{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2262 Esas <br>KARAR NO: 2024/705 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/1129 Esas -  2021/322 Karar <br>TARİHİ: 31/03/2021 <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili tarafından davalı ...Tic. A.Ş. aleyhine; 29.08.2016 tarihli 890,00-Euro dekont, 14.07.2016 tarihli 6.000-Euro dekont, 23.06.2016 tarihli 6-OOO-Euro dekont,13.06.2016 tarihli 8.600-Euro dekont ve 07.06.2016 tarihli 5.000-Euro dekont tahtında gönderilen paraların iadesini teminen 18.05.2017 tarihinde Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 104.023,58 TL tutarındaki icra takibi başlatıldığını, davalıya 21.03.2017 tarihli Bakırköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından 07.04.2017 tarihli Büyükçekmece .... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname cevabında taraflar arasında herhangi bir ürün alışverişi bulunmadığını, bayilik ilişkisinin kağıt üzerine kaldığını, taraflar arasında hiç bir ticari alışverişin vaki olmadığını kabul ettiğini, fazlaya ilişkin tüm haklan saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine haksız ve mesnetsiz itirazı sebebiyle alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının kötü niyetli olarak ödemelerin iadesini haksız olarak talep ettiğini, müvekkilinin davacının yurtdışında bulmuş olduğu müşterilere ürün sattığını, söz konusu ürünlerin müvekkili şirket tarafından dava dışı müşteriye fatura edilerek gönderildiğini, ödemeler ise davacı tarafından ilgili müşteriden tahsil edilerek müvekkili şirkete gönderildiğini, bu ilişki neticesinde de müvekkilinin davacıya komisyon ödediğini, davacının sebepsiz yere gönderdiğini iddia ettiği ve iadesini talep ettiği 26.490 Euro da böyle bir ilişki neticesinde ödendiğini, davacının ... LTD. şirketine müvekkili şirket tarafından toplam dört kalemde 28.437,62 Euro tutarında \"plastik palet\" sattığını, davacı ve müvekkili davalı şirket arasındaki sözlü anlaşmaya istinaden davalının alacağının 26.490 Euro'luk kısmının davacı tarafından dava dışı ... Ltd' den tahsil edilerek müvekkili şirkete banka kanalıyla gönderildiğini, işbu ödemelerin dava dışı firmanın cari hesabına işlendiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/03/2021 tarih 2017/1129 Esas -  2021/322 Karar sayılı kararında; \"Dosyaya sunulan 09.05.2019 tarihli bilirkişiler ... ve   ... tarafından düzenlenen raporda Dava konusu ürünler hakkında davacının dava dışı şirketin bildirimini takiben, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, söz konusu ayıpların kullanılmakla anlaşılan veya sonradan anlaşılan ayıplar olduğundan bahisle gizli ayıp olarak değerlendirilebileceği, Davacının dosyada mübrez mail biigileri/yazışmaları doğrultusunda süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabul edilebileceği davacının, ayıplı olduğu anlaşılan mallarla ilgili davalıya yapılan ödemelerin iadesine yönelik talebinin haklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. İspat yükü ve kuralları TMK'nun 6. ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesine göre \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\"HMK'nın 190. Maddesinde ise ispat yükü düzenlenmiştir. Maddeye göre;\"1- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2- Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnaların dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\"Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı satılan malın ayıplı olduğu iddiası ile iş bu davayı açmış olup HMK madde 190 ve TMK madde 6 gereğince ayıptan doğan hakların kullanılması için davacınının satılanın ayıplı  olduğunu kanıtlamak zorundadır. Mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmış ise de   davalının takibe konu faturaların karşılığı olan plastik paletlerin herhangi bir ayırt edici kodunun bulunmaması ve davalının davacının dosyaya sunduğu ve bilirkişilerin bu cd kaydını ve görüntülerini dikkate alarak rapor tanzim etmemesine rağmen