{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/609 <br>KARAR NO: 2024/680<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/287 <br>KARAR NO: 2020/614 <br>KARAR TARİHİ: 07/10/2020<br>DAVA: Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Mah. ... Blok Sok. ... San... Blok .. Başakşehir/İstanbul adresinde bulunan işyerinde zamak döküm işiyle uğraştığı, kooperatif üyesi ve aynı zamanda işyerinin sahibi olan ...l'un davalı kooperatiften aldığı \"satışa engel yoktur\" yazısını müvekkiline göstermesi üzerine müvekkilinin bu yazıya itibar ederek ...'un kooperatife herhangi bir borcu olmadığı düşüncesiyle ... pafta ... ada ... parselde bulunan işyerini 16/11/2017 tarihinde ...'dan satın aldığını, müvekkili ile ...'un aralarında yapmış oldukları sözleşmeyle hem taşınmazın satışı ve hem de kooperatif üyeliğinin devri hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalı kooperatife tapu örneği ve üyelik devrine ilişkin sözleşmeyi ibraz ederek üyelik devrinin yapılması için müracaat ettiğini ancak davalı kooperatifin hiçbir sebep göstermeksizin üyeliğe kabul etmediğini, bunun üzerine Bakırköy .... Noterliğinden keşide ettiği ... yevmiye no.lu 29/12/2017 tarihli ihtarname ile kooperatif yönetimine üyeliğin gerçekleştirilmesi hususunu ihtar ettiğini ancak kooperatif yönetiminin geçerli bir sebep dahi bildirmeksizin üyeliğinin yapılmayacağını müvekkiline söylediğini, müvekkilinin işyerini satın aldıktan sonra elektrik aboneliğini gerçekleştirmek için yönetimden iş yeri uygunluk yazısı istediğini ve yine üyeliğinin yapılmasını talep ettiğini, yönetimin ise \"işyerini kendisine satan kişinin yönetime borcu olduğunu, bu borcu ödemesi halinde üyeliğinin yapılacağını ve yazının verileceğini\" müvekkiline söylediğini, bunun üzerine banka kanalıyla işyeri eski sahibinin üyelikten kaynaklı 15.000,00 TL borcunu 12/12/2017 tarihinde 10.000,00 TL ve 5.000,00 TL olmak üzere yönetime ödediğini, müvekkilinin elektrik aboneliğinin yapılacağı ve üyeliğinin gerçekleştirileceği düşüncesiyle kendisine ait olmayan borcu ödediğini, fakat üyeliğinin yapılmadığını ve elektrik idaresine başvuru yapabilmesi için verilen işyeri uygunluk yazısında ise işyerinde kiracıymış gibi gösterildiğini, bu nedenlerle işyerinin açılışı geciktiği gibi üyelik hakkının ise verilmediğini beyan ederek, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin tespiti ile üyeliğin tesciline, üyeliğinin tespit ve tesciline karar verilmemesi halinde kooperatife ödemiş olduğu 15.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın müvekkiline değil kooperatif üyeliğini devretmeyen, kooperatif ortağı ...'a yöneltilmesi gerektiğini, kooperatif tarafından devreden ortak ile devralmak isteyen davacının birlikte yazılı olarak kooperatife başvurması veya noterlikçe tanzim edilmiş kooperatif üyeliği devir sözleşmesini yönetime sunmaları halinde ortaklığa kabule engel bir hal olmadığının Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 12/01/2018 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile davacıya bildirildiğini, bu nedenle öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı satışa engel yoktur yazısının varlığını iddia etmekte ise de ...'a verilen 2017/283 sayılı OSB uygunluk görüşünün ... isimli şahıs adına düzenlendiğini ancak belgenin tahrif edildiğini ve davacı isminin yazıldığını, kooperatif üyesi ...'un kooperatife müracaat ederek Kasım 2017 dahil üyelik borcunun olmadığına dair yazının kendisine verilmesini talep etmesi üzerine 2017/282 sayılı yazıda ...'un Kasım 2017 dahil bir borcu olmadığının yazıldığını, bu borcun ise kooperatif aidat borcu olmayıp Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince site aidat borcu olduğunu, nitekim ...'un üyeliği gereği kendisine tahsis edilen iş yerini satmasından önce 8.603,32 TL tutarındaki site aidat borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, ...'un itirazı nedeniyle Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/327 E. sayılı dosyası