{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/641 - 2024/793<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/641 <br>KARAR NO\t: 2024/793<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/424 E.  -  2021/894 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/12/2021 tarih ve 2020/424 Esas - 2021/894 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı Şirketin mal taşıyan iki gemisinin  müvekkili Şirkete ait limana yanaşarak ürünlerini tahliye ettirdiğini, müvekkilinin davalıya verdiği hizmete karşılık kestiği 99.390,83 TL tutarındaki faturaların ödenmesi için 29.08.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalının ise bu faturaları iade ettiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa da mail yazışmalarından taraflar arasında \"20 gün free time\" ve fazla mesai ücreti alınmayacağına dair mutabakata verildiğinin anlaşıldığını, ancak davalı tarafından müvekkiline ait limanın 20 günden fazla kullanıldığını, \"...\" isimli geminin tahliyesinin 06/06/2017 tarihinde başladığını, 05/07/2017 tarihinde yüklemesinin sona gerdiğini, buna göre geçen sürenin 29 gün olduğunu, \"...\" isimli geminin ise tahliyesinin 16/06/017 tarihinde başlayıp yüklemesinin 14/07/2017 tarihinde sona erdiğini, buna göre geçen sürenin 28 gün olduğunu, verilen hizmet süreleri gözetildiğinde mutabık kalınan 20 gün serbest süreden daha uzun bir süre limanın kullanması nedeniyle davalının borçlu olduğunu, şifai görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine davalı hakkında Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2018/13670 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek,  itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>                  Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasındaki şifahi sözleşme kapsamında müvekkili şirkete ait malların davacının limanında tahliye edildiğini, tarafların bir kaç yıldır devam eden ticari ilişki kapsamında iş bu davaya konu hizmetin bedelsiz yapılacağının kararlaştırılmış olmasına karşın davacının taraflar arasındaki şifahi anlaşmaya aykırı olarak düzenlediği faturaların davacıya iade edildiğini, dava konusu işin bedelsiz yapılacağının davanın da kabulünde olduğunu, kaldı ki davacı tarafından verilen hizmetin 28/29 gün sürdüğünün ileri sürülmesinin gerçek dışı bulunduğunu, müvekkiline tanınan 20 günlük free time süresi içinde bu hizmetin rahatlıkla tamamlanması gerekirken bu sürede bitirilmeyen iş sebebiyle müvekkilinden bedel talep edilemeyeceğini, müvekkiline ait malların inşaat demiri olduğunu, yaklaşık 1 ayda bu demirlerin tahliye edildiğinin iddia edilmesinin gerçek dışı bulunduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  davacı tarafından faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğu ve davalı tarafından itirazın kısmen iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı, davacı tarafından taraflar arasındaki sözlü sözleşme uyarınca davalıya 20 gün serbest zaman tanındığı, ancak davalıya ait 2 adet geminin 20 günden uzun süre müvekkiline ait limanın kullanılması nedeniyle müvekkiline borçlu olduğunu ileri sürüldüğü, ancak Kocaeli Liman Başkanlığı cevabi yazılarından dava konusu gemilerin davacıya ait liman tesisinde 20 günden az bir süre kaldığının anlaşılması karşısında davacının iddiasını kanıtlayamadığı, her ne kadar davacı tarafça liman kayıtlarının hatalı olduğu iddia edilmekte ise de idareye ait kayıtların resmi kayıt niteliğinde olduğu ve aksinin ancak aynı kuvvette delil ile ispat olunabileceği, davacının ise bu nitelikte bir delil sunmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece talep konularının anlaşılmaması nedeniyle hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, yargılama aşamasında ileri sürdükleri üzere, davanın konusu icra takip dosyasında takibin dayanağı yapılan  faturaların gemilerin konaklama ücreti ile ilgili olarak değil tahliye ve yüklemeye ilişkin verilen hizmetler nedeniyle düzenlendiğini, nitekim faturaların hizmet kısmında da açıklama olarak konaklama değil antrepo-ardiye hizmeti yazdığını,  mahkemece bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesine rağmen bilirkişi raporu alınmadığını, davalının 20 günlük serbest zamandan fazla hizmet alması söz konusu olduğu için  aşılan günlere yönelik kesilen faturaların ödemesi gerektiğini, gemilerin limanda kaldığı süre ile gemilerden indirilen ürünlerin depolarda kaldığı, ardiye hizmeti verildiği sürelerin birbirinden bağımsız olduğunu, davalıya ait  gemilerin  bir süre müvekkiline ait limanda kaldığını, davalıya ait gemiler limandan  ayrılsa bile tahliye edilen ürünlerin 28 ve 29 gün boyunca müvekkiline ait limandaki ardiyelerde muhafaza edildiğini ve buna ilişkin hizmetlerin sunulmaya devam edildiğini.gemilerin tahliyesi ve devamında davalı şirketçe hizmet alınan tarihlere ilişkin taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığının,dosya kapsamına sunulan e-mail yazışmalarından anlaşıldığını, dava dilekçeleri ile yargılama sırasındaki beyanlarından ve davalı tarafça gönderilen e-mailden anlaşılacağı üzere \"...\" gemisinin tahliye ve yükleme işlemlerinin 06/06/2017 ile 05/07/2017 tarihleri arasında, \"...\" gemisinin de 16/06/2017 ile 14/07/2017 tarihleri arasında yapıldığını, \"...\" Gemisi için 29 günlük, \"...\" gemisi için de 28 günlük hizmet verildiğini,  bu süreçteki tahliye, antrepo ardiye kullanım bedelleri ve buna bağlı hizmetlere ilişkin de davalı tarafa fatura düzenlendiğini, tanınan 20 günlük serbest sürenin aşıldığı 8 ve 9 günlük kısımlar yönünden davalının icra takibine vaki  itirazının iptalini talep ettiklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekili dava, cevaba cevap ve 23/12/2021 tarihli dilekçelerinde açıkça, dava konusu icra takibi dayanağı faturaların, davalıya ait gemilerin davacıya ait limanda kaldığı sürece davacı tarafça gerçekleştirilen yükleme, tahliye, antrepo , ardiye hizmetlerinin ücretlerine ilişkin olduğunu, taraflarca davalıya ait gemilerin davacıya ait limanda kaldığı 20 günlük süre boyunca verilen hizmetlerden ücret alınmayacağının kararlaştırıldığını, ancak davalıya ait gemilerin bu süreyi aşar şekilde 28 ve 29 gün süreyle limanda kaldıklarını  ileri sürerek, 20 günlük süreyi aşan 8 ve 9 günlük sürelerde davalıya verilen hizmet bedelleri yönünden davalının icra takibine vaki itirazının kısmen iptalini talep ettiği, Kocaeli Liman Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarından, davalıya ait gemilerin ücretsiz hizmet verileceği kararlaştırılan 20 günden daha az sürede davacının limanında kaldığının anlaşıldığı, esasen bu hususun dava konusu icra takibi dayanağı fatura içeriklerinde de yer aldığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik  bulunmadığı anlaşılmakla ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusunda peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2024   <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br>            <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca266ba28d96b218","SID":"86a62ee02d52d197"}}