{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/273 <br>KARAR NO: 2024/640<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/11/2021<br>NUMARASI: 2019/13 E.  - 2021/833 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı firmanın tüm aktif ve pasifi ile devraldığı grup firması olan ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 15.06.2010 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince, müvekkilinin davalı firmanın Antalya bölge bayiliğini yaptığını, bayilik sözleşmesi uyarınca 30.000 TL nakdî teminatının yanısıra G3 belgesi alınması için 5.600 TL yatırıldığını, davalının herhangi bir bildirimde bulunmaksızın 30.03.2011 tarihinde bayilik ilişkisini fiilen sonlandırdığını, ertesi gün 31.03.2011 tarihinde de noter kanalıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin davalıdan 30.000 TL nakdî teminatını ve bedelsiz kalan 5.600 TL’yi iade alamadığını, ayrıca 145.249,22 TL hakediş fatura bedelinin de ödenmediğini, noter yoluyla keşide edilen ihtarnamenin de semeresiz kaldığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 8.2. maddesi gereğince davacı acentenin müvekkilinden herhangi bir nam altında hiç bir hak ve tazminat ve geri ödeme talebinde bulunamayacağını, sözleşmenin 5.2. maddesine aykırı olarak davacının faaliyet gösterdiği döneme ilişkin günlük kesmiş olduğu nakit fatura ve cari tahsilatlar toplamını müvekkili şirket hesabına göndermeyerek toplamda 135.000 TL kasa kullanımı yaptığını, davacının hak edişlerinden, nakit teminattan ve G3 ödemesi olmak üzere toplam alacağından sözkonusu kasa kullanımının yanısıra kira faturaları, isim hakkı bedeli, IT destek, telefon ve müşteri yansıtmaları gibi kesintiler düşüldükten sonra kalan bakiye 13.254,77 TL alacağın davacının hesabına 17.01.2012 tarihinde ödendiğini, taraflar arasında yapılan mahsuplaşma sonucunda müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Taraflar arasında akdedilen sözleşme acentelik olup, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 'sözleşme süresi' başlıklı Md./3.3. hükmünde sözleşmenin acente olacak tarafın acentelik hizmeti vermeye başladığı tarihten başlayacağı ve taşımacının yetki belgesi süresinin sonuna kadar devam edeceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirketin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğu hususunda ihtilaf olmadığı yönünde beyanda bulunduğu; davacı yanın ise bu hususta sessiz kalmış olduğu, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 6. Maddesi uyarınca Yetki Belgesi Türlerinden mahkememiz dosyası davacı tarafın faaliyeti doğrultusunda aldığını beyan ettiği G3 yetki belgesi bu madde içeriğinde açıkça \"... kargo taşımacılığı alanında acentelik yapacaklara...\" şeklinde açıklanmış olup, yetki belgelerinin geçerlilik süresi ise Karayolu Taşıma Yönetmeliği Md./16 hükmü uyarınca 5 yıl olarak belirlenerek bu süre, yönetmelik kapsamında alınan tüm yetki belgesi türlerinde geçerli olduğu, sözleşme süresini yetki belgesi süresine kadar devam edeceği, bu kapsamda yetki belgesi süresinin de 5 yıl yıl olduğu değerlendirildiğinde sözleşmenin belirli süreli olduğu ve sözleşmenin 8.1. maddesi gereğince sözleşmenin feshine dayalı olarak davacının tazminat talebinde bulunabilme imkanının olmadığı, taraflar arasında takas işleminin gerçekleştirildiği, bu işlem sonucu taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere borç ilişkisinin sonlandırıldığı, taraflar arasında herhangi bir borç alacak  işleminin kalmadığı sonucuna varılarak, mahkememizce alınan 16/03/2020 günlü - 19/03/2021 günlü - 27/10/2021 günlü ek raporlar hüküm kurmaya elverişli kabul edildiğinden... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece BAM kaldırma kararı öncesinde yetersiz rapor hazırlayan aynı heyetten aynı raporları almasının hukuka aykırı olduğunu, aynı heyetin eski görüşünü kopyalayıp yapıştırdığını, aynı bilirkişi heyeti tarafından teminat bedelinin iade edilmesi ve mahsuplaşma belgesinde davacı imzası yoksa geçerli olmayacağı rapor edilirken istinaf sonrası raporda ticari defterlerin tek delil olması gibi bir sebeple kendi fikirleriyle çeliştiğini, bu fikir değişikliğine hukuki hiçbir gerekçeleri olmadığını, açıkça görevlerini kötüye kullandıklarını, 19.03.2021 tarihli ek raporda ise önceki raporun aksine hiçbir değerlendirme olmadığı gibi itirazlarının ve BAM kararını karşılar teknik izah olmadığını, bilirkişi heyetinin davalının ticari defterlerini tek başına delil olduğu ve ticari defterlerde ödemenin takas mahsup yoluyla yapıldığı iddiasına dair hukuk tekniği ve bilgi tekniğine aykırı rapor tanzim ettiklerini, asıl raporlarda heyetin kendi asistanlarını ilave edip ek rapor tanzim ettiklerini, ilave bilirkişininde rapora hiçbir katkısınında olmadığını, bilirkişi raporlarının davanın esasına ilişkin hiçbir faydası olmadığı iddia edilmesine rağmen mahkemece ısrarla aynı heyete görev verildiğini, bilirkişi heyetinin önceki raporlarını tekrardan başka bir iş yapmadıklarını, müvekkilinin boş yere bilirkişi ücreti ödediğini ve davanın boş yere uzadığını, mahkemenin BAM kararına uygun yargılama ve değerlendirme yapmadığını, davalının dava konusu faturaları ödediğine ilişkin hiçbir delilinin olmadığını, davalı firmanın davacının ödeme define delilinin mahsuplaşma şeklindeki davacının imzası