{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2069 <br>KARAR NO: 2024/325<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/07/2020<br>NUMARASI: 2019/227 Esas -  2020/356 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yönelik düzenlediği dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile ... Ankara Bölge Müdürlüğü arasında \"Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi\" imzalandığını, ...'ın, sigorta poliçesi ile müvekkili şirketin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalı tarafından düzenlenen 05.12.2016 tarihli \"Alıcı Limiti Onayı\" belgesi ile Mısır'da yerleşik ... firması adına 01.04.2016 - 31.03.2017 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 USD tutarında \"Alıcı Limiti Onayı\" tahsis edildiğini, müvekkilinin Mısır'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği ve primini davalı sigorta firmasına ödediği 18.08.2016 tarih, ... Gümrük Beyanname nolu 163.963,60 USD tutatarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı şirkete 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiğini, ancak vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı (gecikmeli yapıldığı) gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, davalının gerekçelerinin TTK'nin 1446. maddesine açıkça aykırı olduğunu, poliçenin \"Döviz Kuru\" başlıklı 16. maddesi hükmü gereğince zarar tazminlerinin, ABD doları karşılığı TL olarak yapıldığını, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının, zararın %90'ını tazmin edeceğini, bu itibarla ödenmesi gereken tazminat tutarının (163.963,60 x %90=) 147.567,24 USD'nin ödeme günündeki TL karşılığı olduğunu belirterek bu miktarın 30.10.2017 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksük faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile akdedilen 01.02.2015 tarihli sigorta poliçesinin 36. maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri'ne ait olduğunun ifade edildiğini, HMK'nın 17. maddesi kapsamında yetki sözleşmesi yapıldığını, kesin yetkili bir mahkeme olmadığı için tarafların usulüne uygun şekilde yaptıkları iş bu sözleşmenin geçerli olduğunu, kısa vadeli ihracat kredi sigortasındaki sigortalının en önemli yükümlülüğünün alacağını vadesinde tahsis edememesi üzerine bu durumu Poliçe'de yer alan süre içinde sigortacıya bildirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının 19.10.2017 tarihinde davalıya tazminat başvurusunda bulunduğunu, yani bildirimin vade tarihinden itibaren 307 gün sonra yapıldığını, halbuki 60 gün içinde bildirmesi gerektiğini, bu nedenle davalının tazmin yükümlülüğünün ortadan kalktığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesinin 25. Maddesi “Tazminatın Ödenmesi İşlemleri” başlığı altında davalı tarafın tazminat ödemesine ilişkin süreci düzenlemektedir. Madde incelendiğinde tazminatın ödenme tarihi bakımından net bir ifade içermediği görülmektedir. Maddede ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce Sigortalı tarafından kendisine teslim edilmesi gerek evrak sayılmaktadır. 25. Maddenin \"e\" bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda ...’a teslim edileceği ifade edilmektedir. Bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamı çıkarılabilmektedir. Davalı taraf 30.10.2017 tarihli yazısında davacı tarafa tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade etmektedir. Davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davasının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen nedenlerle; davanın kabulü ile 147.567,24 ABD Dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak  fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile davacı yan tacir ve aralarında ihracat kredi sigortası sözleşmesi (Poliçe) akdedildiğini, dava konusu \"bildirim yükümlülüğünün süresi içerisinde gerçekleştirilmemesi\" hususunun, başta poliçe olmak üzere mevzuatta nasıl kaleme alındığının öncelikle tetkik edilmesi gerektiğini, diğer taraftan tazminatın yabancı para biriminden ödenmesine hükmedilmesi de Poliçeye aykırı olduğunu, Zira Poliçe'nin 16'ncı maddesinde \"Tazminat ödemelerinde, ABD Doları ya da ABD Doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası’na dönüşümü için, bu Poliçe’nin 25. Maddesinde belirtilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi için ... tarafından Sigortalı’ya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk işgünü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınır.\" hükmü yer aldığını, ilk derece mahkemesinin yabancı para birimi üzerinden hüküm kurması ve döviz kuru olarak da \"fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı\"nı dikkate alması, taraflar arasındaki sözleşmeye (Poliçe) aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, istinaf yargılamasının duruşmalı yapılmasına; Tehir-i icra talebimizin kabul edilerek istinaf kararı kesinleşene kadar mahkeme kararının icrasının geri bırakılmasına, haksız, yasaya ve hakkaniyete aykırı sonuç doğurması göz önüne alınarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.07.2020 tarihli ve 227E. / 356K. sayılı kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesine, karar verilmesini talep ve dava ederiz.