gereği itirazın iptali davasının açıldığını, daha sonra borcun kooperatif hesabına ödenmesi nedeniyle davadan feragat edildiğini, bu borcun davacı tarafından ödendiği yönündeki iddiasının kooperatif ortaklığının kabulü yönünde bir delil olamayacağını, bu hususun tamamen KMK hükümleri çerçevesinde eski malik ile yeni malik arasındaki bir konu olduğunu, öte yandan üyelik devir işleminin yapılabilmesi için üyeliği devreden ve devralan kişilerin kooperatife birlikte yazılı olarak müracaat etmesi veya noterden tanzim ettikleri kooperatif üyelik devir sözleşmesini ibraz etmesi gerektiğini, kooperatif tarafından ferdileşme işlemi gereği ortak adına tahsis edilen taşınmazın yine üye tarafından 3. kişiye satılmasının mümkün olduğunu ancak bu satışın tek başına satıcının kooperatif nezdindeki üyelik haklarının devri anlamına gelmeyeceğini, nitekim ...'un kooperatife 20/12/2017 tarihinde verdiği 2017/106 sayıda kayıtlı dilekçesinde işyerini ...'a sattığını ancak üyelik haklarını devretmediğini, sadece işyerinin mülkünü bu kişiye tapuda devrettiğini bildirmiş olduğu gibi ayrıca ... tarafından Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 17/01/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile üyelik haklarını ve kooperatif bünyesindeki 623 ada 2 ve 3 parselde bulunan tüm haklarını devretmediği kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin ihtar yoluyla kooperatife bildirdiğini, ...'un iddiasına göre davacının sunmuş olduğu satış sözleşmesinde \"... Sanayi Sitesindeki üyelik haklarımı devrediyorum\" şeklinde ibarenin sözleşmeye sonradan eklendiğini beyan ederek hukuki dayanaktan yoksun davanın özellikle pasif husumet yokluğu nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Taraflara duruşma gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/327 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Dosyaya sunulan 14/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda: Dava dışı ...'un 20.12.2017 ve 17.01.2018 tarihinde kooperatife sunduğu yazılı beyanlarından da anlaşıldığı üzere dava dışı ...'un davalı kooperatifte üyeliği gereği edindiği taşınmazı her ne kadar davacı ...'a tapu nezdinde devir ve temlik etmiş (satmış) ise de, tapu satışı ile birlikte usulüne uygun olarak ayrıca (kooperatif üyelik devir sözleşmesi düzenlenmek suretiyle) kooperatif üyeliğini ve üyelikten kaynaklanan tüm haklarını davacı ...'a devir ve temlik etmemiş olduğunun kabul edilmesinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının talebi ile davalının cevabı dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlık Davacının davalı kooperatifde bulunan taşınmazı satın alması sebebiyle üyeliğin davacıya geçip geçmediği, davacının kooperatife ödemiş olduğu aidat borcunun iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkin olup  bu kapsamda  dosya kooperatif konusunda uzman ... ve mali bilirkişi ...'na tevdi edilerek davacının üyelik durumunun bulunup bulunmadığı, davacı tarafından ödendiği iddia edilen 15.000 TL'nin hangi borca ilişkin ödendiğinin tespiti, davalının sebepsiz zenginleşmede bulunup bulunmadığının tespiti hususunda rapor tazmin edilmiş olup düzenlenen 14.11.2019 tarihli kök rapor ile 24.06.2020 ek rapor incelendiğinde, SMM bilirkişisinin davacının yapmış olduğu 15.000,00-TL lik ödemenin sabit olduğunu tespit etmiş olup, davacının öncelikli talebi üyeliğin tespiti ve tescili olup bu kapsamda öncelikle davacının kooperatif üyeliğini kazanabilmesi için 1163 Sayılı Kooperatif Kanunu 14/3 gereğince ve ana sözleşmenin 17/1-2 gereğince davacının ve tapuyu devir aldığı dava dışı 3. Kişinin kooperatif üyeliğini devir aldığını bildirmesi ve kooperatifinde ortaklık şartlarını taşıması durumunda yönetim kurulunca karar alınması gerekmekte iken davacı ile dava dışı 3. Kişi ile aralarında kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin açık muvaffakat beyanı olmadığı, 25.09.2017 tarihli sözleşmenin bu kapsamda sayılmasının mümkün olmadığı bu nedenle tapu üyeliğin