{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/539 Esas<br>KARAR NO: 2024/881<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/11/2018<br>NUMARASI: 2015/921Esas,  2018/1216 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kapalıçarşı'da değerli maden ve gümüş ticareti yapan bir tacir olduğunu, İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1315 D.İş sayılı dosyası ile davalı tarafından ihtiyati haciz kararı alınarak işyerinde haciz kararının uygulandığını, aynı zamanda davacıya ait tüm banka hesaplarına bloke konularak adına kayıtlı araç ve gayrimenkullere de haciz konulduğunu, ancak ihtiyati hacze konu edilen bonolardaki imzaların sahte olduğunu ve davacıya ait olmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, nakit alışverişleri de bulunmadığını, bu nedenle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, anılan nedenle davacı adına kayıtlı araçlar üzerine konulan haciz ve yakalamanın kaldırılmasına, yine banka hesaplarına konulan blokelerin kaldırılması ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya vermiş olduğu çeşitli vadeli senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, davacı tarafın sahtelik iddiasının gerçek dışı olduğunu, takibe konu senetlerin bizzat davacı tarafından imzalandığını, davacının çalıştığı sektörde birçok kişiye borçlandığını ve hakkında alınmış birçok icra takibi bulunduğunu, ancak davacının borçlarını ödememek için sürekli olarak farklı şekillerde imzalar attığının tespit edildiğini, davacıdan sürekli talep edilmesine rağmen ödemenin yapılmadığı, bizzat imzaladığı senetlerdeki imzalara itirazının yersiz olduğunu, anılan nedenlerle davanın reddi ile davacı tarafından %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini  istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu dört adet senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan imza incelemesine göre 30.08.2014 tarihli ve 50.000,00 USD bedelli senet üzerindeki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptandığından, söz konusu imzaların davacının eli ürünü olduğu, diğer üç senetteki davacı adına atfen atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptanmadığı, söz konusu üç adet senetteki imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle  davanın kısmen kabulüne, 30.07.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli,  30.09.2014 tarihli 150.000,00 USD bedelli, ve 30.11.2014 tarihli 150.00,000 USD bedelli senetler sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine, 30.08.2014 tarihli 50.000,00 USD bedelli senet yönünden ise açılan davanın reddine  karar verilmiştir. Verilen karar istinaf ve Yargıtay denetiminden kesinleşerek  25/10/2023 tarihinde kesinleşmiştir.<br>HÜKMÜN TAMAMLANMASI TALEBİ: Davacı vekili 29/01/2024 tarihli dilekçesi ile, 14/11/2018 tarihli gerekçeli kararda müvekkili lehine talep ettikleri  \"karşı tarafın aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,\" talebinin reddine veya kabulüne yönünde hiçbir hüküm kurulmadığını ileri sürerek, HMK'nın 305/A maddesi uyarınca,  davalı yanın haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle davalı yan aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini ve 14.11.2018 tarihli gerekçeli kararın bu yönde tamamlanmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI: İlk Derece Mahkemesince 14/02/2024 tarihli ek karar ile;  tamamlanması istenilen hükmün 14/11/2018 tarihli olduğu, hükmün tamamlanmasına cevaz veren HMK.305/A maddesi, hükümden sonra yürrülüğe giren 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı kanunla ihdas edildiği, düzenleme bulunmayan bir tarihte, hükümdeki eksikliğin ancak kanun yoluna müracaat (istinaf/temyiz) ile dermayan edilebileceği, davacının istinaf dilekçesinde kötü niyet tazminatına hükmedilmemesini istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü ve istinaf mahkemesince bu istinaf sebebinin de değerlendirildiği gerekçesiyle, hükmün tamamlanması talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükmün tamamlanması dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; istinaf mahkemesince  neticeten kötü niyet tazminatı talebi konusunda yerel mahkeme tarafından hüküm kurulmamasının hatalı olduğu sonucuna varıldığını,  yerel mahkeme tarafından \"Hüküm verildikten sonra yürürlüğe giren kanun maddesi geriye yürütülerek, somut karara uygulanması mümkün değildir.\" ifadesinin dosya kapsamında tamamen hatalı bir değerlendirme olduğunu, zira HMK 305/A hükmünün, tavzih talebinde bulunabilmek için nihai karar tarihini esas almış olduğunu, nihai kararın kendilerine 21/01/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, HMK madde 305/A maddesinin yürürlükte olduğu tarihte yerel mahkemeye talepte bulunduklarını, yerel mahkeme hükmünün yerinde olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, itirazın iptali talebine  ilişkindir. Dairemizin önüne gelen somut uyuşmazlık, hükmün tamamlanması talebinin reddine dair ek karara ilişkindir.  Karar davacı vekili  tarafından istinaf edilmiştir. 1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın karara bağlandığı, talebe dayanak HMK 305/A maddesinin ise  14/11/2018 tarihinde, 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı kanunla HMK'ya eklendiği, karar tarihinde hükümdeki eksikliğin ancak kanun yoluna müracaat ile ileri sürülebileceği ve nitekim  davacı vekilinin hükmün tamamlanmasına konu ettiği kötü niyet tazminatı talebini istinaf ve temyiz sebebi olarak ileri sürdüğü, söz konusu talebin Dairemizce ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından incelendiği, kaldı ki HMK'nın 305/A maddesine göre hükmün tamamlanması talebinin karar tarihinden itibaren 1 ay içinde talep edebileceği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar tarihinde mevcut olmayan yasal düzenlemenin somut olaya uygulanması mümkün olmadığı gibi, istinaf ve temyiz aşamasına konu edilip değerlendirilmiş bir hususta hükmün tamamlanmasının da mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ek karara karşı yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen kararda kötü niyet tazminatına karar verilmemesini istinaf ve temyiz olarak ileri sürmesine, söz konusu talebin Dairemiz ve Yargıtay tarafından değerlendirilmesine ve kararın kesinleşmesine  rağmen, ilk derece mahkemesince verilen karar tarihinde mevcut olmayan ve somut olaya uygulanması da mümkün bulunmayan hususa ilişkin  hükmün tamamlanması yoluna başvurduğu, talebin reddine dair  ek kararı da istinaf ettiği, davalı vekilinin istinaf yoluna başvurmasının kötü niyetli olduğu  anlaşılmakla, kötü niyetli istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin kendi şahsı hakkında HMK'nın 351. maddesi atfıyla aynı kanun'un 329. maddesi uyarınca disiplin para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-HMK'nın 351.maddesi atfıyla HMK'nın 329.maddesi uyarınca takdiren 5.000,00-TL disiplin para cezasının davacı vekili  Av. ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,   kararın yerine getirilmesi işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına 3-Davacı tarafça harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ac6fe791e8f8b64","SID":"54c0dcc61217f8fa"}}