{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/448 <br>KARAR NO: 2024/598<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1137<br>KARAR NO: 2020/938<br>DAVA TARİHİ: 16/10/2017<br>KARAR TARİHİ: 23/12/2020<br>DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı kooperatifteki 87 no'lu bağımsız bölüme isabet eden üyelik hissesini Bodrum ... Noterliği'nin 22/07/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı noter işlemiyle ... devraldığını, bu devir işleminin davalı nezdinde kayıt ve tescil edildiğini, devir tarihinden itibaren davalı kooperatifin üyesi ve hissedarı olduğunu ve dava konusu bağımsız bölümü kullandığını, üyelerin büyük bir çoğunluğuna davalı kooperatif tarafından tapu devirleri gerçekleştirilmiş iken müvekkilinin de içinde bulunduğu yalnızca birkaç kişiye tapuların halen devredilmediğini, bu yöndeki taleplerinin çeşitli bahanelerle reddedildiğini, bunun üzerine Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ve 19/09/2017 tarihli ihtarnamesiyle tapu devrinin gerçekleştirilmesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının ise Bodrum .... Noterliği 28/09/017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle binada proje dışı işler yapıldığı, ortak alanlara tecavüz edildiği, imara aykırılıkların giderilmediği, bu nedenlerle tapu devrinin yapılmadığı, söz konusu yükümlülükler yerine getirildiğinde tapu devrinin yapılacağı şeklinde cevap verildiğini, davalının proje dışı inşaat, imara aykırılık ve ortak alana tecavüz iddialarının asılsız olduğunu, bu konuda müvekkiline hiçbir ihtarda bulunulmadığı gibi yapmış olduğu tadilata izin verildiğini, ayrıca kooperatif yöneticileri dahil bağımsız bölümlerin tamamında aynı tadilatların yapıldığını, kaldı ki iddialar gerçek olsa dahi mülkiyet hakkının engellenmesi yetkisi vermeyeceğini, davalının ancak imara aykırılıkla ilgili suç duyurusunda bulunarak, projeye aykırılıklar yönünden eski hale iade davası açarak yetkisini kullanması gerekirken hukuka aykırı olarak müvekkiline yaptırım uyguladığını beyanla, davalı adına kayıtlı olan ... ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii ... parselde tapuya kayıtlı ... nolu bağımsız bölümle ilgili tapu kayıtlarının iptal edilerek müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2017 yılında söz konusu evde tadilat yapmak istediğini, 20/02/2017 tarihli taahhütnameyi şahsen imzalayarak Belediyeden tasdikli mimari projesine uygun olarak binaya eklenti yapmamak, dış cephede değişiklik yapmamak şartı ile inşaat yapacağını kabul ve taahhüt ettiğini, ancak belediyenin tasdik ettiği proje dışı işlerin yapılmaması ihtar edilmesine rağmen bu ihtarı dinlemediği gibi ilave alanlar yapıp ortak alanlara da tecavüz ettiğini, bu hususta diğer maliklerden ve komşulardan şikayetler geldiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların asılsız olduğunu, ayrıca bu güne kadar az sayıda üyenin tapusunu kendi isteği ile almadığını, davacıya gerekli cevabın Bodrum ... Noterliği 28/09/017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle bildirildiğini ancak davacının halen proje dışı yapmış olduğu işleri, imara aykırılıkları ve ortak alanlara vaki tecavüzleri gidermemekte ısrar ettiğinden kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava, davalı kooperatif adına kayıtlı 87 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir. Davacı 22/07/2015 tarihli kooperatif hisse devri ile, davalı kooperatifte 87 nolu bağımsız bölüme isabet eden üyelik hissesinin tamamını ...'tan devralmak suretiyle davalı kooperatife üye olmuş, 19/09/2017 tarihli ihtarname ile de, bu devre istinaden 87 nolu bağımsız bölüme ait  tapu devrinin gerçekleştirilmesini davalıya bildirmiştir. Davalı kooperatifin 28/09/2017 tarihli ihtarnamesinde ise, davacının binada proje dışı işler yaptığı, ortak alanlara tecavüz ettiği, imara aykırılıkların giderilmesi ve projeye uygun hale getirilmesi halinde tapu devrinin yapılacağının kendisine daha önce bildirildiği belirtilerek; imara aykırılıkların ve ortak alanlara müdahalenin giderilmesi ve yasal bir engel bulunmaması halinde tapu devri işleminin yapılacağı davacı tarafa bildirilmiştir.Davalı vekilince sunulan 24/11/2017 tarihli dilekçe ile; davacının 2015 yılında söz konusu bağımsız bölümü devraldığı, aidat ve ödemelerle ilgili bir itiraz, talep ve temerrüt iddiası da bulunmadığı belirtilmiştir.Davacının, davalı kooperatife hisse devri suretiyle üye olup hissesine yönelik mali yükümlülüklerine ilişkin bir eksiklik bulunmadığı davalı tarafın da kabulündedir.Kooperatif ana sözleşmesinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere; davalı kooperatif yönünden anılan sözleşmeden kaynaklanan asli edim, üyelerinin konut ihtiyaçlarını karşılamak, üyeler yönünden asli edim ise üyelikten kaynaklı mali edimleri yerine getirmektir. Bundan başka ana sözleşme ile yine dosyaya mübrez taahhütname ile taraflar bir kısım yan edimler de yükümlenmiştir.Bu kapsamda davacı tasdikli mimari proje dışında tadilat yapmamayı üstlenmiş, taahhüt etmiştir.Ne var ki yan edimlerin ifa edilmemiş olması taraflar yönünden asli edimin ifasından kaçınmalarına olanak vermez. Davalı kooperatifin cevap dilekçesinde, dava öncesi çekilen ihtarnamelerde, davaya konu bağımsız bölümün tesciline engel olarak proje dışında yapıların yapılması, imara aykırılıkların gösterilmiş olması, buna karşın yargılama sürecinde sunulan yapıkayıt belgesi ve bundan öte, bu imalatlara ilişkin yükümlülüklerin davacı yönünden bir yan edim olup davalının sırf bu sebeple asli edimini ifadan, bu kapsamda tescile ilişkin işlemlerden kaçınamayacağı...