{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/833 <br>KARAR NO: 2024/767<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2017/499 E. -  2020/463 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Batım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinni, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesi kapsamında davalı şirketin ürettiği araçları satmaya yetkili olduğunu, müvekkilince  ... satılan araçta  üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğunun Ankara 4. Tüketici Mahkemesince verilen ve Yargıtay tarafından onanan karar ile belirlendiğini, ayıptan doğan zararın sorumluluğunun aracın ithalatçısı olan davalıya ait olduğunu, anılan ilama dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip sonucu müvekkilinin ödeme yapmasının hakkaniyete aykırı olacağını, ayıplı mal nedeniyle ithalatçının müvekkiline karşı olduğu gibi tüketiciye karşı da akdi sorumluluğu bulunduğunu, takip dosyasında 18.724,99 TL ödeme emri gönderildiğini, anılan miktarın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürülüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazını iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının, dava dışı  ... ödeme yaptığına ilişkin bir kanıt bulunmadığını, rücu hakkının kullanılabilmesi için TBK'nın 163/1. maddesi uyarınca borcun ödenmesi gerektiğini, ödeme yapılıp yapılmadığı belli olmayan bir borç için takip başlatılarak dava açılamayacağını, TBK'nın 73/2.maddesi uyarınca ayıplı mal davasının müvekkiline ihbar edilmediğini ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, anılan madde uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle dürüstlük kuralları gereğince zamanaşımının satım tarihi olan 05.07.2013 tarihinde başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımının dolacağını, davacının likit bir alacağı bulunmadığından rücu şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı yan, davacının tüketiciye tam ve eksiksiz olarak ödeme yapmadığı takdirde iş bu davanın açılmasında hukuki yararının olmadığını ayrıca davacı talebinin TBK'nun 73. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını ileri sürmekle; Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'nde tüketici lehine verilen karar akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı aleyhine başlatılan ilamlı takipte 07/08/2017 tarihli kapak hesabı gereğince bakiye borcun icra dosyasına ödenerek borcun sona erdirildiği, bu nedenle başlangıçta kısmen mevcut olan hukuki yararın mahkememizin ön inceleme duruşmasının yapıldığı tarih itibarıyla tamamlandığı tespit edildiğinden HMK'nun 115/3. maddesi uyarınca davanın usulden reddedilmeyerek esasına geçildiği; zamanaşımı definin incelenmesinde, dava dışı tüketici ve davacı satıcı arasındaki uyuşmazlık satılan maldaki ayıba ilişkin olmakla sözleşme hukukundan kaynaklandığı, bu nedenle davacı satıcının davalı ithalatçıdan olan eldeki talebinin de müteselsil sorumluluk ilkesi kapsamında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dayandığı, TBK'nun 146. maddesi kapsamında davacı talebinin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının tüketiciye son ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, nitekim son ödemenin dava açıldıktan sonra yapıldığından zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmakla, her ne kadar sonucu etkilemeyecek ise de davalı yanın beyanının aksine iş bu davada haksız fiillerdeki rücu davası için öngörülen TBK'nun 73. maddesi yerine sözleşme ilişkilerinde uygulanması gereken genel zamanaşımı süresinin geçerli olduğu tespit edilmiştir.Hakimin hukuku kendiliğinden uygulaması ilkesi gereğince mahkememizce yapılan hukuki değerlendirme kapsamında, az önce ifade edildiği gibi TBK'nun 73/2. maddesine uygun ihbar yapılmamasının davalının sorumlu tutulmasına engel olduğu beyanının aksine iş bu davada HMK'nun davanın ihbarına ilişkin 61. maddesine göre dava dışı tüketicinin açtığı davada davacı yanca davalı yana uygun bir ihbarda bulunulup bulunmadığı hususu tetkik edilerek varılacak sonuca göre davalının sorumluluğunun tespit edilebileceği, bu kapsamda HMK'nun 61/1. maddesinin 'Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.' hükmünü