<br>GEREKÇE: Dava; kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabuüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İstinafa gelen uyuşmazlık; temelde kısa vadeli ihracat kredi sigorta sözleşmesi poliçesi kapsamında davacının belirlenen sürelerde davalıya başvurup başvurmadığı yurt dışı alıcısının emtia bedelini ödememesi karşısında davalı sigorta şirketinden bedelin talep edilip edilemeyeceği olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında 01/02/2015 tarihinde tanzim edilen ... sayılı Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi imzalandığı, poliçede ''satıcı'' olarak nitelenen davacının yurtdışındaki bir ''alıcıya'' ihraç edeceği mallarla ilgili olarak poliçede belirtilen ve sevk sonrası risklerden kaynaklanacak zararlarının belirli bir oranda davalı sigortacı tarafından sigortalanması amacıyla düzenlendiği anlaşılmıştır.Davacının Mısır’da mukim dava dışı ... & ... ünvanlı şirkete ihracat yapmak üzere anlaşmış olduğu, poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının davalıya başvurarak 01.04.2016 – 31.03.2017 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 500.000,00 USD tutarlı Alıcı Limiti Onayı aldığı anlaşılmaktadır. Davacının ... & ... ünvanlı şirketten tahsil edemediğini beyan ettiği 163.963,60 USD ve sigorta dahilinde ödenebilecek bu bedelin % 90'ına tekabül eden 147.567,24 USD  tutarının alıcı limiti dahilinde kaldığı görülmüştür. Davacının 18.08.2016 tarihinde 91615 sayılı Gümrük Beyannamesi ile 163.963,60 ABD Doları tutarındaki malı ... & ... unvanlı şirkete teslim edilmek üzere sevkettiği ve ihraç ettiği bu mallar için aynı zamanda sevkiyat tarihi de olan 18.08.2016 tarihinde ... – ... – ... – ... – ... sayılı faturaları tanzim ettiği ve alıcı ... & ... adına tanzim edilen bu faturada “120 days against bank draft” ibaresi ile fatura bedeli için 120 gün ödeme vadesi verdiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 1435-1443 maddeleri arasında sigorta ettirenin sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü, 1444-1445. maddelerinde sözleşmenin ifası sırasında beyan yükümlülüğü ve 1446. Maddesinde ise rizikonun gerçekleşmesinden sonraki beyan yükümlülüğü düzenlenmiştir. Yasanın 1449. maddesi ile de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlalinin bağlandığı sonuçlar düzenlenmiştir. TTK'nın 1444/1.maddesine göre sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.TTK'nın 1445. maddenin 1 ila 4. fıkraları 1444. madde göreği sözleşme süresi içindeki beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğinin riziko gerçekleşmeden önce sigortacı tarafından öğrenilmesi durumunu düzenlerken aynı maddenin 5. fıkrası ise ihlalin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesini düzenlemektedir. Buna göre \"Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.TTK'nın 1446/1,2.maddesine göre sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.TTK'nın  1449/1,2 ve 3.maddelerine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.Taraflar arasında düzenlenen kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinin 9/b maddesi \"Aksi kararlaştırılmadıkça Sigortalı, sigorta kapsamındaki sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden azami 15 gün içinde ...'ın belirlediği usuller çerçevesinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bidirim Formu ile ... bildirecektir... İş bu Poliçe'de bahsi geçen \"vade tarihi\"ibaresi, sevkiyat bedellerinin ödenmesi için Alıcı ile Sigortalı/Satıcı arasında kararlaştırılan ilk (orijinal)tarihtir. Alıcı Limiti Onayı'nda belirtilen \"ödeme vadesi\" ibaresi ise, ilgili Alıcı'ya gerçekleştirilen sevkiyatların sigorta kapsamına alınabilmesini teminen Sigortalı/satıcı tarafından ilk vade olarak Alıcı'ya tanınan azami ödeme vadesini ifade eder. Sigortalı/Satıcı tarafından ilgili Alıcı'ya tanınan ilk ödeme vadesi, ... tarafından ilgili Alıcı'ya düzenlenen Alıcı Limiti Onayı'nda yer alan vadeyi aşıyor ise ilgili sevkiyat sigorta kapsamı dışında kalır. \"; 9/d maddesi \"... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce, Sigortalı'ya yapılan yazılı ihbar çerçevesinde talep edilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi, söz konusu ihbar tarihini takip eden 60 gün içinde gerçekleştirilecektir. Belgelerin bu süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde ... Sigortalı'ya karşı tazminat ödememe hakkı saklıdır.\" düzenlemelerini içermektedir. Söz konusu poliçenin 18. maddesinde ise bu poliçenin diğer hükümlerine bakılmasızın Madde 8,9,10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerin Sigortalı ve/veya Satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağı  hüküm altına alınmıştır. 