davalının cd kayıtlarını ve görüntülerin satışa konu ürünler olmadığı ve kabul etmemesi karşısında davacının ayıp iddiası bakımından mahkememizce hangi miktarda üründe açık/gizli nitelikte ayıp olduğunun tespiti gerekmekte bu kapsamda satım sözleşmesine konu plastik paletlerin bulunduğu yerin Ermenistan olması nedeni ile davacıya ürünleri hazır etmesi için süre verilmiş ise de ürünlerin tamamının hazır edilemediği dolayısıyla ayıp iddiasının kanıtlanamadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeni ile kendisine yemin delili hatırlatılmış ise de yemine başvurmayacakları yönündeki beyanı da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"gerekçesi ile, davanın reddine, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Davalının icra takibi sırasında ifade ettiği itiraz sebepleri doğrultusunda dava konusu ödemenin  iadesinin gerekli olduğunu; davalının  yargılama safhasında sabit olmuş kötüniyeti kapsamında reddinin isabetsiz olduğunu, . Müvekkili davacı ... (Tic.Unv:... İthalat-İhracat) tarafından, davalı ... Tic. A.Ş. aleyhine; 29.08.2016 tarihli 890,00-EURO dekont, 14.07.2016 tarihli 6.000-EURO dekont, 23.06.2016 tarihli 6.000-EURO dekont,13.06.2016 tarihli 8.600-EURO dekont ve 07.06.2016 tarihli 5.000-EURO dekont tahtında gönderilen paraların iadesini teminen 18.05.2017 tarihinde Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile 104.023,58-TL tutarındaki icra takibi başlatıldığını, İcra takibinin ödenen paraların Euro olarak ödeme tarihindeki TL karşılıklarının tahsili istemli döviz alacağının tahsline yönelik bir icra takibi olduğunu, davalı borçlu tarafından; tebliğ alınan ödeme emrine karşı itiraz edildiğini, haksız ve mesnetsiz işbu itirazla takibin durdurulmasına sebebiyet verildiğini; bu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali için işbu davayı  açma zorunluluğunun doğduğunu,  davacı tarafından yukarıda belirtilen tarihlerde yapılan ödemelerden kaynaklı ticari alacağın ayıplı edim sebebiyle iadesinin talep edildiğini ve davalıya 21.03.2017 tarihli Bakırköy .... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, davalı takip  borçlusu tarafından 07.04.2017 tarihli Büyükçekmece ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname cevabında taraflar arasında herhangi bir ürün alışverişi bulunmadığını, bayilik ilişkisinin kağıt üzerine kaldığını,  taraflar arasında hiç bir ticari alışverişin vaki olmadığını ( bu sebeple de her hangi bir ayıplı ürün alışverişin de olamayacağını)  resmi usulde beyan ve kabul ettiğini,  davacı müvekkilinin, davalıya yaptığı ve davalının açıkça kendi beyanı ile resmi olarak hiç bir ticari alışverişe dayanmadığını kabul ve beyan ettiği yukarıdaki havale tutarlarının iadesi istemi ile davalı takip borçlusu aleyhine icra takibi başlattığını,  mezkur takibe borçlu davalının itirazı sebebiyle takip durduğu için işbu itirazın iptali davasının açılması zaruretinin doğduğunu, Davacı takip alacaklısının müvekkilinin davalı borçluya ödemelerini gösterir banka dekontları  ile para transferinin sabit olduğunu; davalının da kendisince gönderilen cevabi ihtarnamede açıkça taraflar arasında hiç bir ticari ilişkinin bulunmadığını, hiç bir mal alışverişinin vaki olmadığın beyan ve ikrar ettiği cihetle ödenen paraların iadesi zarureti olduğunu; davacı müvekkilinin davalıya ödeme yapmasını gerektirecek hiç bir hukuki nedeni olmayıp  davacının da kendisine ödenen paraları inkar etmemekle birlikte bu ödemelerini hukuki gerekçesinin vaki olmadığını belirttiğini; bu şartlarda müvekkilince ödenen ve davalı tarafça hiç bir ticari ilişkiye dayanmadığı ve karşılığı ticari bir satış ilişkisinin var olmadığı paraların iadesi için başlatılan icra takibine mücerret itirazının da hukuki bir gerekçesi bulunmadığını,  Davalı tarafın Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... E.  sayılı takibine itiraz etmesinin, sırf müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek için ve kötü niyetli yapılmış olduğu