{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/473 - Karar No:2024/345<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/473 <br>KARAR NO\t: 2024/345<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/03/2022<br>NUMARASI\t: 2021/219 E-2022/271 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 30.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30.04.2024<br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili özetle;  müvekkilinin... ile yaptığı sözleşme gereğince üstlendiği ürünü temin için 22.02.2016 tarihinde davalıdan iki adet konsantrik redüksiyon cinsi ürün talep ettiğini, davalının 25.02.2016 tarihinde teklif formu gönderdiğini, müvekkili tarafından formu imzaladığını ve iş bedelinin banka kanalıyla davalıya ödendiğini, davalının ürünleri 09.05.2016 tarihinde... ambarına gönderdiğini, aynı tarihte ürünlerin dikişli tip olduğu, giriş-çıkış iç çaplarının istenilen ölçülerde olmadığı, giriş çıkışların dairesel olmadığı tespit edilerek tutanak tutulduğunu ve ürünlerin kabul edilmediğini,  müvekkilinin aynı gün ürünlerin iade edileceğini belirterek  ilk teklifteki şartlara uygun ürünleri 30 gün içerisinde teslim etmesini e-posta yoluyla talep ettiğini, müvekkilinin teklifi açık olmasına rağmen davalının WELDED yazmak suretiyle müvekkilini hataya düşürdüğünü, ürünlerin 10.05.2016 tarihli sevk irsaliyesi ile iade edildiğini, iade faturası düzenlendiğini, davalının iade faturasına kötüniyetle itiraz ettiğini, müvekkili tarafından 31.05.2016/7153 yevmiye numaralı ihtarnameyle iş bedelinin iade edilmesinin talep edildiğini, 2016/18991 sayılı icra takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu öne sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili özetle; tarafların tüm hususlarda anlaşmalarını takiben onaylı siparişin müvekkiline bildirildiğini ve imalata başlandığını, imal edilen ürünlerin yapılan anlaşma uyarınca tam ve eksiksiz olarak 09.05.2016 tarihinde davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından ürünün istenilen özellikleri taşımadığı iddia edilerek tutulan tutanağın e-posta vasıtası ile gönderildiğini, müvekkili şirketin ticari etik açısından ayıplı bir mal teslim edilmiş ise, bu durumu ivedilikle düzeltmek için malı  kabul ettiğini, incelemeler devam ederken 17.05.2016 tarihinde iki adet iade faturasının tebliğ edildiğini,  iade edilen faturaya itiraz  ve iade edildiğini,  incelemelerin 26.05.2016 tarihinde neticelendiğini ve ürünlerin sipariş formunda belirtilen nitelikleri tamamı ile taşıdıkları ile herhangi bir ayıbının bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle ödeme iadesi yapılmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; BAM kararı doğrultusunda taraflar arasındaki akdi ilişkinin 25/02/2016 tarihli davalı tarafça yapılan tebliğ ile kurulduğu kabul edilmiş, önceki kararın aksine BAM kararı doğrultusunda ürünün dikişli olmasından dolayı ayıplı olmadığı ancak davacının dava dilekçesinde ''hem giriş çıkış iç çapları tutmayan hem de giriş çıkışları dairesel olmayan ayıplı ürün'' şeklinde belirttiği üzere söz konusu bu ayıbın varlığının olup olmadığı noktasında yapılan araştırmada ise, bilirkişi raporunda bahsedildiği şekilde, 25.02.2016 tarihli evrak sipariş olarak kabul edilse dahi, talebe karşı hazırlanmış bu evrakta iç ölçü olarak verilmiş taleplerin dış ölçü olarak alınması şeklindeki teklifin de işi tanımlamak için uygun olmayacağı, iç çap ölçülerinin dış çap ölçüleri alınarak imalat yapıldığından söz konusu üründen beklenen fayda hiçbir şekilde sağlanamayacağından bunun davalının söz konusu teklifindeki yükümlülüklerinden olduğu ve bu haliyle söz konusu ürünlerin ayıplı olduğu ve kullanılamayacağından işin bütününe doğrudan etkisi olduğu anlaşılmış, bam kararında belirtilen araştırmalar ve incelemeler yapıldığından önceki yargılamadaki hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporu da hükme esas alınmış; davacı tarafın 30.05.2016 tarihli ihtarnamesine davalı tarafça 10.06.2016 tarihli ihtarname ile cevap verildiği dikkate alınarak, davalı şirketin 10.06.2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve bu tarih itibariyle avans faizinin işlemesi gerektiği değerlendirilmiş, davanın kısmen kabulü ile Ankara Batı İcra Dairesinin 2016/18991 esas sayılı dosyasında 44.988,20 TL asıl alacak, 220,01 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.208,21 TL üzerinden itirazın iptali ile asıl alacağa avans faizi işletilmek üzere takibin devamına, alacak miktarının likit ve itirazın haksız olduğu\" gerekçesiyle \"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, Ankara Batı İcra Dairesinin 2016/18991 esas sayılı dosyasında 44.988,20 TL asıl alacak, 220,01 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.208,21 TL üzerinden itirazın iptali ile asıl alacağa avans faizi işletilmek üzere takibin devamına,<br>Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Asıl alacak 44.988,20 TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine\" karar vermiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebi üzerine müvekkilinin hazırladığı teklifin davacıya gönderildiği, davacının teklifi kabul etmesiyle yükümlülük yerine getirilerek davacıya teslim edildiği, davacının taahhüt ettiği santraldeki işine son verilmesini takiben ürünün ayıplı olduğu iddiasında bulunduğu, mahkemece müvekkili aleyhine verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde müvekkili lehine kaldırıldığı, mahkemece sonuç kısmı açık olmayan raporun hükme esas alındığı, raporda BAM kararında belirtildiği şekilde teklif metninin kabul edilmesi durumunda ayıp bulunmadığı belirtilmesine rağmen davanın kabulüne karar verildiği, sözleşmenin tarafların iradelerinin birleşmesiyle kurulabileceği, bu itibarla müvekkili şirketin yükümlülüklerinin teklif formu dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, bilirkişi raporu ve mahkeme kararında ürünün şartnameye uygun olarak dikişsiz üretilmediğinden bahsedildiği, ancak müvekkiline şartname metni gönderilmediği, müvekkili bilgilendirilmediği halde  davacı ile üçüncü kişi arasındaki şartnamenin müvekkili aleyhine değerlendirildiği, Türkiye sınırları içerisinde dikişsiz üretim yapılmadığı, davacıya gönderilen teklifte açıkça WELDED ibaresinin yer aldığı, ayıplı ürün iddiasında bulunulamayacağı, davacının enerji sektöründe büyük montanlı işler yaptığı, davacının İngilizce kelime kullanılarak kandırıldığı iddiasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki dava aşamasında dosyaya sunulan, müvekkiline gönderilmemiş olan şartnamede birçok benzer terim kullanıldığı, davacının kendi internet sitesinde de İngilizce terim kullandığı nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, HMK 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-)\tDavalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine,<br>\t2-)\tHarçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.073,14 TL istinaf karar harcından peşin alınan 687,58 TL ve 80,70 TL olmak üzere toplam 768,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.304,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-)\tİstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t\t\t\t\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a madde gereğince kesin olmak üzere 30.04.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>         Başkan  ...                   Üye ...\t               Üye ...                Katip ...\t<br>     e-imzalıdır         e-imzalıdır         e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9958ed4550b9754a","SID":"51b8cbfa30e9e775"}}