{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/402 <br>KARAR NO: 2024/811<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 21.10.2020<br>NUMARASI: 2014/431Esas - 2020/645 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)\t<br>KARŞI DAVA: Ortaklıktan İhraç<br>DAVA TARİHİ: 21/04/2009<br>DAVA: Fesih- Ortaklıktan Çıkarma- Sorumluluk<br>Taraflar arasındaki Fesih- Ortaklıktan Çıkarma- Sorumluluk   davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ  ANA DAVADA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  müvekkili davacı ...'nun %33 hisse ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne İstanbul Ticaret Odasına tescil tarihi olan 2005 yılından bu yana mümessillik ve gemi bakım onarım konuları ile iştigal ettiğini, bu şirket ile organik bağı bulunan, unvanı, işletme adı ve ortaklık yapısı aynı olan ... Ltd. unvanlı şirketin de British Virgin İslands ülkesinde mukim ve bu ülkenin vergi mevzuatına tabi olduğunu, bu şirketin ... şirket olarak kullanıldığını ve hiç bir surette ticari işlem tarafı olmamasına rağmen davalı şirketin elde ettiği tüm gelirlerin bu ... şirketine devredildiğini, müvekkilinin kurucu ortağı olduğu, fesih ve tasfiyesi talep olunan davalı  ... Ltd. Şti'nin satış ve pazarlama sorumluluğunu üstlendiği 2005-03/04/2008 tarihine kadar şirket müdürü sıfatıyla çalışmalarını sürdürdüğünü ve diğer ortaklara nazaran şirketin kar elde etmesinde daha üstün bir çaba sarf ettiğini, 03/04/2008 tarihinde usul ve yasaya aykırı olarak yapılan Ortaklar Kurulu Kararı ile müdürlük görevinden azledildiğini, bu tarihten sonra da davalı şirketin hesapları ve ticari faaliyetleri konusunda bilgilendirilmediğini ve müvekkiline kar payı alacağının ödenmediğini, müvekkilinin adeta fiili olarak ortaklıktan dışlandığını, ... şirket olarak kurulan ve davalı şirketin gelirlerinin devir ve temliki yolu ile gelir elde eden ... Ltd. unvanlı şirketin tüm gelirlerinin Hollanda Amsterdam'da bulunan ... Bankasında muhafaza edilip sonrasında şirket ortakları arasında pay edildiğini, davalı şirket ile organik bağı bulunan ... Ltd. unvanlı şirketin banka hesaplarında bulunan bakiyelerin transferinin sağlanması amacıyla tanzim olunan transfer talimatlarında müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, şirket hesaplarının kötü niyetli olarak boşaltıldığını, şirket hesaplarının müvekkilinin hak ve menfaatleri aleyhine kullanılması ve müvekkilinin imzasının taklit edilmesi sebebiyle müvekkilinin daha fazla zarara uğramaması açısından Amsterdam Bidayet Mahkemesine başvurulması ile şirketlere ait hesapların ihtiyaten haczinin talep edildiği ve tedbir kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkiline ait e-posta hesaplarının kapatıldığını, iftiralar atıldığını ve müvekkiline manevi zararlar ika edildiğini, şirket ortaklarından ...'ın ortağı olduğu davalı şirket ile faaliyet konusu aynı olan ... Ticaret Ltd. Şti'ne ortak olduğunu ve davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, davalı şirketin kötü yönetildiğini ve ortaklar arasında mevcut olan husumet nedeniyle davalı şirketin gayesine ulaşmasının mümkün olmaması nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesinin gerektiğini belirterek, davacı müvekkilinin hak ve menfaatlerinin daha da zarar görmemesi, fesih ve tasfiyesi talep olunan davalı şirketin borçlandırılmaması ve kötü yönetilmesinin engellenmesini teminen şirkete kayyım tayinine, müvekkilinin hissedarı bulunduğu davalı şirket ... Ltd. Şti'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle; Müvekkilleri ... ile ...'ın kurucusu oldukları ... Tic. Ltd. unvanlı şirketin 08/02/2005 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesine tescil ve ilan edilerek kurulduğunu, 22/06/2005 tarih ve 2005/2 sayılı Ortaklar Kurulu Kararına göre, şirket hissedarları ... ve ... tarafından yapılan devir sonucunda şirket dışından davacı ...'na şirketin %33 hissesinin devredildiğini ve sermaye miktarlarına göre ortaklık dağılımının %34 ..., %33 ... ve %33 hissenin ...'na ait olacak şekilde yapıldığını, şirket müdürünün de ...'nun 10 yıl süre ile seçilerek şirket kaşesi altında atacağı münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığını, davacı ...'nun özen yükümlülüğüne aykırı davranışları, şirkete zarar verecek ve karşılıklı güveni sarsacak niteliğe ulaşan ve müvekkilleri ile davacı arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar neticesi 29/04/2008 tarihli ve 7051 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 03/07/2008 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ...'nun müdürlük görevinden azline, münferit imza yetkilisi olarak ... ile ...'