\" gerekçesiyle,\"Davanın kabulü ile, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii, ... Ada ... parselde ... numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın davalı kooperatif adına olan kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline\" karar verilmiştir. Ayrıca dava dilekçesinde dava değeri 400.000,00 TL olarak belirtilerek nispi harç yatırılmıştır. Mahkemece gerekçeli kararda, bildirilen dava değeri 400.000,00 TL üzerinden harç miktarının hesaplandığı ve eksik kısmın davalıdan tahsiline karar verildiği, yine bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, taşınmazın aynına ilişkin eldeki davada kesin yetki kuralı gereği Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, kooperatif ana sözleşmesi ile üyeye yüklenen projeye aykırı tadilat yapmama ediminin yerel mahkemece kabul edildiği gibi \"yan edim\" olarak nitelendirilemeyeceğini, üyenin ana sözleşmeye uyma ediminin asli bir edim olduğunu, bilirkişi raporlarında da davacının ana sözleşmeye aykırı hareket ettiği ve bu aykırılık giderilmeden tapusunun verilmeyeceği tespit edilmişken mahkemece bu raporlar dikkate alınmadan karar verildiğini, yerel mahkemece davacının yapı kayıt belgesi sunmasına dayanılmış ise de tapu maliki olmayan davacının ortak alanlara tecavüzü olması sebebiyle yapı kayıt belgesi almasının hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını, her iki bilirkişi raporunda dava konusu villadaki proje dışı imalatların ortak alana taşma mahiyetinde olduğu açıkça tespit edilmiş olup, imar affı 3.şahıslara ait ve ortak alanlara yapılan tecavüzleri kapsamadığından davacının imar affına müracaat etmiş olmasının ve yapı kayıt belgesi almış olmasının hukuken hiçbir hak sağlamayacağını, nispi harç ve vekalet ücreti yönünden de kararı istinaf ettiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri süren kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yetki itirazı;6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını HMK'nın 114.maddesinde yer alan sıralamaya göre belirleyecektir.HMK'nın 114/1.ç bendinde \"Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması\" dava şartları arasında sayılmıştır. HMK'nın 138. maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesine yer verilmiştir.HMK'nın 12/1.maddesinde; \"Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\"HMK'nın 14/2.maddesinde ise; \"Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\" hükümleri yer almaktadır. Somut dava tapu iptal tescil istemine ilişkin olup taşınmaz Bodrum ilçesinde bulunduğundan HMK'nın 12/1.maddesi uyarınca Bodrum Adliye Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu düşünülebilir ise de dava kooperatif ortaklığından kaynaklandığı için öncelikle HMK'nın 14/2.maddesinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu durumda ise kooperatif merkezi İstanbul Anadolu Adliyesi sınırları içerisinde kaldığından, 1163 sayılı yasanın 99.maddesi maddesi de dikkate alındığında davanın görevli ve yetkili mahkemece açıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2011 tarihli 2011/1068 E. 2011/1108 K. sayılı kararında; \"...Dava, Kooperatif tarafından üyesi olan davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup taşınmazın bulunduğu yer olan Milas Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmıştır. Uyuşmazlık salt taşınmazın aynıyla ilgili olmayıp davalının kooperatifle olan üyelik ilişkisinden kaynaklandığından  1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre bir karar verilmelidir. 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesi gereğince tüzel kişi olan kooperatif ile ortakları arasındaki davaların kooperatifin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde  görülmesi gerekir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin  kesin yetki kuralı olup, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Dosyadaki ana sözleşmeye göre davacı kooperatifin merkezi Ankara'dır. Yine Ankara Ticaret Sicil Memurluğunun 16.03.2010 tarihli yazısı ile de kooperatifin adresi \"... Sok. No:... Sıhhiye Çankaya Ankara\" olarak bildirilmiştir. HMK'nun yukarıda anılan amir hükmü de dikkate alınarak mahkemece, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek davanın esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...