{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2184 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/849 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI : 2017/485 Esas - 2021/572 Karar<br>TARİHİ: 02/07/2021<br>DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalının ... Sigorta olduğu dönemde aralarında Beyoğlu 29. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 13/11/2003 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkilinin haksız fesih tarihine kadar davalıya müşteri kazandırdığını, tüm poliçelerin yasal unsurları taşıdığından fesih tarihine kadar uyarı almadığını ve toplantılarda örnek acente olarak gösterildiğini, davalı tarafından hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden tek taraflı olarak Kadıköy .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 02/09/2016 tarihli fesih ihtarnamesi ile 3 ay sonra feshin gerçekleşeceğini bildirildiğini ve müvekkiline 06/09/2016 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiğini, müvekkiline verilen 3 aylık süre dolmadan tüm yetkilerin sonlandırıldığını ve ekranın kapatıldığını, 20/12/2016 tarihli 9223 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 685 sayfasında fesihin ilan ettirildiğini, davalının haksız feshi sebebiyle müvekkilinin maddi zarar gördüğünü, zararının TTK madde 122 kapsamındaki kriterlere göre yaptıkları hesaplamalarda net 39.923,87 TL olarak tespit edildiğini ve Eskişehir .... Noterliğinin ... yevmiye ve 21/03/2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıya 23/03/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 11/2016 tarihli 616,16 TL ve 12/2016 tarihli 208,44 TL toplam 824,06 TL alacağının 10/2016 tarihli 113,66 TL iptal komisyon alacağından düşüldükten sonra bakiye 710,94 TL alacağını müvekkiline ödemediğini, davalının yasal dayanaktan yoksun ve incitici Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye ve 14/04/2017 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiğini, davalı ödemeleri yapmadığı gibi müvekkilinin teminat mektubunu da iade etmediğini beyanla talep, dava ve ıslah hakları saklı tutularak 500.00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat, 5.000,00 TL portföy tazminatı, 710,94 TL prim ve komisyon alacağı, 10,00 TL dava süresince çıkabilecek diğer alacaklarının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıya dava dilekçesinde açık bir şekilde talep sonucunu belirleme eksikliğini tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesini talep ettiklerini, HMK'nın 121 ve 194. maddesinin uygulanması gerektiğini, dava dilekçesinden maddi tazminatın ne için talep edildiğinin anlaşılamadığını, davacı acentenin müvekkili şirketteki karlılık oranının sürekli düşüşte olduğunu, 2015 yılında % 100, 2016 yılında ise % 120 hasar-prim oranının bulunduğunu, başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığını ve acentelik sözleşmesinin 3. maddesi ve TTK m. 104'e aykırı faaliyetleri tespit olunduğundan acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı münfesih acentenin fesih sonrası kişisel üzüntü duymasının manevi tazminat talebi hakkı vermeyeceğini, davacı acentenin fesih sonrası şirket ekranının üç aylık süre dolmadan kapatıldığı iddialarının da mesnetsiz olduğunu, davacının 710,94 TL komisyon ve prim alacağı olduğu iddiasının da dayanaksız olduğunu, müvekkili şirkete ödemesi gereken 155,73 TL prim borcu bulunduğunu, ayrıca 10/04/2017 itibariyle süresi devam eden poliçelerin muhtemel iptallerinde oluşabilecek 1.083,77 TL iade komisyon riskinin bulunduğunu, dava sürecinde çıkabilecek diğer alacaklar adı altında oluşturulan talebin dahi dayanaksız olduğunu beyanla HMK m 119/ğ bendine göre açık bir şekilde talep sonucunu belirleme eksikliğini tamamlaması için davacı tarafa bir haftalık kesin süre verilmesine, dava sürecinde çıkabilecek diğer alacaklarına karşılık 10,00 TL bedelli bir dava talebi belirtmiş ise de iş bu dava talebinin yapıldığı tarihte var olmayan ve davacının korunmaya değer, güncel hukuksal yararının bulunmaması (HMK m. 114/h) nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davacının maddi ve manevi tazminat, portföy tazminatı, prim ve komisyon alacağı ve dava sürecinde çıkabilecek diğer alacaklar talebi olmak üzere 5 ayrı talebinin her birinin ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ile her bir talep ayrı bir dava sayıldığından davacı tarafın her bir talebi için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri ile davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarih ve  2017/485 Esas - 2021/572 Karar  sayılı kararında;\"Dava; hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında haksız fesih iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkindir.Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkereye cevap verildiği prim üretimleri ve prim hasar oranlarının gönderildiği yürürlükte bulunan herhangi bir sigorta poliçesinin görüldü.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacı ile yapılan sözleşme bilgilerinin gönderildiği görüldü. ... Sigorta'ya yazılan müzekkereye cevap verildiği davacının 09/02/2010 tarihlerinden 15/05/2012 fesih tarihine kadarki zaman aralığındaki sigorta şirketinin acentesi olup aynı tarihi kapsayan poliçe üretim listesinin gönderildiği görüldü.Kadıköy Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü.Davacı vekili 06/03/2018 tarihli talep sonucunu açıklama dilekçesinde özetle ; Davalı taraf; davacıya gönderdiği  fesih ihbarda 3 aylık süre öngörmüş olmasına rağmen fesih ihbarın  müvekkile ulaştığı tarihten sonra 3 aylık süreyi beklemesi gerekirken bu süre dolmadan  sözleşmeyi sonlandırmıştır.  Bu kapsamda feshin geçersiz olması nedeniyle  hala dava süresince de akit devam ettiği için; karar tarihine kadar hesaplanacak Müvekkilin Maddi zararlarının Bilirkişi  tarafından son  5 yıllık ortalama  üzerinden  hesaplanacak miktara artırma ve ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 500,00 TL  maddi  tazminat talep ettiğini, Müvekkil; kasım 2013 yılından itibaren  davalı tarafa  belirli bir portföy kazandırmıştır. Kazandırdığı bu portföy  ve kazanç halen davalı tarafından aktif olarak yararlandığını, davacının kazandırmış olduğu portföy tazminatının miktarını bilmemiz mümkün değildir.  Bilirkişi  tarafından  net olarak hesaplanacağı bu kapsamda bilirkişinin bulacağı Portföy miktarı ,  tazminatı şimdilik belirsiz olduğundan  fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tespit edilecek miktarı ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 5.000, TL ve ticari faize, hükmedilmesini ,  davacının mesleğe  ilk olarak davalı tarafın ... SİGORTA olarak yürüttüğü 2003 yılında  başlamış. İlk poliçelerini ve hayatının önemli bir bölümünü  davalıya  müşteri portföyü oluşturmak için harcadığını, iç bir yasal dayanakları olmadan  sözleşmesini verdikleri süreyi dahi beklemeden fesih etmeleri büyük bir üzüntü ve  ruhsal sıkıntıya neden olduğunu, Bu nedenle   üzüntü ve manevi kaybı çok büyük olsa da yinede ilk şirketi olması hasebiyle manevi tazminat miktarını az tutarak  sadece : 5.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin olduğunu,  davalı  tarafından dava esnasında davalıya verdiği banka teminat mektubunun nakde dönüştürüleceği uyarısı ile  113,66 tl  iptal komisyonu  tahsil edildiğinden alacağının 824,06  TL olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili 20/07/2018 tarihli dilekçesinde dava dilekçesinde belirttikleri manevi tazminat taleplerinden vazgeçtiğini, ayrıca dava sürecinde çıkabilecek diğer alacakları açık ve net olmadığından bu husustaki talebinden de vazgeçtiğini, davanın portföy tazminatı yönünden, maddi tazminat yönünden, davacı tarafından hak edilmiş ancak henüz ödenmemiş prim ve komisyon alacakları yönünden devam ettireceğini beyan etmiştir.Davacı vekili 05/02/2019 tarihli celsede \"Önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, dava konusu 710,94 TL davalı tarafça tarafımıza iade edildiğinden bu kısım konusuz kalmıştır, maddi tazminat ve portföy tazminatı dışında kalan taleplerimizden feragat ediyoruz, maddi tazminat ve portföy tazminatı yönünden davamıza devam ediyoruz, bilirkişi incelemesi yapılsın dedi. \" şeklinde beyanda bulunmuştur.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dosyaya sunulu evraklar, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede; Davacı ile davalı arasında  13/11/2003 tarihli acente sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça sözleşmenin haklı bir sebep olmadan feshedilmesi iddiasıyla, maddi tazminat portföy tazminatı prim ve komisyon alacağı ile manevi tazminat talebi ile davalı aleyhine mahkememizde tazminat davası açıldığı, davacının 20/07/2018 tarihli dilekçe ile, manevi tazminat talebinden feragat ettiği, daha sonra 710,94 TL olarak talep ettiği prim ve komisyon alacağından 05/02/2019 tarihli duruşmada feragat ettiği, yargılamaya portföy tazminatı ve