{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/755 <br>KARAR NO: 2024/742<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2016/431 E. - 2020/721 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında müvekkili aleyhine 03.10.2015 keşide tarihli 14.800,53 USD bedelli, 24.10.2015 tarihli  1.411,31 USD bedelli iki adet çek için 54.215,05 TL alacak talebi ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davacının böyle bir borcu olmadığını, davalı tarafa söz konusu çeklerin mal alımına ilişkin teminat olarak verilmiş olduğunu, 11.01.2016 tarihinde müvekkili şirkete cari hesap bakiyesinin 7.000,00 USD olduğu ve bu ödeme yapıldıktan sonra bakiyenin kalmayacağı ve uhdelerinde olan 2 çekin de iade edileceğinin bildirildiğini, bu konuda elektronik yazışmaların olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin 04.02.2016 tarihinde davalının banka hesabına 7.000,00 USD ödeme yaptığını, ancak davalı  tarafın kötü niyetli olarak çekleri iade etmeyerek müvekkili aleyhine haksız yere icra takibi başlatmış olduğundan huzurdaki davayı açma zarureti doğmuş olduğunu iddia ederek, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile takibin durdurulmasına, İİK 72/2 f. hükmü gereğince gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde 15' inden aşağı olmamak üzere takdir edilecek teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının %20'sinden az olmamak suretiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacı borçlunun müvekkili şirkete verdiği iki adet çek için taraflarınca 02.02.2016 tarihinde İst. And. ... İcra Md. ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu çeklerin davacının iddia ettiği gibi teminat çeki olmayıp, borca karşılık verilen çekler olduğunu, esasında çeklerin teminat çeki olduğuna dair ne bir ibare ne de bir sözleşmenin söz konusu olmadığını, dava konusu çeklerin 03.10.2015 ve 24.10.2015 keşide tarihli olup, davacı şirketin hiçbir dayanağı olmaksızın işbu çeklerin teminat çeki olduğunu iddia ettiğini, işbu çeklerin bedelinden mahsup edilmek üzere taraflarına kesilen iade faturasının da taraflarınca Bakırköy ....Noterliği, 28.01.2016 Tarih, ... YN.' lu ihtarnameyle iade edildiğini ve cari hesapta mutabık olmadıklarının kendilerine ihtar edildiğini, akabinde yine Bakırköy ....Noterliğinden davacı şirkete keşide edilen 12.02.2016 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamede de cari hesapta mutabakat sağlanamadığı ve adı geçen çeklere dair icra takibi olduğunun ihtar edildiğini, davacı şirketin bugüne kadar hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğini ve müvekkili şirketi sürekli oyalayarak mağdur ettiğini, müvekkili şirketin icra takibini başlattığı 02.02.2016 tarihinden sonra sadece 04.02.2016 tarihinde 7.000 USD(20.671,70 TL) ödeme yapıldığını savunarak, haksız davanın reddi ile bu dava sebebiyle kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davacının takip tarihi itibariyle davalıya 48.021,10 TL asıl alacak, 5.291,52 TL çek tazminatı, 157,13 TL çek komisyonu, 301,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.770,88 TL borcunun bulunduğu, takibin bu bedeller üzerinden devam etmesi gerektiği, takip talebinde talep edilen bedellerden mahkememizce resen davacının borcu olarak hesaplanan bedeller düşüldüğünde bakiye bedeller yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı yönünde karar verilmesi gerektiği (asıl alacak yönünden: 48.158,89 TL-48.021,10 TL = 137,79 TL, çek komisyonu yönünden; 157,50 TL - 157,13 TL = 0,37 TL, işlemiş faiz yönünden; 648,96 TL - 301,13 TL = 347,83 TL), davacı borçlu tarafından icra takip tarihinden sonra 04/02/2016 tarihinde yapılan 7.000,00 USD ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı borçlu kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş olsa da  davalı taraf takip başlatmakta haksız olmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği,Dava alacaklı lehine sonuçlanmış olsa da Mahkememizce teminat karşılığı icra dosyasına ödenen paranın alacaklı davalıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, davacılar tarafından teminat miktarı yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı, tedbir kararı uygulanmadığından alacaklı davalının herhangi bir zararı olmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş (İİK'nın 72/4. Maddesi) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı lehine vekalet ücreti takdir edilirken davacı tarafından yapılan 7.000,00 USD lik ödemenin takip tarihindeki kur üzerinden hesap edilerek reddedilen kısımdan düşülerek bulunan bedel üzerinden vekalet ücreti hesaplanmıştır. (7.000,00 USD x 2.9621 TL = 20.734,40 TL ödeme yapıldığından, bu bedel borçlu olunan miktardan düşülerek 52,770,88 TL-20,734,40 = 32.036,18 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplanmıştır.)... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya,  137,79 TL asıl alacak, 0,37 TL çek komisyonu, +347,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam; 485,99 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, takibin; 48.021,10 TL asıl alacak,  5.291,52 TL çek tazminatı, 157,13 TL çek komisyonu,  301,13 TL işlemiş faiz olmak üzere;  52.770,88 TL  üzerinden devamına, davacı borçlu tarafından icra takip tarihinden sonra 04/02/2016 tarihinde yapılan 7.000,00 USD ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, davacı tarafın tazminat talebinin reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İcra takibindeki 2 adet çek nedeniyle müvekkili şirketin davalı tarafa borcu olmaması sebebiyle huzurdaki davanın açıldığını, 14.800,53 USD ve 1.411,31 USD bedelli 2 adet çeke ilişkin icra  takibi başlatıldığını, verildikleri tarih itibariyle çeklerin borca karşılık verilmediğinin sabit olduğunu, davalı tarafça takip konusu çeklerin borca karşılık verildiği ileri sürülmekte ise de hangi borca karşılık verildiğine dair herhangi bir açıklama getiremediğini, müvekkilinin çekleri mal alımına ilişkin teminat olarak verdiğini, müvekkili şirketin yurt dışında satış hususunda firmalara aracılık eden bir şirket olduğunu, bu hususun davalı tarafla yapılan elektronik yazışmalar ile sabit olduğunu ancak söz konusu ürünlere yurt dışında pazar bulunamaması üzerine müvekkili şirketin bunları iade etmek istediğini, ancak davalının mallar için kendileri alıcı bulduğunu, malların satılmasını kabul ettiklerini, tamamen kendilerinin muvafakatı ile nakliye yansıtma faturası kesilmişse de davalı tarafın tamamen kötü niyetli olarak faturaya itiraz ettiğini, iade etmesi gereken çekleri iade etmediğini, takip başlattığını, davalı tarafın elektronik postaları göz önüne alındığında kendilerinin düzenlettiği nakliye yansıtma faturasını iade etmekte kötü niyetli olduklarının açık olduğunu, sadece ticari kayıtların dikkate alınarak karar verilmesinin yanılgı olacağını, söz konusu elektronik postalarda faturanın davalının talimatı ile düzenlendiğinin ortada olduğunu, mahkeme tarafından çeklerin teminat olarak verildiğine ilişkin yazılı bir delil bulunmadığını, cari hesap hareketleri incelendiğinde çeklerin cari hesaba mahsuben verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, ancak elektronik yazışmaların görmezden gelindiğini, varılan mutabakat üzerine müvekkilinin 04.02.2016 tarihinde davalının banka hesabına 7.000,00 USD ödeme yaptığını ancak kötü niyetli davalının söz konusu çekleri iade etmeyerek icra takibi başlattığını, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu nedenlerle hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, katılma yolu ile istinaf başvurusu dilekçesinde özetle; Kendileri lehine takdir edilen vekalet ücretinin eksik olduğunu ve  haksız itiraz sebebi nedeniyle inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takip konusu çeklerin mal alımına ilişkin olarak teminat amaçlı verilip verilmediği, mahkeme incelemesinin yeterli olup olmadığı ve davalı yararına verilen vekalet ücreti ile tedbir kararının uygulanmaması nedeniyle verilmeyen kötü niyet tazminat talebinin ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin ... Ziverbey Şubesindeki çek hesabından davalı şirket adına 15.846,28 USD bedelli, 31.10.2015 tarihinde çek keşide ettiği, ayrıca 24.10.2015 tarihinde 1.411,31 USD bedelli çek keşide ettiği, davacı şirketin davalı şirket adına 22.01.2016 tarihinde nakliye yansıtma faturası adı altında 9.489,68 USD nakliye yansıtma faturası düzenlediği, davalı şirket tarafından Bakırköy .... Noterliğinde düzenlenen 28.01.2016 tarihli ihtarname ile şirkete gönderilen 22.01.2016 tarihli 9.489,68 USD bedelli faturanın içeriğinin kabul edilmediği, söz konusu faturanın aynen iade edildiği, itiraz edildiği, yapılan hesaplamalar ve cari hesap bakiyesiyle ilgili olarak mutabık olunmadığı hususunun belirtildiği, taraflar arasında mail yazışmalarının mevcut olduğu, davacı şirket tarafından