olmayan adi belge fatura bedellerinin ödediği iddiasında bulunduğunu, davalının davanın başından beri ödeme iddiası olan mahsuplaşma belgesi olarak davacının imzası olmayan belgeleri sunduğunu, hukuken hiçbir kıymetinin olmadığını, bilirkişi heyeti ve mahkeme gerekçesinin hatalı olarak BAM kararının aksine acentelik sözleşmesinden dolayı davalı ticari defterlerini yasal tek delil olduğu varsayılıp davacının imzası olmayan ve hiçbir delil hükmü bulunmayan mahsuplaşma isimli belgeleri ödeme sayarak davacıya alacak çıkarmadığını ve davayı reddettiğini, istinaf kararı incelendiğinde sözleşmenin acentelik sözleşmesi olup olmadığının önemi olmadığı, sözleşmenin feshinde kimin haklı olup olmadığının yargılamaya faydası olmadığı, tüm bunların davacı taleplerinden farklı olduğunun vurgulandığını ve daha sonra da hakediş faturalarının ödenip ödenmediğinin incelenmesi gerektiğinin belirtildiği ve mahkeme kararının kaldırıldığını, usulüne uygun yargılama yapılmadan yetersiz bilirkişi heyetinin aynı görüş ve aynı delil değerlendirme usulü ile hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın davanın ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticari defterlerin kesin ve münhasır delil olduğu gerekçesiyle davanın reddedildiğini ve bu kararın kaldırıldığını, aynı işlemin tekrar yapılması sonucunda müvekkilinin mağdur edildiğini, ilk derece mahkemesinin BAM kaldırma kararına uyduğu halde buna uygun hiçbir araştırma yapmadığını, davalı firmanın bildirimsiz şekilde sözleşmeyi feshi nedeniyle müvekkilinin tahsil edemediği aylık komisyon hakediş bedelleri ile davalı firmaya yatırdığı 30.000,00 TL teminat ile kargo faaliyeti için 5.600,00 TL G3 masrafının iadesini talep ettiğini, davalının ise 2 adet mahsuplaşma adı altındaki belgelerle müvekkilinin alacağını buharlaştırdığını, davalı firmanın yaptığı mahsuplaşma işleminin tamamen hakediş faturalarını ödememeye yönelik muhasebe hilelerinden ibaret olduğunu, bir işlemin mahsuplaşma olabilmesi için karşılıklı mutabakat olması yahut aynı belgelerin her iki tarafın ticari defterlerinde yer alması gerektiğini, davacının mahsuplaşma adındaki belgelerde imzasının olmadığını, diğer taraftan acentelik sözleşmesinin 3.1 maddesinde bahsedilen G3 taşıma belgesinin hiç alınmadığını, bu davada bu bedelin iadesinin istenmesinin ana sebebininde bu olduğunu, davalının bildirimsiz olarak ve eylemli olarak sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiğini, şubeyi kapattıktan sonra fesih bildirimi göndermiş ise de tebliğin usulsüz olduğunu, davalı firmanın taşıma belgesi G3 bedelini tahsil ettiği halde temin etmediğini, işin niteliği gereği değil sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesi gerektiğini, davalı taraftan hakediş alacağının varlığının tartışmasız ve sabit iken 2 adet mahsuplaşma belgeleri ile davalının ödediği iddiasında bulunduğunu, dava konusu kargo faaliyetlerinden doğan hakediş fatura bedelleri incelendiğinde faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, hakediş faturalarına ve içeriğine tarafların itirazının bulunmadığını, davalı firmanın fatura bedellerini ödediğini, ispata mecbur olduğunu, davalı firmanın ödeme iddiasının ise 25.11.2010 tarihli 46.449,38 TL bedelli ve 30.03.2011 tarihli ve 88.079,88 TL bedelli toplam 134.529,36 TL mahsuplaşma belgeleri olduğunu, bu belgelerde davacının imzasının olmadığını, davacı ticari defterlerinde olmadığını, davalının mahsuplaşma belgelerini destekleyecek hiçbir delil ve belge veya banka makbuzunu ibraz etmediğini, müvekkilinin davalının kargo şubesi olarak hizmet verdiğini, kargo şubelerinin tüm hesaplarının zaten davalı adına olduğunu, tahsil edilen tüm kargo bedellerinin davalı hesabına otomatik yattığını, davacının kasa avansı kullanabilmesinin davalının bizzat havale veya EFT yapması halinde mümkün olduğunu, sözleşmenin 5.maddesinde ödemelerin düzenlendiğini, sözleşme içeriğinde zaten masrafların çıktıktan ve düşüldükten sonra hakediş faturası kesileceği ve bunu belirleyeninde davalı firma olduğunun açıkça düzenlendiğini, 2 adet mahsuplaşma belgesinde davacının imzasının olmadığı gibi davacı yönünden sahte belge (muhasebe hilesi) hükmünde olduğunu, davalının ödeme definin hukuken geçerli bir ödeme defi olmadığını, 17.04.2017 tarihli muhasebeci uzman raporunda davacının kesmiş olduğu hakediş bedellerinin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının alacağı kabul ettiği ancak mahsuplaşma belgeleri ile ödeme iddiasında bulunduğu, oysa davacı imzasının olmadığı, ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceğinin belirtildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, acentecilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu ettiği hakediş alacaklarının, teminat bedel  alacağının, G3 belgesi için gönderilen bedel iadesinin sübuta erip ermediği, davalının mahsuplaşma savunması ile mahkemece aynı bilirkişi heyetinden davacı itirazlarına rağmen rapor ve ek rapor alınarak karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 15.06.2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığı, davacının acentelik alan konumunda olduğu, sözleşme süresinin 3.3.maddede, sözleşmenin acente olacak tarafın acentelik hizmeti vermeye başladığı tarihten itibaren başlayacağı, taşımacının yetki belgesi süresinin sonuna