{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                  T.C.<br>             SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/323 <br>KARAR NO\t: 2024/792<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/291 Esas - 2022/655 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t: TÜRK EKONOMİ BANKASI A.Ş. - ...- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/06/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 27/05/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla davalı banka tarafından Kocaeli 8 İcra Müdürlüğü 2021/27211 Esas numarasına kayıtlı icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bankaya herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin tır şoförü olduğu, nakliye işi yaptığı, müvekkilinin işi sebebiyle sık sık yurt dışına çıktığını, davaya konu icra takibinde düzenlenen ödeme emri, müvekkilinin işi sebebiyle şehir dışında bulunduğu sırada müvekkilinin eşine tebliğ edildiği, davacı müvekkilinin dava dışı diğer takip borçlusu olan kardeşi ...'ya banka kredisi çekmesi hususunda kefil olması nedeniyle, davaya konu icra dosyasının icra takibine konulduğu tarihsel dönemde dava dışı kardeşi ...'nın bankalara olan borçları nedeniyle davacı müvekkilinin aleyhine birden çok icra takip dosyası başlatıldığı , dava dışı kardeşi ...'nın da başlatılan icra takip dosyalarında hukuki süreçle ilgilendiğini düşünerek hakkında başlatılan icra takip dosyalarının içeriğinden bilgi sahibi olmadığını, müvekkilinin davaya konu icra takibinden maaşından kesinti yapılmasıyla haberdar olduğunu, müvekkilinin icra dosyasında yaptığı incelemede takibe konu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını fark ettiğini, takip talebinde borcun sebebi olarak davalı TEB emrine yazılı, 28.09.2021 düzenleme, 03.08.2012 vade tarihli, 350,000,00 TL bedelli kambiyo senedi gösterildiği, bu senedin davalı tarafından gerçeği yansıtmayacak şekilde tek taraflı olarak düzenlendiği, davaya konu icra takibine dayanak kambiyo senedi altındaki imzanın müvekkili davacının eli ürünü olmadığı mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davaya konu icra takibi nedeniyle müvekkilinin maaşından kesinti yapılmakta olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığı bir bedeli ödemeye mecbur bırakıldığını, bu durum müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara sebebiyet verdiğini, bu yönde cebri icra baskısı altında, müvekkilinin maaşından yapılan kesintilere ilişkin istirdat haklarını saklı tuttuklarını, bu nedenlerle öncelikle teminatsız olarak Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/27211 Esas sayılı icra takibinin geçici olarak durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini veya icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini,  açtıkları davanın kabulü ile müvekkilinin icra dosyasına borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ile dava dışı borçlu Ategs Madeni Yağ Kimya ve Kimya Ürünleri İnş Mad Tur San ve Tic Ltd Şti’nin, müvekkili bankaya olan borcu nedeniyle tarafımızca Kocaeli 8. İcra Dairesi’nin 2021/27211 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, söz konusu takip, her iki borçlu bakımından da çok uzun zaman önce kesinleşmiş durumda olduğunu, davacının iddialarının hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını, şimdiye kadar hiçbir imza itirazı, borca itiraz davasının açılmamış olması dahi davacının iddialarının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacı bono üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir, bilirkişi incelemesi neticesinde ileri sürülen hususun gerçeği yansıtmadığının anlaşılacağını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddini, %20’den aşağı olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, İcra takiplerinin durdurulması için infaz edilmiş ihtiyati tedbir kararı olmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından dosyaya sunulan 30.05.2022 tarih 2684 sayılı raporda, inceleme konusu senette \"...\" isim yazısı ve atfen atılı imzanın ...'nın el ürünü olduğu yönünde mütalaada bulunulmuştur. Yerel Mahkeme dosyasının, 18.11.2021 tarihli duruşmasında imza incelemesi için müvekkilimizden imza numunesi alınmıştır. Ancak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurulu raporunda, mukayeseye esas alınan ve incelenen evraklar kısmında müvekkilimizin imza numunelerine yer verilmemiştir. Dolayısıyla dosya kapsamındaki rapor, müvekkilimizin imzasına ilişkin numuneler dikkate alınmadan tanzim edilmiştir. Yerel mahkemece itirazlarımızı karşılar yeni bir rapor alınmadan, itiraz ettiğimiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Huzurdaki dava ile icra takibi hakkında tedbiren durdurma kararı verilmemiştir. Tarafımızca yapılan itirazı karşılar mahiyette yeni bir rapor alınması davalı tarafı da herhangi bir zarara veya hak kaybına uğratmayacaktır, öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 gün 2001/12-436 E., 2001/467 K. Ve 06.06.2001 tarih 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği gibi dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurulu raporu belirtilen ilke ve açıklamalar doğrultusunda tanzim edilmemiş olup hükme elverişli değildir. Ayrıca, dava dilekçemizde de yer verdiğimiz üzere, icra takibine konu kambiyo senedinin düzenlendiği tarihte müvekkilimizin yurtdışında bulunup bulunmadığının tespiti için müvekkilimizin ülkeye giriş çıkış kayıtlarının celp edilmesi talebimiz de Yerel Mahkemece karşılanmamış olup, delillerimiz toplanmaksızın hüküm tesis edilmiştir. Savunma hakkı Anayasada güvence altına alınmış haklar arasında yer almaktadır. Yerel mahkemece savunma hakkımız kısıtlanmıştır. Yerel Mahkemenin, yeniden rapor alınması talebimizi dinlemeden, müvekkilimizin yurtdışı giriş çıkış kayıtlarını celp etmeden hüküm kurması müvekkilimizin ispat hakkını kullanmasının kısıtlanmasıdır. Yerel Mahkeme kararı, müvekkilimizin savunma hakkının ihlal edilmesi ve eksik ve yetersiz araştırma ile tesis edilmesi nedeniyle usul ve yasaya aykırıdır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 17/11/2022 tarih, 2021/291 Esas - 2022/655 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; Kocaeli 8 İcra Dairesi 2021/27211 Esas sayılı sırasından takibe konulan 28.09.2011 tanzim tarihli, 03.08.2012 vade tarihli, 350.000,00-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde;  davacı aleyhine, davalı banka tarafından Kocaeli 8 İcra Müdürlüğü 2021/27211 esas numaralı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı,  başlatılan takipte borçlu olunmadığından dolayı  bu hukuki durumun kayıt altına alınması için davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, davalının davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>  Diğer bir deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).<br>  Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.<br>  Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).<br><br>Öte yandan, herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. ( Hukuk Genel Kurulu'nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı).<br>Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.<br>Dosya arasına alınan İstanbul ATK raporunda özetle; İnceleme konusu senette \"...\" isim yazısı ve atfen atılı imza ile ...'nın mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazı ve imzanın ...'nın eli ürünü olduğu  yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada; davacı tarafından takibe konu edilen senetteki imzanın inkar edilmesi nedeniyle davacının inkar ettiği imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti için yeterli sayıda mukayese belge toplanmış, davacıdan yargılama sırasında usulüne uygun olarak tatbike medar imza örnekleri alınmış, ve dosya kül halinde Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 30.05.2022 tarih 2684 sayılı raporunda inceleme konusu senette \"...\" isim yazısı ve atfen atılı imzanın ...'nın el ürünü olduğunun bildirildiği görülmüş, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında yapıldığından takip dayanağı senetteki yazı ve imzanın davacı ...'nın el ürünü olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle  davanın reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.875,00-TL'den mahsubu ile artan 5.447,40 TL'nin talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya iadesine,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1638c1c62e81a601","SID":"90811e861197300c"}}