{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/605 Esas 2024/572  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/605 <br>KARAR NO\t: 2024/572<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/424 Esas 2021/806 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Rücuen alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/06/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde işçinin iş akdinin 30/04/2004 tarihinde haksız ve tek taraflı feshedilmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatının tazmini talebiyle açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktar ile yargı harç ve masraflarından davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere icra dosyasına ödenen 8.845,59 TL ile yargı harç ve masraflarına ilişkin 199,69 TL olmak üzere toplam 9.045,28 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.    <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, devre esas bilanço düzenlemeleriyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, ihds, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, dava konusunun ihds kapsamında yer almadığını, işçinin sözleşmede belirtilen üçüncü kişi olmadığını, müvekkilinin sadece mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu tutulabileceğini, masraflardan, faizden, icra takip giderlerinden vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davacı avans faiz ile birlikte ödeme yapmadığından avans faiz istemesinin kabul edilemeyeceğini, kök davada davanın müvekkiline değil asıl sorumlu olduğu düşünülen dava dışı işçinin bünyesinde çalıştığı yükleniciye ihbar edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet ettiği, rücuen alacağa dayanak olan davadaki davanın davacısının da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup, davacının icra dosyasına ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmadığı, dava zaman aşımı süresi 10 yıl olup, davanın da bu süre içerisinde açıldığı, hisse satış sözleşmesinin 9.4 maddesi karşısında işletme hakkı devir sözleşmesinin öncelikle uygulanacağı, rücuen tazminat talebi başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, davacı tarafça verilen karara istinaden dava dışı işçiye icra dosyası ile yapmış olduğu ödemeyle dava dosyasındaki yargılama gideri bakımından taraflar arasındaki İHDS hükümlerine göre sorumluluğun davalı tarafta olduğu, davacının söz konusu sözleşmeye istinaden yapmış olduğu ödemeyi ve yargılama giderini davalı taraftan rücuen talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 9.045,28 TL'nin (8.845,59 TL'sinin ödeme tarihi olan 24/05/2013 tarihinden itibaren, 199,69 TL'sinin ise 09/08/2012 tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, devre esas mizanların kesinleştiğini, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştiğini, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları başladığını, listelerin hazırlandığını, müvekkili ve davacı arasında dava dosyalarına ilişkin tespit tutanağının imzalandığını, her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçerek dosya listelerinin kesinleştiğini, listelerde rücu davasına konu dava dosyasının yer almadığını, bu dosyaya ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunmadığını, iş akdi ile çalışan işçiyle ilgili ihtilaftan kaynaklanan davalarda üçüncü kişi zararının söz konusu olmadığını, kök davada ihbar olunan yüklenici bulunduğunu, ödediği bedellerin ihbar olunan kişiden talep etmesi gerektiğini, müvekkilinin sadece mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu tutulabileceğini, masraflardan, faizden, icra takip giderlerinden vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, dava dilekçesinde yer alan 199,69 TL'lik ödemeye ilişkin dekontun dava dilekçesi ekinde mevcut olmadığını, davacının sözleşme gereğince gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacak kalemlerini icra takibine mahal vermeden ve gecikmeden ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin ancak rücu davasına dayanak davada hükmedilen bedelden sorumlu tutulabileceğini, davacının avans faiziyle birlikte ödeme yapmadığı halde avans faizi talep etmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, temerrütün ancak müvekkiline ödemeye ilişkin talep yazısının gönderilmesiyle oluşabileceğini, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 9. İş Mahkemesi'nin 17/07/2012 tarih ve 2011/296 Esas 2012/539 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, 30/04/2004 tarihinde işçinin iş akdinin haksız ve tek taraflı feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatının tahsili talebiyle açılan davada davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür.<br>\tAnkara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9140 sayılı takip dosyası ile alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 17/07/2012 tarih ve 2011/296 Esas 2012/539 Karar sayılı sayılı ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... tarafından icra dosyasına 24/05/2013 tarihinde 8.845,59 TL ödendiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından dava tarihinden önce davalıya gönderilen 08/04/2021 tarihli talep yazısı ile işçiye mahkeme kararı nedeniyle ödenen 8.845,59 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, davalı tarafından davacıya gönderilen 12/04/2021 tarihli cevabi yazıda işçilerin tüm hak ve borçlarıyla birlikte şirkete devredildiği, sorumluluğun şirkette olduğu, genel müdürlükçe yapılacak bir işlem bulunmadığı bildirilmiştir. <br>\tDavacı tarafından dava dilekçesinde yer alan 199,69 TL yargılama giderine ilişkin herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmemiş, davacı vekili yargılama aşamasında 26/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında 199,69 TL yargılama harç ve giderinin 09/08/2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiğini, tüm delillerini mahkemeye sunduğunu beyan etmiştir. <br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından iş akdinin haksız ve tek taraflı feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına yönelik davacı ... aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'un mahkeme ilamını ... aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının 24/05/2013 tarihinde 8.845,59 TL'yi icra dosyasına ödediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının TEDAŞ olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Ankara 9. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). <br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin hüküm altına alınan alacağın faiz başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; kural olarak rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). <br>\tDavalı vekilinin asıl alacak miktarı içerisinde hüküm altına alınan 199,69 TL yargılama giderine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde davalının ihds hükümleri uyarınca icra dosyasınan ödenen bedelle dayanak davaya ilişkin yargı harç ve masrafından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek icra dosyasına ödenen 8.845,59 TL ile yargı harç ve masraflarına ilişkin 199,69 TL olmak üzere toplam 9.045,28 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece anılan talep üzerine yapılan yargılama sonunda davacının davalının yaptığı tüm ödemeden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek icra dosyasına ödenen 8.845,59 TL'nin yanı sıra 199,69 TL yargı harç ve masraflarının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>\tDayanak davada mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü kararı ile birlikte alınması gereken 199,69 TL harçtan peşin alınan 53,85 TL harcın mahsubuyla bakiye 145,84 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davacının sarf ettiği 53,85 TL harç ile 292,82 TL masraf olmak üzere 346,67 TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine hükmedilmiştir. <br>\tDavacı tarafından yargılama harcının ödendiğine ilişkin herhangi bir makbuz dosyaya ibraz edilmediği gibi, dayanak davada harç tahsil müzekkeresinin hazırlandığına ilişkin de dosyaya bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının dayanak davaya ilişkin olarak 199,69 TL harç ve yargılama gideri yaptığına ilişkin bir ödeme makbuzu ibraz etmediği, anılan bedeli ödediğine yönelik iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek bu bedel yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun alacak miktarı içerisinde yer alan 199,69 TL harç ve yargılama gideri yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının alacak miktarı içerisinde yer alan 199,69 TL harç ve yargılama gideri yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun alacak miktarı içerisinde yer alan 199,69 TL harç ve yargılama gideri yönünden KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih 2021/424 Esas 2021/806 Karar sayılı kararının alacak miktarı içerisinde yer alan 199,69 TL harç ve yargılama gideri yönünden KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 8.845,59 TL'nin ödeme tarihi olan 24/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t2-Davalıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmesi gereken 604,24 TL harçtan peşin alınan 154,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 449,76 TL harç istinaf aşamasında davalı tarafından yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafından fazla yatırılan 13,64 TL karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t4-Davacı tarafından peşin yatırılan 154,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 199,69 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 37,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 36,18 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 29,14 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t10-Davalıdan tahsili gereken 1.290,86 TL arabuluculuk ücreti  istinaf aşamasında davalı tarafından yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t11-Davalı tarafından istinaf aşamasında fazla yatırılan 29,14 TL arabuluculuk ücretinin talebi halinde davalıya iadesine,<br>\t12-Gider avansının kullanılmayan kısmın talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tC)1-Davalı tarafında yatırılan 154,47 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>3-İstinaf aşamasında davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 40,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 0,88 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, \t<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024<br><br>Başkan -             Üye -                  Üye -              Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c108040c661d25fd","SID":"51dfd14edfb0e622"}}