{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/818 <br>KARAR NO: 2024/762<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/02/2021<br>NUMARASI: 2018/1215 E. -  2021/38 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Distribütörlük Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi uyarınca davalının müvekkiline ait platform üzerinden kendisine verilen yönetici kullanıcı kodu ve şifreyi kullanarak bilet satım ve rezervasyonu yaptığını, davalıya ait kod ve şifre ile yapılan bilet satış işlemlerinde kullanılan kredi kartları hamillerinin, daha sonra bu işlemleri kendilerinin yapmadığını ileri sürerek iade talebinde bulunduğunu, kat hamillerinin bankalarına chargeback itirazlarında bulunduklarını, müvekkilinin havayolu şirketlerinden toplu bilet alımı yaptığını ve bedellerini ödediğini, daha sonra müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle, chargeback itirazları sonucunda paranın iade edildiğini, işlemlerde ...'u kullanıldığından müşterinin kredi kartı ekstresinde ... ismi görüldüğünü, müvekkilinin üyesi olduğu bankanın, bilet bedellerini müvekkilinden tahsil ederek kredi kartı sahiplerinin bankasına gönderdiğini, sözleşmenin 6/6. maddesinde alt distribütörün, ödemeleri yolcunun/ müşterinin veya başka bir kredi kartı ile yapması durumunda, anılan kredi kartı ödemesine gelebilecek tüm itirazlarda, tüm finansal ve yasal sorumluluğu kendi üzerine alır düzenlemesi karşısında, davalının satışında kant kullanması halinde gelecek itirazların ve sorumluluğun davalıya ait olduğunu, dava konusu işlemlerde kart hamillerinin de kartların kendilerince kullanılmadığına ilişkin itirazları sonucu bankalarca yapılan chargeback işleminin müvekkilinin aleyhine sonuçlandığını, bilet bedellerinin itirazlardan önce müvekkilince tedarikçiye ödendiğini ve bu bedellerin müvekkilinden tahsil edilmesi nedeniyle davalının sorumlu olduğunu, sözleşmenin 13. maddesinde, alt distribütörün kullanılacak kartın müşteriye ait olduğunu doğrulatmak zorunda olduğu, sahte kart kullanılması halinde tüm sorumluluğun alt distribütöre ait olduğunu, işlem sonucu müvekkilince ödenen 22.528,95 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, davacı şirketin yetkili alt distribütörü olduğunu, davalının sisteminin kullanılarak uçak bileti aldığını, davacının da her bilet üzerinden ilgili hava yolu şirketinden komisyon aldığını, komisyon bir kısmını müvekkiline verdiğini, internet üzerinden yapılan tüm işlemlerin davacının verdiği kullanıcı isim ve şifre ile yapıldığını, bu kullanıcı adı ve şifresinin davacı tarafından her zaman göründüğünü ve davacının istediğinde müdahale edebildiğini, davalının yaptığı tüm işlemlerin davacı tarafından görünebildiğini, müvekkilinin bilet alımlarında kendi kredi kartını kullandığını, müşterilere ait kredi kartı ile hiçbir zaman alım yapmadığını, tüm alışverişlerin peşin yapılması nedeniyle müvekkilinin davacıya borçlu olamayacağını, aksine biriken komisyonlar nedeniyle müvekkilinin bazen alacaklı hale geçtiğini, sahtecilik olayı neticesinde uğranılan zararın hukuka aykın şekilde müvekkilinden talep edildiğini, sözleşmede distribütörün yapacağı satışlardan bahsedildiğini, oysa sahteciliğe konu satışların davalı tarafından yapılmadığını, dayanılan her iki madde de distribütörün yaptığı satışlara ilişkin gelecek kredi kartı itirazı, çalıntı kart vs. durumları düzenlendiğini, kullanılan sistemde bütün kontrolün davacıda olduğunu, davacı kontrolünde olan bir sistemdeki açık kullanılarak yapılan yolsuzluğun bedelinin davalıya yüklenemeyeceğini, davacının satış sistemi için gerekli güvenlik önlemlerini alamadığından zarar oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki ana çekişmenin, Davacı tarafından 01.10.2019 tarihinde kayıt altına alınan ve İhtilafa konu edilen 3 adet ve toplam 23.217,77 TL'lik düzeltme kaydından oluştuğunun müşahede edildiği, Uyuşmazlık ve dolandırıcılık konusu uçak biletleri en son 09.01.2016 tarihinde düzenlenmiş ve ... (Banka) tarafından da, Davacı'nın banka hesabında son borçlandırma işlemi 04.03.2016 tarihinde yapılmış olmasına rağmen, Davacı tarafından, Davalıya başvurmak ve aleyhinde 15.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi yapmak için, son rezervasyon ve uçak biletini düzenleme tarihinden itibaren yaklaşık 2 yıl, 5 ay, son borçlandırma işlemi tarihinden itibaren yaklaşık 2 yıl, 3 ay, alacağın Muavin deftere kaydı için ise yaklaşık 3 yıl 10 ay beklenmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından, 'Müfteri İP Ülkesi' ... (...) olan 'müşteri tarafından kredi kartları ile yapılan söz konusu dolandırıcılık olayının meydana gelmesinde davalının da sorumluluğu bulunduğunun ve söz konusu dolandırıcılık işlemlerinin Davalı tarafından bizzat ve/veya işbirliği içinde bulunduğu kimler ya da kişiler tarafından yapılmış olduğunun somut delillerle kanıtlanamadığı..