Ocak 2016 tarihinde gönderilen mailde, fatura yerine tahsilat makbuzu alınması 16.849,68 USD'lik, 7.000,00 USD'yi nakit olarak ofiste verilsin 2 çekin tahsilat makbuzunu alalım ifadelerinin kullanıldığı, davalı şirketin cevaben toplam bakiyenin 16.489,68 USD, 7.000,00 USD ödeme yapıldıktan sonra bakiyenin kalmayacağı, kendilerine kesilecek fatura ile ilgili daha sonra bilgi verileceği ifadesinin kullanıldığı, davalı şirket tarafından 02.02.2016 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı hakkında 48.158,89 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere 54.215,05 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra  takibi başlatıldığı, takibe konu alacağın 2 adet çeke ilişkin ve çekin ferileri olduğu, davacı şirket tarafından takip sonrasında takibe konu çeklerin teminat olarak verildiği iddiası ile iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. 29.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda;  davacı yana ait 2015 ve 2016 dönemine ait yasal defterlerinin TTK ilgili maddeleri gereği açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, davacı taraf defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre 6.765,80.TL alacaklı olduğu, davalı yan ticari defterlerin de incelenmesi sonucu durumun netlik kazanacağı belirtilmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında; 04.12.2017 tarihli verilen cevabı yazıda, 7.000,00 ABD Doları karşılığı (20.671,70 TL) 04.02.2016 tarihinde davalı şirkete ödeme yapıldığına dair davacı vekili tarafından beyanda bulunulduğunu belirtilmiştir. 25.12.2017 tarihli talimat bilirkişi raporunda; tarafların alış/satış ve ödeme işlemlerinde döviz(USD) kullandıkları anlaşılmakla birlikte “Vergi Usul Kanununa göre (md.215); tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunlu olduğu, ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde haşka dilden kayıt da yapılabilir.” kayıtlarında ülke para birimine yer verdikleri, kayıtların ülke para birimine göre kaydında, TCMB döviz alış kuru uygulandığı, bilirkişinin raporu/tespiti ve davacı yan kayıtları dikkate alınarak, davalı tarafından kabul edilmeyen faturanın davacı kayıtlarından çıkarılması halinde (28.836,29(-)6.765,80 =22,070,49.-TL davalı tarafa ödemesi gerekeceği,  tespiti yapılan ve takip masraf ve ferileri ihmal edilerek yapılan hesaplama ile 19.576,65.-TL davacının davalı tarafa ödemesi gerekeceğinin hesap edildiğinin  bildirildiği, taraflar arasındaki 22.070,49.-TL(-)19,576,65.-TL —2.493,84,-TL fark olduğunun görüldüğü, farkın kaynağının tarafların kayıtlarını ulusal para birimi ile oluşturdukları anda TCMB verilerini farklı yorumlamak suretiyle USD değer karşılıklarını kayıtlarına almaktan kaynaklandığı, incelemenin dosya ve davalı yan defter kayıtları ile sınırlı olarak; taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı, hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kayıtlar ile sabit olduğu, takibe konu edilen çeklerin tarafların kayıtlarında bulunması ile borca karşılık verilmiş olduğunun kabulü gerekeceği, taraflar arasındaki cari bakiye uyuşmazlığının gerekçelerinin yukarıda tespit edildiği üzere, kur farkı-çek iade-11319 nolu faturanın ihraç kayıtlı olması nedenleri ile oluştuğu, davacı yan ticari defterleri kullanılmaya başlamadan önce üsüle uygun ve yasal sürede tasdik edilmiş olmakla birlikte, ticari defter kapanış tasdiklerinin yasal prosedüre uygun ve süresinde yapıldığı, 2016 yılı için dönemleri itibarı ile e-defter beratlarının yasal sürede ve usule uygun olduğu, defterlerin sahibi lehine delil kabul edileceği, davacının keşide ettiği 22.01.2016 tarih ... seri no ve 9.489,68 USD tutarlı fatura, Bakırköy ... Noterliğinin 28.01.2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı tarafından iade edildiği, cari hesap bakiyesinde mutabık olunmadığı, söz konusu faturanın davalı yan kayıtlarına alınmadığı, davalı defter kayıtlarının muhasebe usulü genel tebliğleri doğrultusunda tanzim edildiği ve cari hesap bakiyesinin 28.720,34 TL borçlu (davacı yan alacağı) olarak görüldüğü, taraf kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi ile mali bilirkişi raporu dikkate alınarak; davacı kayıtlarına göre: 22.070,49 TL veya davalı kayıtlarına göre: 19,438,55 TL davalı tarafa ödemesi gerekeceği, kur farkları, sair haklar ihmal edilerek raporun hesaplama bölümünde oluşturulan tabloda gösterildiği üzere asıl alacak üzerinden