\" şeklinde karar verilmiş, yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2019 tarihli 2017/1504 E. 2019/4758 K. sayılı ilamında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Dava değeri ve harç hususunda re'sen yapılan inceleme;Dava, kooperatif ortağı olan davacı tarafından, kendisine tahsis edilen ve kullanımında olan ancak tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı bulunan taşınmazın, kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline ilişkin açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu için nispi harca tabidir.Nispi harca tabi olan davalarda, dava değerinin yargılama aşamasında tespit edilerek eksik harcın ikmal edilmesi gerekmektedir. Ancak somut dosyada taşınmazın dava tarihi itibariyle değerine yönelik bir rapor alınmamış ve eksik harç ikmal edilmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2022 tarihli 2021/4497 E. 2022/5198 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; \"Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 2006 yılında bütün inşaatların tamamlanarak üyelere teslim edildiğini, 09/06/2009 tarihinde ferdileştirme yapıldığını, müvekkiline ait dairenin davalı kooperatif adına tescil edildiğini, müvekkili ve üç arkadaşının dışında bütün üyelere tapusunun verildiğini, yapılan işlemin Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, davaya konu dairenin yaklaşık 5 yıl önce teslim edilerek tahsisinin yapıldığını, müvekkilinin esaslı tamirat ve tadilat yaptığını, halen kullanmaya devam ettiğini, elektrik ve su aboneliğinin müvekkili adına yapıldığını, müvekkilinin ödemesi gereken hukuken geçerli bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, söz konusu dairenin tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ödemesi gereken aidat borcunun çok büyük bir kısmının halen ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; kooperatif üyelerinin adlarına tapu iptali ve tescil kararı verilebilmesi için üyelikten doğan tüm borç ve yükümlülüklerinin yerine getirilmiş olması, yani üyenin kooperatife herhangi bir borcunun bulunmaması gerektiği, oysa ayrıntılı açıklama  ve hesaplamalı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı üyenin dava tarihi itibariyle davalı kooperatife üyelikten dolayı 22.519,97 TL borçlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava konusunun belirli bir değere ilişkin olması nedeniyle bir başka deyişle para veya para ile değerlendirilen bir şey ile ilgili bir dava olması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1 sayılı tarifesi gereğince davanın nispi harca tabi olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bilindiği üzere harç, kamu hizmetlerinden yararlanan özel ve tüzel kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yararlandıkları hizmetlerin maliyetine katlanmaları zorunluluğu olarak tanımlanmaktadır (B, Pınar Yargı Harçları, Ankara 2009, sayfa 1-3). Yapılan iş ve hizmet amme hizmetinden daha çok kişilerin  kişisel menfaatine ilişkin olduğundan yararlanılan hizmetin karşılığı olarak harcın Hazinece  tahsili gerekmektedir. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun gerekçesinde \"harç\" tanım olarak \"fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığı yaptıkları ödeme olarak\" belirtilmiş, aynı tanım Anayasa Mahkemesi kararlarında da benimsenmiştir (Anayasa Mahkemesi 31.03.1987 günlü, 1986/20 Esas, 1987/9 Karar, 14.02.1991 gün ve 1990/18 Esas, 1991/14 Karar, 28.09.1995 günlü, 1995/24 Esas-52 Karar). Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73/3 maddesinde ise \"vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır\" hükmünü içermektedir. Buna göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından sunulan hizmetlerin karşılığı olarak alınan harç yasaya dayalı olarak alınmalı ve yükümlüsü de kanunun amacına uygun olarak bu hizmetten yararlanan kişiler olmalıdır. Bu zorunluluk Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 07.12.1994 günlü 1964/3 Esas,-5 Karar, ve Anayasa Mahkemesinin 31.03.1987 günlü ve 1986/20 Esas-1987/9 Karar sayılı ilamlarında da gerekçe kısmında belirtilmiştir.  Anayasanın harç alınmasındaki kanunilik ilkesi gereğince Harçlar Kanununun 1. maddesinde alınacak harçlar arasında yargı harçları da sayılmıştır. Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, bu hizmetten yararlananların sağladığı katkıdır (Y.İ.B.K. 16.12.1983 günlü ve 1983/5, 6 Karar). Yargı harçları başvurma harcı, celse harcı ile karar ve ilam harcıdır. Karar ve ilam harcı ise maktu veya nispi harç olmak üzere iki çeşit olup konusu para veya para ile değerlendirilebilen belirli bir değere ilişkin davalarda Harçlar Kanununun 1 sayılı tarifesi gereğince nispi harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun nispi harçlarda ödeme zamanı başlığını taşıyan 28. maddesinin 1. bendi nispi harçlarda ödeme zamanını düzenlemiş, aynı maddenin a bendinde ise karar ve ilam harcının ödeme zamanı  öngörülmüştür. Bu madde de aynen \"karar ve ilam harçlarının 1/4'ü peşin, geri kalanı kararın verilmesinden itibaren 2 ay içinde ödenir\" hükmü yer almaktadır. Harçlar Kanununun  30. maddesi ise; \"Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409'uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır\" hükmü yer almaktadır.  