hususunun tartışmasız olduğunu; bununla birlikte, alacaklarının takip talebine esas teşkil eden dekontlara dayanması sebebi ile likit, bir başka deyişle hesap edilebilir nitelikte olduğunun da sabit olduğunu; ödeme yapmayan davalı borçlunun başlattıkları icra takibine ilişkin gönderilen ödeme emrine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmaması için kötü niyetli olarak hareket ettiğini, belirtilen sebeplerle; davalı tarafından davaya konu icra takip dosyasına sunulan haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına ve kötü niyetli borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken davalının kötüniyetli itirazını davaya cevap dilekçesi kapsamında genişletmesi suretiyle dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu ile ilgili yargılama yapılması ve davacı müvekkiline bu konuda ispat külfeti yüklenerek dava konusu ürünlerin ayıplı olduğunun ispatlanamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalı tarafından takip öncesi taraflar arasındaki sözleşme kapsamında edimlerin yerine getirilmesine dair keşide edilen ihtarnameye verdiği 17.04.2017 tarihli cevabi ihtarnamesinde; davacıya mal satışı olmadığını beyan ettikten sonra, aleyhine başlatılan dövizli alacak tahsili istemine karşı da aynı içerikte itiraz eden davalı aleyhine başlatılan itirazın iptali davasında 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetleri alıntılanan taraflar arasındaki ayıplı ürün teslimine dair bizzat davalı şirket yetkililerinin yazışmalarına rağmen ne yazık ki davaya cevap dilekçesinde davacı müvekkilini asılsız beyanlarla  kötüniyetli ilan edebildiğini,  dosya bir bütün olarak incelendiğinde ihtarname faslında ticari ilişkiyi reddeden ve yukarıda yazdığı metinler kapsamında davacı müvekkilini kötüniyetli  ilan eden davalının aslen satılan ürünlerin Ermenistan'a gittiğini gayet  iyi bildiğini; ...'in sadece Ermenistan'a doğrudan satış yapılamıyor olması sebebiyle Gürcistan'da, sevkiyat için aradaki bir firma olduğu, malın nihai alıcısının Ermenistan'daki ... firması olduğu davalının gayet iyi bildiği bir durum olduğunu; bu durumun ayıba dair tespitlerin yapıldığı defaatle kendi şirket yetkilileri ile yapılan bir çok yazışma ile tespit olunduğunu ve bu yazışmaların bilirkişi raporlarına yansıdığını; bu maddi gerçeklikler karşısında kötüniyetli tarafın davalının kendisi olduğunu ancak ne yazık ki yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada tüm bu hususlar gözardı edilerek davalının açık ve maddi delilleri ile sabit kötüniyetine rağmen davacı müvekkilinin bilirkişi raporları ile de sabit hale gelmiş davaya konu ürünlerdeki ayıbı ürünleri geri getirerek ispata zorlandığını; bu yönde kendi ara kararı doğrultusunda dahi hazır edilmesine rağmen tanığı dahi dinlenmeksizin verilen istinaf incelemesi talebine konu Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olup hukuken ortadan kaldırılması gerektiğini, İlk derece mahkemesi tarafından ayıp iddiasını ispatlanmadığından bahsedilmiş ise de davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu dosyada mübrez tüm deliller ve tanzim olunan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, dava dilekçesi başta olmak üzere dosyada mübrez beyanları ve iddialarının ispatına yarar delilleri ile icra takibine dayanak ödemelerin dava dışı ... LTD’den tahsil edilmek üzere davalı firmaya ödendiği, davalı tarafından üretilen ve dava dışı ... LTD şirketine, ... Ltd. şirketi üzerinden gönderilen ürünlerin ayıplı olduğu ve ayıp bildiriminin müvekkili şirkete yapıldığı, hemen akabinde ayıp ihbarının davalıya bildirildiği, davalı tarafça müşteriye karşı ayıp nedeniyle doğan zararları gidereceğine,  işbu ürünlere karşılık bedellerin ödeneceğine dair taahhütler verilmiş ise de, verilen taahhütlerin gerçekleştirilmediği, sipariş ve ödemesi müvekkili şirketçe yapılmış olan ürünlere ilişkin ayıptan kaynaklı müvekkili şirketin haklı bir alacağı söz konusu olduğunun izah edildiğini, Kısaca; müvekkili