{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/10/2023<br>NUMARASI\t\t: Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...<br>\t  Av. ... - <br>\t <br>DAVALI\t: ... - T.C Kimlik No: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...\t<br>\t  Av. ... -<br>DAVA\t\t: Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeliğinin Azli <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 09/05/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinin azli davasında 04/10/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının, davalı şirketin %71 hisse ile ortağı olup Romanya Menşeli bir şirket olduğunu, diğer ortağın %29 hisse ile davalı ... olduğunu, ... ve hissedar olmayan ...'ın davalı şirketin münferit yetkili temsilcileri olduğunu, davacı şirketin hissedarlarının ise %65 hisse ile ..., %25 hisse ... ve %10 hisse ile ... olduğunu, davalı ...'in davalı ... tek başına ve keyfi olarak yönettiğini, kaynaklarını suistimal ettiğini, ticari defter ve belgelerin tutulmasında usulsüzlük yaptığını, münferit temsil yetkisini kötüye kullanarak şahsi menfaat temin ettiğini, davalı şirketin her geçen gün borçlandırıp sermayesini erittiğini beyan ederek, davalı şirkete ait taşınmazların, taşıtların ve diğer malvarlığı değerlerinin satılıp elden çıkartılmasına gerek olup olmadığı, bunlardan hangisinin şirket ortaklarının lehine ve aleyhine olduğu ve davalı yönetici ...'in şirket yönetiminde suistimalde bulunup bulunmadığı konularındaki taraflar arasındaki muarazanın menine (çekişmenin giderilmesine) ve suistimalde bulunan davalı ...'in şirket yöneticiliğinden azline (şirketin diğer yöneticisinin tek başına şirketi temsil yetkisi olduğundan kayyım tayinine yer ve gerek olmadığına) karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı taraf aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinde 19/12/2022 tarih ... D.İş Esas .... D.İş Karar sayılı kararla ihtiyati tedbir verilmesini sağladığını, açılan davanın amacının bu tedbirin devamını sağlamak olduğunu, müvekkili ...'in anonim şirket yönetim kurulu üyesi olduğu için dava yoluyla görevden alınamayacağını, ...'ye ilişkin olan uyuşmazlığın Romanya Kanunlarına tabi olduğu için Türk Mahkemelerince karara bağlanamayacağını, davacının haksız ithamlarda bulunduğu müvekkilinin 2019-2020 ve 2021 dönemleri için oybirliği ile ibra edilmiş ve 2022 yılı için bizzat davacının olumlu oylarıyla yönetim kuruluna seçildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu satışlar olağan satışlar olup banka kredileri ve piyasa borçlarının ödenebilmesi amacıyla yapıldığını,...Tarım A.Ş'nin ...'ın bilgisi  dahilinde ve hatta kendisinin onayı üzerine yapıldığını, müvekkili şirketin hasılatının düzenli olarak arttığını ve şirketin istikrarlı bir biçimde kâr elde ettiğini, TTK'nın madde 630/2 hükmünde öngörülen limited şirketlere özgü müdürlerinin haklı sebeple azli davasının anonim şirket yönetim kurulu üyelerine uygulanamayacak olması nedeniyle davanın reddine, davacıya ait iddiaların haksız ve kötüniyetli bir şekilde ileri sürüldüğünün açık olması sebebiyle haksız ve mesnetsiz açılan  iş bu davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"....... ve ... tarafından, ... Tarım A.Ş. ile ... aleyhine yönetim kayyımı tayinine ilişkin Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....E. sırası üzerinden açılan davanın Mahkememizin ...E. sayılı davası ile birleştirildiği görülmüştür. Gerek temsil sorunları ve gerekse Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada Mahkememizdeki bu davanın bekletici sorun yapılmasının gerekebilecek olması nedeniyle 2. tefrik kararı verilerek, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın .... E. sayılı davadan tefriki yapılmış ve birleşme yoluyla gelen davanın Mahkememizin ... E. sırasına kaydı sağlanmıştır. <br>Yargıtay 11. HD’nin 15/01/2019 gün ve 2017/3136 E. 2019/338 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"Dava anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete yönetici kayyım atanmasına ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin 2014/4548 esas 2015/2472 karar 24.02.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi azil yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredilmiştir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olup [PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.406-407], somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmamaktadır.\"<br>Yargıtay HGK’nun 14.04.2022 gün ve 2019/(13)3-452 E. 2022/540 K. sayılı emsal içtihadına göre de, \"Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalı sıfatı tamamen maddi hukuka göre belirlendiğinden sıfat konusu usul hukuku sorunu değildir ve bu sebepledir ki sıfat yokluğundan verilecek bir karar yine işin esasına yönelik bir karardır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Başka bir anlatımla, dava şartları işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır. Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, s. 1157 vd.)\"<br>Her ne kadar .... Tarım A.Ş. ortaklarından davacı .... tarafından, davalı ... aleyhine anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden azli için bu dava açılmış ise de; yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere 6102 s. TTK'nin 364 ve 408. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerinin azil yetkisi sadece anonim şirket genel kuruluna ait olup, bu durumun tek istisnası TTK'nin 334/2. maddesidir. 6102 s. TTK'nin 334/2. maddesinde ise anonim şirkette pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcilerinin yine bu kamu tüzel kişileri tarafından görevden alınabileceği düzenlenmiş olup davamıza uygulanma imkanı da yoktur. <br>Yine yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal kararında da belirtildiği üzere, husumet (sıfat) yokluğu her aşamada ve re'sen nazara alınması gereken bir hukuki durum olduğundan davacının davasının aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Her ne kadar, davacı şirketin münferit yetkili temsilcileri olan ... ile ... arasında birçok hukuki ihtilaf ve uyuşmazlık bulunması karşısında davacı şirketin bu davada temsili yönünden temsil kayyımı davası açılması sağlanmış ve Mahkememizin ... E. sırası üzerinden açılan temsil kayyımı tayini davasının halen derdest olduğu anlaşılmış ise de, sıfat yokluğundan her aşamada ve re'sen karar verilmesinin gerekmesi karşısında temsil kayyımı tayinine ilişkin Mahkememizin .... E. sayılı davasının sonucunun beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir....\" gerekçesiyle davacının davasının aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.  <br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında ilk derece mahkemesince şirketten ayrı yöneticiden ayrı bir talep varmışcasına (yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesinin sağlanması için ne gibi bir gerekçe olduğu da belirtilmeksizin, bir anlamda hiçbir yasal ve fiili zorunluluk olmadığı halde) tefrik/ayırma kararı verilerek davalı ... hakkındaki davanın ... Esas sayılı dosyasında bırakılarak, davalı şirket hakkındaki davanın tefriken ilk derece mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedildiğini, sonradan tefrikte gösterilen farklı davaların varlığı gibi bir gerekçe nedense hükümde davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gibi bir yanlış ve keyfi noktaya taşındığını, kök davanın aktif husumet (sıfat) yokluğundan reddine karar verildiğini, tefrik edilen davanın pasif husumet (sıfat) yokluğundan reddine karar verildiğini, her iki karar da   usul ve yasaya aykırı olup kararlar arasında çelişki bulunduğunu, üstelik ortada tek dava olmasına rağmen iki ayrı yargılama giderine, iki ayrı harca ve dahası iki ayrı vekalet ücreti ödenmesine karar verildiğini, şirket ile ortağı arasında yöneticinin suiistimalde bulunup bulunmadığı konusunda muaraza/çekişme bulunduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurarak husumetten redde ilişkin kararının kaldırılması gerektiğini ve tefriken oluşturulan ... Esas sayılı dosyanın tekrar ... Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini, yapılacak inceleme ve yargılama sonunda da davalı şirkete ait taşınmazların, taşıtların ve diğer mal varlığı değerlerinin satılıp elden çıkarılmasına gerek olup olmadığı, bunlardan hangisinin şirket ve ortaklarının lehine veya aleyhine olduğu ve davalı yönetici ...'in şirket yönetiminde suiistimalde bulunup bulunmadığı konularındaki taraflar arasındaki muarazanın men'ine (çekişmenin giderilmesine) ve suiistimalde bulunan davalı ...'in şirket yöneticiliğinden azline ve onun yerine bir yönetici kayyım tayininin takdirine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; anonim şirket yönetim kurulu üyesinin azli istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 03/10/2022 tarih 2021/1891 Esas 2022/6552 Karar sayılı ilamında \"....Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 364/1. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabileceklerinin düzenlendiği, TTK'nın 408/2-b maddesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığı, ilk derece mahkemesinin de kararında değindiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2019 tarih, 2017/3136 esas ve 2019/338 sayılı kararı ile emsal niteliğindeki diğer kararlarında atıf yaptığı 24.02.2015 tarih, 2014/4548 esas ve 2015/2472 sayılı kararında da belirtildiği gibi azil yetkisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredildiği, bu durumun tek istisnasının TTK 334/2 hükmü olduğu [PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.406-407], somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmadığı, davacının yasal dayanaktan yoksun talebine karşı mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf TTK'nın 630. maddesine dayanmış ise de, limited şirketlere ilişkin bu hükmün, anonim şirketler hakkında uygulanma kabiliyeti olmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 426 ve 427. maddeleri uyarınca, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum olmaması veya tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması gibi bir durumun söz konusu olmaması, ayrıca 6102 sayılı TTK kapsamında anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmaması ve ayrıca belli bir amacı gerçekleştirmek için ya da tedbiren kayyım atanabilmekle birlikte genel kurulun toplantıya çağrılmaması gibi bir durum veya organ eksikliğinin bulunmaması nedeniyle tedbir mahiyetinde dahi davalı şirkete kayyım atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı, davalı şirketin halihazırda yöneticisinin bulunması nedeniyle onun yetkilerini sınırlandırır biçimde  kayyım tayininin mümkün olmaması karşısında davalı ... şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebin reddi yönündeki mahkeme kararının yerinde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 167. maddesi uyarınca tefrikine karar verilen davalı şirket hakkındaki davanın yeni esasa kaydedilmesinin usul ekonomisine daha uygun olduğu, kaldı ki HMK'nın 168. maddesindeki düzenlemeye göre bu hususun tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmeye sebep teşkil etmeyeceği, davanın tefrik edildiği mahkemenin .... Esas sayılı dosyasında kalan davalıların farklı şirketler olması ve bu şirketler hakkında verilen kararın kesinleşmemiş olmasının eldeki davada hüküm verilmesine engel olmadığı, bu dosyanın kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir....\" hususunun belirtildiği,<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 15/01/2019 tarih .... Esas ....Karar sayılı ilamında \"....Dava anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete yönetici kayyım atanmasına ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin .... esas ..... karar 24.02.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi azil yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredilmiştir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olup [PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.406-407], somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmamaktadır. Davacının yasal dayanaktan yoksun talebine karşın, mahkemece, davanın tümden reddine karar vermek gerekirken, yönetim kurulunun yetkilerini sınırlandırır biçimde atanan kayyım ile yönetim kurulunun, aynı anda görev yapmalarını sağlayacak temelde hüküm kurulması yerinde olmamış....\" hususunun belirtildiği, <br>Davacının anonim şirket yönetim kurulu üyesinin azlini talep ettiği, şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmün bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca tefrikine karar verilen davalı şirket hakkındaki davanın yeni esasa kaydedilmesinin usul ekonomisine daha uygun olduğu, kaldı ki HMK'nın 168. maddesindeki düzenlemeye göre bu hususun tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmeye sebep teşkil etmeyeceği anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının  istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  08/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"308f5f57e39d568a","SID":"de17a0c0759db344"}}