yapılan hesaplama da davacının davalı tarafa 19.438,55. TL ödemesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan ve itiraz dilekçesinde; raporda faturanın ihtarname ile iade edildiği belirtilerek hesaplamada dikkate alınmadığını, ancak dosyaya sunulan elektronik postalardan söz konusu faturaların davalının talimatı ile düzenlendiğinin ortada olduğunu iddia ederek dosyadaki mevcut elektronik yazışmalarda dikkate alınarak bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda; 28.05.2015 tarihli, ... nolu fatura 587,54 TL tutarlı kayıt farkı; rapor ekine alınan fatura ve davacı şirketin ihraç kayıtlı beyannamesinden hareketle ilgili faturanın davalı şirket kayıtlarında olduğu gibi ihraç kayıtlı olarak 4.012,37 TL olarak kayıt altına alınması gerektiği, diğer bir ifadeyle davalı şirket ticari defter kaydına itibar edileceği, 24.07.2015 ve 15.09.2015 çek giriş ve çek iade kayıt farklılıklarının incelenmesinden; davacı şirketçe davalı şirkete 28.07.2015 tarihinde 29.08.2015 vadeli,... nolu çekle 15.846,28 USD karşılığı 43.683,44 TL ve 24.10.2015 vadeli, 1002652 1.825,92 USD karşılığı 5.033,51 TL çek ödemesi yapıldığı, bu çek ödemelerinin yapıldığı tarihte davalı şirketin davacı şirketten 17.672,20 USD alacaklı durumda bulunduğu, diğer bir ifadeyle söz konusu 17.672,20 USD toplam tutarlı çeklerin teminat olarak değil mevcut borca karşılık keşide edildikleri ve borç bakiyesini sıfırladıkları, keşide edilen bu çeklerden 29.08.2015 vade tarihli, ... Nolu 15.846,28 USD karşılığı 43.683,44 TL çekin davacı şirketçe vadesinin ileriye kaydırılması talebiyle 26.08.2015 tarihinde yerine .../Ziverbey Şb. muhataplı, 03.10.2015 ileri vadeli ... çek nolu, aynı tutardaki 15.846,28 USD çeki (46.363,05 TL) keşide ettiği, davalının ise 18.09.2015 tarihinde iade çek çıkış bordrosuyla 29.08.2015 vadeli, ... nolu, 15.846,28 USD tutarlı(43.683,44 TL) çeki davacı şirkete iade ettiği, davacı şirketin kayıtlarında ise sadece 15.846,28 USD çekin iade kaydına yer verildiği, davalı şirkete vadesi değiştirilerek 26.08.2015 tarihinde keşide edilen .../Ziverbey Şb. muhataplı, 03.10.2015 ileri vadeli ... çek nolu, aynı tutardaki 15.846,28 USD Çeki (46.363,05 TL) çeki kendi aleyhine olacak şekilde kayıtlarına almadığı, bu tespit ve açıklamalar muvacehesinde çek kayıtları yönünden davalı şirket ticari defterlerindeki kayda itibar edilebileceğinin tespit edildiği,   davacı şirketçe davalı şirkete nakden yapılan ve davalı şirketçe ticari defterlere kaydedilen 1.200,00 TL ödemenin davacı şirketçe kendi aleyhlerine olacak şekilde ticari defterlerine kaydedilmediği, bu kayıt yönünden de davalı şirket ticari defter kaydına itibar edilebileceği, davacı yanca davalı şirket adına düzenlenmiş, ancak davalı şirketçe Bakırköy ... Noterliği, 28.01.2016 Tarih, ... nolu ihtarname ekinde yasal süresinde davacı şirkete iade edilen nakliye yansıtma faturasının davacı yanca sunulan e-mail yazışmalarından anlaşıldığı kadarıyla gerçek bir navlun bedelini yansıtmaya yönelik olmadığı, hesabın kapatılmasına yönelik ve yurt dışı navlun bedeli iadesi şeklinde düzenlenmesi sebebiyle KDV yükü doğurmadığından düzenlendiği anlaşılmış olduğu, bu faturanın davalı şirket aleyhine borç yükü, getirip, getirmeyeceği hususlarında takdirin yüce mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatlerine varıldığı, ticari ilişkinin USD bazında yürütüldüğü, takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirkete 1.182,52 USD avans borçlusu konumunda olduğu, buna mukabil davacı şirketten aldığı ve takip konusu yaptığı 2 adet çekten kaynaklı olarak toplam 17.672,20 USD alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, sonuç olarak takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirketten takip konusu çeklerde dahil; (17.672,20 USD - 1.182,52 USD) 16.489,68 USD asıl alacaklı olduğu, davacı şirketin takip tarihi sonrası 04.02.2016 tarihinde 7.000,00 USD ödeme yaptığı, böylelikle takip konusu yapılan çeklerden kaynaklı; (16.489,68 USD - 7.000,00 USD: ) 9.489,68 USD bakiye borcu kaldığı, davacı şirketçe davalı şirket adına düzenlenen ve yukarıda tespit edilen borç bakiyesini kapatmaya yönelik düzenlediği e-mail yazışmalarıyla ikrar edilen 9.489,68 USD navlun iadesi faturasına yönelik takdirin  mahkemeye ait olacağı belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişileri raporları ve dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne, teminat