ile davalı arasındaki sözlü anlaşmaya istinaden, taraflar arasında davalı şirketçe müvekkili tarafından verilen siparişlere istinaden ürün üretilmesi, işbu ürünlerin bedelinin ilgili müşteriden tahsil edilmek üzere müvekkili şirket tarafından davalıya ödenmesi ve davalı tarafından ürünlerin doğrudan müvekkilinin müşterilerine gönderilmesi şeklinde ticari ilişki söz konusu olduğunu,  ... Ltd. şirketi üzerinden ... LTD şirketine iletilen ürünlerin, dava konusu yapılan ödemelerin dayanağı olan ve davalı tarafından ... firması için üretilen gizli ayıplı ürünler olduğunu; bu durumun taraflar arasında geçen mail yazışmaları ile de davalı tarafından da bilindiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu yönde olduğunu, Her ne kadar davalı tarafça ...  LTD şirketine herhangi bir ürün satışı olmadığı, icra takibine dayanak ödemelerin ...  Ltd. şirketinin borcuna yönelik olduğu, müvekkilinin ayıptan kaynaklı aktif husumetinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığının yargılama kapsamında sabit olduğunu,   24.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda da; \"08.08.2016 tarihinde imzalanan sözleşme öncesinde tarafların iş ilişkisi içerisinde oldukları ve bu iş için davacı tarafından ilk ödemenin 13.06.2016 tarihinde gerçekleştirildiği görülmektedir. Davalı vekilinin 07.04.2017 tarihinde B.çekmece ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesinde davacı şirket ile ticari ilişki içerisinde olmadığını ve davalının borcu bulunmadığını beyan ederken, huzurdaki davada ise bu ilişkiyi kabul ettiği, davalı yasal defterlerinde de bu para transferlerinin varlığı görülmektedir.\" şeklindeki tespitler ile davacının iddialarının yersiz olduğu tespit edildiğini, Netice olarak, dava konusu icra takibi ile iadesi talep edilen ödemelere dayanak olan malların, müvekkilin siparişi ve ürünlerin bedelini ödemesi üzerine, Ermenistan’da mukim “... LTD” firmasına teslim edilmek üzere ... Ltd.'ye teslim edildiğini; taraflar arasındaki anlaşma bu şekilde olmasına karşın, davalının hukuk ve ticaret ahlakına aykırı olarak “...  LTD” firmasına ürün satmadığı yönündeki itirazlarının tamaman kötüniyetli olduğu yargılama kapsamında toplanan tüm deliller ve tanzim olunan bilirkişi raporları ile sabit olup “... LTD” firmasına teslim için üretilen ve davalı tarafça satılan ancak gizli ayıp barındıran ürünler sebebi ile müvekkili tarafından “ ... LTD” den tahsil edilmek üzere davalıya ödenen dava konusu bedellerin iadesinin zorunluluk arz ettiğini,   Dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamakta olup bu hususun taraflarınca dava dosyasına ibraz edilen video ve fotoğraflar ile de sabit olduğunu; müvekkili şirket tarafından ayıp bildirimi yasal sürede davalıya yapılmış olup mail yazışmaları ile sabit olduğu üzere davalı tarafın da ürünlerin gizli ayıplı olduğunu ikrar etmiş durumda olduğunu; davalı şirket ile müvekkili arasında yapılan mail yazışmaları ürünlerin ayıplı olduğunun davalı tarafça yakinen tespit edildiğini, bilindiğini ve fiili durumun kabul edildiğini açıkça ortaya koyduğunu; Yargıtay'ın da taraflar arasında yapılan eposta vb. yazışmalarının delil niteliği taşıdığını kabul ettiğini,  \"Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2020 tarihli 2017/1014 E. 2020/4488 K. sayılı kararı\" Bilirkişi heyeti tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin ... hesabından düştüğü, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin davalının yasal defterlerinde kayda alındığının tespit edildiğini; bu noktada, müvekkili tarafından “... LTD” firması için Gürcistan'daki  ... Ltd. şirketine teslim edilmek üzere davalıya ürün siparişi verildiği ve bu şekilde ürün teslimi yapıldığı, ürünlerin bedelinin müşteriden tahsil edilmek üzere müvekkilce davalıya ödendiği, davalının ise söz konusu ödemeleri malları Gürcistan'da teslim ettiği ...  