01.02.2009 tarihinde yürürlüğü giren Kredi Sigortası Genel Şartlarının zarar ve tazminat başlığı altındaki muhtemel zarar hali ve rizikonun ağırlaşması alt başlığında yer alan  B.1.2.maddesi, borç ile ilgili herhangi bir temerrüt halinin, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirileceği , bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebileceği, bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybedeceği  düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davacı sigorta kapsamında Mısır'da yerleşik  firmaya gerçekleştirdiği  sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine müracaat ettiğinde vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebini reddettiğini  ileri sürmüş, davalı taraf  ise  genel şartlardaki bu hükümler ile birlikte TTK'nın 1449. maddesindeki sözleşme şartlarının ihlal edilmesi maddesine dayanarak poliçedeki bu özel şartlar ihlal edilmiş olmakla tazminat yükümlüğünün kalktığını, ayrıca TTK'nın 1446. maddesi gereği sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu beyan ederek davacının  teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini savunmuştur. TTK'nın 1449. maddesine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir  yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.Kanun farklı bir süre öngörmedikçe ihlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Rizikonun gerçekleşmesi halinde bildirimin süreside yapılmaması hali TTK'nın 1446. maddesinde özel olarak düzenlenmiş olmakla somut uyuşmazlıkta TTK'nın 1449. maddenin uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bununla birlikte bir an için maddenin uygulanma ihtimali olsa dahi rizikonun gerçekleşmesinden sora öğrenilen bildirim yükümlülüğüne  aykırı davranış nedeniyle tazminat ödeme yükümlüğünden kurtaran bir düzenleme içermemektedir.TTK'nın 1452/3. maddesinde ise koruyucu hükümler başlığı altında 3.fıkrada \"...,1433 ila 1449 madde hükümleri sigorta ettiren sigortalı ve lehdar aleyhine değiştirilemez, değiştirilirse bu kanun hükümleri uygulanır\" hükmü getirilmiştir. Poliçe hükümleri ile genel şartların B.1.2 maddesi yasa hükümleriyle birlikte  değerlendirildiğinde davacının vadesi geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olması, davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum değildir. Poliçenin 18. maddesindeki düzenlemenin ve genel şartlar B.1.2 maddesindeki düzenleme 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nın 1446/2. maddesi ile hükümsüz kalmıştır. Sigortalının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenleme sigortalı aleyhine olduğu açık olup, olayda emredici nitelikteki  TTK'nın 1446. maddesinin uygulanması gerekmektedir. TTK'nun 1446. maddesi \"riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.\" hükmünü içermekte olup,  bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır. Eldeki davada sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red kararı emredici hüküm olan TTK'nun 1446/2 maddesine aykırı olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin tazminatın yabancı para biriminden ödenmesine hükmedilmesinin poliçeye aykırı olduğuna dair istinaf istemi yönünden ise poliçenin 16. maddesinde \"bu poliçeye göre yapılacak bütün ödemeler Türk lirası olarak yapılacaktır. .. Sevkiyatın brüt fatura tutarı ABD doları cinsinden ifade edildiğinde ise brüt fatura tutarı baz alınır....  b-_ Tazminat ödemelerinde ABD doları yada ABD doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası'na dönüşümü için, bu poliçenin 25. maddesinde belirlenen işlemlerin tamamlanması  ve belgelerin teslim için Türk ... tarafından sigortalıya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk işgünü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru, esas alınacaktır düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durumda davacıya ödenecek tazminat, davacının başvuru yapıp talebinin reddedildiği (30/10/2017 tarihi) yani yazılı ihbarın yapıldığı ayın ilk iş günü 02/10/2017 tarihinde geçerli olan TCMB döviz alış kuru (3,5757 TL) üzerinden hesaplama yapılarak  su TL ye çevrilmek suretiyle bulunan  527.656,18-TL'nin (147.567,24 USDx3,5757 TL )  30/10/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken poliçeye aykırı olacak şekilde yabancı para cinsinden hüküm altına alınması isabetli olmamıştır.  HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının tazminatın yabancı para cinsinden ödenmesine karar vermesi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 527.656,18-TL nin 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alınması gerekli 36.044,19 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 9.882,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.161,44 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 539,50 TL, bilirkişi ücreti 4.000,00 TL olmak üzere toplam 4.575,40 TL yargılama giderinin  kabul/red oranına göre belirlenen 4.171,83 TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan 9.882,75 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya  verilmesine,5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 79.871,87 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,8-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b0eeb447ef50c61","SID":"e83e90345e8f65b0"}}