kadar devam edeceği, bu sürenin hiçbir şekilde taşımacının yetki belgesi süresinin bitiş tarihini geçemeyeceği, sözleşme kapsamının 3.1.maddede kanun ve yönetmelik hükümlerince yurt içinde kargo acenteliği tayin ve tesis edilmesi sözleşme konusunun ise 3.2.maddede davalı şirketin sistemini ve markalarını kullanarak adı altında çalışacak iş yerine  acentelik hakkı verilmesi olarak açıklandığı, acentenin görev, yetki ve sorumluluklarının 4.maddede yer verildiği, 4.29 maddede, acentenin kanun, yönetmelik ve geçerli mevduat hükümlerine uymayı, yapılacak iş ve hizmetin gereği iş resmi mercilerden alınması gereken izin ve belgeleri (G3,K1,iş yeri açma ruhsatı, güzergah, izin, tatil günleri vb) kanuni süresi içerisinde almayı ve süresi içerisinde yenilemeyi ve tüm yasal harç ve masraflarını karşılamayı söz konusu belge ve izinlerin alınmamasından davalı şirketin uğrayacağı her türlü zarar, ziyan ve itibar kayıplarının bedellerini ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, acentenin isim hakkı bedelinin ödemeler üst başlığı altında 5.1.bentte düzenlendiği, düzenlemede acentenin belirlemiş olunan tutarı 3 iş günü içerisinde davalı hesaplarına yatıracağı, acentenin ödemiş ve ödeyeceği tutarı belirlenmiş olan acentelik isim hakkı bedelinin hiçbir şart altında iadesinin, sözleşmenin hangi şekilde sona ererse ersin yapılmayacağını ve yapılmasını talep edemeyeceğini ve ödenmemiş isim hakkı bedeli var ise teminatların ve/veya hakedişlerinden tahsil edileceğini peşinen beyan, kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, 5.2.maddesinde tahsilat ödemeleri başlığı ile acentenin bir iş günü içerisinde düzenlediği faturaların ve sözleşmeli müşterilerden ya da davalı adı altında yaptığı her türlü tahsilatlarını davalının belirleyeceği şekilde ve sürede belirlediği yere göndermek veya banka hesaplarına yatırmak zorunda olduğuna yer verildiği, acente hakediş ödemelerinin 5.4.maddede düzenlendiği, düzenlemede davalının acentenin hakedişlerini her ay sonu itibariyle hesaplayarak acenteye bildireceği, hesap edilirken bedeli tamamen tahsil edilmiş satışların dikkate alınacağı, acentenin kendisine bildirilen hakedişleri için bildiri tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde fatura düzenlemek zorunda olduğu, davalının bildirmesi halinde fatura düzenlemeyen davacı acentenin tüm yasal sorumluluğu kabul etmiş sayılacağı, davalının hakedişleri yapılacak hesap mutabakatına göre ertesi ay içinde ödeyeceği, olası mutabakatsızlıklarda davalının hesap ve kayıtlarının esas alınacağına yer verildiği, 6.maddede teminat başlığı altında 6.1.bentte acentenin teminat olarak değeri davalı tarafından belirtilecek miktarda banka teminat mektubunu veya taşınmaz ipoteğini davalıya vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu ve benzeri işlerde oluşacak masrafların acenteye ait olduğu, banka teminat mektubu olarak verilen teminatların süreli olması halinde acentenin süre bitiminden en geç 7 gün önce ihtara gerek kalmaksızın teminat mektubunun süresinin uzatıldığını, banka teyit mektubunu davalıya vereceği, 6.2.bentte acenteliğin devam ettiği süre içerisinde teminatın davalıda kalacağı, 6.3.bentte acenteliğin sona ermesi halinde teminatın acentenin davalının borcu olmadığını gösteren hesap mutabakatının sağlanmasını takiben 6 ay sonra iade edeceği, 8.1.maddede, 4.maddede sayılan  davalı şirketin tek taraflı ihbarsız sözleşmeyi fesih halleri dışında da davalının acenteye en az 15 gün önceden ihbarda bulunarak sözleşmeyi her zaman için sona erdirebileceği, bu durumda acentenin hiçbir tazminat ve hak talep edemeyeceği, 8.4.bentte acentenin en az üç ay öncesinde noter kanalı ile ihbarda bulunarak sözleşmeyi feshedebileceği hususlarına yer verildiği, davalı şirket tarafından davacıya 31.03.2011 tarihinde Beyoğlu .... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede acentelik sözleşmesinin feshedilmiş olduğunun belirtildiği, içeriğinde sözleşme gereğince Meltem/Antalya Şubesinin acentelik sıfatına haiz olunduğu, sözleşmenin süresi ve fesih başlıklı 8.1.maddesi uyarınca sözleşmenin müvekkili şirket tarafından 15 gün önceden muhataba yazılı olarak bildirmek suretiyle dilediği zaman herhangi bir tazminat ödemeksizin feshedebileceği düzenlemesi kapsamında acentelik sözleşmesinin lüzum üzerine anılan madde uyarınca feshedildiği, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün sonra sona ereceğinin bildirildiği, 21.06.2011 tarihinde düzenlenen ihtarnamede ise feshedilen şubenin teslim edilmeyen evrakları ile ilgili olduğu, ihtarnamede fesih sonrasında her türlü resmi ve özel belge, arşiv kayıtlarının defalarca istenilmesine rağmen teslim edilmediği belirtilerek tesliminin talep edildiği, davacı tarafça davalı şirkete Antalya .... Noterliğinde düzenlenen 03.01.2012 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede acentelik sözleşmesinin 30.03.2011 tarihinde son verildiği, müvekkili tarafından tüm edimlerin ifa edildiği, sözleşmeye güvenerek ciddi yatırım yapıldığı ve masraf edildiği bu sebeple sebepsiz ve bildirimsiz olarak sözleşmenin 30.03.2011 günü feshedildiği, faturalanmış hakedişlerin ödenmediği, teminatın iade edilmediği belirtilerek sözleşmenin feshine müteakip teminatın 6 ay içinde iade edileceği, bu sebeple 09.06.2010 tarihinde hesaba 