{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2023<br>NUMARASI\t\t: Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>\t  <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 17/04/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 05/10/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile müvekkili firma arasında ticari ilişkiden kaynaklı davalı borçlunun satın almış olduğu ürünlerin ücretlerini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Konya .. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla taraflar arasındaki gerçekleşen ticari faaliyete ait faturalara binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı ise 28/05/2018 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlu davalı böyle bir borçlarının olmadığını iddia etmekte ise de müvekkil tarafından davalı borçlu satın alınmış olduğu ürüne ait faturalar ile alacağı sabit olduğunu, taraflara ait ticari defterler incelendiğinden de müvekkilin alacaklı olduğu açıkça görüneceğini, bu nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için davalı borçlunun takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu dava hukuki dayanaktan yoksun olup, reddinin gerektiğini, davacı taraf müvekkil aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün ....esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olup müvekkil şirket tarafından 28/05/2018 tarihinde yapılan itiraz neticesinde takip durduğunu, davacı tarafça hukuka aykırı bir şekilde itirazın kaldırılması için bu dava açıldığını, ancak müvekkil şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, daha sonra müvekkilin oğlu olan ...... ...... tarafından gönderilmiş olan mailde müvekkil şirketin yanında müvekkilin oğluna ait ekstrede gönderildiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \"...  Davacı vekilinin 15/05/2023 tarihli dilekçesi ile mahkememize sunmuş olduğu yemin metnini dosya içeriğindeki beyanlar ile örtüşmediğinden, yemin metninin \"davalı cevap dilekçesi ekinde sunulan 27/03/2018 tarihli cari ödeme açıklaması ile yapılan, 19.000 $ (75.580,00 TL) havalenin şirket yetkililerinin borcu nedeniyle değil davalı şirketin borcuna mahsuben gönderildiğine dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum\" şeklinde düzeltilmiş ve davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Yapılan tebligatta ihtarat bulunmasına rağmen davalı şirket yetkililerinin duruşma salonunda hazır olmadığı görülmüştür.<br>HMK 229. Maddesi \"yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmek yada yemine eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakiaları ikrar etmiş sayılır\" hükmüne havi olup, geçerli bir mazereti bulunmaksızın davalı mahkememizde hazır olmaması karşısında yemin metnindeki hususları ikrar edilmiş sayılmış ve  19.000 $ (75.580,00 TL) havalenin şirket adına yapılmadığı takdir ve kanaatine varılmıştır.<br>Davalı takibe ilişkin borca itirazda bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp bu durumda fatura karşılığı bedellerin ödendiğine dair ispat külfeti davalı - borçlu üzerindedir. Yargılama safhasında davalı borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunmamış olup, ayrıca  davalı usulüne uygun şekilde tebliğ edilen yemin metni ve ihtarnameye rağmen mahkememizde hazır bulunmadığından yemin metninde geçen hususları kabul etmiş sayılmış; bu cihetle dosya muhtevası itibariyle davacının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinin aksini gösterir herhangi bir delil sunulmadığından davacının, davalıdan 247.819,90 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. <br>İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.<br>Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295  Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).<br>Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce hükmedilen  asıl alacak miktarı davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.<br>Kötüniyet tazminatı yönünden ise, İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez.<br>Somut olayda, davacı kendi ticari defterlerinde dahi toplam 247.819,90 TL alacaklı görünmesine rağmen bu miktarı aşan nitelikte 281.208,21 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığından davacı taraf takipteki haksız kısmi nedeniyle reddedilen tutar için kötüniyetli görülmüştür. Reddedilen miktar nazara alınarak 6.677,66 TL miktarınca kötüniyet tazminatına karar verilerek ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sırasında kayıtlı icra takibinde davalının itirazının kısmen iptali ile, takip tarihi itibariyle 247.819,90 TL asıl olmak üzere üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ait istemin reddine, haksız itiraz nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesap edilen 49.563,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, haksız kısmi nedeniyle reddedilen