\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasında düzenlenen alt distribütörlük sözleşmesi ile davalı şirketin, müvekkilince verilen yönetici kullanıcı kodu ve şifreyi kullanarak bilet satış ve rezervasyonu yaptığını, bu nedenle yapılan işlemlerin sözleşmeye göre değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece hatalı şekilde, zarara ilişkin faturaların geç kayıt edilmesi ve işlemin davalıya ait bilgilerle yapılmasına rağmen, davalı tarafından yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, Sözleşmesinin \"Seyahat Hizmeti Bedellerinin Ödenmesi ve Talimatı\" başlıklı 6/6. maddesinde, \"AD’nin (Alt Distrübütor’ün), ödemeleri yolcunun/müşterinin veya başka kredi kartı ile yapılması durumunda, anılan kredi kartı ödemesine gelebilecek tüm itirazlarda, tüm finansal ve yasal sorumluluğu kendi üzerine alır.\" düzenlemesi bulunduğunu, \"Alt Distribütörün Yükümlülükleri\" başlıklı 8/13.maddesinde ise; \"Alt Distribütör (AD), müşteri kredi kartı kullanarak yapılan satışlarda kullanılan kartın müşteriye ait olduğunu doğrulamak zorundadır. Müşteri tarafından çalıntı, sahte vb. kart kullanılması durumunda doğacak tüm yükümlülükler AD’ye aittir.\" şeklinde düzenleme bulunduğunu, anılan hükümlere göre yapılan işlemlerden davalının sorumlu olmasına rağmen, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Kök ve ek raporda, müvekkilinin alacağının 01.10.2019 tarihi itibariyle 3 adet düzeltme kaydına göre 23.217,77 TL olarak belirlenmesinden sonra, hakimin takdir yetkisinde olması gereken konularda hukuki değerlendirmelerde bulunulduğunu, dava konusu tutarların sözleşmeye göre talep edildiğini, chargeback sürecinin kredi kartı hamillerinin itirazları üzerine başlayıp belirli prosedürleri içinde devam etmesi nedeniyle zaman aldığını ve sonuçta müvekkilince bu ödemelerin yapıldığını, bu alacaklara ilişkin zamanaşımının 10 yıl olduğunu, ilişkinin acentelik sözleşmesi olduğunun kabulü halinde dahi 5 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü ve zamanaşımı süresinde alacağın talep edilebileceğini, bu nedenle yaklaşık iki yıl bekledikten sonra ödeme yapılarak davalının borçlandırılmasının usule aykırı olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen alt distribütörlük sözleşmesi kapsamında, davalı tarafından yapılan işlemler nedeniyle davalının üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen ... Sistemi Yetkili Alt Distribütörlük Sözleşmesi ile davalı şirket, davacının verdiği şifre ve kullanıcı adı ile davacı tarafından alınan biletlerin müşterilere satışını üstlenmiş ve satış bedeline eklenen komisyonun taraflar arasında paylaşılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Dosyada bulunan sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşme süresi bir yıl olup, sözleşmenin 11. maddesine göre, taraflardan her birinin sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir. ... sisteminin ne şekilde kullanılacağı sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre davalıya verilen kullanıcı kodu ve geçici şifre ile sisteme girileceği ve kullanıcı kodu ile şifresi ile yapılacak her türlü işlemlerden distribütörün sorumlu olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde seyahat hizmeti bedellerinin ödenmesi ve talimatı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 6/6. maddesinde; \"AD’nin (Alt Distrübütor’ün), ödemeleri yolcunun/müşterinin veya başka kredi kartı ile yapılması durumunda, anılan kredi kartı ödemesine gelebilecek tüm itirazlarda, tüm finansal ve yasal sorumluluğu kendi üzerine alır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin distribütörün yükümlülüklerini düzenleyen 8. maddesinde, davalının yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, maddenin 13. fıkrasında, \"Alt Distribütör, müşteri kredi kartı kullanarak yapılan satışlarda kullanılan kartın müşteriye ait olduğunu doğrulamak zorundadır. Müşteri tarafından çalıntı, sahte vb. kart kullanılması durumunda doğacak tüm yükümlülükler AD’ye aittir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bir sözleşmenin tarafları, TBK'nın 26.maddesi uyarınca, sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Dava konusu sözleşmede de tacir olan taraflar sözleşme özgürlüğünü düzenleyen TBK'nın 26 ve devamı maddelerindeki temel ilkelere göre sözleşme içeriğini belirlemişlerdir. Yukarıda belirtilen 4. maddede, kullanıcı adı ile şifresi ile yapılan tüm işlemlerden davalının sorumlu olduğu açıkça