{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/722 <br>KARAR NO: 2024/678<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1217 E. -  2021/244 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi, müvekkilinin  işyerine gelerek İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu takip dosyasına konu edilen faturalarda yazılı malzemeleri satın almak istediğini bildirerek, bu malzemeleri ...  ...   Evleri Projesinde (... İnşaata ait olan şantiyenin adresi ... Mah ...  Cad ... Sokak Sultanbeyli/İstanbul ) kullanacağını ve satın almak istediği malzemeleri bu şantiye adresine teslim edilmesini talep ettiğini, davacının da davalı şirketin istemi üzerine takibe konu faturalarda yazılı malzemelerin tamamını tedarikçisi fabrika (... Şirketi ... ) ile irtibata geçerek belirtilen şantiyeye imza karşılığı teslim ettirdiğini, ancak davalının teslime dilen fatura konusu malların bedelinin ödemediğini, başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; söz konusu malzemelerin davacı firmadan satın alındığını, davacı tarafından davalı şirkete fatura gönderildiğini, ancak malzemelerin teslim edilmediğini, davacı firmadan malzemelerin teslim edilmesinin istendiğini, davacı firma tarafından malzemelerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi sunulamadığını, malların şantiyeye teslim edildiğinin belirtildiğini, şantiye çok büyük bir alan olup malzemelerin nereye teslim edildiğinin sorulduğunu, fakat davacı firma tarafından malzemelerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi sunulamadığını, bir adet sevk irsaliyesi  mevcut olup diğer sevk irsaliyelerinin görünmediğini, davacıya cari hesaba istinaden 46.000,00 TL ve 277,30 TL olmak üzere iki adet ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddi ile davalı lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Davacı, davalıya mal teslim edildiğini, bu nedenle alacağının bulunduğunu belirtmekte olup, icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamakla yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ticari defterler ve yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığının ve mal tesliminin kanıtı olamaz. Ayrıca faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da teslimini kanıtlamaya yeterli değildir. (Yargıtay 19. HD. 2015/29 Esas, 2015/5420 Karar 14.04.2015) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Fatura düzenlenmesi borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihi faize başlangıç yapılamaz. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi (TBK. m. 117/1) ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) gerekir (Yargıtay 13. HD. 2016/12778 Esas, 2019/4502 Karar). Sultanbeyli ... Noterliği tarafından düzenlenen ihtarname ile davalıya üç iş günü süre verildiği anlaşılmış, işlemiş faiz mahkememizce temerrüt tarihi esas alınarak hesaplanmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama, yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında iki adet faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının  süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 54.406,02 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği,  borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve  2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve  2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle faturadan kaynaklanan 53.483,67 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde itirazın iptaline, takibin işlemiş ve işleyecek bütün faiz ve ferileri ile devamına karar  verilmesini talep etmiştir. Talep sonucunda davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair herhangi bir talep ise bulunmamaktadır. Eldeki itirazın iptali davasında, icra inkar tazminatı talebi bulunmamasına rağmen, talep aşılarak yanılgı ile mahkememizce icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru (Yargıtay 11. HD. 2013/8209 Esas, 2014/13290 Karar) olmamıştır. Ancak, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmamak amacı ile bu hususa değinilmekle yetinilmiş, icra inkar tazminatına yönelik hükmün istinaf incelemesi sonucunda düzeltilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 53.483,67 TL asıl alacak ve 85,72 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen 53.569,39 TL'nin %20'sine tekabül eden 10.713,88 TL icra inkâr tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının  faturaya konu edilen malları müvekkiline teslim etmediğini,  taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının davacıdan mal tedarik ettiğini, davacı tarafından düzenlenen faturaların tedarik edilen mallara ilişkin olduğunu, ancak davacının, ödenmediğini iddia ettiği faturaya ilişkin malları müvekkiline teslim etmediğini, müvekkili veya müvekkili nezdinde çalışan personellerin hiçbir şekilde malları teslim almadığını,  hizmetin mallara ilişkin olup davacının irsaliye fatura sunması gerektiğini, her ne kadar söz konusu fatura vergi dairesine bildirilmiş ise de, mal tesliminin söz konusu olmadığını, davacının müvekkiline malları teslim ettiğine dair dosyaya irsaliyeli fatura sunması gerektiğini, sonrasında bilirkişi tarafından bu faturanın kimin imzaladığının, kimin teslim aldığının incelenmesi gerektiğini, projede çalışan herhangi bir çalışanın şantiyede bu malı teslim almadığını, nitekim mal teslimine ilişkin tutanakların da incelenmesi gerektiğini, projede çalışmış olan tanıkları dinlendiğinde söz konusu olayın ortaya çıkacağını, bilirkişi raporu ile de malların müvekkiline teslim edilmediğinin sabit olduğunu, ancak birtakım faturalarda imzalar tespit edildiğini, bu imzaların ne müvekkili şirket yetkilisine ne de şirket çalışanlarına ait olmadığını, 02/03/2021 tarihli duruşmada müvekkil şirket yetkilinin beyanı alındığını, ifadesinde, \"sevk irsaliyesinde ismi bulunan İsmet isimli şahıs şirketimizde çalışmamaktadır, faturalar muhasebecinin hatası sebebiyle ticari deftere işlenmiştir, muhasebeci sahada çalışan personelimize sormadan faturaları işlemiştir, faturalara konu mal ve hizmet teslim alınmamıştır, takip konusu miktar kadar borcumuz bulunmaktadır\" dediğini, açıkça imzaların müvekkili şirketin yetkilisine veya çalışanına ait olmadığını ortaya çıktığını,  mahkemece, her ne kadar yemin deliline dayanılmadığı gerekçesi ile karar verilmiş ise de cevap dilekçesinde \"her türlü yasal delil\" ibaresi geçtiğini, müvekkili şirket adına yemin edip etmeyeceği hususunun sorulması gerektiğini, mahkeme, gerekçeli kararında davacının icra inkar tazminatı talep etmemesine rağmen kısa kararda belirtmiş olduğunu ileri sürerek haksızca icra inkar tazminatına hükmedildiğini, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının icra inkar tazminatı talep etmemesine rağmen mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve  açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın  tahsili amacıyla başlatılmış olan  ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile aralarındaki alım satım şeklindeki ticari ilişki kapsamında mal teslimi yaptığını, düzenlenen faturalara istinaden alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise davacının fatura konusu ettiği malların teslim edilmediğini, davacının teslimi ispatlayamadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 53.483,67 TL asıl alacak, 671,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.155,15 TL alacak yönünden 16.05.