ın devam etmesine karar verildiğini, davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü beyanları kabul etmediklerini, TTK 549. Maddesi uyarınca Limited Şirketin feshini dava etmek için aranan haklı sebebin bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan davalı şirketten ayrı, yabancı bir tüzel kişilik olan ...  Ltd isimli şirket hesapları hakkında ileri sürülen iddia ve taleplerin iş bu davanın konusunu oluşturmadığını beyan ederek davacı yanın açmış olduğu haksız davanın reddi ile; karşı davasında özetle; limited şirket ortağının Şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebilmesi için haklı bir sebebin varlığının şart olduğunu, davalı-karşı davacının kötü niyetli ve ispata dayanmayan beyanları karşısında şirketin tasfiyesini gerektiren muhik sebebin bulunmadığını, ancak bu durumda şirket ortağı ...'nun şirketi sona erdirmek istemesinin ortaklıktan çıkarılması için haklı sebebin var olduğu gerekçesiyle davacı karşı davalının şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılmasına dair karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN KAPATILAN KADIKÖY 1. ATM'nin 2011/666 ESAS SAYILI DAVADA Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle: ana davadaki savunmaya konu iddialarını tekrarlayarak, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin zarara uğradığı değerin tespiti ile 10.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini ve ayrıca şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.  Davalılar vekili savunmasında özetle: davacı vekilinin ileri sürdüğü dava konusu olayın zamanaşımına uğradığını, davacının iş bu davayı açabilmesi için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, şirketin gelirlerinin önemli bir bölümünün başka bir şirkete aktarıldığı iddiasının ispatlanması için hiçbir belge ve bilginin ibraz edilmediğini belirterek, haksız ve dayanaksız iddialarla açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalının şirketin feshini talep ettiği, ancak bu talebini TTK'nun 549/4. Maddesinde sayılan haklı sebeplere dayandırmadığı, şirketin feshini gerektirecek başkaca somut bir delil sunmadığı ve neticeten şirketin feshini gerektirecek bir olgunun varlığını kabul etmek imkansız bulunmuş, ana davada davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacı şirket aleyhine açılan davalı-karşı davacı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın reddine, davacı-karşı davalının fesih ve tasfiye talebini şirkete yöneltmesi yeterli olacakken davalı-karşı davacı gerçek kişilere de yöneltmesi karşısında pasif husumet doğduğu anlaşıldığından davacı- karşı davalının davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada şirketin davacı dışındaki diğer ortakları olan davalılar aleyhindeki davanın, bu davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Ana davada davalı-karşı davacı şirketin açtığı karşı davası yönünden; taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık neticesi oluşan güven duygusunun kaybı hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin üç ortak ile devamında tarafların yararı bulunmadığı, taraflar arasında derin güven kaybı doğduğu, davacı ortağın, ortağı olduğu şirketin devamı ticari hayatını sürdürmesi imkan dahilinde iken feshini talep etmesi şirket yönünden davalının çıkartılmasını talep etme noktasında haklı bir neden oluşturduğu kanaatine varılmakla; davacı-karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasına dair şirket tarafından açılan davanın kabulüne, davalı-karşı davacılar ... ve ... tarafından davacı-karşı davalı ... aleyhine açılan karşı davanın, ortaklar olan bu davalı-karşı davacıların, diğer bir ortağın ortaklıktan çıkartılması davası açabilmeleri hususunda aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu  nedeniyle usul yönünden reddine dair hüküm tesis olunmuştur. Birleşen dava yönünden ise; davacının ispat edilen bir zararının tespit edilemediği, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamadığı görüldüğünden, davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacılardan talep ettiği tazminat isteminin reddine...