{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2514 <br>KARAR NO: 2024/689<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 09/06/2021<br>NUMARASI: 2019/270 Esas - 2021/448 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun kullanmakta olduğu ... plaka no.lu araç E -5 Karayolu Küçükyalı Aytıntepe Mevkiinde orta şeritte seyir halinde iken, kaza sırasında davalılardan ...'ın kullandığı ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'nun kaza mahallinde hayatını kaybettiğini, söz konusu kazanın 12.08.2018 günü sabaha doğru 04:40 civarında meydana geldiğini, müteveffa ...'nun ... plakalı araç içerisinde yolcu olup, kusursuz olduğunu belirterek şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A Ş. yönünden ZMMS Poliçesi teminatı limiti ile sınırlı olmak üzere, davalılardan alınarak davacı ...'na verilmesine, davacı ... için 150.000 TL, davacı ... için 150.000 TL, davacı Turgut için 75.000 TL, davacı ... için 75.000 TL manevi tazminatın ... Sigorta A Ş. dışındaki davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, taleplerine ... Sigorta A.Ş. yönünden 19.09.2018 tarihinden ve diğer davalılar yönünden ise 12.08.2018 tarihinden itibaren yasal faiz   yürütülmesine karar verilmesini   talep  ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A. Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ...plakalı aracın müvekkili şirket bünyesinde ZMMS poliçesi  ile sigortalandığını, dava konusu olaya ilişkin müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, davacı taraf müvekkili şirket tarafından hesaplanan bedeli kabul etmeyerek müvekkili şirketin ödeme yapabilmesi için gerekli belgeleri şirkete iletmediğini, huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kazaya ilişkin kusur durumunun netleştirilmesi gerekmekte olup, başvuru konusu kazada müterafik kusur araştırmasının da yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, destekten yoksun kalma tazminatının ödenebilmesi için müteveffanın başvuru sahiplerine destek olduğunun ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların tüm talepleri ile birlikte davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili ..., ... plakalı  aracın işleteni/araç sahibi konumunda olduğunu, davalı ...'ın aracı müvekkilinden kazanın olduğu gece saat 02:00-03:00 saatlerinde aldığını, müvekkilinin yanında değil iken kaza gerçekleştiğini, müvekkilinin kaza yapmadığını, kazanın yapılmasına sebebiyet vermediğini,  talep edilen manevi tazminata itiraz ettiklerini, müvekkiline atfedilen kusur ve sorumluluğa itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne,  A-Davacı ... için; 524.592,62 TL tazminatın davalılar ... ile ... yönünden olay tarihi 12.08.2018 tarihinden, davalı Sigorta şirketi yönünden 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 207.942,10 TL ile sınırlı olmak üzere) -Takdiren 35.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile bu davacıya ödenmesine B-Davacı ... için 147.204,76 TL tazminatın davalılar ... ile ... yönünden olay tarihi 12.08.2018 tarihinden, davalı Sigorta şirketi yönünden 02.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 58.350,17 TL ile sınırlı olmak üzere) -Takdiren 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile bu davacıya  ödenmesine -Davacı ... için takdir olunan tazminatların velayeten annesi ...'na ödenmeisne, C-Davacı ... için Takdiren 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile bu davacıya  ödenmesine, D- Davacı ... için Takdiren 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile bu davacıya  ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müteveffanın anne ve babasının  da herhangi bir tazminat talebinde ya da destek iddiasında bulunmadıklarını, diğer yandan   müteveffa ile anne ve babası adasında bir destek ilişkisinin  bulunmadığını, aksine açmış oldukları davalar sebebiyle husumetli olduklarını, husumetin hala da devam ettiğinin de dosya kapsamında sabit olduğunu, müteveffanın dava dışı anne ve babanın tek çocuğu olmadığını, anne ve babanın destek ihtiyaçları konusunda da dosyada hiçbir araştırma yapılmamış olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının da davalı araç sürücüsünün olaydaki keyfiliği, bunun karşısında davacıların yaşamış olduğu elem ve ızdırabın ağırlığı karşısında az olup, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kazadan dolayı kusursuz sorumluluğunun mevcut olmadığını, müvekkilinin manevi zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, olayda, müvekkilinin kusurunun olmadığı ceza davası dosyasında ve dava dosyasında tespit edilmiş olup bu hususun tartışmasız olduğunu,  TBK uyarınca manevi tazminattan sorumluluk için kusurun şart olduğu göz önüne alındığında müvekkilinin manevi tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın kusurunun dikkate alınmadığını, mahkemenin hüküm kısmının açık olmadığını, kısmi ödemelerin dikkate alınmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. İlk Derece Mahkemesince dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden müteveffanın anne-babasının hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava dışı olsa da müteveffa  yaşasaydı eş ve çocukları gibi dava dışı anne-babasına da destek olacağından  çocuğun ölümü halinde sağ olan anne babası da destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecektir. Bu nedenle  hükme esas hesap bilirkişi raporunda dava dışı olan anne ve  babanın destek süreleri tespit edilerek pay ayrılarak hesaplama yapılmasında yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca isabetsizlik görülmemiştir. Davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı) Davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu  kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında destek yolcu İbrahim'in emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle  mahkemece müterafik kusura; Dosya kapsamında davacılara maddi tazminat ödemesi yapıldığı ödeme belgesi de sunularak ispat edilmediğinden  kısmi ödemelerin dikkate alınmadığına; İlk Derece Mahkemesince hükmün açık ve anlaşılır olduğu, infazda tereddüt oluşturmayacağı görüldüğünden  hükmün belirsiz olduğuna  ilişkin  istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.  TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesinde \"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine  mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.  Bu nedenlerle;  davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan   tahsili ile Hazineye irat kaydına, b- Alınması gereken 53.404,57 TL harçtan peşin alınan (13.291,84 TL+59,30 TL+59,30 TL)=13.410,44  harcın mahsubu ile bakiye 13.410,44 TL harcın davalı  ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5760e8faa585dae1","SID":"5cb0e2b785ce01c4"}}