{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/489 Esas<br>KARAR NO: 2024/934<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/11/2023<br>NUMARASI: 2023/125 E. - <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>TALEP Talep, Mahkemece 09.11.2023 tarihli ara karar ile duruşmalı olarak verilen ''ihtiyati tedbire itirazın reddine'' ilişkin ara kararın istinaf yoluyla incelenmesinden ibarettir.<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde; müvekkilinin endüstriyel uygulamalar alanında uluslararası firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun aynı zamanda tanınmış markası olan \"...\" ibaresine ait hem TPMK nezdinde hem de uluslararası marka ofisleri nezdinde marka tescilinin bulunduğunu, davalı şirketin müvekkiline ait ticaret unvanının esas unsuru ve tanınmış markası olan \"...\" ibaresinin ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan \"...\" ibaresini birebir aynı ürünler üzerinde, müvekkiline ait \"...\" markasının ve ürünlerinin, ticari takdim biçimi olan kare logosu ile \"...\" renk unsuru ile birlikte \"...\" şekillerinde, müvekkiline ait kataloglarda yer alan \"...\" renk ile \"benzer ürün\" kodlarını, fiziki ve dijital ortamlar olmak üzere tüm mecralarda kullanmak suretiyle müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, haksız rekabete neden olduğunu ve iltibas yarattığını beyan ederek, davalı tarafa ait web sitesinde, Linkedln web sitesinde yer alan linkler kapsamında, Facebook web sitesinde yer alan linkler kapsamında, yer alan \"...\" markasını içerir kullanımların bilirkişi marifeti ile tespitine, bu sitelere erişimin engellenmesine, \"...\" markasını, logo unsurunu ve müvekkiline ait kurumsal \"...\" renk unsurunun kullanıldığı tüm katalog ürünlerinin, her türlü işyeri tabelası, araç üzeri reklam, diğer reklam malzemeleri, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile bütün iş materyallerine davalıya ait belirtilen adreste tedbiren el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 16.10.2023 tarihli ara karar ile; tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince aleyhine tedbir talep edilen davalı tarafından tebliğden itibaren geçerli olmak üzere takdiren 1.000.000,00 TL (birmilyontürklirası) ya da bu miktardaki teminat mektubunun bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması/sunulması halinde aşağıda ayrıntıları belirtilen TEDBİR KARARININ UYGULANMASININ ERTELENMESİNE, Belirtilen kesin süre içerisinde teminat yatırılmadığı ya da bu miktarda teminat mektubu Mahkememize sunulmadığı takdirde; Tedbir talebinin takdiren 350.000,00 (üçyüzellibin) TL teminat ya da bu miktardaki teminat mektubunun bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması/sunulması halinde kabulü ile; Davacıya tarafın \"...\" logolu markasına karşı iltibasa sebebiyet verdiği değerlendirilen davalı tarafın \"...\" logolu markasını içerir kullanımlarına ve bunlarla sınırlı olmaksızın tüm  ihlal teşkil eder kullanımlarının önlenmesine,  Karşı tarafa ait; https://www...com/ websitesinde, ... web sitesinde yer alan aşağıdaki linkler kapsamında;https://www.... URL adreslerinde yer alan \"...\" ibaresini/markasını içerir kullanımların ilgili sitelerden kaldırabilmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine aksi takdirde ilgili sitelere erişiminin engellenmesine, Davalı tarafından üretilen ve ihtiva eden \"...\" ibaresini/markasını içerir kullanımların bu markalar adı altında üretiminin e-ticaret siteleri üzerinden ya da herhangi bir suretle pazarlanmasının satışının durdurulmasına ve  önlenmesine, bunu teminen; e-ticaret sitelerine kararın ihbaren  bildirilmesine, (-...com -...com -...com -...com  -...com -...com ) Davalı tarafından üretilen ve ihtiva eden \"...\" ibaresini/markasını içerir kullanımların  durdurulması ve önlenmesini teminen Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne ithalat ve ihracatının durdurulması yönünde müzekkere yazılmasına, Bu ibareleri içerir her türlü ticari alanda kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, işyerlerinde, araçlarında ve tüm adreslerde kullanılan \"...\" ibarelerini içerir afiş, tabela, stiker vb. her türlü tanıtım ve reklam evrakına, bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıplara, davalılara ait dava dilekçesinde belirtilen adreslerde taraf nezdinde olmak kaydıyla masrafları talep edene ait olmak üzere -öncelikle sökülmesine aksi takdirde- el konulmasına, toplanmasına ve yedi emine teslim edilmesine, ticari evrak ve faturaların ticari hayattaki güven ilkesi ve üçüncü kişilerinin haklarının teminat altına alınmasına bakımından el konulması işlemi dışında tutulmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili firmanın zaten bu markayı artık kullanmadığını, kendilerince gerçekleştirilen başvuruya yapılmış olan itirazın “birebir aynı olmak” değil de “ayırt edilemeyecek kadar benzer olmak” üzerinden değerlendirmesi gerekeceğini, ayırt edilemeyecek derecede benzerlikte birebir aynı olmak değil, orta düzeydeki tüketicide bıraktığı genel izlenim açısından “hemen hemen aynı olmak” anlaşılması gerektiğini, yani yazılış, okunuş, görsel ve sessel olarak aynıymış gibi algılanmalarının daha önce bilinen marka ile aynı sanılacak şekilde gerçekleşmesi gerektiğini,Markalarının “...'' ...” ibaresinden oluşturulduğunu, “...” ibaresinin Türkçede herhangi bir karşılığı ve anlamı olmayan, “oscillation suspention technical