içerdiği, aynı kanunun 64. maddesine göre ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanacağından anılı maddeye bakıldığında; HMK madde 69/2 'Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.' düzenlemesinin mevcut olduğu saptanmakla, tüketici mahkemesinde açılan davaya cevap vermeyerek davayı takip etmeyen, savunma hakkını kullanmayarak aleyhine gelen bilirkişi raporlarına itiraz etmeyen ve ayıplı olduğu iddia edilen otomobil hakkında davalıyı davadan haberdar etmeyen davacı yanın, HMK'nun 69/2. maddesinin mefhumu muhalifinden davalı yana yanında savunma yapma imkanı vermemesi nedeniyle tüketiciye yapmak zorunda kaldığı ödeme nedeniyle talepte bulunamayacağı anlaşıldığından mahkememizce ayıplı araç üzerinde inceleme yapılması gerekli bulunmaksızın tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince yerinde görülmeyen davanın reddine, takibin kötü niyetle başlatıldığı hususu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine..\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle müvekkili aleyhine açılan davada ödenen 18.742,99 TL ilama bağlı yargılama giderinin tahsili için takip başlatıldığını, mahkemece hatalı değerlendirme ile itirazın iptali davasının reddine karar verildiğini, davanın açılmasına, davalı tarafından ithal edilen araçtaki gizli ayıbın neden olduğunu, üretimden kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle sorumluluğun aslında davalıya ait olduğunu, rapordaki tespitin aksine  müvekkilince, dava dışı ... İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki borcun ödendiğini, üretimden kaynaklı ayıptan, yetkili bayi olarak satışı yapan müvekkilinden önce ithalatçı ve üreticinin sorumlu olduğunu, TKHK'nın 11/2. maddesinde da ayıplı maldan dolayı bir takım hakların yerine getirilmesi konusunda tüketici karşısında, satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğunun belirlendiğini, anılan ayıptan müvekkilinin kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece yeterli inceleme yapılmadan, hatalı raporun esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesi kapsamında satılan araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp nedeniyle, dava dışı tüketici tarafından açılan dava sonucu oluşan ilam giderlerini ödeyen satıcının, bu ödemelerin rücuen tahsili için davalı ithalatçıya karşı başlattığı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, avacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı .... A.Ş.’nin yetkili bayisidir. Davacının, davalıdan satın alarak, dava dışı tüketiciye  satmış olduğu bir aracın “üretimden kaynaklı olarak ayıplı” olması nedeniyle, araç sahibi ... tarafından, davacı aleyhine Ankara 4. Tüketici Mahkemesinin 2013/4010 Esas sayılı dosyasında 05.07.2013 tarihinde, sözleşmenin feshi ile satılanın iadesi talepli dava açılmıştır. Dosya içinde bulunan ilam suretinden, satıcının/davalının anılan davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128. maddesine göre, davada ileri sürülen vakıaları inkar ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan inceleme sonucu davanın kabulü ile  satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. İlamda, davalı satıcı yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulmuştur. Anılan ilam tüketici tarafından İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilmiştir. Davacı/satıcı, anılan dosyada ilam borcunun ödendiğini belirterek, araçtaki üretimden kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle, aracı üretin ve ithal eden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, ödenen ilam bedelinin tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalının süresinde takibe itiraz etmesi üzerine, süresinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı, tüketici mahkemesinde, dava dışı tüketici tarafından açılan davanın kendisine ihbar edilmediğini, bu nedene davacının rücu talebinde bulunamayacağını savunmaktadır. Mahkemece de belirtilen gerekçe ile davacının rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında, davacı şirketin, davalı tarafından ithal edilen araçların satımına ilişkin bir bayilik ilişkisi bulunduğu açıktır. Davalı tarafından ithal edilip, davacı tarafından dava dışı tüketiciye satılan araçta, üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğu, dava dışı tüketici tarafından satıcı aleyhine Ankara 4.Tüketici mahkemesinin 2013/4010 Esas sayılı dosyasında verilen 07.11.2014 tarihli karar ile belirlenmiştir. Anılan kararda, 08.07.2015 tarihinde satılan 2011 model ... marka sık arıza yaptığı belirlenmiştir. 