tespiti ve tescili talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dosyaya sunduğu belgelerden ödemenin üyelik yapıldığı inancı ile geçmiş aidat borcu açıklaması ile yaptığı anlaşılmakla davalı tarafından yapılan bu ödeme sebepsiz zenginleşmeye olarak nitelendirilmiş olup her ne kadar davalı tarafından yapılan ödemenin 3. Kişi yararına olduğu yönünde kabulu gerektiği iddiasında bulunmuş ise de ödemelerde dava dışı 3. Kişiden bahsedilmeksizin dava dışı 3. Kişi ile yapılan sözleşmeye dayanılarak davacı tarafından borcun kendi adına ve kendi borcu olarak görüldüğü için ödeme yapıldığı...\" gerekçesiyle, \"Açılan davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,1-Davacının ...ne üyeliğinin TESPİTİ VE TESCİLİ TALEBİNİN REDDİNE, 2-Davacının ödemiş olduğu 15.000,00-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; 15.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken faiz yönünden hüküm tesis edilmemesi nedeniyle kararın kaldırılmasını faize hükmedilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili kooperatif yönetim kurulunun site yönetim planı gereğince aynı zamanda site yönetimi olarak görev yaptığını, dava konusu borcun kooperatif üyeliğinden değil Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan site aidat borcu olduğunu, bu borcun tahsili için başlatılan icra takibine ... tarafından itiraz edilmesi üzerine Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/327 E. Sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında borcun kooperatif hesabına ödenmesi neticesinde davadan feragat edildiğini, davacının 3.kişi adına ödeme yaptığını, bu hususun Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince eski malik-yeni malik arasındaki bir konu olduğunu, daha sonra yapılan alım-satım nedeniyle aralarındaki anlaşma gereğince ...'un borcunun davacı tarafından ödendiğini ve bu şekilde satış bedelinden mahsup edildiğini, davacı ile taşınmazı devreden ... arasındaki işlemin Borçlar Kanunu m.195 gereği borcun iç üstlenilmesi olduğunu, ...'un aidat borçlarının davacı tarafından üstlenilmesi sebebiyle ödenen borç nisbetinde parasını davacıdan eksik aldığını, bu nedenle davacının ödediği paranın iadesini talep etmesinin kendi lehine sebepsiz zenginleşme doğuracağını, bilirkişi heyeti tarafından ilk raporda davacı tarafından yapılan ödemenin iadesi gerektiği belirtilmişken ek raporda bu görüşün değiştirildiğini, müvekkilinin ödenen bu bedelden sorumlu olmadığını, davacının davasını ...'a yönlendirmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşme sözkonusu ise bunun ... lehine gerçekleştiğini, müvekkilinin Kat Mülkiyeti Hukuku yönünden alacağını tahsil etmiş olması dikkate alındığında mahkemece yapılan ödemenin kooperatif alacağı olarak yorumlanması suretiyle hem görev hem de esas yönünden yanlış bir karar verildiğini, Kat Mülkiyeti Hukukunu ilgilendiren davalarda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, ayrıca davacının talepleri hakkında kısmen red kısmen kabul yönünde karar verilmiş olmasına rağmen, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, kooperatif üyesi olduğunun tespit ve tescili, bu talep kabul edilmediği takdirde kooperatife ödenen 15.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda ticari davalar, mutlak ticari davalar ve  nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır ve TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99/1.maddesinde, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı hükmü yer almaktadır. Dava, kooperatif üyesi olduğunun tespiti talep edildiği için görevli mahkeme 1163 sayılı yasanın 99.maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi olup davalı vekilinin görev yönünden itirazları yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 111.maddesinde; \"(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\" düzenlemesi yer almaktadır. Terditli dava; davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürdüğü, asıl talebinin kabul görmemesi halinde yardımcı