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 29.03.2018 tarihli,  8.482,92 TL, 29.03.2018 tarihli, 45.000,00 TL'lik  2 adet faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 23.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 25.05.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, taraflara ticari defterlerini sunmaları için usulüne uygun şekilde davetiye tebliğ edilmiş, davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı taraf ise yerinde inceleme talebinde bulunmuş, bilirkişinin yerinde inceleme için davalı vekili ve davalı ile iletişime geçmesine rağmen  olumlu cevap alamadığından davalı defterleri incelenememiştir. Mahkemece hükme esas alınan Mali Müşavir bilirkişi ek raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, lehine delil olabileceği, dava konusu iki adet faturanın  davacının kayıtlarında  yer aldığı,  davacının Mart-Nisan 2018 döneminde  dava konusu faturaları  BS formunda beyan ettiği, davalının Mart-Nisan 2018 döneminde dava konusu faturalara ilişkin olarak BA formu düzenlediği,  davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 54.406,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, fatura konusu malların teslim edilmediği  savunulmuştur.  Her ne kadar fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı tek başına ispata yeterli olmaz ise de, somut olayda, davalı şirket ticari ilişkiyi reddetmemiş olduğu gibi davacının düzenlediği takip konusu faturaları BA formlarına göre kayıt altına alıp vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu durumda her ne kadar bir adet sevk irsaliyesindeki teslim alan kişinin davalı yetkilisi olduğu araştırılmamış ve davalı tarafından da bu kişinin kendileri ile ilgisi olmadığı belirtilmiş ise de,  davalının, BA formu uyarınca davacının  dava konusu faturasını  vergi dairesine bildirmiş olduğu  nazara alındığında davalının artık fatura konusu malları teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bir diğer deyişle,  davacının alacak ve takibe konu faturalarını BS formları ile bildirdiği, davalının da bu faturaları BA formuyla vergi dairesine bildirdiği ihtilafsız olup davalının alacağa dayanak faturaları mal alış bildirimi olarak vergi dairesine bildirdiği gözetildiğinde, fatura konusu malların davalıya tesliminin kanıtlandığı sonucuyla hüküm kurulması yerinde olmuştur.  Bu nedenle davalı tarafın aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde ''her türlü yasal delil'' ibaresi geçtiğini,  bu sebeple müvekkili şirket adına yemin edip etmeyeceğinin sorulmamasının hatalı olduğunu  istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Cevap dilekçesinde davalı vekili, ''her türlü yasal delil'' ibaresine yer vermiş, 30.05.2019 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeret sunmuş, ancak mazerete ilişkin sağlık raporu eklenmediğinden mazeret reddedilmiş, davalıya ticari defterlere ilişkin ihtarlı davetiye 20.06.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 19.06.2019 tarihli  delil dilekçesi sunulmuş, bu dilekçede açıkça yemin deliline dayanılmış,  ancak cevap dilekçesinde açıkça belirtilmemiştir. Basit yargılama usulüne tabi eldeki dava davalı vekili cevap dilekçesinde  ''her türlü yazılı sözlü delil'' ibaresine yer vermiş, açıkça ''yemin'' deliline dayanılmamıştır. Yemin deliline dayanan taraf,  yemin deliline dayandığını delillerinde açıkça bildirmelidir. Davalı taraf, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 2015/2 Esas ve 2017/1 Karar sayılı 03/03/2017 tarihli içtihadında açıkça yemin deliline dayanılmadığı takdirde tarafın yemin teklif etme hakkının bulunmadığı belirtildiğinden davalının HMK'nın  225 vd hükümleri gereğince karşı tarafa yemin yöneltmeye hakkı bulunmamaktadır. Bu gerekçelerle, davalı tarafın  cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı anlaşılmış olup, bu husustaki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.  İİK'nın 67/2.maddesine göre itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için  öncelikle bu konuda alacaklının bir talebi bulunması gerekir. Ancak somut olayda,  davacı vekilince dava dilekçesinde itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş,  icra inkâr tazminatı talebinde bulunulmamıştır. Bu sebeple talep edilmemesine rağmen mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğundan, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüş ve kararın, icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere  kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, neticeten davanın kısmen kabulüne  dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davanın kısmen kabulü ile davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 53.483,67  TL asıl alacak ve 85,72 TL faiz  bakımından iptali ile devamına,  takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen miktar üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 3.659,33 TL karar ve ilam harcından  654,06 TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye  3.005,27 TL  karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan  17.900,00  TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 585,76 TL nispi TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafça 850,00 TL bilirkişi ücreti ve  247,20 TL posta ve tebligat gideri  olmak üzere yapılan toplam 1.097,20 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.085,13 TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından peşin harç olarak  yatırılan toplam 924,84  TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara  yatırana iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 86,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 248,60 TL kanun yolu giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8b3417e0ac26516","SID":"ce5984d3df9d8917"}}