maddi tazminat talepleri yönünden devam edildiği, davacının davalı tarafından yapılan feshin haksız olması sebebiyle denkleştirme tazminatı ve portföy (komisyon) tazminatı talep ettiği, davalının cevap dilekçesinde, davacının çoklu acente şeklinde çalıştığı, aracılık ettiği sözleşmeler bakımından riziko seçiminde özensiz davrandığı, davacı acentenin faaliyetinin davalı şirket nezdindeki üretimin düşmesi ve portföy'ün sürekli zarar etmesi sebebiyle sözleşme kendilerince haklı nedenle feshedildiği savunmasında bulunduğu, ancak davacının acenteliğini sürdürdüğü dönemde başka sigorta şirketleriyle sözleşme yaptığı, davalının bu hususu bilerek davacı lehine sözleşme ilişkisini 2003 yılından 2016 yılına kadar sürdürdüğü, dolayısıyla bu sebebe dayanamayacağı, davalının sessiz kaldığı çoklu acentelik durumunu ileri sürmesinin TMK mad. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, öte yandan hasar / prim - teknik zarar nedeniyle acenteliğin tek taraflı olarak  sonlandırılmasının mümkün olmadığı, zira bu gibi hallerin acentenin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirilemeyeceği, ayrıca kaldı ki, davalının iddia ettiği şekilde 2015 yılına ilişkin yüksek hasar prim oranına rastlanılmadığı, sadece 2016 yılında davacı tarafça performans düşüklüğü gözlendiği, ancak bunun devamlılık arz etmediği, bu sebeple de haklı nedenle fesih şartlarının oluşmadığı, denkleştirme isteminin haksız fesihten doğan bir tazminat sebepsiz zenginleşme veya sadakat borcundan doğan bir talep olmadığı, sözleşmenin feshinden sonra davalı şirketin var olan müşteri çevresinden ekonomik yarar sağlamayı sürdürecek olması ve acente , yarattığı müşteri çevresi ile işlem yapılmasından ötürü ücret isteme hakkını kaybedecekse hakkaniyetin de gerektirmesi halinde TTK'nun 122/1 maddesine göre denkleştirme tazminatını talep edilebileceği, davalı müvekkil şirketin önemli menfaatler sağladığı hususunun ispat yükü acente üzerinde olduğu, sözleşmenin sona ermesinden sonra, davalının müşterilerden somut kazanç elde etmesi ve kazanç sağlama ihtimali de denkleştirme istemi hak kazanması bakımından yeterli olduğu, bu doğrultuda  taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin  poliçe yenileme dönemi içinde acente portföyü üzerinde ne kadar poliçe ve ne kadar net prim üretimi gerçekleştirdiği,acente ile sözleşmenin sonlanmasından sonra yenilenen ya da mevcut sigortalıya daha sonra yeni tür tanzim edilen poliçelerin olup olmadığı dolayısıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23.maddesi kapsamında elde  edilen bir menfaatin olup olmadığı  hususunun tespit edilmesi için sigorta şirketinin Sigorta poliçeleri ile davaya konu tüm  defterleri üzerinde  inceleme yapıldığı, yapılan incelemede sadece bir adet poliçenin yenilendiği, iki müşterinin de farklı tip yeni poliçeler tanzim ettirdiği, dolayısıyla bu somut veriler karşısında davalının önemli bir menfaat elde ettiğinin söylenemeyeceği anlaşıldığından, davacının haksız fesih sebebiyle denkleştirme ve maddi tazminat talebinin reddine, davacının Prim ve Komisyon alacağına ilişkin talebinin  ödeme sebebiyle  Feragat sebebiyle reddine, davacının Manevi Tazminat ve dava süresince çıkacak alacaklarına ilişkin talebinin Feragat sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davacının Prim ve Komisyon alacağına ilişkin talebinin ÖDEME sebebiyle Feragat sebebiyle REDDİNE, Davacının Manevi Tazminat ve dava süresince çıkacak alacaklarına ilişkin talebinin Feragat sebebiyle reddine, Davacının haksız fesih sebebiyle denkleştirme ve maddi tazminat talebinin REDDİNE,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; belirsiz alacak olarak açtıkları davanın yargılaması sonucunda Mahkemenin kısmen kabul ve kısmen ret kararı verdiğini, davalı yanın; Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiyeli 05.12.2016 tarihli fesihnamesi ile 3 aylık süre dolmadan tüm yetkilerini sonlandırdığını ve ekranını kapattığını, 04.12.2016 tarihinde işlem yapılamayacak şekilde ekranların kapattığını, 20 Aralık 2016 tarih ve 9223 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 685 sayfasında fesihnamenin ilan edildiğini, raporda fesih türünün nitelenmesi başlığı altında; \"...02.09.2020 tarihli fesih bildirimiyle 3 ay sonra feshin gerçekleşeceğini bildirmiş, ilgili ihbbar 06.09.2012 (16) tarihinde davacıya tebliğ olunmuştur. ... 05.12.2016 tarihli fesih nameyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sonlandırılmıştır.