30.000,00 TL acente teminat bedeli olarak yatırılan bedelin halen iade edilmediği, yine kargo acenteleri için alınması mecburi olan ve taraflarınca alınıp acenteye teslimi taahhüt edilen G3 belgesi için 5.600,00 TL bedelin 02.06.2010 tarihinde hesaba yatırılmış olmasına rağmen belge alınmadığı gibi ödenilen bedelinde taraflarına iade edilmediği, ayrıca 30.06.2010 - 31.07.2010 - 31.08.2010 - 30.09.2010 ve 30.10.2010 tarihli olmak üzere toplam acente komisyonu olarak fatura bedeli 145.249,22 TL acente komisyon bedeli olmak üzere 180.849,22 TL alacağın 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından davalı hakkında Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında145.249,22 TL fatura ile 35.600,00 TL diğer alacak olarak toplam 180.849,22 TL alacağın tahsili amacıyla 15.01.2012 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takip alacaklarından 30.000,00 TL'lik kısmın teminat bedeli ve iadesi, 5.600,00 TL tutarının acentelik G3 belgesi için gönderilen bedelin, belgenin gelmemesi nedeniyle iadesi, bakiye tutarın ise hakediş faturalarına ilişkin olduğu, davalı şirket tarafından yetkiye itiraz edildiği, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/549 Esas, 2013/243 Karar ve 27.11.2012 tarihli kararı ile açılan itirazın iptali davasının yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip nedeniyle reddine karar verildiği, davacı tarafça İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibinin devam ettirildiği, davalı şirketin icra takibine karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 16.05.2015 tarihli  bilirkişi heyet raporunda; davacı ve davalı tarafların ticari defterleri ve bu defterlerde yer alan muhasebe kayıtlarına göre; davacı tarafın işletme hesabı esasında defter tutmak zorunda olduğu,  2010 ve 2011 yıllarına ait;  işletme defterlerinin açılış onaylarının zamanında yapıldığı, bu defterlerde kapanış tasdiki şartının bulunmadığı,  kayıt nizamına uyulduğu, davalı tarafın2010-2011 ve 2012 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapılmış olduğu, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ışığında, ilgili yasalarda yer alan hükümlere uygun bir biçimde muhasebe kayıtlarına havi bulunduğu ve bu kayıtların geçerli belgelere dayanan kayıtlar olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından düzenlenerek dosyaya sunulan komisyon bedeli olarak (98 18 KDV dahil) düzenlenen faturalar; toplamını 22.196.64-KDV dahil 145.249.12-TL olduğu, bu faturalara ait kayıtların, davalı taraf ticari defterlerinde 07011 320 Cari Kodlu hesapta mevcut olduğunun  görüldüğü,  davalı taraf ticari defter kayıtlarında yer olan bilgilere göre; hesabın alacak tarafında oluşan işlemler  olduğu, 30/06/2010 tarihinde ... Seri No. 6.748 23-71, tutarlı fatura ile alacak kaydı yapılarak işlem başlatıldığı, yukarıda verilen tarihlerde tutarları aynı olan faturalar ile alacak kaydı yapılarak işlemlerin sürdürüldüğü, ayrıca hesabın alacak tarafına 01/11/2011 tarihinde 5.650.-TL virman (G3 belgesi bedeli),30/11/2010 tarihinde 30.000-T4(Teminat Bedeli) kayıtları düşüldüğü, bu durumda hesabın toplam alacak tutarının; 10 Adet Komisyon Bedeli Faturaları Tutarı 145.289.12-TL,G 3 Belgesi Bedeli Tutarı 5.600.00-TL, Teminat Bedeli Tutarı 30.000.00-TL, Toplam 180.899.12-TL olduğu, Hesabın borç tarafında oluşan işlemlerin ise; Kira Bedelleri 6.106.50-TL, İsim Hakkı Bedelleri 5.000.00-TL, İT Destek, telefon kullanım bedelleri ,G 3 Bedelleri, Elektrik vbg.  22.008.72-TL, 25/11/2010 Mahsuplaşma  46.449.38, TL, 31.03.2011 mahsuplaşma 88.079.75-TL, 17.01.2012 ödeme 13.254,77 TL, Toplam 180.899,12 TL olduğu, bu durumda davacı ve davalı arasında bir borç-alacağın söz konusu olmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hukuki niteliğinin acentelik sözleşmesi olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin “sözleşme süresi” başlıklı 3.3, maddesinde sözleşmenin öcente olacak tarafın acentelik hizmeti vermeye başladığı tarihten başlayacağı ve taşımacının yetki belgesi süresinin sonuna kadar devam edeceğinin kararlaştırıldığının görüldüğü, ancak dosya kapsamında ise taşımacının yetki belgesi ve bu belgenin süresine ilişkin bir belge mevcut olmadığı, bu sebeple ihtilaf konusu sözleşmenin belirli ya da belirsiz süreli olduğunun tespitinin mümkün görülmediği,  sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun kabulü halinde TK m. 133 hükmü gereği sözleşmenin 8.1 maddesi uyarınca 15 günlük feshi ihbar süresi verilerek sözleşmenin sona erdirilmesi mümkün olmayacağı, bu durumda, TK m. 134 uyarınca, muhik bir sebep olmadan ve 3 aylık ihbar süresine riayet etmeksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecbur olacağı, dosya kapsamında davacı şirket tarafından işlerin yarım kalması nedeniyle zarara uğranıldığı beyan edilmişse de buna ilişkin somut delillerin sunulmamış olduğunun görüldüğü, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin belirli süreli olduğunun kabulü halinde ise aksinin kararlaştırılmasının mümkün olduğu, bu durumda, tarafların sözleşmede 8.1. maddesinde tek taraflı feshe ilişkin kararlaştırılan 15 gün önceden fesih hükmünün geçerli olduğunu kabul etmek gerekeceği, bu halde, davacı şirketin, 8.1. maddesi gereğince sözleşmenin feshine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesinin mümkün olmayacağı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; raporu kabul etmediklerini, tümden itiraz ettiklerini, mahsuplaşma iddiası ve varsa belgedeki imza yönünden rapora itiraz ettiklerini, müvekkilinin mahsup edilecek borcunun olmadığını, davacının ticari defterlerinde geçmeyen ancak davalının ticari defterlerinde olan 25.11.2010 tarihli 46.449,38 TL ve 31.03.2011 tarihli 88.079,75 TL bedelli toplum 134.529,13 TL mahsuplaşma borç kaydını bilirkişilerin açıklamadığını, böyle bir  kaydı kabul etmediklerini, müvekkilinin böyle bir belge varsa imzasının olmadığını, taraflar arasında mahsuplaşma anlaşmasının bulunmadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde günlük kestiği nakit fatura ve cari tahsilatların şirket hesabına yatırılmadığı gerekçesiyle kasada para tutulduğunu, bu nedenle mahsuplaşma yapıldığını iddia ettiğini, müvekkilinin davalı şirket adına kestiği tüm fatura ve fatura karşılığı tahsil ettiği bedelleri davalı şirketin banka hesabına yatırdığını, ayrıca her ay sonu davalı şirketin acentenin tahsil ettiği bedelleri hesabına yatırıldığını kontrol ederek tüm kargo fişlerinin bedelinin hesabına yattığının net olarak teyitleşerek her ay sonu acente komisyon faturasının açık fatura olarak kesildiğini, bilirkişilerin davalının ticari defterlerine geçen mahsuplaşma adındaki borç kaydının ne olduğu ve davacının imzasının olup olmadığı, neyin mahsuplaşması olduğu belli olmayan bu kayda hiçbir teknik açıklama yapmaksızın doğrudan karşılıklı borç kaydı yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının acente komisyon bedeli faturalarına itiraz etmediğini, sadece ödeme iddiasında bulunduğunu, ödeme iddiasının yazılı delille ispata mecbur olduğunu, davalının müvekkilinin kestiği toplam 145.249,22 TL bedelli 10 adet komisyon bedeli faturaya itiraz etmediğini, sözleşmenin 5.4.maddesindeki ödemeler kısmında şartlar uyarınca mahsuplaşmaya esas davacının borcunun olmuş olması durumunda acentenin komisyon faturası kesilmesi mümkün olmadığı gibi davalının kesilen komisyon faturalarını kabul etmeyeceğini, bilirkişilerin 30.000,00 TL teminatın davacıya iade edilmesi gerektiğinin şüphesiz olduğunu belirttiklerini ancak sonuç bölümünde belirtilmeyerek çelişki yaratıldığını, G3 taşıma belgesi bedelinin ise davalının G3 taşıma belgesini davacıya temin etmediği gibi hesabına yatırılan bedel karşılığında hizmette vermediğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek rapora itiraz etmiştir. Davalı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin dayanaksız ve reddi gerektiğini, taraflar arasında yapılan mahsuplaşma sonucu müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğunu, sözleşmenin 8.2.maddesi gereğince acentenin müvekkilinden herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemeyeceğini, acentelik faaliyetleri ile ilgili yapmış olduğu harcamalara ya da isim hakkı bedeline ilişkin hiçbir tazminat ve geri ödeme talebinde bulunamayacağını, madde gereğince bu hususu peşinen kabul ve taahhüt ettiğini, davacının hakediş, nakdi teminat ve G3 ödemesi isteminin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.  20.03.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda; 2009 tarihli Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin, Yetki Belgesine ilişkin ikinci bölümünün “Yetki Belgesi Almanın ve Yenilemenin Şartları ve Gerekli Belgeler” başlıklı bölümü içeriğinde G3 yetki belgesi başvuruları için “20.000,00 Türk Lirası sermaye veya işletme sermayesine sahip olmaları; ayrıca M1, M2, P1 veya P2 yetki belgesi sahiplerinden en az birisiyle imzalanmış bir acentelik sözleşmesi bulunması şarttır.” hükmü yer alırken 04.05.2016 tarihli ve 29702 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde DeğişiklikYapılmasına Dair Yönetmelik ile bu tanımın “20.000 Türk Lirası sermaye veya işletme sermayesine sahip olmaları şarttır. G3 yetki belgesi sahipleri sadece M2, M3, Pi, P2 yetki belgesi sahipleriyle acentelik sözleşmesi yapabilir.”şeklinde düzenlenmiş olup; yönetmeliğin aslı içerisinde G3 yetki belgesi sahiplerinin acentelik sözleşmesi yapabilmesine dair kapsamın genişletildiğini, ticari ilişkinin 15/06/2010 tarihli Acentelik Sözleşmesinin düzenlenmesiyle başladığı ve 17/01/2012 tarihinde yapılan 13.254.77-TL ödeme işlemi ile sona erdiği, bu tarihten sonra ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında bir ticari işlemin yapılmadığı, davacı ve davalı arasındaki cari hesap dökümünde; 25/11/2010 tarihinde 46.449.38-TL ve 31/03/2011 tarihinde 88.079.75-TL olmak üzere iki adet mahsuplaşma kaydının bulunduğu, davacının alacağından düşüldüğü, mahsuplaşma belgesinin muhasebe kayıtları açısından geçerli bir belge kabul edilebileceği, mahsuplaşmanın yasalara aykırı olamayacağı bu hususta sözleşmede de hüküm bulunduğu, ancak üzerinde mevcut imzaların gerçekten davacı ve davalı taraflara ait olup olmadığı hususunun heyetin görev konusu olmadığı , acentelik sözleşmesinde ki hükmün açık olduğu, ticari defter kayıtları ve diğer tüm belgelerin kesin delil olduğu, ancak davacı tarafça bu mahsuplaşma belgelerinin geçersizliği yada mevcut belgeleri imzalamamış olduğu ve mahsuplaşma anlaşmasının mevcut olmadığı iddiasını ispatlaması ve bu hususta sahip olduğu belgeleri ibraz etmesi gerektiği, davalı