Ltd firmasının cari hesabına kaydettiğinin tespit edildiğini, Ticari ilişkinin bu şekilde olduğunun taraflar arasında geçen mail yazışmaları ile de sabit olup, bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere davaya konu ürünlerin, müvekkilce verilen sipariş üzerine \"...\" firması için üretildiğini,  Bu ilişkinin bilirkişi heyeti tarafından \"heyetimiz sektör bilirkişisinin dosya kapsamında yaptığı inceleme ve değerlendirmelerde davaya konu mallar bakımından ticari ilişkinin varlığına ve bu mallardaki ayıbın varlığına kanaat getirilmiş ve bu doğrultuda değerlendirilmeler yapılmıştır. Yine bu kapsamda, sektörel açıdan yurt dışı mal gönderimlerinde malın doğrudan alıcıya değil de alıcı dışındaki bir kişi üzerinden alıcıya yönlendirilmesi karşılaşılan bir olgu olarak değerlendirilmiştir.\" şeklinde tespit edildiğini, ürünlerin tesliminin ardından müvekkilinin müşterisi olan ve malın aslen satımının yapıldığı Ermenistan'daki ... LTD firması tarafından müvekkile 25.09.2016 tarihinde yapılan yazılı bildirim ile ürünlerin kullanımının ardından paletlerde problem yaşandığı, paletlerin gizli ayıplı olduğu, paletlerin beklenilen faydayı sağlamadığı, kullanımları sırasında çatlaklar, kırılmalar ve kopmalar meydana geldiği, bu ürünlerle ilgili yaptırmış oldukları araştırma ve analizlerde ham maddesinin kalitesiz malzeme olmasından kaynaklı üründeki problemlerin yaşandığı, özellikle ürünlerin bacak kısmının çok çabuk kırıldığı, ürünlerin gereksinimlerini karşılamadığı ve bu nedenle ürünlerin kullanılmasının mümkün olmadığının  bildirildiğini ve  bu nedenle paletleri iade etmek istedikleri belirtilerek,  paletlerin kırıldığına dair görüntü ve videolar da iletildiğini; bu görüntü ve videoların da dava dosyasında mübrez olduğunu,  bunun üzerine müvekkili tarafından derhal malın üreticisi olan davalı firmaya ayıp bildirimi, görseller ve videolar iletilerek bu bildirime istinaden toplantı talep edildiğini; bu talep üzerine tarafların bir araya geldiğini ve bu toplantıda, davalı tarafından gizli ayıplı olan ürünlerin kabul edilerek, bu durumun telafisi ve müvekkilin ve müşterisinin memnuniyeti için gerekli aksiyonların alınacağının davalı tarafça taahhüt edildiğini; mezkur toplantıya ilişkin müvekkili tarafından toplantı notları yazılı olarak 26.09.2016 tarihli mail ile davalı ile paylaşıldığını, \"    Marianna firmasındaki sorunlu paletlerle ilgili,... Ama mevcuttaki problemlerin ve çözülmesi gerektiğini (köşelerden kırılan paletler) içinde firmayı zararların bu kadar olması halinde farklı jestler  ve önerilerde bulunarak ikna etmeye çalışmayı, kabul etmemesi ve zararlarının daha büyük olması halinde bütün zarar ve masrafların karşılanacağını kararlaştırdık.\" şeklinde belirtildiğini; bu mail ile de davalı tarafından, ayıp bildirimininden haberdar olunduğu açık olup, ürünlerinin gizli ayıplı olduğu ve bu durumunun telafisi için aksiyonlar alınacağının kabul edildiğini, hal böyleyken davalı tarafın iddialarına itibar edilerek dava konusu ürünlerin davalı tarafça satışı gerçekleştirilen ürünler olduğunun ve ürünlerin ayıplı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  dava konusu tüm ürünlerin müvekkili şirket tarafından ülkeye getirilmesinin fiilen mümkün olmamasına karşın ilk derece mahkemesi tarafından ürünlerin mahkemeye ibraz edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, Davalı tarafça üretilen ayıplı ürünlerin önemli bir kısmının video ve fotoğraflarda da görüleceği üzere ayaklarından kırılmış, parçalanmış ve taşıması gereken asli nitelikleri yitirerek kullanılamaz hale geldiği ve maddi değerlerinin de ciddi oranda azaldığı, kullanılamaz haldeki bu ürünlerin Ermenistan'dan Türkiye'ye nakledilerek davalı tarafa iade edilmesinde gerek müvekkili şiketin gerekse de davalı tarafın herhangi bir maddi menfaati ve hukuki yararı bulunmadığının taraflarınca ilk derece mahkemesine beyan edildiğini,  Bununla birlikte dava konusu ürünlerin ihracatının müvekkili tarafından değil davalı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olduğundan söz konusu