\" denildiğini, somut olayda belirttikleri gibi sözleşmenin 06.12.2020 tarihinde sonlanması gerekirken 2 gün önce ekranların kapatıldığını, 2 günlük süre dahi beklenmeden ekran karartma yoluyla fiilen sözleşmenin sonlandırıldığını, müvekkiline performans düşüklüğü ile ilgili hiç bir zaman uyarıda bulunulmadığını, Özel Sigortalar alanında oluşan rekabette bankaların  sigorta yapabilmeleri karşısında güçler dengesinin bozulduğunu ve bankalar lehine artışlar meydana geldiğini, bankacının bankacılık işinin yanında zorunlu mesuliyet sigortası dışında kasko ve diğer sigortaları da yapabilmelerinin küçük acentaların zararına bir gelişme olduğunu, acentaların digital ortamın olduğu bir dönemde bürosuna gitmesinde bir engel olmasa da, evinden ya da başka bir yerden şifreleriyle girerek poliçe kesebildiklerini, sıkıntılı olan acentaların daha fazla emek ve  zaman harcamak durumunda kaldığını, bilirkişinin pazar günü poliçe kesilmez iddiasının doğru olmadığını, davalı tarafın 4 Aralık 2016 tarihinde ekranı kapatmadık diye bir beyanının ve buna ilişkin belge sunmamış olmasının göz ardı edildiğini;Müvekkilinin TTK madde 122/3  kapsamında her hangi bir kusuru da olmadığını, kazandırdığı portföy doğrultusunda Sigortacılık Kanunu kapsamında da portföy tazminatına ( denkleştirme) hak kazandığının açık olduğunu, müşteri çevresinin ve kazandırılan poliçelerin kayıtları ile devam kayıtlarının davalı sigorta şirketinde tutulduğunu, müvekkilinin ekranı karartıldığı için onlara ulaşmasının mümkün olmadığını, davalının müvekkiline portföyü ile ilgili  bilgileri sunamadığını, bilirkişinin aykırı görüşüne tamamen katıldıklarını, raporda özetle ispat yükünün acenteye ait olması sebebiyle öncelikle davacı acente tarafından,  ancak acentelik sözleşmesi sona erdirildiğinden ve davacının ekranları kapalı olduğundan müşteri bazında kayıtların sigorta şirketi merkezinde bulunması da asıl olduğundan sigorta şirketince ibraz edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı tarafın bu konuda dosyaya delil sunmadığını, delil sunma aşamasının da sona erdiğini, raporun 2 . sayfa 4. paragrafında öte yandan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun  23 md. 16. F.ile; \" Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi fesih etmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde taziminat hakkı düşer.\"  hükmü getirilerek pozitif bir düzenleme ile sigorta acentesinin portföy tazminatının kabul edildiğinin, bu kanun hükmüyle acentenin tazminat talebinde bulunabileceğinin, taraflar arasında düzenlenmiş olan acentelik sözleşmesinin sonlandırılması halinde hakkaniyet gereği tazminat talebinin söz konusu olabileceğinin  kabul edildiğini, bu bağlamda davacı acentenin, davalı sigorta şirketinden portföy tazminatı talebinde bulunmasının mümkün olacağının söylendiğini; TTK'nın 122. maddesinde acentenin denkleştirme talebi ile ilgili düzenlemeye yer verildiğini ve 4. fıkrasında; \" Denkleştirme talebinden önceden vazgeçilemeyeceğinin\" açıkça belirtildiğini, yani söz konusu tazminat hakkının acentelik sözleşmesi ile ortadan kalkmayacağının vurgulandığını, müvekkilinin 2003 tarihinden haksız feshin yapıldığı 2016 tarihi sonuna kadar sürekli davalıya portföy kazandırdığını, acentelerin Cumartesi, Pazar tatili de olmadığını, yılın 365 günü sürekli emek ve zaman harcadıklarını, müvekkilinin acentesinin bulunduğu bina Pazar günleri kapalı olan işhanı benzeri bir yer olmayıp müstakil bir apartman dairesi olduğunu, acentesinin bulunduğu yerde bürosu dışındaki dairelerin yerleşik konut olarak kullanıldığını, ayrıca acentesinin bulunduğu bina ile ikamet ettiği yerin bir birine çok uzak bir yer olmadığını, tüm dosya kapsamı ve belgeler incelendiğinde davalı sigorta şirketinin haklı bir fesih sebebine dayanmadığı kanaatine varıldığını, kök  raporun ön bölümünün özellikle sözleşme feshinin haklı bir nedene dayanmadığı konusunda açık olduğunu ancak süre yönüne dikkat ettiğini, orada da ekran karartmanın Pazar günü olmasının acente açısından poliçe kesemeyeceği gibi bir kanı ile aslında bu hususta davalının ekran kapatma tarihini açıklayamamasına rağmen Pazar gününü dikkate aldığını beyanla Yerel mahkemece verilen 02.07.2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğinden bahisle denkleştirme tazminatı ile fesih ihbar süresine uyulmaksızın ekranlarının kapatıldığından bahisle maddi tazminat taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan acentelik sözleşmesi uyarınca 2003 yılından itibaren davalının acenteliğini yaptığını, yüksek performans göstererek davalıya müşteri portföyü kazandırdığını, davalının hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi 3 aylık süre vererek feshettiğini, 3 aylık süreyi beklemeden de ekranlarını kapattığını beyan ederek ekranlarının erken kapatılması sebebiyle maddi tazminat ve haksız fesih uyarınca denkleştirme tazminatı talep etmiş, davalı taraf, davacı ile imzalanan acentelik sözleşmesinin, başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yapması ve karlılık oranının sürekli düşmesi nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, denkleştirme tazminatının koşullarının oluşmadığını, davacının ekranlarının süresinden önce kapatılmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.  5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için; \"sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması\" gerekir.  Acentelik sözleşmesinin feshi ile ilgili olarak 6207 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121/1. maddesi \"Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.\" düzenlemesini haizdir. Buna göre, taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı düşmez ancak sigortacı haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durum acentenin kusurundan kaynaklanmış ise, acentenin tazminat talep hakkı düşer. TTK'nın 122. maddesinde;\" sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi\", denkleştirme tazminatı şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. Bu noktada Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, acente tarafından kazandırılan yeni müşteriler sayesinde sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetin acenteye tazminat ödenmesini gerektirmesi aranacak diğer koşullardır. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; Mahkemece davalı sigorta şirketi ile davacının acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerinden, fesih tarihine kadar düzenlemiş olduğu poliçe bilgileri celp edilerek son bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti ek raporunda, sözleşmenin feshinden sonra davalı nezdinde davacının portföyünden yalnızca bir adet poliçenin yenilendiği ve iki müşteri tarafından ise farklı poliçeler tanzim edildiği tespit edilmiş olup, rapor davalı vekiline tebliğ edilmiş, davalı vekilince süresi içerisinde rapora itiraz edilmediği gibi dosyaya, davalıya kazandırılan müşteri portföyü ve sözleşmenin feshinden sonra bu müşterilerden daha fazlası tarafından poliçelerin yenilendiği veya yenilenebileceği noktasında bir beyan ve delil sunulmamıştır. Her ne kadar acentelik sözleşmesi davalı tarafından olağan fesih suretiyle 3 aylık süre tanınarak feshedilmiş ve feshe ilişkin gönderilen ihtarnamede herhangi bir gerekçe ileri sürülmemiş ise de, cevap dilekçesi ile sürülen fesih gerekçeleri Mahkemece kabul edilmediğinden feshin haksız olduğuna karar verilmiştir. Ancak denkleştirme tazminatına hükmedilebilmesi için yukarıda açıklanan diğer koşulların da gerçekleşmesi gerekir. Bu koşulların gerçekleştiğini ispat yükü acentede olup davacı acente tarafından davalıya kazandırılan yeni müşteriler sayesinde davalı sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde ettiği ispat edilememiştir. Bu minvalde Mahkemece denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Davacı taraf 06.03.2018 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini; davalının fesih ihtarında bildirdiği 3 aylık fesih ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi sonlandırması, ekranlarını kapatması nedeniyle oluşan zarar olarak açıklamıştır. Davalı tarafından sözleşme 02.09.2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile feshedilmiş ve ihtarname 06.09.2016 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen fesihnamenin tarihi ise 05.12.2016 olup, bu fesihname ile davacının sigorta yetkileri sonlandırılmış ve ilgili kurumlara bildirilerek ilan edilmiştir. Buna göre davalı tarafından davacıya verilen 3 aylık fesih ihbar süresine 1 günlük fark ile uyulmuş olup aksini ve bu bir günlük süre nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı tarafından dosyaya bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediğinden Mahkemece ispat edilemeyen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul yasaya uygundur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bfeac18435b8a152","SID":"d5066a750608efec"}}