{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/909 <br>KARAR NO: 2024/693<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 13.03.2019<br>NUMARASI: 2017/1153 Esas - 2019/217 Karar<br>DAVA: Alacak<br>Taraflar arasındaki  alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, davalı şirket adına taşıma işleri yaptığını ve bu doğrultuda taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, dava dışı ... Ltd. Şti.’ne ait ürünlerin yine dava dışı ... A.Ş.’nin Sivas’taki şubesine taşınması işinin davalı tarafından müvekkiline teklif edildiğini, ancak müvekkiline ait araçların bu taşıma işine uygun olmaması sebebi ile bu teklifin müvekkili tarafından reddedildiğini, akabinde ise bu konuda müvekkilinin yazıhanesinin camına yapıştırılan ilan neticesinde dava dışı ... ve ...  isimli şahıslar tarafından müvekkiline ulaşıldığını, söz konusu şahısların da müvekkili tarafından davalıya yönlendirildiğini, dava dışı şahıslar ile davalı arasında yapılan anlaşma neticesinde 16/05/2017 tarihinde taşımaya konu ürünlerin yine dava dışı şahıslar tarafından Bursa’dan teslim alındığını, ancak 30/05/2017 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından yapılan bildirim ile söz konusu ürünlerin teslim edilmediğinin anlaşıldığını, davalının haksız olarak bu hususta müvekkilini sorumlu tuttuğunu ve müvekkili şirkete 2 adet hasar yansıtma faturası düzenlendiğini, söz konusu faturaların müvekkili tarafından iade edildiğini ve 80.451,27.-TL lik alacaklarının ödenmesinin davalıya ihtar edildiğini, davalının ise herhangi bir ödeme yapmadığım beyanla neticeten müvekkilinin davalıdan olan 80.451,25.- TL’lik alacağının, Bursa .... Noterliği’nin 08/09/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla davalıdan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taşıma işleri nedeni ile taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında 16/05/2017 tarihinde dava dışı ... firmasından çıkan emtiaların yine dava dışı ... A.Ş. adlı alıcı firmaya ulaştırılması işinin davacı tarafından üstlenildiğini, söz konusu taşıma işlemlerine ilişkin olarak taraflar arasında e-posta yazışmaları yapıldığını, ancak söz konusu ürünlerin davacı tarafından dava dışı firmaya ulaştırılmadığını, bu sebeple dava dışı ... firması tarafından müvekkiline toplamda 80.451,25.-TL tutarında 2 adet hasar tazmin faturası keşide edildiğini ve müvekkilinden bu tutarın tahsil edildiğini, bu bedelin işini usulüne uygun olarak yerine getirmeyen davacıya rücu edildiğini ve davacının müvekkili nezdinde bulunan alacaklarından bu tutarın takas ve mahsup edildiğini, bu hususun Beyoğlu ... Noterliği’nin 21/08/2017 tarihli ve ... numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, iddiaların aksine davacı ile vekil eden şirket arasında taşıma işine ilişkin sözleşme kurulduğunu, vekil edenin taşımaya ilişkin fiyat bilgisini ve ödemenin kendisine yapılacağı hususunda bilgi verdiğini, hizmet faturasının bizzat davacı tarafından vekil eden şirkete kesildiğini, bizzat davacı tarafından taşıma işi için araç tanıtım yükleme fişi düzenlendiğini ve dava dışı ... tarafından taşımaya konu emtiaların davacının talimatı ile teslim edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... davacı taşıyıcı, 6102 sayılı Yasanın 879.maddesi uyarınca, dava dışı gerçek kişilerin fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Taraflar arasında taşınanın zayi olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, davacı zıyaa, kendisini sorumluluktan kurtaracak veya sorumluluğunu sınırlandıracak bir açıklama getirememektedir. Bu durumda, 6102 sayılı Yasanın 886.maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25/01/2018 tarih, 2016/7146 esas ve 2018/647 karar sayılı ilamı). Taşınanın zayi olması nedeni ile oluşan zarara ilişkin fatura içeriklerine itiraz olmadığından, davalı tarafından davacıya yansıtılan zararın tamamından davacının sorumlu olduğu... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Somut uyuşmazlıkta müvekkilinin taşıyıcı olmadığını, müvekkilinin nakliyeciler sitesindeki camına ilan asarak bulduğu 2 aracı davalı firmaya  hiçbir kar amacı gütmeden yönlendirdiğini, bunu da davalı firma yetkilileri talep ettiğini, yapılması planlanan nakliye sonucunda dava-dışı ...’in malların Sivas’ta ... A.