yatırılmadığı için ihtiyati tedbir kararının uygulanmaması ve alacaklı davalının herhangi bir zararı olmadığı gerekçesiyle davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, icra takibi sonrasında ödenen 7.000,00 USD'nin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, takibe konu çeklerin güvence (teminat) olarak verildiğini iddia etmektedir. Takibe konu çekler üzerinde, teminat senedi olduğu ya da bu anlama gelecek herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Davalı defterleri ve davacı ticari defterine göre takip tarihi itibarıyla davacı taraf davalıya borçlu olup, davaya konu çeklerin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir. Davacı dosya kapsamındaki delillerle davaya konu çeklerin teminat çeki olduğu iddiasını ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  İİK'nın 72/4. maddesinde; \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, menfi tespit davasında davacının (borçlu) talebi üzerine mahkemece verilen tadbir kararı nedeniyle alacaklının (davalı) alacağına geç kavuşması hâlinde, alacaklının bu nedenle uğradığı zararların, talep olmasa dahi mahkemece değerlendirilerek alacaklı yararına tazminata hükmedileceği düzenlenmiştir.  İİK'nın 72/4. maddesinde davalı/alacaklı yararına düzenlenen tazminat, davanın haksız olması ile ilgili olmayıp,  davadaki tedbir nedeniyle alacaklının alacağını geç tahsil etmesiyle ilgilidir.Bu hukuki açıklamaya göre somut olayın incelenmesinde; ilk derece mahkemesince 19.04.2016 tarihli tensip ara kararı gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de mahkeme gerekçesinde belirtildiği ve aksi de iddia edilmediği üzere, ihtiyati tedbir kararının, teminatın karşılanmamış olması nedeniyle yerine getirilmediği ve bu durumda davalının herhangi bir zararı oluşmadığı ve  davalı alacağına kavuşmakta gecikmediğinden, davalı vekilinin kötü niyet tazminatına  ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin bir diğer istinaf nedeni ise müvekkili lehine eksik vekalet ücreti verildiğine dairdir. Dava değeri 54.215,05 TL'dir. Mahkemece, davacının 485,99 TL yönünden borçlu olmadığının  tespitine, takibin 52.770,88 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Nispi tarifeye tabi olan iş bu davada, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 52.770,88 TL üzerinden toplam 7.660,21 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken 4.805,43 TL vekalet ücretinin takdiri  isabetli görülmemiştir. Davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusu haklı bulunmuş ve hükmün, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;Davanın Kısmen Kabulü ile 1-Davacının İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya, 137,79 TL asıl alacak, 0,37 TL çek komisyonu, +347,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam; 485,99 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, Takibin; -48.021,10 TL asıl alacak, - 5.291,52 TL çek tazminatı, - 157,13 TL çek komisyonu, + -    301,13 TL işlemiş faiz olmak üzere; 52.770,88 TL  üzerinden devamına, Davacı borçlu tarafından icra takip tarihinden sonra 04/02/2016 tarihinde yapılan 7.000,00 USD ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, 2-Yasal koşulları oluşmadığından, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Yasal koşulları oluşmadığından, davalının icra inkâr tazminatı talebinin reddine,4-Kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken karar harcı 427,60 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 925,86 TL harçtan mahsubu ile fazlaca yatırılan 498,26 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan 529,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.450,00 TL bilirkişi (3 farklı bilirkişi) ücreti olmak üzere toplam 1.979,50 TL kabul ret oranları gözetilerek 52,73 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yatıralan ve kullanılmayan gider avansının, kendisine iadesine, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen ve kabul edilen miktarı geçmemek üzere 485,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen 7.660,21 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının, davacı tarafa iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden,a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, bakiye 368,30 TL karar harcının davacıdan tahsiline,b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"307b6e8e7149d3d2","SID":"07d520af842f52c8"}}