ürünlerin ülkeye geri getirilmesinin de ancak davalı şirket tarafından sağlanabileceği gerek sözlü gerek yazılı olarak müteaddit defalar beyan edilmiş olmasına karşın bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda da bu hususa değinilmediğini, yukarıda da beyan edildiği üzere dava konusu ürünlerin davalı şirket tarafından müvekkilinin verdiği siparişlere istinaden üretildiğini, müvekkilinin işbu ürünlerin bedelini dava dışı ... LTD'den tahsil edilmek üzere davalıya ödediğini ve davalı şirketin bu ürünleri müvekkilinin Ermenistan merkezli müşterisi ... LTD'ye gönderilmek üzere Gürcistan merkezli ...  Ltd. şirketine gönderdiğini, davalı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan gümrük beyannameleri ve faturalardan da açıkça görüleceği üzere dava konusu ürünlerin faturaları dava dışı ... adına düzenlenmiş ve ilgili ürünlerin ihracatı davalı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olup ilgili ürünlerin ülkeye geri getirilmesinin de ancak aynı usulde gerçekleşebileceğini; hal böyleyken davalı tarafından ihraç edilen ürünlerin müvekkili tarafından ülkeye geri getirilmesinin mümkün olmadığını, gerek gümrük gerek ise diğer tüm resmi makamlar nezdinde dava konusu ürünlerle ilgili tek muhatap ürünleri ihraç edenin davalı şirket olduğunu, söz konusu imkansızlık hali karşısında ilk derece mahkemesi tarafından ürünlerin ülkeye geri getirilmesi ve mahkemeye ibrazı için tarafımıza süre verilmesinin hakkaniyete uygun olarak değerlendirilemeyeceğini,  dava konusu tüm ürünlerin müvekkili şirket tarafından Türkiye'ye getirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmasa da ilk derece mahkemesinin hakkaniyete aykırı yargılama usulü karşısında müvekkili şirket tarafından az sayıda ürün incelemeye ibraz edilmek amacı ile ülkeye getirildiğini ve  hazır edilen ürünler üzerinde ayıp ile ilgili olarak mukavemetsizlik başta olmak üzere tüm amaca yönelik fonksiyonları yönünden teknik laboratuvar/bilirkişi  incelemesi yapılmasının talep edildiğini,   İlk derece mahkemesi tarafından kendine has yargılama usulünde direnildiğini, müvekkili tarafından hazır edilen ürünler tüm ürünlerin hazır edilmediği -tüm ürünlerin hazır edilmesinin mümkün olmadığı defalarca kez beyan edilmiş olmasına rağmen- gerekçesi ile incelenmediğini ve ayıp iddiasının kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmdiğini; bu hususun da ilk derece mahkemesinin delilleri gerektiği gibi incelemediğinin ve eksik inceleme ile hüküm tesis ettiğinin ispatı niteliğinde olup mezkur kararın salt  bu nedenle dahi kaldırılması  gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve re'sen öngörülecek nedenlerle; yerel mahkeme tarafından tesis edilen kararın duruşmalı olarak tetkiki ile istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesi talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında varlığı iddia olunan bayilik sözleşmesi kapsamında, davacının davalıdan satın alıp yurt dışındaki müşterisine satığını iddia ettiği ürünlerin ayıplı çıktığı gerekçesi ile bu satışa istinaden ödendiği belirtilen takip dayanağı havale dekontlarına konu ödemelerin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin, Mahkemece davacının ayıp iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosyaya sunulan dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri incelendiğinde; davacı yanın, davalıdan sözlü bayilik ilişkisi kapsamında satın aldığı plastik palet cinsi emtiayı, Gürcistan'da bulunan  ... Ltd. firması üzerinden Ermenistan'da bulunan  ... LTD'ye gönderdiğini, davacı ile daha sonra yazılı bayilik sözleşmesi yapıldığını, davacının satın aldığı ürünler için davalıya 29/08/2016 tarihinde 890,00-Euro, 14/07/2016 tarihinde 6.000-Euro,  23/06/2016 tarihinde 6.000-Euro, 13/06/2016 tarihinde 8.600-Euro ve 07/06/2016 tarihinde 5.000-Euro havale ettiğini, Ermenistan'da mukim müşterinin paletlerin ayıplı olduğunu kendilerine bildirdiğini ve durumdan davalının derhal haberdar edildiğini, buna