belirlendikten sonra, sözleşmenin 6 ve 13. maddelerinde de, ödemede kullanılacak kredi kartının kontrolünün yapılması ile sahte kart kullanımından kaynaklanan zararların davalıya ait olduğu açıkça düzenlenmiştir. Tacir olan davalı, anılan sözleşme hükümlerinin geçersizliğini gerektirir bir nedeni savunup kanıtlamamıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporundan, dava konusu işlemlerin davalıya ait kullanıcı adı ve şifresi ile yapıldığı belirlenmiştir. Esasen davalı da işlemin kendi kullanıcı adı ve şifresi ile yapıldığını kabul etmekte, ancak sistemin kontrolünün davalıda olduğunu ve davalının sistemindeki açık nedeniyle kullanıcı adını veya şifresini ele geçiren kişilerce işlem yapıldığını, bu işlemin ancak davalı tarafından engellenebileceğini savunmaktadır. Bilirkişiler de bu tespiti yaptıktan sonra, davalının kullanıcı adını veya şifresini üçüncü kişilerle paylaştığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle ve faturanın işlemden yaklaşık iki buçuk yıl sonra düzenlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davalının sorumlu olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.Bilirkişi raporu takdiri delil olup, hakim HMK'nın 282. maddesine göre, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişinin, teknik tespitinden sonra, taraflar arasındaki sözleşmenin değerlendirilmesi ve bu sözleşmeye göre kusurun hangi tarafta olduğu hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile değerlendirilebileceğinden, sözleşmenin hakim tarafından değerlendirilmesi gerekir.Öncelikle, davalıya ait şifre ve kullanıcı adı ile kredi kartı ile bilet satılmış ve kart sahiplerinin işlemi yapmadığını beyan etmesi üzerine, müşterilere ait banka ile davacıya ait banka arasındaki itiraz süreci sonucu, sahte kullanım nedeniyle  ters ibraz işlemi ile yapılan ödemenin davacı tarafından  müşterinin bankasına iade edildiği sabittir. Yapılan işlemin süre alması dikkate alındığında, sonradan fatura düzenlenmesi mümkünüdür. Bir alacağın doğumundan itibaren belirli bir süre içinde istenilmesini öngören bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ancak açılacak bir dava veya takipte davalı veya borçlu tarafından savunulması halinde, sözleme türüne göre alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilebilir. Bunun dışında, doğan bir alacağın uzun bir süre sonra talep edilmesi dürüstlük ilkesine aykırı değildir. Aksine, paranın alım gücündeki aşınma dikkate alındığında, alacağın geç talep edilmesi genellikle alacaklının zararınadır. Bu itibarla davacının doğan alacağını yaklaşık iki buçuk yıl takip etmemesinin davanın reddine gerekçe yapılması yerinde değildir. Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda değinilen 4,6 ve 8. maddelerinde açıkça, davalının kullanıcı adı ve şifresi ile yapılan işlemlerden davalı distribütörün sorumlu olacağı, yapılan işlemlerde kart hamillerinin yetkisinin kontrol edileceği, sahte veya çalıntı kartlarla yapılacak işlemlerden davalının sorumlu olacağı, herhangi bir yoruma olanak vermeyecek açıklıkta kabul edilmiştir. Yapılan incelemede, işlemin davalının bilgileri ile yapıldığı ve kart kullanımındaki usulsüzlük nedeniyle, davacının ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Bu durumda sözleşmenin anılan hükümlerine göre, davacının ödediği miktar için davalıya rücu etmesi, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup, sözleşmenin açık hükümleri karşısında, yeniden bir kusur incelemesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararı taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuş, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacının alacağının miktarı davalı tarafından  bilinmekte olup alacak likit olduğundan, İİK'nın 67/2 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;   HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin  ...  Esas sayılı ilamsız icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 2-Alacak likit olduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 4.505,78 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.538,95 TL harçtan peşin olarak yatırılan 384,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.154,21 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İlk derece mahkemesi aşamasında davacı tarafça harcanan 3.306,50 TL yargılama gideri ile 384,74 TL harç gideri olmak üzere toplam 3.691,24 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansının taraflara iadesine, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 31,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 194,00 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42186432c5427f19","SID":"d9ed0d3be0a2845a"}}