilere hizmet verdiğini, davacının, müvekkili şirket yetkililerinin bu işle iştigal ettiklerini ve \"...\" markasını ilk günden bu yana bu şekilde kullandıklarını bildiğini, davacının aradan 5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra huzurdaki davayı açmasının kabul edilemeyeceğini savunarak, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, müvekkilinin markayı kullanımının \"dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde” olduğunun kabulü ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/02/2022 tarihli 2019/256 E. - 2022/39 K. sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı taraf ... markasının yetkili distrübitörü olduğu, Türkiye’de ... markasının ürün ve hizmetlerini temin etme ve satışa sunma konusunda tek yetkili olduğu, buna karşılık kendileri tarafından yapılan tespitlerde davalı tarafça yönetildiği anlaşılan www...com.tr isimli internet sitelerinde ... markasına ait isim, logo, ve sair yazılı ve görsel içeriklerin kullanıldığı ve markaya ait ürünlerin satışının yapıldığı, yetkili servis hizmeti verme yetkisi olmadığı halde hizmet verildiği, mevcut ve potansiyel müşteri kitlesine hizmet tekliflerinde bulunulduğundan bahisle davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile durdurulmasını, önlenmesini ve meni talebiyle iş bu davayı açmış ise de yapılan incelemelerde davalının www...com.tr alan adlı sitesinde bilişim uzmanı tarafından yapılan yapılan incelmede davacıya ait tescilli markanın google arama motorunda herhangi bir suretle anahtar kod olarak seçilmediği / kullanımadığının tespit edildiği, google arama motorundaki yönlendirmenin  Ücretsiz olarak SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) uygulayarak organik bir şekilde web sitesinde sonuç olarak ortaya çıktığı, ithalat belgeleri incelendiğinde davalının ürünleri ... isimli firmadan ithal edildiği, ithal edilen ürünlerde davacı markasının doğrudan yer almadığı, davacı markasının yer almadığı ürünlere ilişkin eş değer ürün satışına ilişkin iddiaların yukarıda da izah olunduğu üzere markaya tecavüzün konusu olmadığı gibi dava dilekçesinde bu yönde açık bir talep bulunmadığı dikkate alındığında iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu taleplerin dinlenilmeyeceği sonuç olarak paralel ithalat kapsamındaki ürünlerin ve SMK 7/5 kapsamında kalan kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek, davalının müvekkilinin Türkiye’de tek yetkili ve hak sahibi olduğu “...” markalı eşdeğer ürünleri sattığının adeta ikrar ettiğini, davalının müvekkiline ait orijinal ürünleri kullandığının da incelemede ortaya çıktığını, Davalının bu ürünleri ... firmasının rakibi olan ... isimli firmadan satın aldığının, bu firmanın ürünlerini “...” markasını kullanarak pazarladığının anlaşıldığını, Davalının orijinal ürünleri değil, müvekkiline ait markalara yer vererek kendi eş değer ürünlerini pazarladığının ortaya çıkmasına rağmen, Mahkemece marka hakkının tüketildiği ve ikinci el ürün satıldığı gerekçesiyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalının orijinal ürünleri sattığı savunması karşısında taraflarınca davalının orijinal ürünler satmadığının dile getirilmesini, mahkemenin iddianın genişletilmesi olarak kabul ederek HMK’ya aykırı şekilde yorumda bulunduğunu, Mahkemece bu iddialarının araştırılması için ek rapor alınmasına karar verildiğini, ek raporda davalının orijinal ürün kullanmadığı tespit edilmesine rağmen, Mahkemenin inanılmaz şekilde davalıya geçen ispat kuralını ortadan kaldırarak, davayı bambaşka bir noktaya getirdiğini, Davalının orijinal olmayan ve yırt dışından aldığı ürünleri “...” markasıyla satışa sunmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, Ayrıca davalının internet sitesinde “...” markalı ürünlerin tamirini yaptığını belirterek yetkili servis olduğu imajını yaratarak tanıtım yapmasının da marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, Google arama motoruna “...” yazıldığında davalı şirketin ilk sırada çıktığını, yetkili servis olmamasına rağmen, internet sitelerinde “...” ve “...” ibarelerini kullanmasının, müvekkilinin tek yetkili distribütör olduğu düşünüldüğünde başlı başına marka hakkına tecavüz olduğunu, Bu eylemlerin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, Bilirkişilerin ürünlerle ilgili yaptıkları incelemede, ... isimli firmadan satın alındıklarını tespit etmelerine rağmen, ürünlerin orijinal olabileceğine dair görüş bildirdiklerini, Fatura ve defterlerde yazan ürünlerle ilgili referans kodlarının (..., ..., ..., ... ve ...) da müvekkilinin ürünlerini tanımlayan kodlar olmadıklarını, Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemece fahiş hatalarla dolu bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine dair mahkeme kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde;  \"...