Nitekim aynı esas Harçlar Kanununun 32. maddesinde \"Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz\" hükmü tekrarlanmıştır. Bu maddenin Anayasa aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi 17.03.2010 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 2009/27 Esas, 2010/9 Karar sayılı kararının gerekçesinde \"Yargılama sürecinde yasayla harca tabi kılınmış bir hizmetten yararlanmak isteyen ilgili (davacı veya davalı), genel kurallar uyarınca harcını ödeyerek bu hizmetten yararlanabilir. Dava açan veya yargılama sırasında harca tabi bir işlemin yapılmasını isteyen tarafın, harç ödemeden devam eden işlemlerin yapılmasını isteyerek bireysel bir menfaat elde etmesi, harçların konuluş amaçlarına aykırılık oluşturur\" denilmiştir.Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlerin yapılamayacağını belirten kural bireylerin özel menfaatleriyle ilgili olarak yargı hizmetlerinden yararlanmaları, bu hizmetin karşılığı olan harcın ödenmesi koşuluna bağladığından bu kural Anayasanın 36. maddesindeki hak arama özgürlüğünü sınırlandıran bir kural değildir. Bu nedenlerle, Yasanın emredici hükümleri gözetilerek yargılama sırasında taşınmazın mahkemece tespit edilen değeri dava dilekçesinde gösterilen değerden daha yüksek olduğundan tespit edilen değere göre Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince eksik nispi harcın tamamlanması aksi halde müteakip yargılama işlemlerine devam edilmeyerek dosyanın işlemden kaldırılması Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddesinde yasal zorunluluk olarak öngörüldüğünden davanın yasanın emredici hükümleri gözetilmeksizin yargılamaya devamla esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık nedeniyle bozma nedenidir. Nitekim gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, gerekse dairelerin yerleşik uygulamaları bu yöndedir (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.12.2013 günlü, 2013/21-445 Esas, 2013/1625 Karar, 13.12.2017 günlü, 2017/10-1974 Esas, 2017/1735 Karar, 06.06.2018 tarihli, 2017/13-1984 Esas, 2018/1172 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 26.04.2016 tarihli, 2016/774 Esas, 2016/7461 Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 09.10.2018 günlü, 2016/1183, 2018/4595 Karar).  Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, yargı hizmetinden yararlanan öncelikle dava açan davacıdır. Davacı yargılama sırasında tespit edilen değere göre eksik yatırdığı karar ve ilam harcından sorumludur. Eksik harç ikmal edilmeden müteakip yargılama işlemlerine devam edilerek dosyanın esasının sonuçlandırılması yasanın emredici hükümlerine aykırıdır. Bu durumda, mahkemece bilirkişi marifetiyle dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle değeri belirlendikten sonra, 492 sayılı Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddesi hükümleri gereğince işlem yapılarak, harç ikmal edildiği takdirde davaya devam edilip işin esası hakkında bir karar verilmesi, harç tamamlanmadığı takdirde ise dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılması ve yasal süresi içerisinde harcı yatırılmak suretiyle yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yasanın emredici hükümlerine aykırı davranılarak davanın esasının sonuçlandırılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...\"Emsal kararda da açıklandığı üzere, taşınmazın değeri tespit edilmeden ve eksik harç ikmal edilmeden davaya devamla hüküm tesis edilmesi emredici hükümlere aykırılık teşkil ettiğinden, tapu iptal ve tescil talebine konu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri belirlendikten sonra, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddesi hükümleri gereğince işlem yapılması, harç ikmal edilmediği takdirde dosyanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılması ve yasal süresi içerisinde harç yatırılarak yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, eksik harç ikmal edildiği takdirde ise davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden ve bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf talebinin kabulü ile taşınmazın değerinin tespit edilmesi ve eksik harcın ikmal edilmesi için kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 bendi ve 355.maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1137 E. 2020/938 K. sayılı 23/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1.a.6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"617193ee545cc599","SID":"14981a0d64cf8799"}}