talebi yönünden karar verilmesini istediği dava türüdür. Davacı ilk önce asıl talebi hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr.Baki Kuru, Av.Burak Aydın, Cilt I, s.416). Terditli davada, mahkeme öncelikle asıl talebi inceleyecek ve bir kanaate varacaktır. Mahkeme asıl talebin esastan reddi gerektiği konusunda bir kanaate varmadan fer'i talebi incelemeye başlayamaz ve hükme bağlayamaz. Yani, fer'i talebin incelenip hükme bağlanması, asli talebin mahkemece esastan eddedilmesi gerektiği konusundaki kanaatin oluşumuna bağlıdır. Ancak mahkemenin bu kanaatini bir ara kararıyla açıklaması gerekmez; bu süreç tamamen hakimin ya da mahkemenin karar verme sürecinde bir kesit olup, herhangi bir kararla taraflara özellikle duyurulmasına gerek yoktur. Çünkü hakim, her iki taleple ilgili tahkikat aşamasını ortak bir biçimde bir arada yürütür ve delilleri birlikte değerlendirerek bir karara varır. İşte bu karar verme sürecinde hakim, öncelikle asıl talep konusunda bir kanaate varmaya çalışacak, bu talep konusundaki kanaati olumsuz yönde oluştuğunda, yardımcı talebi inceleyip o konuda bir sonuca varacak ve karar verecektir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1085) Davacının talebi, asıl talep hakkında karar verilmesidir. Mahkeme asıl talep hakkında olumlu bir karar verirse yardımcı talep incelenmeyecektir... Buna karşılık asıl talep kabul edilmezse, davacı ikinci ya da yardımcı talebi hakkında hüküm verilmesini istemektedir... Terditli davada davacı, yardımcı talebini asıl talebin kabul edilmemesi şartıyla ileri sürmüş olmaktadır. Hakim de tarafın bu talebi ile bağlıdır. Önce asıl talebi, bu kabul edilmezse yardımcı talebi inceleyecektir. Özellikle davacının asıl talebiyle yardımcı talebini değiştirerek önce yardımcı talebini inceleyerek karar veremez (Pekcanıtez Usul s.1086, 1087). Davacı, bir üyenin üyeliğinin iptali ile kendi üyeliğinin tespiti için dava açmışsa, verilecek karar bu kişinin haklarını etkileyeceğinden, üyeliğinin iptali istenen kişi aleyhinde dava açması için uygun süre verilmeli her iki dava birleştirilerek karar verilmelidir. (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, sayfa 117). Davacı kooperatif üyesi ve aynı zamanda işyerinin sahibi olan ...'dan aralarında yapmış oldukları sözleşmeyle hem taşınmazı ve hem de kooperatif üyeliğini devraldığını ileri sürerek kooperatif üyeliğinin tespiti ile üyeliğin tesciline karar verilmesini talep ettiğinden, bu istemin üyeliği devraldığını iddia ettiği ...'un haklarını etkileyeceği açıktır. Bu durumda mahkemece, davacı tarafa ... aleyhine dava açmak için süre verilerek, her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Kabule göre değerlendirildiğinde; Davacı tarafından 12/12/2017 tarihinde kooperatif hesabına \".. Blok No ... Geçmiş Dönem Aidat Borcu\" açıklaması ile 10.000,00 TL, yine aynı tarihte \"Kayide Bedeli .. Blok No ...\" açıklaması ile 5.000,00 TL yatırıldığı dosya kapsamına sunulan dekontlar ile sabittir. Mahkemece ödenen bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de davalı kooperatif ödenen bedellerin kooperatif üyelik aidatı değil kooperatifin aynı zamanda site yönetimi olarak görev yapıyor olması nedeniyle Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan site aidat borcu olduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda söz konusu bedelin hangi borçtan kaynaklandığı ise tespit edilmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları ve sair beyanları değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksiklikler ikmal edildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜ ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/287 E. 2020/614 K. sayılı 07/10/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının talep halinde iadesine, 5-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,6-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,7-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0ccb6cb503b090e","SID":"5edb4b82f562cd48"}}