\" ibareli markanın ... adına ... numarası ile 13/07/2018 tarihinde 09. sınıfta \"Sayısal kontrol aparatı\" ürünü için 13/07/2018 tarihinde tescil olunduğu anlaşılmıştır. Tescil 18.03.2019 tarihinde sicile kaydedilmiş ve 31.05.2019 tarih ve 459 sayılı Resmi Marka Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Davacı tarafça dosyaya yeminli tercümesi sunulan \"Temsilcilik Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme incelendiğinde; ... Arasında imzalandığı, Sözleşmenin 1. maddesinde ... şirketine sözleşme ekinde yer alan Ek A kapsamındaki ürünler için doğrudan müşterileri dikkate alarak ...'yı temsil etmek üzere münhasır olmayan bir temsil yetkisi verdiğinin açıklandığı, Sözleşme ekinde yer alan listeye göre bu ürünlerin üreticinin veya üreticinin taşeronluk yaptığı bir şirket tarafından üretilen metal biçimlendirme endüstrisi için nümerik kontroller, onların yazılımı ve yedek parçaları serisi oldukları ve \"...\" markası ile satılacaklarının açıklandığı,  Sözleşmenin 1 Mayıs 2001 tarihinde başlamak üzere 2 yıl süreli olduğu, Sözleşmenin bitiminden önceki 6 ay içinde taraflardan birisinin bildirimde bulunmaması halinde 1 yıl için sözleşmenin kendiliğinden yenileneceği, davacıya ürün satışının yanı sıra teknik servis hizmetleriyle ilgili olarak da yetki verildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka vekili ..., makine mühendisi ... ve bilişim uzmanı ...'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 08/10/2020 tarihli heyet raporda; dava konusu ...com alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri kontrol edildiğinde; alan adının 18.09.2012 tarihinde alındığı, alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri arasında ... Ltd. Şti. ... Mah. ... Sok. No:... Sefaköy, Küçükçekmece, İstanbul  ... ...@gmail.com bilgilerinin görüldüğünü, www...com Anasayfaya girildiğinde raporda görüleceği üzere dönen resimler kısmında \"... CNC Tamiri Uzman ... Tamircisini Arıyordunuz, artık buldunuz. ..., ..., ..., ..., ... hangi model, hangi arıza varsa çözüm burada ve Buton üzerinde ...\" ibaresinin görüldüğünü, ürün kategori linkinde görüleceği üzere ürünler menüsünde ... YEDEK PARÇALARI kategorisi altında ürün/ürünlerin görüldüğünü, benzer linklerin var olduğunu, rapordaki ekran görüntüsünde de görüleceği üzere ... yetkili servis şeklinde arama yapıldığında 1. sayfada 1. ve 2. sırada www...com alan adının çıktığını, bu www...com web sitesi içerisinde ... yetkili servis ibaresinin tamamı birebir geçmediğinin söylenemeyeceğini, ..., ... teknik servis şeklinde olan sonuçlar da getirildiğini, dosya içeriğinde, ... şirketi ile davacı arasında 19.12.2001 tarihli Temsilcilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin tarafı olan ... şirketi ile ... sicil numarası ile tescilli ... markasının sahibi olarak görünen ...’nın Türk Patent ve Marka Kurumu’na (“Türk Patent) bildirilen adresinin aynı olduğunun tespit edildiğini, dosyadaki mevcut bilgilerden anlaşıldığı üzere, davaya konu markanın SMK kapsamında korunan markalardan olması, markayı taşıyan malların Türkiye’de piyasaya sunulması, markayı taşıyan malların marka sahibinin rızası dahilinde piyasaya sunulması koşullarının oluşması nedeni ile takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davacının her ne kadar ... marka ürünlerin Türkiye’de satışını münhasıran yapabilecek tek yetkili distribütör olsa da davalının paralel ithalat yolu ile orijinal ... markalı ürünleri satmasına engel olamayacağı, açıklanan nedenler ile davalının ... marka ürünleri satmasının ... sicil numarası ile tescilli ... markasına tecavüz fiilini oluşturmadığı kanaatine varıldığı, davalının haksız rekabeti doğuran herhangi bir eylemi tespit edilemediğinden, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, TTK’nın haksız rekabet hükümlerinin mevcut olayda uygulanamayacağı kanaatine varıldığı sonuç olarak; dava konusu ...com alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri kontrol edildiğinde; alan adının 18.09.2012 tarihinde alındığı, alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri arasında ... - ... Ltd. Şti. - ... mahallesi ... Sok. No ... Daire ... Sefaköy Küçükçekmece, İstanbul ... - ...