şirketin almış olduğu teminat bedelini davacı acentenin borcunun olmadığını tespiti halinde iade etme yükümlülüğü altında olduğu hususunun tereddütsüz olduğunu, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun kabulü halinde emredici hüküm niteliğindeki TK m. 133 hükmü gereği sözleşmenin 8.1 maddesi uyarınca 15 günlük feshi ihbar süresi verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinin mümkün olmayacağı; buna karşılık taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin belirli süreli olduğunun kabulü halinde ise aksinin kararlaştırılmasının mümkün olduğunun belirtildiği ve bu durumda, tarafların sözleşmenin 8.1. maddesinde tek taraflı feshe ilişkin kararlaştırılan 15 gün önceden fesih hükmünün geçerli olduğu sonucuna varılması gerektiği, bu takdirde ise; sözleşmenin 8.1. maddesi gereğince sözleşmenin feshine dayalı olarak tazminat talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; acentelik sözleşmesi gereğince hakedişleri davalı tarafın ödemek zorunda olduğu, müvekkilinin hakediş komisyon alacağının 145.249,22 TL olduğunu, bilirkişilerin ısrarla yasal bir ödeme belgesi olmamasına rağmen bu hakedişler ödenmiş  gibi kesin ifadeler kullandığını, davanın başından beri müvekkiline mahsuplaşma ve kasa avansı diye sunulan belgelere ödeme iddiasında imzasız olmadığı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin mahsuplaşma diye sunulan belgeyi imzalamadığını, sözleşmenin bildirimsiz feshedildiğini ve davalı tarafından acentenin tamamen boşaltıldığını, müvekkili hesabına avans kullanımına ilişkin davalının para aktarımının söz konusu olmadığını, müvekkilinin kargo şubesi olarak hizmet verdiğini, şubelerin tüm hesaplarının zaten davalı adına olduğunu, tahsil edilen tüm kargo bedellerinin davalı hesabına otomatik yattığını, davacının kasa avansı kullanabilmesinin davalının bizzat havale veya EFT yapması halinde mümkün olduğunu, bunun haricinde avans kullanımının mümkün olmadığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; raporla davacı tarafın taleplerinin tamamen kötü niyetli veya açıkça haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunun açıklığa kavuştuğunu, davacının taleplerinin dayanıksız olup reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 26.02.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; davaya konu uyuşmazlıkta, davacı davalı ile kurmuş olduğu acentelik sözleşmesi süresince kesmiş olduğu faturalara konu olan 145.289,12 TL'lik tutarın, teminat bedeli olarak yatırmış olduğu 30.000TL'lik tutarın ve G3 yetki belgesi alınması için davalıya ödemiş olduğu, 5.600TL'lik tutarın tarafına ödenmesini talep ettiği, davacının talebinin toplamda 180.,889,12 TL'lik alacağın tahsiline yönelik olduğu, davalının ise sözleşmeye göre davacının kendisine kira bedellerine ilişkin 6.106,50TL'lik tutarı, isim hakkı bedellerine ilişkin ödemekle yükümlü olduğu, 5.000,00 TL'lik tutarı, IT destek, telefon kullanım, G3 bedelleri ve elektrik vb. giderlere konu olarak yapmış olduğu 22.008,72TL'lik ödemelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini savunduğu, ayrıca davacının davalı adına kargo acentesi olarak çalıştığı dönemde nakit ödeme yoluyla tahsil etmiş olduğu ödemelerin de talep edildiği, davacıdan davalının tahsil edemediği bu alacaklara ilişkin olarak iki ayrı belge ile davalı borçlarını takas ettiği, 46,449,38 TL'lik tutar ve 88.079,75TL'lik tutar davacının davalıya olan borcundan düşüldüğü, davalının davacının kendisine toplamda 167.644,35TL'lik borcunun olduğunu, bakiye kalan 13.254,77TL'lik borcun ise 17 Ocak 2012 tarihinde EFT yoluyla davacı'ya ödendiğini belirttiği, davacı'nın teminat bedelinin ve davalıya göndermiş olduğu G3 belge bedelinin iadesine yönelik talebi dikkate alındığında ise, davalının, talep edilen teminat bedelini ve G3 belge bedelini, davacıdan olan alacağını tahsil amacıyla kullandığının görüldüğü, zira, davalı ve davacı daha önce de açıklandığı üzere aralarındaki acentelik sözleşmesi ilişkisi dolayısıyla karşılıklı olarak borçlandıkları, para borcu niteliğinde olan bu borçların davalı tarafından takas yoluyla az olan miktarınca sona erdirildiği, bakiye kalan borcun ise davalı tarafından davacıya ödendiği, görüldüğü üzere, davalı, davacı tarafından kendisine ödenen teminat bedelini ve G3 belgesi bedelini, davacıdan olan alacaklarını tahsil etmek amacıyla kullandığı, ayrıca, yine davacı'nın kendisine ödemekten kaçındığı nakit tahsilat bedellerini de kendisinin davacıya ödemekle yükümlü olduğu hakediş bedellerinden mahsuplaşma yoluyla tahsil ettiği, her ne kadar taraflar arasında bir para hareketi olmasa da takas yoluyla davalı davacının kendisine olan borcunu sonlandırmış, bakiye kalan tutarın da ödendiği, su sebeple somut uyuşmazlıkta davalı ve davacının birbirlerine herhangi bir borcu kalmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı beyan dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkeme kararının açık olduğunu, mahsuplaşma belgelerinin ödeme sayılmadığından davalının ödeme iddiasını ispatlaması gerektiğini, bilirkişi heyetinin mahsuplaşma belgelerinin davacı defterlerinde olmadığı halde davalının ticari defterlerini münhasır delil olması sebebiyle davacının alacağı olmadığı yönündeki yorumunun yasaya aykırı olduğunu, acentelik sözleşmesi içeriği