{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/635 - 2024/842<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/635 <br>KARAR NO\t: 2024/842<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/326 E.  -  2022/11 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2020/326 E. - 2022/11 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 1980 yıllında Endonezya'da kurulduğunu, Türkiye’deki yetkili lisansörünün ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti olduğunu, müvekkilleri şirkete ait \"...\" markasının, dünya çapında birçok ülkede tescilli olduğunu, Türk Patent nezdinde de 29, 30, 31 ve 35. sınıflarda yer alan emtialarda tescilli olduğunu, davalı Şirketin 2019/44661 sayılı  \"... ...\" ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait markalarla karşılaştırıldığında, markalar arasındaki tek farkın, davalı markasının başında yer alan \"...\" ibaresi olduğunu, \"...\" ibaresinin, \"erişte” anlamına gelen ve davaya konu markanın tescilli olduğu 30. sınıfta yer alan \"erişte\" ürünleri için cins belirten, tanımlayıcı nitelikte, ayırt ediciliği olmayan jenerik bir ibare olduğunu, davalı markasında yer alan \"...\" ibarelerinin de tüm hazır erişte ürünleri için kullanılan, \"hazır erişte sebze çeşnisi\" anlamına geliyor olması sebebiyle davalı markasına ayırt edicilik sağlayamadığını, davalı markasında, jenerik ibareler dışında, özgün nitelikte sayılabilecek tek ibarenin \"me\" olduğunu, bu ibarenin de müvekkillerinin tüm markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin son 3 harfinden birinin çıkartılmasından ibaret olduğunu, davalı marka başvurusunun ambalaj görseli ile birlikte tescile konu edilmiş olduğunu, söz konusu ambalajda kullanılan renk tercihlerinin, yazı tipi, görsel kullanımları, yazı ve ibarelerin ambalaj üzerinde kullanıldığı yerlerin dahi, müvekkillerinin ürün ambalajında yer alan markasal kullanımlar ile müvekkilleri şirketin yetkili distribütörü adına kayıtlı 2015/08101 sayılı tasarım tescilinin 16.1 numaralı tasarımı ile birebir aynı olduğunu, ortalama tüketicinin davaya konu bu markalar arasında ayrım yapamayacağını, “...” markasının 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddeleri anlamında tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkillerine ait tanınmış “...” markasının bilinirliğinden, sektöründe edindiği yerden ve tüketici nezdindeki imajından haksız ve hukuka aykırı biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ettiğini, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nin 2020-M-7431 sayılı kararının iptali ile karara konu 2019/44661 sayılı markanın tescil edilmesi halinde tüm emtialar için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili,  dava konusu \"... ...\" ibaresinin davacı markalarında tamamen farklı bir çağrışımı olduğunu, davacının markalarını oluşturan ibareler ile başvuru arasında herhangi bir ortak unsurun bulunmadığını, gerek Kurum karar aşamasında ve gerekse işbu davada işlemlerin ve davanın tarafı olmayan üçüncü bir kişiye ait olduğu belirtilen hak gerekçesi ile başvuru hakkında değerlendirme yapılamayacağını, davacı tarafın SMK m.6/6 hükmü kapsamındaki iddialarının yerinde olmadığını, davacının tescilli markalarından başka, \"... ...\" ibaresi ile benzer bir ibareyi, başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK’nın 6/3 maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımına ilişkin ispatının da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde iktisadi ve idari anlamda bir ilişkilendirme yanılgısı doğurabilecek mahiyette işitsel ve kavramsal bir benzerlik olduğu, davalı markası ile davacı markasının  yazım stilinin de kısmi görsel benzerlik yarattığı, davalının davaya konu olan markasının davacı markalarından farklılaşmış olduğu noktaların, taraf markalarını 6/1 anlamında birbirinden farklılaştırmaya yetmediği, dolayısıyla ilgili tüketicinin tamamında olmasa bile belli bir kısmı nezdinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağı, kapsamlarında yer alan mallarının da aynı olması sebebiyle ortalama tüketici gözünde tüm mallar yönünden karışıklığa yol açma ihtimali olduğu, markanın tanınmışlığına dair yeterli belge dosya kapsamında bulunmadığından tanınmışlığın ispatlanamadığı, ancak bu durumun dosya kapsamında ulaşılan kanaate bir etkisinin bulunmadığı,  davacının markasal kullanımına konu ibarenin “...” ibaresi olduğu, eskiye dayalı nitelik ve nicelikte sunduğu dosya kapsamındaki belgeler dikkate alındığında, çekişme konusu olan erişte mallarında uzun yıllardır kullandığı, bu kapsamda davacının mesnet olan “...” işaretinin kullanımının, SMK m. 6/3 hükmünde aranan “markasal kullanım”, “ciddi kullanım” ve “geniş bir coğrafyada kullanım” koşullarını karşıladığı ve bu kullanıma dayalı bir hak elde ettiğinden gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının bulunduğu, kötüniyet iddiasının kanıtlanmadığı,  davacının, dava dışı lisans sahibi ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.ne ait bir fikri