rağmen davacının paletleri ayıpsız misli ile değiştirmediği gibi, indirim de yapmadığını, gönderilen ihtarnameye taraflar arasında bir satış ilişkisi olmadığını belirterek cevap verdiğini ve 26.940,00-Euro'nun iadesi için başlatılan  takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürdüğü; davalı yanın, davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari satış ilişkisi bulunmadığını, davacının iddia ettiği bayilik sözleşmesinin ise kağıt üzerinde kalıp hiç uygulanmadığını, davacının davalı ürünlerinin yurt dışındaki alıcılara satılması işine aracılık ettiğini, davalının ürünleri doğrudan yurt dışındaki firmaya fatura ederek, yine doğrudan yurt dışındaki firmaya ihraç ettiğini, davacının yurt dışındaki firmadan tahsil ettiği ücreti davalıya gönderdiğini ve kendisine de komisyon verildiğini, nitekim davalının dava dışı ... firmasına doğrudan fatura ederek, gümrük beyannamelerinden de anlaşılacağı üzere doğrudan ... firmasına gönderdiği paletler için davacının tahsil ettiği tutarları davalıya gönderdiğini, takip dayanağı dekontların tamamı üzerinde \"... adına\" yazılı olduğunu, bu ödemelerin davalı nezdindeki ... firması hesabından düşüldüğnü, davacının da bu ilişkiye istinaden davalıya komisyon faturası kestiğini, davalının dava dışı Ermenistan'da bulunan ... LTD isimli firmaya ne davacı aracılığı ile ne de doğrudan bir mal satmadığını, ... firması tarafından herhangi bir ayıp ihbarında da bulunulmadığını, davacının ... firması üzerinden Marianna firmasına palet satılması hususunda tarafların anlaştığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının ... adına yaptığı ödemelerin iadesini talep bakımından husumetinin de bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, takip dayanağı havale dekontları, celbedilmiş, davacı tarafından dosyaya mail yazışmaları, ihtarname, dava dışı  ...  LTD firması tarafından davacıya gönderildiği belirtilen ayıp ihbarı yazısı, davacı ve davalı arasında gerçekleştiği belirtilen e-mail yazışmaları, bayilik sözleşmesi Ermenistan'a gönderildiği belirtilen paletlerin kırık olduğuna ilişkin fotoğraf ve video kayıtları sunulmuş, davalı tarafından dosyaya yine taraflar arasında ... firmasına yapılan ihracata ilişkin gerçekleştiği belirtilen e-mail yazışmaları, davacı tarafından düzenlenen komisyon faturası, ... firmasına düzenlenen satış faturaları ve gümrük beyannameleri, cevabi ihtar örneği sunulmuş, mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, mali müşavir, hukukçu ve taşıma uzmanı tarafından düzenlenen kök rapora yapılan itirazlar üzerine ek rapor alınmıştır. Gerek kök gerekse ek bilirkişi raporlarında yalnızca davalı defterlerinin incelendiği, davalı defterlerinde dava dışı ... firmasının ayrı bşr cari hesapta tutulduğu ve dava konusu dekontlar ile yapılan ödeme tutarlarının ... cari hesabından mahsup edildiği, davacı ile ticari ilişkinin ise ayrı bir cari hesapta tutulduğu, buraya yalnızca komisyon faturasının işlendiği tespit edilmiştir. Yine kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacının dava dışı ... firması üzerinden dava dışı  ...  LTD firmasına davalıdan aldığı ürünleri sattığı, ürünlerde ayıp olduğunun dava dışı firma tarafından davacıya, davacı tarafından ise davalıya ihbar edildiği, dosyaya mübrez fotoğraf ve cd kayıtlarından ürünlerin gizli ayıplı olduklarının anlaşıldığı, davalı tarafça inkar edilmekle birlikte e-mail yazışmalarından davalı şirketin  ... LTD firmasına ürün gönderildiğini bildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca ayıbın davalı sorumluluğunda olduğu, davacının davalıya ödediği tutarların iadesini talep edebileceği kanaati bildirilmiş, davalı tarafından bilirkişi raporundaki ... şirketine satış yapıldığı ve paletlerin ayıplı olduğu yönündeki tespitlerin kabul edilmediği, dosyaya sunulan fotoğraf ve cd kaydında yer alan ürünlerin ayrıt edici kodlarının dahi belli olmadığı, davalının ... dışında herhangi bir firmaya mal satmadığı savunulmuş,  