Ş.’ne teslim edilmeyip çalındığından dolayı müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin  taşıma işini yapacak ... isimli şahısları davalı firmaya yönlendirmiş bunun dışında yapılacak olan nakliyenin hiçbir aşamasına dahil olmadığını, davalı firma hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eder şekilde  müvekkilinin kendilerinden alacağı olduğu için malların bedeli olan 80.451,25 TL mallara karşılık müvekkilinin  kendilerinden olan alacaklarını silmek adına haksız iade faturasının kesildiğini, ilk derece mahkemesinin TTK taşıyıcıya ilişkin hükümleri müvekkilime tatbiki yanlış olduğunu,  Mahkemenin, müvekkilini taşıyıcı olarak kabul etmekte fakat davalı firmanın da müvekkilini TTK gereği taşıma İşleri komisyoncusu olarak adlandırmakta ve sorumlu tuttuğunu, taşıma işleri komisyonculuğunu düzenleyen TTK'nın 917.maddesi gereği taraflar arasında sözleşme kurulmuş olması gerektiğini, somut olayda böyle bir sözleşme mevcut olmadığını, gerek davalı gerekse ilk derece mahkemesinin görüşlerinde haksız olduğunu, Davaya konu olayda taşıma işleri komisyoncusu davalı firmanın kendisi olduğunu, davaya konu olayda taşıma işleri komisyoncusu davalı ...  A.Ş. 'dir. Zira ... adlı firmanın eşyasını taşımak için anlaşmayı yapan, taşıma işini üstlenen, bu firma ile sözleşme imzalayan ve sorumluluğu üstlenen davalıdan başkası olmadığını, TTK'nın  ve doktrinde taşıma işleri komisyoncusunun tanımı, davaya konu olayda birebir davalının taşıma işleri komisyoncusu olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilinin  ... ile herhangi bir ilgi ve alakası olmadığını, taşıma işini müvekkilinin üstlenmediğini, taşıma işinin organizasyonunu üstlenen davalı olduğunu, müvekkilinin bu işten herhangi bir ticari kazancı da olmadığını, müvekkilinin davalı firmadan daha evvelden cari hesapta biriken alacağına kavuşmak istediğini, dava dilekçesinin ekinde faturalara itiraz hususundaki tüm delillerin mevcut olduğunu, Davalının tanzim ettiği faturalara müvekkili tarafından Bursa .... Noterliği, 10.08.2017 tarihinde ... sayılı ihtar ile açıkça itiraz edilerek faturalar davalıya geri gönderildiğini, bunun üzerine faturaları kabul etmedikleri beyanına rağmen davalının tekrar bu sefer noter kanalı ile faturaları tekrar müvekkiline gönderdiğini, akabinde son olarak müvekkilinin Bursa .... Noterliği 08.09.2017 tarihinde ... sayılı ihtar ile tekrar fatura içeriklerine açıkça itiraz ederek faturaları davalıya iade ederek, 80.451,27.-TL lik alacağın ödenmesini istediğini, müvekkilinin davalının tanzim ettiği faturaları hiçbir surette kabul etmediğini, İlk derece mahkemesinin malların zayi olduğu hususuna itiraz edilmediğini bu konuda davacı ile davalı arasında husumet olmadığını iddia ettiğini, bunun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin fişi işi üstlendiği için değil,  taşıma işleri komisyoncusuna sorumluluğun olmadığını bildirmek için ve kendini korumak istemesi sebebi ile düzenlendiğini, Davaya konu olayda müvekkili davalının iade faturalarını kabul etmeyerek malların zayi olmasına sebebiyet vermemesi sebebi ile itiraz ettiğini, mallarin zayi olmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bu hususta olayı yanlış değerlendirdiğini, Somut olayda araçlarda müvekkiline ait araçlar olmadığını, hal böyle iken müvekkilinin kendisinin bir rol almadığı bir işte kusurlu ilan edilerek, davalı tarafından zarara uğratıldığını, malların zayi olduğu tarih ile müvekkiline bu durumun haber verilmesi arasında iki haftalık bir süre bulunduğunu, davalının firmanın kötü niyetle hareket ettiğini, sırf müvekkiline yapılacak ödemeleri engelleme kastları mevcut olduğunu, davalı firmanın Bursa Şubesinin depo sorumlusu ... kolluk huzurunda verdiği ifadede tüm beyanlarımızı desteklediğini,  \"... Aramızda sözleşme bulunan ... firmasının ürünlerinin nakliyesini biz gerçekleştirmekteyiz...\"   ifadesi ile taşıma işleri komisyoncusu olduklarını kabul ettiğini, Müvekkilinin nakliyeyi gerçekleştiremediğini ifade ederek müvekkilinden  şikayetçi olduğunu, fakat müvekkilinin taşıma işi ile alakalı olarak bir fiili bulunmadığını, zira ... ifadesinde müvekkilinin nakliyeyi yapacak kişi olan ... ve ... plakalı kendilerine yönlendirdiğini ifade ettiğini, müvekkilinin taşıma işinin sorumlusu olmadığını, davalı ile arasında bir sözleşme mevcut olmadığını,  müvekkili  ile dava dışı ... arasında da bir sözleşme mevcut olmadığını, davalı şirket tarafından her ne kadar taşıma işinin müvekkilinin tarafından üstlenildiği iddia edilse de müvekkiliyle taşıyıcı kişiler arasında da bir iş ilişkisi mevcut olmadığını, bu durumda müvekkilinin taşıyıcı olmadığını ifade etmekte ve malların zayi olmasından sorumlu tutulamayacağını anlattığını, bu nedenle zayi olan mallardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, Taşıma işleri