6502 sayılı TKHK'nın 11.maddesi uyarınca, satılanın ayıplı olması halinde tüketicinin, satılanın ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkının bulunduğu belirtilerek TTK'nın 227. maddesine paralel bir düzenleme yapılmıştır. Ayıptan kaynaklanan uyumazlıklar bakamından, üretici, ithalatçı ve satıcı, tüketiciye karşı müteselsilen sorumludur. Bir zarardan müteselsilen sorumlu olan kişilerden birinin zararı ödemesi halinde iç ilişkide ne şekilde işlem yapılacağı TBK'nın 167.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan davada, satıcı tarafından, satılandaki üretimden kaynaklı ayıp nedeniyle açılan dava sonucu ödenen ilama bağlı vekalet ücreti ile yargılama giderleri istenmiştir. Dosyadaki ödeme dekontları ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davacının ilamdan kaynaklı takip nedeniyle borcunu ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece diğer hususlarda yapılan değerlendirmeler yerinde ise de davanın ihbarı ve sonuçlarına ilişkin yapılan inceleme eksik olup, buna ilişkin delil ve savunmalar tam olarak değerlendirilmeden karar verilmiştir. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, tüketici mahkemesinde alınan bilirkişi raporunu düzenleyenler arasında otomotiv kürsüsü bulunan bir üniversite öğretim üyesinin bulunmaması nedeniyle raporun hükme esas alınamayacağı ve davacının rapora itiraz etmeyerek, davayı da ihbar etmemek sureti ile eksik işlem yapması nedeniyle, araç üzerinde yeni bir inceleme yapılması istenmiştir. Davanın ihbarı ve şartları HMK'nın 61. maddesinde düzenlenmiştir. \"İhbar ve şartları\" başlıklı 61/1.maddesinde \"Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre; taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.İhbarın şekli ise anılan Kanun'un 62. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, ihbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir. Bunun yanında sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın ihbarı ile yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı açıkça öngörülerek, yargılamanın gereksiz uzaması ve kötü niyetli ihbarda bulunulmasının da önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak, ihbarın tevalisi gibi zorunlu hâllerde bir süre verilerek yargılamanın başka güne bırakılması kabul edilmiştir.Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen taraf dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, davanın ihbarına ilişkin dilekçenin üçüncü kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. HMK'nın 64. maddesinde, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır düzenlemesi nedeniyle anılan maddenin değerlendirilmesi gerekmektedir.HMK'nın 69/2.maddesinde, \"Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, davanın ihbar edilmemesi halinde, rücu hakkının her halükarda sona ereceğine ilişkin bir  düzenleme bulunmamaktadır. Bu tür bir durumda, davanın ihbarı halinde esasa ilişkin haklılığı gösterecek hangi savunmanın ileri sürülemediği değerlendirilmeli ve bu savunmanın ilk davada ileri sürülmesi halinde kararın farklı olabileceği savunularak kanıtlanmalıdır. Bu nedenle, tüketici mahkemesindeki ayıpla malın misli ile değiştirilmesi davasında, yapılan yargılama ve araçta saptanan eksikliklere göre, davalı olan ithalatçının hangi savunmayı getireceği ve bu savunmanın o davaya etkisi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik delillerle ve soyut gerekçe ile sadece davanın ihbar edilmemesi nedeniyle rücu imkanının bulunmadığının kabulü yerinde değildir. Mahkemece, buna ilişkin deliller toplanıp değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına ilişkin delillerin değerlendirilmeden karar verilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"711ff13627275514","SID":"269a89d4b3d4806f"}}