{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/929 <br>KARAR NO: 2024/748<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/06/2019<br>NUMARASI: 2018/138 Esas - 2019/781 Karar<br>DAVANIN KONUSU: ZMMS Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen Tahsile Yönelik İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıya ait, müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru ile meydana gelen trafik kazası neticesinde, kazaya karışan diğer araçta meydana gelen hasar bedelinin dava dışı hak sahibi üçüncü kişiye ödendiğini, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle müvekkili şirketin rücu hakkı doğduğunu, hak sahibine ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan takibe davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirkete ait araç sürücü ...'nın olay yerinde durduğunu ancak aynı mahalde 9 adet kaza daha olduğunu, kazaya karışan diğer araç sürücülerinin yolun açılması için sürücüyü olay yerinden gönderdiklerini, sürücünün aracını uygun bir yere çektikten sonra olay yerine döndüğünde diğer araçların kaza mahallinden ayrıldığını görmesi üzerine karakola gittiğini, kazanın tamamen hava şartlarından kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davacı tarafça sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği iddiası ile rücu talebinde bulunulduğu, olay yerini terk etmenin rücu sebebi olması için, terkin hasar bedelinin artmasına sebep olması gerektiği, ancak somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesinin araç hasarının artmasına sebep olmadığı, sigorta şirketi tarafından ancak sürücünün alkollü olması veya sürücü değişikliği yapması, ehliyetinin bulunmaması nedeniyle olay yerini terk etmesi halinde rücu hakkının kullanılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince, ZMSS Genel Şartlarının B.4 maddesinin f bendinde olay yeri terkin rücu sebebi olarak düzenlendiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi için geçerli bir sebebi bulunmadığı ve kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, zorunlu trafik sigorta poliçesi nedeniyle hak sahibine ödenen tazminatın davalı sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Poliçe tanzim ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının \"zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı\" başlıklı B.4/f bendinde \"f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde\" düzenlemesine yer verilmiştir. 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Zira bedensel hasarlı trafik kazalarında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Somut olayda; kaza tespit tutanağının içeriği ve taraf beyanları göz önünde bulundurulduğunda sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk ettiği sabit olup, davalı tarafça, sürücünün, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hal nedeniyle kaza mahallinden ayrıldığına dair savunma veya ispat aracı ileri sürülmediği göz önünde bulundurularak, dosya kapsamında yer alan denetime, hüküm vermeye elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve açıklayıcı bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Ne var ki, Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/06/2019 tarih ve 2018/138 Esas - 2019/781  Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/06/2019 tarih ve 2018/138 Esas - 2019/781 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, a/DAVANIN KABULÜ ile; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, b/Alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine, c/Alınması gereken 1.332,91-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 226,92-TL harç ile icra takibinde yatırılan 97,56-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.008,43-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına ç/Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 226,92-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı ve 5,20-TL vekalet harcı, 97,56-TL takip dosyasına yatırılan harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 113,50-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.979,08-TL yargılama giderinindavalıdan alınarak davacıya verilmesine,d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. madde hükmüne göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, e/Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü<br>gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7b72a0a9a38a74c","SID":"9a71b6bf4f172131"}}