{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/142 - 2024/631<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/142 <br>KARAR NO\t: 2024/631<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/248 Esas 2022/774 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 24/05/2024<br><br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve araç değer kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacıya ait park halindeki araçla davalının ZMMS sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında davacıya ait aracın hasar gördüğü iddiasıyla davalıdan maddi tazminat talep edilmiş, yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.<br>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.<br>Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.<br>MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.<br>Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17'nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.<br>Yine; \"Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları\" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun  88. maddesinde; \"(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz.\" düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, \"geçici koruma\" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi \"uluslararası koruma statüsünde\" olması halinde mümkün görülmektedir. <br>Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. <br>Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.<br>Kabule göre de, Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.<br>6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…<br>c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…<br> (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur. <br>Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. <br>Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.<br>Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.<br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br>Somut olayda davaya konu 26.11.2019 tarihli kazaya karışan ve kaza tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın ... plakalı araç olduğu,aynı kazaya ilişkin davacı tarafından davalı ... Sigorta A.Ş.(... plakalı aracın ZMM sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi sıfatıyla) aleyhine  açılan Ankara 12.ATM 2020/501 Esas sayılı davasında yapılan yargılamada ATK Trafik İhtisas Daire Başkanlığı’ndan alınan 28.06.2021 tarihli rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusuru olmadığı, ... plaka sayılı  araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,neticeten Ankara 12.ASTM’nin 2020/501esas nolu dosyasında mahkemece  sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu tespiti ile davanın reddine karar verildiği,eldeki davada da mahkemece anılan kusur durumuna itibar edildiği ve kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMM sigorta poliçesi düzenlenmiş olan ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun belirlenip mahkemece kabul gördüğü,buna karşın mahkemece gerekçeli kararda tereddüte yol açacak şekilde ‘26.11.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı park halindeki araca, dava dışı sürücü ... adına kayıtlı olup, davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın çarpması  neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, dosya içerisinde yer alan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığına ait olup, hükmün tesisinde esas alınan 28.06.2021 tarihli rapor içeriğine göre; kazanın meydana geliş şekline göre davalı sigorta şirketine sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tek kusurlu olduğu, kazanın meydana geldiği tarih nazara alındığında yerleşik yargısal uygulamalar nazara alınmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde davacının aracından meydana gelen  hasar tutarının 20.725,11-TL, uğradığı değer kaybının ise 4.500,00 TL olduğu anlaşılmış olmakla, bu tutarlar üzerinden davanın kabulüne dair karar verilmiştir.’ ifadelerine yer verilmesiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiği anlaşılmakla mahkemece ilgili yasa hükümlerine uygun şekilde gerekçe tanzim edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Yine kabule göre, istinaf eden davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf dilekçesi ile davanın dava dışı ... Sigorta A.Ş.’ye ihbarı talep edilmiş olmakla, davalı vekilinden ihbar talebi hususunda açıklama istenerek ve davanın ihbarı için gerekli  masrafın yatırılması sağlanarak ihbar talebinin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, karar gerekçesinin usul kurallarına uygun şekilde düzenlenmesi ve davanın dava dışı ... Sigorta A.Ş.’ye ihbar edilmesiyle davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ İLE; Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/11/2022 tarihli 2022/248 Esas - 2022/774 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"edfe374635361ab0","SID":"5bb372ad29676b92"}}