komisyoncusu olarak davalı firma malların güvenliğinden sorumlu olduğu için sigorta ile kendisini koruma altına aldığını, hatta bu sigorta olmadan yük taşıtması basiretli bir tacirden beklenemeyeceğini, taşıma işine ilişkin olarak tüm irsaliye, teslim fişi vs her şey  ... adına tanzim edildiğini,  davalı firmanın zararı için sigorta şirketine rücu etmek zorunda olduğunu, dava dışı  ... zayi olan malları için, davalıya başvurduğunu, davalıda bu bedeli haksız yere müvekkiline rücu ettiğini, davalının, TTK'da ve diğer mevzuatımızda böyle bir hakkı bulunmadığını, bu konunun aydınlatılmadan zayi olan mal bedelinin müvekkiline yansıtılmasının davalının aynı miktarı bedeli iki farklı kişiden tahsili anlamına geleceğini, bunun da davalının zararını mükerrer tahsil etmesi sonucunu doğurduğunu, Müvekkilinin dava dışı ... ait malların taşınma işinde mesul kişi olmadığını, düzenlenmiş olan araç tanıtım yükleme fişi üzerinde beyandan da anlaşılacağı üzere “gönderilen mallar müşterinin mesuliyeti altında sevk edilir” denildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere malların Sivas’ta bulunan ...  A.Ş. adlı firmaya ulaştırılmasında sorumluluk .... A.Ş.’ye ait olduğunu, hiç bir şekilde müvekkiline bir kusur atfedilemez olduğunu, olay ile müvekkilinin  arasında illiyet bağı da bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında zayi olan ürün bedelinin davacı alacağından mahsup edilmesinin yersiz olduğu iddiasıyla, mahsup edilen alacak kısmının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince sunulu deliller ile taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme soncu alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.  İlk derce mahkemesi kararında da  vurgulandığı üzere, dosyaya sunulan delillerle,  davacı ve davalı arasında bir takım mail yazışmalarının mevcut olduğu, 16/05/2017 tarihinde davacı tarafından davalıya \"... ... 2100 ödeme ...\" şeklinde mail gönderildiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen 25/05/2017 tarih ve ... numaralı bir adet faturanın mevcut olduğu, faturanın açıklama kısmında 16 adet taşıma işinin ve karşılarında taşıma bedellerinin yazılı olduğu, açıklama kısmında 14.maddede \"...\" yazısının mevcut olduğu ve bu taşıma işinin bedelinin 2100 TL olarak belirtildiği, araç tanıtım yükleme fişinde belirtilen plaka ve şoför adı bilgilerinin davacı tarafından davalıya gönderile maildeki bilgiler ile örtüştüğü, nakliye bedelinin yine 2100 TL olarak belirtildiği, yükleme yerinin ... varış yerini ise Sivas olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Buna göre  davalı delilleri ve özelikle bu taşıma işi hizmeti karşılığı davacı tarafından davalıya fatura düzenlenmiş olması, yükleme fişi fatura ve maillerdeki bilgilerin birbiri ile örtüşmesi ve hizmet karşılığının davacı tarafından fatura ile talep edilmesi dikkate alındığında, davacının somut uyuşmazlıkta taşıyıcı olarak kabulünün mümkün olmadığı, dolayısıyla taşıma işi nedeniyle meydana gelen ziyadan sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Bu konuda taşıma işinin bizzat davacı araçları ile yapılmamış olması ve taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesinin bulunmadığı iddiaları sonuca etkili değildir. Davalının taşıtana ödemek zorunda kaldığı ve bu surette  uğradığı zararı, sigortacısına başvurmaksızın,  zarardan sorumlu olan davacı taşıyıcıya yansıtması mümkün olup,  davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Taşıma konusu ürünlerin zayi olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayıp, dava dışı firma, zayi olan ürünler nedeni ile davalıya hasar faturası tanzim etmiş, davalı tarafından da aynı miktarlarda yansıtma faturası davacıya düzenlenmiş, ancak davacı tarafından ödenmemiştir. 6102 sayılı Yasanın 875.maddesi ve devam maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcı; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.İlk  derce mahkemesince, davacı taşıyıcının , 6102 sayılı Yasanın 879.maddesi uyarınca, dava dışı gerçek kişilerin fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olacağı, somut olayda davacı taşıyıcının, kendisini sorumluluktan kurtaracak veya sorumluluğunu sınırlandıracak bir açıklama getiremediği gibi kanıt da sunulmadığı, buna göre davacı taşıyanın 6102 sayılı Yasanın 886.maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı, sonuç olarak davalı tarafından davacıya yansıtılan zararın tamamından davacının sorumlu olduğu sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22ff1f720c94f85d","SID":"e01b002823fce036"}}