\" denilerek, asıl dava yönünden, davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın reddine, davacının, davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın, davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı ... Tic. Ltd. Şti. Tarafından davacı ... aleyhine açılan karşı davanın kabulü ile; davacı-karşı davalı ...'nun davalı-karşı davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacılar ... ve ... tarafından davacı ... aleyhine açılan karşı davanın, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şart yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine, 2011/666 (Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin) esas sayılı birleşen dosyasındaki dava yönünden; Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan tazminat davasının reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, asıl davada davacı- karşı davada davalı  ve birleşen davanın davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı- karşı davada davalı  ve birleşen davada davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararında bilirkişi raporları ile tarihlerine yer verildikten sonra   herhangi  bir  ayrıntılı gerekçeye  yer  verilmeden  istinafa konu kararın oluşturulduğunu, kararda davadaki talepler yönünden delil tartışması ve gerekçe bulunmadığını, Fesih istemi kapsamında kararda  sözü  edilen TTK  549. Maddesinin mülga kanuna ilişkin olduğunu, oysa 6103 sy Türk Ticaret Kanunun Yürürlülüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun dikkate alındığında, somut olayda 6012 sy yeni TTK hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin mülga kanun hükümleri uyarınca gerekçe oluşturmasının doğru olmadığını, bununla birlikte gerek eski gerekse yeni kanunda fesih nedenlerinin sayma yolu ile belirlenmediğini, haklı nedenler kapsamında feshe karar verilebileceğinin düzenlendiğini, Bir  an için verilen kararda   ortaklığın feshini gerektiren muhik bir  sebebin varlığından söz  edilemeyeceği kabul edilse  dahi , karşı davanın kabulü  halinde  ortaklık payının  ihracına karar verilen müvekkile  ödenmesi  yönünde  her  hangi bir karar oluşturulmamış olmasının da yasaya aykırı olduğunu, Tüm bunlardan ayrı olarak; Dosyada  sabit olduğu üzere ,  davalı şirketin ortaklık yapısının   yargılama sürecinde  değiştiğini, şirket  ortaklarından davalı ...   şirketteki hissesinin tamamını Kartal  ....Noterliğinden 24.01.2013  tarihli ... yev.sayısı  ile tasdikli  hisse  devir ve temlik sözleşmesi  ile  diğer  ortak  ...'a  devir  ve temlik ettiğini , bu husus  Türkiye Ticaret  Sicilli  gazetesinin 21.03.2013    tarihli  8283  sayılı nüshasından yayınlanarak tescil ve ilan edildiğini,  bu  suretle  davalı şirketin ortaklık yapısı  2  kişiye  düşmüştüğünü,  2013 yılından sonra  şirketin gayri faal   olduğu   dikkate  alındığında ,  verilen kararda   \"hali hazırda  davalı  şirketin  üç ortaklı olduğu ve davacının ayrılması halinde  iki ortak devam edebileceği   hususu  dikkate alındığında   davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin haklı   nedene   dayanmadığı   yönünde kanaate  varılmıştır\"  şeklinde  gerekçenin de temelsiz kaldığını, Aynı ortakların ... Ünvanlı  British Virgin Island  ülkesinde  başka bir şirketleri olduğu,   aynı ortaklık yapısı  ve ünvan altında yurt  dışında  başka  bir şirket  kurulmasınından , şirketin   daha  avantajlı olan  bu ülkenin vergi  mevzuatına tabi olmasının amaçlandığı , nitekim Davalı ... Ltd Şti nin   elde  ettiği  tüm gelirlerin  bu şirkete aktarıldığı , davalı diğer şirket  ortaklarınca müvekkilin imzasının   taklit  edilerek Yurt  dışında   kurulan bu şirketin  hesaplarının boşaltıldığı ,  müvekkilin    temsil ve imza  yetkilerinin diğer  ortaklarca  elinden alındığı , müvekkil adına  olan şirket  e mail hesaplarının kapatıldığı ,  şirket  ortaklarından ...  ın  .... Ltd.