@gmail.com bilgilerinin olduğu görülmüş olup çıktısının ekte <br>sunulduğunu, www...com Anasayfaya giriş yapıldığında dönen resimler kısmında ... CNC Tamiri Uzman ... Tamircisini Arıyordunuz, artık buldunuz. ..., ..., ..., ..., ... hangi model, hangi arıza varsa çözüm burada ve Buton üzerinde ... ibaresinin olduğu,  http://www...com/.../ linki içerisinde Ürünler menüsünde ... CNC YEDEK PARÇALARI kategorisi altında ürün/ürünler olduğu, http://www...com/.../ linki içerisinde Teknik Servis menüsünde ... CNC TAMİRİ kategorisi altında ürün/ürünler olduğu, www...com alan adı içerisinde bulunan web sitesi kaynak kodları dava konusu ... ibaresi ile ilgili incelendiğinde ... ibaresinin Anahtar Kelime (keyword) olarak kullanılmadığı, fakat ... ibaresi her ne kadar Anahtar Kelime (keyword) olarak kullanılmamış olsa da Google Arama Motorunda arama sonuçlarında web siteleri 2 farklı yöntem ile ilk sayfalarda çıkabildiğini; 1. Yöntem'in : Google’ın ücretli reklam hizmeti olan Google Adwords (Ads) hizmeti olduğunu, 2. Yöntem'in : Ücretsiz olarak SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) uygulayarak organik bir şekilde web sitenizin ilk sayfalarda çıkmasını sağlayabileceğini, dava konusu ... ibaresinin organik olarak Google Arama Motorunda yapılan arama sonucunda ilk sayfada çıkması olduğundan 2. Yöntem ele alınacağını, Google Arama Motoru; Web sitenizin arama sonuçlarında ilk sayfalarda çıkabilmesi için bir çok kriteri göz önünde bulundurarak filtreleme yaptığını, arama sonucunda çıkmasını istediğiniz ibare/marka isminin sadece Meta Tag bölümünde Keyword (Anahtar Kelime) kısmında kullanılmamasıyla ilk sayfalarda çıkmaması gibi bir durum söz konusu olmadığını, anahtar Kelime kısmında yazmasa bile diğer kısımlarda olması (Örn: Title, Description, URL Link Yapısı içerisinde) Google arama motorunun değerlendirmesine alınıp filtreleme yapılarak sıralamaya konulabildiğini, Web Sitesi içerisinde Anahtar Kelime kısmında kullanılmadan Örneğin: Ürün Adı, Ürün Açıklaması (İçerik), Menüde/Kategori, Etiketlerde kullanım gibi durumlarda ibare/marka ismi arama sonuçlarında çıkabildiğini, tabi sadece Ürün Adı, Ürün Açıklaması, Menüde kullanım da yetmediğini, bunların dışında da birçok kriter olduğunu, Mesela; link yapısı, site haritası, mobil uyumluluk, alan adı yaşı, içerik uzunluğu gibi bu ve bunlara benzer daha birçok kriter kontrol edilerek filtrelemeler gerçekleştirildiğini, www...com/.../ linki kaynak kodlarına bakıldığında Başlık (Title), Link yapısı içerisinde ... ibaresinin olduğu, www...com.tr alan adı içerisi kontrol edildiğinde www...com.tr alan adının www...com alan adına yönlendirildiği,  “...” şeklinde Google arama motorunda arama yapıldığında 1. Sayfada 1. ve 2. sırada www...com alan adının çıktığı, tabi bu www...com web sitesi içerisinde ... yetkili servis ibaresinin tamamı birebir geçmediğinin söylenemeyeceği, ... servis, ... teknik servis şeklinde olan sonuçların da getirildiği, (Bu sıralamaların zaman zaman değişiklik gösterdiğini) ... ibaresi ile Google arama motorunda arama yapıldığında www...com alan adının 1. Sayfa en alt sırada olduğunun görüldüğü, ... ibaresi ile arama yapıldığında 1. Sayfa 1. Sırada ..., 2. Sırada www...com alan adının bulunduğunun görüldüğü, (Bu sıralamaların zaman zaman değişiklik göstermektedir.) Google arama motorunda “...” şeklinde arama yapıldığında 1. Sayfa 1. Sırada ..., 2. Sırada www...com com alan adının bulunduğu ve “...” yazdığı, 3. Sırada www...com alan adının bulunduğu, Google arama motorunda “...” şeklinde arama yapıldığında 3. Sayfada www...com alan adının bulunduğu, www...com alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “..., ... ve ... CNC modelleri için her türlü tamir ve servis hizmetlerini vermektedir.” yazdığı, www...com alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “... CNC kontrol üniteleri için ... Tuş takımı stoklarımızda bulunmaktadır. Ayrıca ... için LCD ekranları da stoklarımızdan