{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/547 - 2024/792<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/547 <br>KARAR NO\t: 2024/792<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/108 E.  -  2021/387 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü  <br>\t<br>Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/10/2021 tarih ve 2021/108 Esas - 2021/387 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış, seri markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/68826 sayılı ve \"...\" ibareli başvurusuna anılan marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun müvekkiline ait tanınmış markaların itibarından haksız yere yararlanma riski taşıdığını, davalı konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-949 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün halinde \"...\" ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının esas unsurunun ise \"...\" ibaresinden oluştuğu, davacı markalarında geçen \"...\" kelimesinin bir bütün halinde dava konusu markada yer almasının, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzerliğe sebebiyet vermeyeceği, zira dava konusu markada \"...-\" kelimesinin \"-...\" kelimesine nazaran ön plana çıkartılmadığı, ayrıca ve açıkça \"...-\" ibaresinin markasal kompozisyonda vurgulanmadığı, bir bütün halinde ve bileşik şekilde \"...\" şeklinde dava konusu markanın markasal mizanpajının yapıldığı,  markada yer alan \"-...\" ibaresi her ne kadar Portekiz dilinde \"Tam, kusursuz, mükemmel\" gibi anlamlara gelse de, dava konusu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, bu kelimenin Portekizce olduğunu ve \"Tam, kusursuz, mükemmel\" gibi anlamları bulunduğunu bilerek markayı \"...-...\" şeklinde kavramsal olarak ayrıştırmasının beklenemeyeceği, zira Portekizce'nin ülkemizde yaygın bilinen bir yabancı dil olmadığı, sınırlı ve sofistike bir kesime hitap eden dillerden olduğu, bu nedenle dava konusu emtianın hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin dava konusu markayı bir bütün halinde \"...\" olarak anlamı bilinmeyen yabancı kökenli bir kelime olarak algılayacağı, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" kelimesini ise; \"Güzel\" kavramsal karşılığı ile algılayacağı, bu hale göre, markaların umumi intibaları dikkate alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak asgari düzeyde ayrıştıklarının söylenebileceği, dolayısıyla, daha önce itiraza mesnet \"...\" esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını, davaya konu emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içinde, bu markayı, davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, açıklanan nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markayı özellikle \"Süt ve Süt Ürünleri\" emtiaları üzerinde kullanım ve reklam yolu ile tanınmış marka mertebesine ulaştırdığı tespit edilmiş olsa bile davacıya ait \"...\" ibareli tanınmış marka ile davaya konu \"...\" markası arasında işaret benzerliği bulunmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi  koşulunun somut olayda oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markalarının iltibasa neden olacak derecede benzer olduklarını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği malların müvekkilinin markalarının kapsamında yer alan mallarla benzer bulunduğunu, bu hususların bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin aynen yer aldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin Portkizce'de \"mükemmel\" anlamına geldiğini, toplumun işitsel olarak bu kelimeye aşina bulunduğunu, bu nedenle anılan ibarenin başvuruya ayırt edicilik sağlamadığını, müvekkilinin \"...\" markasının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun esas unsurunun bir bütün olarak  \"...\" ibaresi olduğu, başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinin söz konusu olmadığı, ibarenin bir bütün olarak algılandığı, Portekizce dilinin ülkemizde yaygın olarak bilinmemesi nedeniyle, uyuşmazlık konusu malların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin Portekizce olduğunu ve \"Tam, kusursuz, mükemmel\" gibi anlamları bulunduğunu bilerek markayı \"...-...\" şeklinde kavramsal olarak ayrıştırmasının beklenemeyeceği, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin \"...\" esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabileceği, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu ve mahkemece de gerekçesi açıklanmak suretiyle markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusunda peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024<br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4995549eaa7dab08","SID":"2219707acde99c3f"}}