gereğince davacının aylık hakediş faturasını tüm işletme giderleri düşüldükten sonra kesilip davalıya fatura edilen alacak olduğunu, davalının defterlerinde kayıtlı olan hakediş faturalarının tamamından işletmenin aylık tüm gideri düşülerek düzenlenen hakedişler olduğunu, bu hakedişler içerisinde hiçbir masraf veya mahsuplaşma hakkı bulunmayan tamamen davacının acentelik hakkından doğan alacağı olduğunu, acenteye ait tüm telefonlar tüm makbuzlar, evraklar, kargo ve demirbaşların teslim alındığını, davalının mahsuplaşma adı altında müvekkilinin alacağını buharlaştırdığını, davalı firmanın yaptığı mahsuplaşma işleminin tamamen hakediş faturalarını ödememeye yönelik muhasebe  hilelerinden ibaret olduğunu, müvekkilinin belgelerde imzasının bulunmadığını, diğer taraftan taşıma belgesinin zaten hiç alınmadığını, bu bedelin iade talebinin ana sebebinin bu olduğunu, hakediş alacağının varlığının sabit ve tartışmasız olduğunu, davalı defterlerinde hakediş faturalarının kayıtlı olduğunu, BAM kararında sözleşmenin feshinde kimin hakkı olup olmadığının yargılamaya faydası olmadığı, davacı taleplerinden farklı olduğuna vurgu yapıldığını, hakediş faturalarının ödenip ödenmediğinin tespitinin gerektiği belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ek rapora beyan dilekçesinde; mahkemeye beyan ettikleri üzere cari hesap ilişkisi gereği mahsuplaşma yoluyla sonlandırıldığını, davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, takas işleminin takas beyanı ile gerçekleştirilen bir işlem olduğunu, takasın kabule ya da icazete bağlı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 27.10.2021 bilirkişi heyet raporunda; davacının bu ana kadar süregelen itirazlarının daha önceki raporda zaten cevaplandırılmış durumda olduğunu, davacının ısrarla, raporlar arasında çelişki olduğunu, BAM kararı ile uyumlu rapor düzenlenmediği itirazlarında bulunduğu, daha önce belirtmiş olduğu üzere BAM kararından önce incelemenin feshin haklı olup olmadığı yönünden yapıldığı; BAM kararı sonrası ise mahkemenin de kararı doğrultusunda artık fesih ve bu nedenle tazminat talepleri değil, taraflar arasında mahsuplaşmanın bulunup bulunmadığı açısından değerlendirme yapıldığı, farklı açılardan yapılan değerlendirmenin çelişki olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı, yine davacının itirazlarının bir diğer temelinin mahsuplaşmanın olmadığı, geçersiz olduğu yönünde olduğu, yine daha önceki raporda belirtildiği  üzere, muhasebe ilmi ile borçlar hukukunun bazı kavramlarının farklı anlamda kullanabileceği; borçlar hukuku anlamında bir kimsenin sahip olduğu karşılıklı alacaklarını takas edebilmesi için karşı tarafın onayına ihtiyacının bulunmadığı; fakat bunun için gerçekten de karşılıklı alacakların bulunmasının gerekli olduğunun açık olduğu, alacağın var olduğunun tespiti için karşılıklı anlaşma yapılması gerekiyorsa ki, muhasebe ilminde mahsuplaşmanın bu anlamda kullanıldığı,  elbette karşılıklı onay gerekli olacağı, fakat burada işlemin takas olmayıp, alacak varlığı veya miktarı ile ilgili anlaşma olduğu, daha önceki raporda bu farkın zaten ortaya konulmuş ve kavram karışıklığının önüne geçilmeye çalışıldığı, buna rağmen aynı içerikle itirazın ileri sürüldüğü ve dosyanın tekrar heyete intikal ettirildiği, ticari defterlerin değerlendirmede temel alınabileceği ve bunların temel alınması ile alacağa ilişkin değerlendirilebileceği tespitlerinin daha önce de yapıldığı belirtilmiştir. Mahkemece, Dairemizin daha önceki kaldırma kararında ifade edilen gerekçenin aksine, sözleşmenin feshine yönelik olarak  davacı tarafın tazminat talebinde bulunabilme imkânının olmadığı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, kaldırma kararında ifade edilen uyuşmazlık konuları hakkında  bir gerekçeye yer verilmemiştir. Taraflar arasında acentelik sözleşmesinin kurulduğu, söz konusu sözleşmenin davalı şirket tarafından 31.03.2011 tarihinde feshedildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı acente tarafından sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince  hakediş faturaları düzenlenmiştir. Söz konusu faturalar davalı şirketin ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Faturalar,  sözleşme tarihi olan 15.06.2010 tarihinden sonra 30.06.2010 tarihinden itibaren  sözleşmenin fesih tarihine kadar düzenlenmiş olan on adet faturadır. Davalı şirketin söz konusu faturalara karşı herhangi itirazı mevcut değildir.  Davalı şirket , icra takibine karşı itirazından sonra cevap dilekçesinde ilk kez mahsuplaşma savunmasında bulunmuştur. Cari hesap dökümünde, bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, davacının hak ediş faturalarından, teminat mektubu bedelinden ve G3 yetki belgesi alınması amacıyla gönderilen bedelden alacak iddiasında bulunulan kalemlerin mahsubu sonucunda bakiye 13.254,77 TL miktarın 17.01.2012 tarihinde ödenerek borcun sonlandırılmış olduğu tespit edilmiştir. Ancak bilirkişi rapor ve ek raporlarında davacının alacak iddialarının sübuta erip ermeyeceği, yeterince değerlendirilmemiştir. Mahkemece yukarıda ifade edildiği üzere, Dairemizin önceki kaldırma kararı dikkate alınmaksızın  taraflar arasındaki sözleşmenin haklı ve/ veya haksız feshi  üzerinde durularak, davacının dava konusu talepleri hakkında herhangi inceleme ve değerlendirmede