temin edilmektedir.” yazdığı,  www...com alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “... ve ... kartları ... kontrol ünitelerinde kullanılan eksen kartlarıdır. Stoklarımızda bulunmaktadır.” yazdığı,  www...com alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “... kartını yedek parça olarak ... Makine’den temin edebilir ya da tamir edilmesi için teknik servisimize ulaştırabilirsiniz.” Yazdığı, sonuç olarak SMK m. 7 hükmü uyarınca tescilli ... markasına tecavüz eyleminin oluşmadığı, yönünde kanaat bildirdikleri anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi heyetine mali müşavir bilirkişi ... da dahil edilerek,   davalıya ait ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, yapılan inceleme sonucunda bilirkişi heyetince düzenlenen 25/05/2021 tarihli ek raporda; \"...bilişim konusundaki tespitler detaylı bir şekilde yapılarak kök raporda sunulduğunu, ...’nin ticari defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 sayılı TTK. m. 64, 65 VUK. m. 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, satış Faturaları incelendiğinde, fatura açıklamalarının yukarıda dökümü yapıldığı şekilde olduğu, CNC açıklamalı ürünlerin satışı ve tamirinin yapıldığının tespit edildiğini, fakat satılan ürünlerin ticari defter ve faturalar üzerinden orijinal ürün olup olmadığının tespit edilemediğini, İthalat beyannameleri incelendiğinde, ... numaralı beyannamedeki ticari tanımın “İŞLEME MAKİNALARINA AİT AKSAM VE PARÇALAR” olduğu, ithalatın ...’dan yapıldığı, ayrıca ithalat gümrük beyannamesinin (31.12.2018 tarihli) ekinde olan 19.12.2018 tarihli fatura incelendiğinde, faturanın açıklamasında “..., ..., ...,” yazdığı görülmüş, ithalat beyannamesinde “...” açıklamasına rastlanmadığını, bununla beraber, davalının düzenlediği 09.01.2019 tarihli ... numaralı satış faturası ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye “...” açıklamalı  satış yapıldığı tespit edildiğini, ithal edilen “...” ile satışı yapılan ürünün aynı ürün olup olmadığı orijinal ürün olup olmadığı veya sahte olup olmadığı defter kayıtlarından tespit edilemediğini, yerinde yapılan mali incelemede, davalı şirketin satış faturaları kontrol edildiğinde, 21.08.2019 tarihli ... sıra numaralı satış faturası ile “...” satışı yapıldığının görüldüğünü, yapılan incelemede bu ürünün nereden tedarik edildiği araştırıldığında, ürünün  06.08.2019 tarihli ... Gümrük Beyannamesi ile ...’dan 22.07.2019 tarihli ... numaralı fatura ile ithal edildiği tespit edildiğini, Gümrük Beyannamesinde ürüne ait ticari tanımın “İşleme Makinalarına ait aksam ve parçalar” olduğu, gtip numarasının ise ... olduğu, fatura incelendiğinde içeriğinde ..., ..., ..., ..., ... ve ... açıklaması olan ürünlerin ithal edildiği tespit edildiğini, söz konusu ürünlerin dava konusu ... ürününün parçaları olduğu anlaşıldığını, buradan hareketle heyetlerinde, davalı tarafından ithal edilen ... ürünlerinin orijinal olabileceği kanısı oluşmuşsa da en sağlıklı değerlendirmenin ancak yerinde parçaların incelenmesi ile yapılabileceğini, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere ticari defter kayıtlarının ve ithalat belgeleri incelendiğinde davalının ... ürünleri İtalyan bir firmadan ithal ettiği ve iç pazarda sattığının anlaşıldığını, belgelerden edinilen intibada ürünlerin orijinal olabileceği ancak en sağlıklı değerlendirmenin ancak ithalatı yapılan, satılan ayrıca tamiratı yapılan ürünlerin örneğinin bizzat yerinde veya dosyaya temin edilmesi halinde incelenmesi ile mümkün olabileceği; örnek ürünler dosya içine alındığı takdirde veya davalı şirket merkezinde yerinde inceleme yapılmak üzere heyetimize yetki verilemesi durumunda, davalı ve davacının temin edeceği ürünlerin orjinal ambalajlarıyla birlikte fiziksel olarak ve faturalar üzerinden temin kaynakları incelenerek, orjinal ürünler olup olmadığı konusunda görüş bildirmenin sağlıklı olacağı\" görüş ve kanaatine vardıkları belirtilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava,  markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması önlenmesi ve ortadan kaldırılması davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; davaya konu edilen ... numarası “...” markasının dava dışı .... adına tescilli olduğu, SMK’nun 7/2. maddesi uyarınca, marka tescilinden doğan hakların münhsıran marka