Şti. Ünvanlı başka bir şirkete  ortak olduğu, tarafların ortak olduğu şirket  ile  aynı  konularda faaliyet  gösteren bu şirket  üzerinden  TTK 56  maddesi  hükümlerine  aykırı olarak   haksız  rekabet  teşkil eden  eylemlerde  bulunulduğu , şirketin  kötü yönetildiği ,  ortaklar  arasında   mevcut olan husumet nedeni ile  davalı şirketin gayesine ulaşmasının  mümkün olmadığı    belirtilerek  fesih ve tasfiyesi  talep edildiği, bu iddiaların kanıtlandığını, buna rağmen bu iddialar kapsamında mahkemece değerlendirme ve tartışma yapılmadan karar verildiğini,  Birleşen sorumluluk davasında ise   ilk  derece mahkemesince ,  sadece \" birleşen dava  yönünden  ise  davacının ispat edilen  bir zararın tespit edilmediği, zararın varlığı  ve  miktarının ispatlanamadığı   görüldüğünden\"  gerekçesi  ile  hüküm kurulduğunu, bu dava yönünden de iddia ve talepleri kapsamında gerekçe yazılmadan red kararı verildiğini, Yargılama sürecinin başında alınan raporlarda müvekkilinin pay değerinin 153.157,91  TL olduğunun tespit edildiğini,   belirtildiği,  17.12.2019  tarihli raporda ,  şirketin güncel  pay değerinin hesaplanması  noktasında yapılan  incelemelerde  şirketin borca  batık olduğu ,   dolayısı ile  davacının bir  pay değerinin kaydi olarak   bulunmadığı , ancak  davacının 2008 yılından bu yana  davalı  / karşı davacı şirkette  müdür  olarak görev yapmadığı  , şirketin müdürlük  görevini  önce her  iki davalı ... ve  ... ın , ardından  Davalı ... ın 2013  yılında   hisselerini  ... a devretmesinden sonra  ,  davalı  ...  tarafından  gerçekleştirildiğini , 2013  yılından bu yana  davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı  , gayri  faal olduğu  gelinen bu durumda   davacının kusuru olmadığının tartışmasız  olduğu  2009 yılından bu yana   devam eden ve  üstelik 2011 yılında   davacının pay değeri  153.157,91 TL olarak   belli iken  2013  yılından  bu yana  davalı şirketin  ticari faaliyette   bulunmaması  ve zarar etmesinde   davalıların sorumlu sayılması gerekeceği kanaatine  varıldığı beyan edilmesine rağmen bu hususların gerekçe de tartışılmadığını, yine bilirkişi raporlarında davalı Müdür  ... ın   davalı şirket  ile aynı alanda  faaliyet  gösteren   dava dışı ... şirketinde  Müdür  olarak   görev yapması  karşısında  davalıların bu eylemlerinin  ... şirketinin zarara  ve  davalıların sorumluluğuna yol  açabilecek  nitelik  taşıdığı da   belirtilmesine rağmen mahkemece değerlendirilmediğini,   Özet  olarak  İlk derece  mahkemesi yargılama aşamasında  , şirketin  dava  süreci içinde içinin boşaltılmasının engellenmesi amacı ile şirkete  kayyum atanması taleplerimini reddederek  davalı  diğer  ortaklarca şirketin içinin boşaltılmasına yol açtığını,   yine  kayyum atanması  sureti ile yurt  dışında yerleşik firmanın hesap  hareketlerinin  celbi  imkanı  ortada  iken bu talepleri reddederek , ispat  olanağını ortadan kaldırdığını, adil yargılama süreleri  kat be  kat    aşılarak    yapılan yargılama  sonucunda  daha 30.12.2010  tarihinde (Kabul anlamında olmamak üzere) müvekkilin  pay  değeri 153.157,91   TL. olarak tespit edilmiş iken  bu değerin davalılarca yok edilmesine  seyirci  kalarak  usul  ve yasaya  aykırı olarak kararını oluşturduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın lehlerine  kaldırılmasına ve  davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Asıl dava, davalı limited şirketin feshi ve tasfiyesi, karşı dava şirket ortaklığından çıkarma, birleşen dava ise şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı   tazminat istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\tAna dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari limited şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi, karşı dava ise davacının ortaklıktan  çıkarılmasına ilişkindir. Birleşen dava, hukuki niteliği itibariyle, davacının da ortağı olduğu dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin zarara uğradığı değerin tespiti ile 10.000 TL'nin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalılar aleyhine mahkememizde açılan dava ile ilgili olarak tarafların dilekçe safhası tamamlanmıştır. Bilirkişi incelemeleri yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı şirketin %33 oranında ortağı olduğu, davalı-karşı davacı gerçek kişilerin şirket müdürü durumunda olduğu hususları ihtilafsızdır. Ana davadaki temel uyuşmazlık davalı-karşı davacı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığı, karşı davadaki temel uyuşmazlık ise davalı-karşı davacı şirkette davacı-karşı davalının hissesinin bulunduğu ve kötü niyetli hareket ettiğinden  bahisle ortaklıktan çıkarılması talepleri noktalarında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince yazılın gerekçeli kararda, Deliller toplandıktan sonra, şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak 11.03.2011 tarihli, 02.07.2012 tarihli ve  27.01.2014 tarihli ek raporların alındığı, yine birleşen dava kapsamında 17/12/2019 tarihli yeni bilirkişi raporu alındığı,  bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında ayrıntısı  gösterildiği üzere, taraflar arasında güven bunalımının ortaya çıktığının anlaşıldığı,  hali hazırda davalı ...nin üç ortaklı olduğu ve davacının ayrılması halinde iki ortak ile devam edebileceği hususu dikkate alındığında ve  TTK 549/4 maddesi kapsamında somut delil sunulmadığı, haklı nedenlerin kanıtlanmadığı yazılarak davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin reddine karar verildiği, bu talep yönünden davalı gerçek kişilerin pasif husumeti bulunmadığından bunlarla ilgili davanın bu yönden reddine karar verildiği, asıl  davada davalı-karşı davacı şirketin açtığı karşı davası yönünden; taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık neticesi oluşan güven duygusunun kaybı hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin üç ortak ile devamında tarafların yararı bulunmadığı, taraflar arasında derin güven kaybı doğduğu, davacı ortağın, ortağı olduğu şirketin devamı ticari hayatını sürdürmesi imkan dahilinde iken feshini talep etmesi şirket yönünden davalının çıkartılmasını talep etme noktasında haklı bir neden oluşturduğu kanaatine varılarak davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın kabulüne karar verildiği, gerçek kişi davalıların iş bu talep yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın usulden reddine karar verildiği,   birleşen dava yönünden ise; davacının ispat edilen bir zararının tespit edilemediği, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamadığı yazılarak birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemelerin her türlü kararlarını ve ara kararlarını gerekçeli olarak yazılması Anayasa  ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin amir hükmüdür. Mahkemece verilen  kararda şirketin 3 ortaklı olup, iki ortakla ticari hayata devam edebileceği, fesih istemli davanın kanıtlanmadığı, fesih davası açan ortak yönünden çıkarma isteminin haklı görüldüğü, tazminat isteminin ise kanıtlanmadığına ilişkin gerekçe yazıldığı,  bunun dışında her bir davadaki talep yönünden davanın reddi yada kabulüne ilişkin delil değerlendirilmesi yapılmadığı anlaşılmıştır.  Hangi hukuki sebeple ve hangi maddi vakıalar sabit görülerek veya görülmeyerek davalardaki taleplerin kabulüne veya reddine karar verildiği, iddia ve savunma gerekçelerinin nasıl aşıldığı gösterilmeden gerekçesiz olarak karar verilmiştir. Kaldı ki asıl davada karşı dava olarak açılan şirket ortaklığından çıkarılma davası kapsamında kurulan hüküm ve gerekçesinde, çıkarılmasına karar verilen ortağın çıkma payı alacağı yönünden de hiçbir değerlendirme yapılmadan ve gerekçe yazılmadan karar verildiği anlaşılmıştır.Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde  ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi  kararında gerekçe bulunmamaktadır. Yani ilk derece mahkemesi, iddia ve savunma kapsamında delil değerlendirmesi yapmamıştır. Karar, bu haliyle istinaf incelemesine elverişli değildir.Tüm bu değerlendirmeler ışığında, kararın  bu haliyle istinaf denetimine elverişli bulunmadığı anlaşıldığından,  HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca,  esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 21.10.2020 tarihli  kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 16.05.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"087eafe74e171896","SID":"f16912d1e789ae89"}}