mahkemece davacı vekiline  yurt dışına gönderilen paletleri Türkiye'de hazır etmek üzere bir yıl kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından Ermenistan'dan ürün ithali yasağı nedeniyle tüm paletlerin hazır edilemediği bildirilerek, numune paletlerin getirildiği beyan edilmiş, mahkemece; davalının takibe konu faturaların karşılığı olan plastik paletlerin herhangi bir ayırt edici kodunun bulunmadığı,  davalının davacı tarafından dosyaya sunulan ve  cd kaydı ve görüntülerindeki paletlerin  satışa konu ürünler olduğunu kabul etmediği, davacının ayıp iddiası bakımından mahkemenin hangi miktarda üründe açık/gizli nitelikte ayıp olduğunu tespit etmesi gerektiği, satım sözleşmesine konu plastik paletlerin bulunduğu yerin Ermenistan olması nedeni ile davacıya ürünleri hazır etmesi için süre verildiği, ürünlerin tamamının hazır edilemediği, dolayısıyla ayıp iddiasının kanıtlanamadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeni ile kendisine yemin delili hatırlatılmış ise de yemine başvurulmayacağının beyan edildiği, gerekçeleri ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda davacının öncelikle davalıdan yurt dışına göndermek üzere palet satın aldığını, bu paletlerin ... firması üzerinden ... LTD firmasına gönderildiğini, davacının takip dayanağı  29/08/2016 tarihli 890,00-Euro tutarlı, 14/07/2016 tarihli 6.000,00-Euro tutarlı, 23/06/2016 tarihli 6.000,00-Euro tutarlı, 13/06/2016 tarihli 8.600,00-Euro tutarlı ve 07/06/2016 tarihli 5.000,00-Euro tutarlı  \"... adına yapılan ödeme\" açıklamalı ödemelerin kendisi tarafından ve kendi hesabından yapıldığını, ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle yurt dışındaki firma tarafından kendisinden satış tutarlarının iade alındığı ispatla yükümlü olduğu, her ne kadar mali bilirkişi tarafından incelenmemiş ise de davacı tarafından dosyaya sunulan 2016 yılı yevmiye defteri, KDV beyannameleri ve faturalar incelendiğinde, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya  kendi hesabından yaptığı 14/07/2016 tarihli 6.000,00-Euro tutarlı, 23/06/2016 tarihli 6.000,00-Euro tutarlı, 13/06/2016 tarihli 8.600,00-Euro tutarlı ve 07/06/2016 tarihli 5.000,00-Euro tutarlı ödeme kaydı bulunmadığı gibi, davalı tarafından davacıya kesilmiş herhangi bir satış faturası, yahut davacının dava dışı  ... yahut ...  firmalarına kestiği herhangi bir satış faturasının da mevcut olmadığı, yalnızca davalı şirkete kesilmiş komisyon faturalarının ibraz edildiği, yevmiye defterinde de davalı ile arasında yalnızca komisyon ilişkisine dayalı fatura tutarlarının kayıtlı olduğu, oysa davalının doğrudan ... firmasına satış yaptığını gösterir satış faturalarını, ihracatın doğrudan davalı tarafından yapıldığını gösterir gümrük beyannamelerini dosyaya sunduğu,  davalı defterlerinde dava dışı ... firması ile ticari ilişkinin ayrı bir cari hesapta kayıt altına alındığı,   dava konusu dekontlar ile yapılan ödeme tutarlarının ... cari hesabından mahsup edildiği, davacı ile ticari ilişkinin ise  yalnızca komisyon faturasının işlendiği ayrı bir hesapta tutulduğu, buna göre davacının takip dayanağı ödemelerin davalıya kendisi tarafından satış sözleşmesine istinaden yapıldığını ve davalıdan satın alarak yurt dışına gönderilen ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle yurt dışı müşterisine ödeme yapmak durumunda kaldığını ispatlayamadığı, mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, davanın reddine yönelik karar sonucu itibariyle doğru olduğundan,  dairemizce yapılan tespitler doğrultusunda davalı yanın davacıdan satın alınan ve Ermenistan'da mukim şirkete gönderilen ürünlerin ayıplı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen mahkemece haksız olarak davanın reddedildiği yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.776,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.348,4‬0-TL harcın talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86ef24fc325ddafb","SID":"2ebcbd1711ac5f29"}}