sahibine ait olduğu, davacının 2001 yılında “...” markalı ürünlerin satışı ve bakımıyla ilgili Türkiye Temsilcilik Sözleşmesi imzaladığı şirketin ise .... şirketi olduğu, her ne kadar bu şirketin sözleşmede yazılı adresi ile marka sahibi şirketin marka tescil kaydındaki adresi aynı ise de, dava dışı bu iki şirketin aralarındaki bağlantıya ve .... şirketinin “...” markasıyla ilgili hak sahibi olduğuna dair dosyaya delil sunulmadığı gibi, davacı ile dava dışı .... şirketi arasında münhasır (inhisari) olmayan temsil (distribütörlük) sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davacıya “...” markasıyla ilgili hukuki yollara başvurma hakkı verildiğine veya verilmediğine dair bir açıklama bulunmadığı, SMK’nun 158/2. maddesi uyarınca inhisari olmayan sözleşeme ile lisans alanın, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden istemesi, hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması halinde, lisans hakkı sahibinin yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatinin gerektirdiği ölçüde dava açabileceğinin düzenlendiği, davacının lisans veren .... firmasına dava açılması için bildirim yaptığına dair bir açıklamada bulunmadığı, bu konuda dosyaya bir delil ve belge de sunmadığı, yine Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere, distribütörlük sözleşmesinin, sağlayıcı ile distribütör arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde bir sözleşme olduğu, bu sözleşmeyle sağlayıcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere distribütöre bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık distribütör de sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklendiği, Sözleşmenin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimlerin ve yükümlülüklerin bu sözleşmenin tarafları arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmeyeceği, bu nedenle distribütörün bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile korumasının da ilke olarak mümkün olmadığı, bu durumda davacının davalıya karşı markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açamayacağı kanaatine varılmıştır.Ayrıca, her ne kadar davacı vekili davalının orijinal olmayan ürünler üzerinde “...” markasını kullandığını ve bu hususun bilirkişi incelemesi ile  tespit edilmesine rağmen Mahkemece iddianın genişletildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi incelendiğinde; davalının davaya konu markayı taklit ürünler üzerinde kullandığına dair bir iddiada bulunulmadığı, aksine davalının “...” markalı ürünlerin satışını ve teknik bakımlarını yaptığının iddia edildiği, davacının yargılama sırasında davalının muvafakati olmaksızın bu kez SMK’nun 29/1-c maddesi uyarınca markanın taklit ürünler üzerinde kullanıldığını iddia etmesinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğuna dair mahkeme kabulünün yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin diğer istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede ise; davacının taraf olduğu sözleşmede açıkça Bursa’da bulunan ...isimli firmaya .... şirketi tarafından doğrudan ürün satışı yapılabileceğinin kararlaştırıldığı, alınan bilirkişi raporları ile bir kısmının yurt dışından temin edildiği tespit edilen  “...” markalı ürünlerin veya Türkiye’de başka firmalarca satışı yapılan ürünlerin davalı tarafından internet sitelerinde satışa sunulmasının SMK’nun 152/1. maddesi uyarınca marka hakkının tüketilmesi niteliğinde olduğu, bu ürünlere uygun yedek parçaların tanıtımının ve satışının yapılmasının ise SMK’nun 7/5-c maddesi uyarınca markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, davalının internet sitesinde “...” markalı ürünlerin yetkili servisi olduğuna dair bir paylaşımda bulunmadığı, bu ürünlerle ilgili özel servis hizmeti sunmasının da SMK’nun 7/5. maddesi uyarınca dürüst kullanım niteliğinde olup, marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği,  davalının internet siteleri için “...” markasını anahtar kelime olarak kullanmadığının da kaynak kodları üzerinde bilişim uzmanı tarafından yapılan inceleme ile tespit edildiği, Google arama motorunun kendi optimizasyonunu uygulaması sonucunda davalı şirketin üst sıralarda çıkmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, bu nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4939791e40e4e2bf","SID":"7adbab1295257b7e"}}