tutar olan 33.388,31‬ TL  üzerinden %20 oranında hesap edilen 6.677,66 TL icra kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip miktarındaki alacak miktarının farklılık göstermesinin nedeninin taraflar arasında bulunan cari hesaplarının tamamının ABD doları üzerinden tutulmasından kaynaklandığını,  davalı taraf her ne kadar halen müvekkil firmaya 50.000 USD ödeme yapıldığını iddia etse de bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve kayıtlarında böyle bir ödemeye ilişkin herhangi bir belge yer almadığının tespit edildiğini, davalının ödemeye ilişkin iddialarının gerçek olmayıp müvekkil firmaya borçlu olduğu müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, dosya kapsamında bulunan tüm belgeler doğrultusunda inceleme konuları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin kötü niyetli olduğu, borcun ödenmemesi için her türlü yolun denendiğini ve şirket kayıtlarını gerçeklere aykırı surette düzenlediklerinin bilirkişi kanalıyla gerçekleştirilen tespitler doğrultusunda ortaya konulduğunu, mahkemece davanın kabulü gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin ve aleyhlerine kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalı firmadan alacaklı olmasına rağmen kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair 25.06.2020 tarihinde verilen karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine, dairemizin 13.03.2023 tarih ve ... E. - .... K. Sayılı kararı ile davacının yemin deliline dayandığı, davacıya yemin delili hatırlatılmadan karar verilmesinin doğru olmadığından bahisle İDM kararının kaldırılmasına karar verildiği, mahkeme dairemizin kaldırıma kararı gereği davacı tarafa yemin delili hatırlatıldığı, davacı tarafından yemin metninin sunulduğu,  mahkemece usulüne uygun şekilde hazırlanan yemin davetiyesinin  davalıya tebliğ edilmesine rağmen, davalı şirket yetkilisinin yemin davetine icabet etmediği, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, reddedilen miktar üzerinden davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verildiği, görülmüştür.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kendi ticari defterlerinde her ne kadar alacak miktarı olarak 247.819,90 TL gözükmekte ise de; taraflara arasında bulunan cari hesapların ABD Doları üzerinden tutulduğu, ticari defterlerinde alacak olarak görülen 247.819,90 TL'nin 31.12.2017 tarihindeki ABD Dolar kuru üzerinden gösterildiği, takip tarihindeki ABD dolar kuru dikkate alınarak 281.208,21 TL alacak talep edildiği, mahkemece davanın 247.819,90 TL üzerinden kabul edilmesinin doğru olmadığı, ayrıca reddedilen kısım üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmelerinin de yerinde olmadığı sebeplerine bağlı olarak istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişiden alınan raporda, davacının ticari defterlerine göre 31.12.2017 tarihi itibariyle davalıdan 247.819,90 TL alacaklı olduğu tespiti yapılmış olup, esas itibariyle bu husus davacının da kabulünde olup, davacı tarafça  alacağın 21.05.2018 tarihindeki ABD döviz kuruna göre kabul edilmesi gerektiği iddiasında bulunulmuştur. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava türü olup, icra takibine konu alacak sebebi olarak 13 adet faturanın gösterildiği, faturaların TL olarak düzenlendiği,  fatura toplamının  281.208,21 TL olduğu ve takipte bu miktar üzerinden TL talebinde bulunulduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalı ile aralarında ABD doları üzerinden tutulan cari hesap ilişki olduğu iddia edilmiş ise de; taraflara arasında düzenlenmiş cari hesap sözleşmesi sunulmadığı gibi, cari hesaba ilişkin yazılı sözleşme bulunduğu iddiası da ileri sürülmemiş olup, buna göre taraflar arasında açık hesap usulü işleyen bir ticari ilişki olduğu anlaşılmıştır. Davacının gerek kendi ticari defterinde alacağın TL olarak kaydedilmesi, gerekse faturaların TL üzerinden düzenlenmesi gerekse de bu iddiasına ilişkin yazılı bir sözleşme sunulamaması nedeniyle, davalı ile aralarında ABD doları üzerinden işleyen cari hesap ilişki bulunduğuna dair iddialarını ispatlayamadığı, kaldı ki, dairemizin kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararında da davacı alacağının kendi ticari defter kayıtlarına göre 247.819,90 TL olarak kabul edilmek ve 75.509,85 TL, bu miktardan tenzil edilmek suretiyle karar verilmiş  olup, bu karar karşı davacının sadece 75.509,85 TL yönünden istinaf isteminde bulunduğu, alacağın belirlenmesinde ABD dolar kurunun dikkate alınması gereğine yönelik bir istinaf sebebi ileri sürülmediği, bu durumun davalı lehine  usuli kazanılmış hak oluşturacağı, yine ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut  delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br>Başkan<br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e4ead2959d20cfb","SID":"9740ffbf93d372a2"}}