mülkiyet hakkının (2015 08101-16 sıra numaralı tasarım) ihlal edildiği iddiasını gerekçe olarak ileri süremeyeceği, başvuru dosyası kapsamında dava dışı ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.nin itirazına da rastlanmadığı,  6769 s. SMK 6/6. madde koşullarının  oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... YİDK'nin 25.08.2020 tarih 2020-M-7431 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,\tdavaya konu 2019/44661 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu “... ...” ibaresinin davacı markalarından tamamen farklı bir çağrışımı olduğunu,  markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK m. 6/1 anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının SMK'nın 6/3. maddesi anlamında markalarını aktif ve yoğun kullanımının ispatlanmadığını ileri sürerek,  yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirket'in, 2019/44661 nolu ve \"... ...\" ibareli markanın 30. sınıf mallarda tescili için davalı ...başvurduğu, davacının, \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, tescilli sınai mülkiyet hakkı ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca taraf markalarının benzer görülmediği ve itirazın reddedildiği, davacının bu karara karşı itirazının ise, YİDK'ın 25.08.2020 tarih ve 2020-M-7433 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 27.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 26.10.2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, uyuşmazlık taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı ve SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvurunun \"... ...” ibaresinden oluştuğu, marka üzerinde hem Latin alfabesi ile hem de Arapça ibarelerin yer aldığı, davacı <br>markalarının ise “...” kelime unsurunu içerdiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere başvurunun “... sebze aromalı hazır erişte (noodle)” anlamına <br>geldiği, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin ise belli bir anlamı olmadığı, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibarelerinin, markalarda esas unsur <br>niteliğinde olduğu,  “...” ve “...” ibarelerinin okunuşlarının <br>farklı olduğu, görsel olarak da “... ...” ve <br>şekil unsurlu marka ile “...” kelime unsurlu markalar arasında benzerliğin bulunmadığı, <br>davacı yanın iddiasına konu “...” ibaresindeki “me” harf dizilimi ile “...” <br>ibaresindeki “...” harf diziliminin benzer olarak kabul edilemeyeceği, bir <br>bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda itiraza mesnet davacı markaları ile dava <br>konusu marka arasında tescili talep edilen 30. sınıf bakımından 6769 sayılı SMK’nun 6/1 <br>maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, markalar bölünerek iltibas değerlendirmesi yapılmasının doğru olmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778K.  sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Mahkemece SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davacının \"... ...\" ibaresini esas unsur olarak içeren bir markayı herhangi bir mal veya hizmet için tescilsiz olarak markasal etki yaratacak şekilde kullandığına ve böylece önceye dayalı markasal kullanımından dolayı \"... ...\" ibaresi üzerinde üstün hakkının bulunduğuna dair yeterli delil sunulmadığından, gerçek hak sahipliği iddiası yerinde bulunmamıştır. <br>Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı şirket tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/01/2022 gün ve 2020/326 Esas - 2022/11 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın REDDİNE, <br>\t3-Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden davanın KABULÜ İLE, davalı şirket adına tescilli 2019/44661 sayılı \"... ...\" ibareli markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL’nin düşümü ile kalan 373,20-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı şirketten alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı TPMK'ya verilmesine,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve hükümsüzlük davası yönünden Dairemizce bir istinaf incelemesi yapılmadığından ilk derece mahkemesi kararında hükmedilen 7.375,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,\t<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 209,50-TL posta ve tebligat gideri ile  istinaf aşamasında yapılan 50,50-TL posta gideri toplamı 4.760,00-TL yargılama giderinin takdiren  1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana tekabül eden 2.380,00-TL'ye 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harç tutarının eklenmesiyle oluşan 2.488,80-TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 56,40-TL posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 277,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı ...'na verilmesine,\t<br>\t9-Davalı şirket tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br><br>\t11-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ...'na iadesine,\t<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f45a07d0fcbbf635","SID":"8011aa618a844871"}}