application” sözcüklerinin baş harflerinin alınması ile oluşturulmuş tamamen orijinal bir ibare olduğunu, burada geçen ““...”, -salınım süspansiyonu ürün imalat esaslarının- İngilizce yazılımı olduğunu, günlük dilde kullanımı olmayan “...” ibaresinin müvekkilini işaret etme işlevini çok güçlü bir şekilde yerine getiren, ayıt edici gücü yüksek orijinal bir marka oluşturulmasını sağladığını, dolayısıyla bir markadan beklenen “ayırt edici olma ve marka sahibini işaret etme” işlevini tam anlamıyla yerine getirmek olduğunu, Davacının davasına dayanak ettiği marka “...” olduğunu, söz konusu markanın, bir daire içerisine yerleştirilmiş baklava dilimi motifi ve iki yön işareti arasında yazılmış “...” sözcüğünden oluştuğunu, markanın siyah beyaz olup, herhangi bir renk kullanılmadığını, kendi markalarının ise, yazılış ve bu okunuş ve yazılışın gözde ve kulakta bıraktığı iz açısından farklılığının açık biçimde ortada olduğunu ve bu farklılık objektif olarak değerlendirildiğinde hiçbir ihtilafa yer vermeyecek kadar açık olduğunu, markaların bütünsel olarak da farklı olduğunu, Kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını, Bunun yanında davaya temel teşkil eden gerekçelerin yer aldığı yukarıdaki alıntıda ısrarla renk vurgusu yapıldığını, öyle ki, ... rengin itiraz sahibince ilk kez ortaya çıkarıldığı, doğada ve hayatta daha önce bu rengin hiç olmadığı ve sonsuza kadar bu rengin itiraz sahibine ait olacağı gibi bir sonuca ulaşıldığını, gerçekte ise, davacının davasına dayanak yaptığı “...” ibareli tescilli markasının, ... rengin hiçbir tonunu içermemenin yanında hiçbir renk içermeyen siyah beyaz tonda olduğunu, buna rağmen sanki kendileri adına tescil edilmiş bir renk yelpazesi varmış gibi, ... rengin kullanımına 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun hangi hükmü uyarınca itiraz edildiğinin anlaşılamadığını,  Davanın büyük kısmında iddialara dayanak yapılan ... rengin, davacının “...” markasında olmadığını ve davacı tarafca bu renk ile ilgili Türkiye de herhangi bir tekel hakkı elde edildiğinde dair hukuki delil de bulunmadığını, Marka tescilinin emtialara ilişkin tekel sağlaması söz konusu değilken bu iddiaların direkt ve dolaylı yoldan benzerlik için ölçü olsun istendiğini, malların piyasaya sunum şekli ve piyasada dolaşımının marka tescilinden doğan koruma kapsamında olmadığını, Ayrıca; itiraza konu malların anonim olduğunu ve herkesin kullanımına açık olduğunu, dolayısıyla bu malların özgün doğal şeklini içeren logoların başvuruda kullanılmasının benzerlik iddiası için temel teşkil etmediğini, örnek vermek gerekirse özgün şekli gereği yuvarlak olması gereken bir araba lastiği fotoğrafının yer aldığı bir başvuruda bu logonun zaten tali unsur olarak değerlendirilip ayırt edicilik açısından değerlendirme dışı tutulacağını, “Benim tescilli markamda tekerlek şekli yuvarlak, itiraz ettiğim başvuruda da yuvarlak” diyerek bir itiraz oluşturulamayacağını, ürün fotoğrafı yerine karakterize edilmiş orijinal çizimler kullanıldığında bu iddianın dillendirilebileceğini, Müvekkili firma sahiplerinin yaklaşık 40 yıldır sektörde yer almakta olup vibratör ve salınım malzemeleri konusunda oldukça yetkin olduklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili firmanın yine de kendisine ait olan ... markasını artık kullanmadığını, başka bir marka ile ticari hayatlarına devam ettiğini, Son olarak dünya üzerinde bir çok firmanın kendi markasını oluşturarak salınım malzemeleri ürettiğini, hatta www....com uzantılı internet sitesinde görüleceği üzere ... markalı salınım malzemesi hem ... renk tonu hem de tasarım olarak davacının ürünleri ile neredeyse birebir aynı olduğunu, yani salınım malzemesinin, genel kabul olduğu üzere ancak bu şekildeki bir formda üretilmekte olduğunu, bunu üretmenin teknik olarak başkaca bir yolu olmadığını, bu nedenle markaya yönelik yapılan itirazı içeren bir davada marka dışındaki iddia edilen hususları kabul etmenin mümkün olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep; İlk Derece Mahkemesince  09.11.2023 tarihli ara karar ile, ''ihtiyati tedbire itirazın reddine'' dair kararın istinaf yoluyla incelenmesinden ibaret olup, Mahkemece 16.10.2023 tarihli ara karar ile; ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş, yine aynı kararda teminat karşılığında ''tedbir kararının uygulanmasının ertelenmesine'' karar verilerek, ters teminat tedbirine hükmedilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda; dosyaya sunulan delillere, bilirkişi raporuna ve tarafların iddia ve savunmalarına göre, Mahkemece ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, ancak aynı kararda tedbirin ağırlığı ve tarafların iddia ve savunmaları gerekçe gösterilerek, ters teminat tedbirine hükmedildiği, ihtiyati tedbir kararlarının tereddüt yaratacak şekilde iki aşamalı olarak verilemeyeceği, bu nedenle verilen kararın usûl ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, 09.11.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin itirazının kabulü ile, Mahkemenin 16.10.2023 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilerek usûlüne uygun bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince hatalı inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince istinafa başvuran davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  09/11/2023 tarih, 2023/125 E.  Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a5568c40cce7473","SID":"e31eded7eb29d432"}}