bulunulmaksızın karar verilmiştir. Bu nedenle, delillerin Dairemizce değerlendirilip bir karar verilmesi gerekmiştir.Davacının talepleri hakediş alacaklarından kaynaklanan fatura bedelleri, sözleşmenin feshi ile birlikte davacı acenteye iade edilmesi gereken teminat bedeli ile G3 belgesi alınması için yatırılan 5.600,00 TL tutarındaki bedeldir. Davacı acentenin gerçekleştirmiş olduğu hizmet karşılığında düzenlediği fatura bedellerinin davalı tarafça  ödendiğine dair davalının herhangi bir savunması mevcut değildir. Her ne kadar bir kısım alacak kalemleri oluşturularak davacının alacağından resen mahsup işlemi yapılarak hesap sonlandırılmış ise de mahsup işlemi yapılan giderlerin davacı hakediş alacağından düşülmesi gerektiğine dair davalı şirket tarafından davacıya gönderilmiş bir ihtar veya ihbar olmadığı gibi, davacının rapora karşı beyan dilekçesinde belirtmiş  olduğu üzere, tüm masrafların mahsubu neticesinde hakediş faturalarının düzenlenmiş olduğu iddiası da dikkate alınarak, davacının dava konusu yapmış olduğu 145.249,12 TL hakediş fatura bedeline hak kazandığının kabulü gerekir. Davalı tarafça mahsuplaşma neticesinde davacı hesabına  ödenmiş olan 13.254,77 TL'nin düşülmesi neticesinde davacının bakiye hakedişten kaynaklanan  bakiye alacağı 131.994,35 TL olmaktadır. Diğer taraftan, genel giderler arasında yer alan ve sözleşmenin 5.1 maddesi gereğince  iade talep edilemeyecek olan  5.000,00  TL isim hakkı bedelininde davacı alacağından mahsup edilmesi gerekir. Bu durumda davacının bakiye hakediş alacağı 126.994,35 TL olmaktadır. Davacının bir diğer alacak kalemi, sözleşme gereğince davalı hesabına yatırılan 30.000,00 TL teminat bedelidir. Sözleşmede, acenteliğin devam ettiği süre içinde teminatın davalı şirkette kalacağı düzenlenmiştir. Ne var ki sözleşme sona ermiştir. Sözleşmenin 6.3 maddesi gereğince, teminatın davacı acentenin davalıya borcunun olmadığını gösteren hesap mutabakatının sağlanmasını takiben altı ay sonra iade edileceğine yer verilmiştir. Somut olayda sözleşme sona ermiş olmasına rağmen taraflar arasında hesap mutabakatı sağlanmamıştır. Davalı tarafça cari hesapta tek taraflı mahsup işlemleri yapılmış ise de davalı, davacı alacağından sözleşme kapsamında mahsubu gereken miktarlar haricinde diğer alacak iddialarını ispat edememiştir. Aradan geçen süreler de dikkate alındığında davacının bakiye hakediş alacağı olarak tespit edilen  126.994,35 TL alacağa teminat bedeli  30.000,00 TL'nin de  ilavesi ile toplam 156.994,35 TL bedelin kabulü taraflar arasındaki sözleşme ve dosya kapsamına uygun düşecektir. Bu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince, dava dilekçesindeki ve takip talebindeki alacak kalemleri  ve Dairemizin kaldırma gerekçesi göz önünde bulundurulmaksızın dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile tümden  ret kararı verilmesi  isabetli olmamış, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Diğer taraftan, davacının 5.600,00 TL tutarındaki G3 belgesine dair davalı hesabına göndermiş olduğu bedel ise sözleşmenin 4.29 maddesi gereğince, acentenin iş ve hizmetin gereği resmî mercilerden alınması gereken izin ve belgeler arasında yer almaktadır. Sözleşme gereğince acente, G3 belgesini almayı, tüm yasal harç ve masrafları karşılamayı yüklenmiştir. Bu harcama, davacı işin genel işletme maliyeti içinde yer almakta olup sözleşme kapsamı ve sözleşme süreside dikkate alınarak, davacının bu alacak kalemine dair  talebinin   yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davanın açılış tarihi ve Dairemizin önceki kaldırma kararı ile aynı bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporlar dikkate alındığında, HMK'nın 30. maddesinde yer verilen usul ekonomisi ilkesi kapsamında  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu karanın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;  1-Davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yapılan itirazının İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca kısmen iptali ile 156.994,35 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek takip talebinde gösterilen temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına,Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine,2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında belirlenen 31.398,87 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 10.724,29 TL harçtan, peşin alınan 2.184,30 TL (904,20-TL'si icra dosyasından) olmak üzere toplam 3.088,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.635,79 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 25.119,10 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden,  hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından harcanan başvuru peşin harç gideri toplam 2.209,50 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 153,50 TL, bir bilirkişi ücreti 1.130,00 TL, 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.288,70 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen  1.118,71 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avanslarının, yatıranlara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri, 54,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 274,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70db971f6abbdcb3","SID":"6ca4291cb5134524"}}