{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/3 <br>KARAR NO: 2024/439<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2020<br>NUMARASI: 2016/1110 Esas -  2020/249 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile şirkete ait malların sevkiyatı hususunda anlaşıldığı ve bu kişi tarafından yapılan nakliyat işlemleri sırasında davalıya ait araçların da kullanıldığı, davalı ile yapılan görüşmelerde davalıya yapılacak ödemelerin üçüncü kişi ...’ya yapılması konusunda sözlü olarak mutabakat sağlandığı, ...’ya yapılması gereken ödemenin 43.660,00 TL olduğu ve bunun 40.000,00 ve 4.000,00 TL miktarlı iki çeki  1.100,00 TL nakit olmak üzere ödendiği, buna ilişkin makbuz bulunduğu, davalının buna rağmen 27.02.2016 tarihli ayrı bir fatura ile 2015 aralık, 2016 ocak, şubat ayları çalışması açıklaması ile 26.458,64 TL fatura keşide ettiği, faturanın süresinde düzenlenmediği, faturanın Kadıköy .... Noterliğinin 11.03.2016 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile iade edildiği, bu ihtarnamede taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığı ve faturanın kabul edilmediğinin bildirildiği, bunun üzerine İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden takip yapıldığı ve bu takibe süresi içinde itirazla bulunulamaması sebebiyle takibin kesinleştiği beyan edilerek söz konusu takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiaların doğru olmadığı, dava dışı üçüncü kişi ... ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığı, bu kişiye kendi adına para tahsil yetkisi vermediği, davalıya ait ... plakalı  2004 model ... marka ... Çekici aracın davacıya ait Silivri Merkezde içme suyu şebekesi yapım işinde aralık 2015 tarihinde 7 gün, 2016 yılının ocak ayında 27 gün, 2016 şubat ayında 10 gün çalıştığı, aracın dava dışı ... Limited Şirketi'ne ait ocaktan bypass malzemeleri nakliyatını davacı adına gerçekleştirdiği, bu konuda kantar fişlerinin dava dışı üçüncü kişide bulunduğu, aynca kanal kazısından çıkan hafriyatın da davacı adına Silivri Döküm Merkezine taşındığı, bunun da Belediye’den alınabileceği, davalının ödemeyi nasıl yapacağı konusunda talimat aldığı beyan edilmek suretiyle mükerrer ödeme olması için ödemenin davalıya yapılması gerektiği, ödeme gerçekleşmeyince takip yapıldığı ve takibin kesinleştiği beyanla davanın reddini, %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dava, fatura alacağı nedeniyle başlatılan takibin kesinleşmesi sonucu fatura borcunun olmadığının tespitinin istendiği menfi tespit talebine ilişkin olup dava konusu yapılan ve borçlu olunmadığının tespiti istenen  faturadan kaynaklı alacağının varlığını ispat yükü davalı üzerindedir. Bilirkişi mali müşavir raporunda, dayanağı belgeler ile uyumlu olarak tutulmuş her iki yana ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş defterler olduğu,davacı şirketin ticari defter kayıtlarında davalı ... ile ilgili kayıtların incelenmesi sonucunda dava dosyasında mevcut davalı ... tarafından düzenlenmiş olan 27.02.2016 tarih ve ... sıra nolu 16.458,64 TL bedelli faturanın davacı kayıtlarında rastlanılmadığı,davalı şirketin ticari defter kayıtlarında davacı ... ile ilgili kayıtların incelenmesi sonucunda davalı tarafın davacı taraftan 16.458,64TL alacaklı olduğu,davalı kayıtlarında yapılan incelemede davalı yan ile dava dışı ... arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanılmadığı tespit edilmiştir.Davalının ticari defterlerinde dava konusu fatura kayıtlı iken davacının ticari defterlerinde bu hususta kayıt içermemesi sebebiyle davalının  defterlerindeki kayıtların lehine delil teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair ne davacının iddiaları doğrultusunda taşeronluk sözleşmesi ve davalının bu sözleşmeyle ilişkisi ne de davalı tarafından davacı tarafla arasındaki ticari ilişkiye dair taşıma sözleşmesi dosyaya sunulmamıştır.Davalının davacı lehine hizmet gördüğüne ilişkin belgeler dava dışı olan ... Ltd.Şti tarafından sunulan kantar fişleri ve bunlara ilişkin dökümlerdir.Faturaya konu işin davalı tarafça yapıldığı davacının kabulünde olup ancak yapılan işin süresi, sevkiyat adedi, davalıya ait aracın davacı iş yerinde kullanımının hangi şartlarda gerçekleştiği yönünde taraflar arasındaki anlaşmanın kapsamı ve içeriği belli değildir.Fatura ve kantar fişleri karşılaştırıldığında çalışılan gün sayısı ve tarihlerinde farklılık bulunmakta olup her ne kadar davalı dilekçesinde Silivri Belediyesi hafriyat alanına davacının işi için döküm yapıldığı belirtilmişse de Silivri Belediyesinin cevabi yazısında böyle bir hizmetin yapılmadığı bildirilmiştir.Bu durumda fatura ile belgelendirilmeye çalışılan 44 gün çalışmanın ispatlanamadığı buna karşın ...'in cevabi yazısında belirtilen 27 gün çalışmanın yapıldığının davalı tarafça ispat edildiği mahkememizce kabul edilmiştir.Davalı tarafından kesilen fatura 317TL ücret +KDV den oluşmaktadır.Bu miktara yönelik olarak davacı tarafından ne faturaya itiraz aşamasında,ne icra takibine itiraz aşamasında ne de dava aşamasında itirazda bulunulmamıştır.Davacı bu miktarın dava dışı üçüncü kişiye ödendiği iddiasındadır.Bu sebeple faturada gösterilen bedel esas alınarak 27 günlük çalışma karşılığı 27x317TL :8.559,00TL +%18 KDV 1.540,62TL=10.099,62TL olarak hesap edilmiş olup Faturanın ne zaman tebliğ edildiği bilinmediği için faturaya itiraz ihtarının keşide edildiği 11.03.2016 tarihi işlemiş faiz için esas alınarak 10.099,62TLx10,50(2016 avans faiz)x194 gün/365 gün=563,64TLfaiz olup davacının takip tarihi itibariyle alacağı 10.099,62TL Asıl alacak+563,64TLişlemiş faiz=10.663,26TL toplam alacağı olup takip tarihinde davalı tarafça takip konusu yapılan miktardan davalı tarafın mahkememizce gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen  alacağı çıkarıldığında 17.443,45TL-10.663,26TL=6.780,19TL davacının borçlu olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebiyle  tarafların tazminat talepleri reddedilerek kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki olmadığını, uyuşmazlığa ilişkin ticari işle ilgili bedeller dava dışı üçüncü kişiye ödendiğini, davalı tarafından sunulan faturalar usulüne uygun bir biçimde düzenlenmediğini, bu nedenle hükme esas alınmasını, davalı taraf, ticari defterlerini kesin süre içinde sunmadığını, bu nedenle bu ticari defterlerin gerekçeli karara dayanak yapılması hukuka aykırı olduğunu, somut olayda ispat yükü davalı taraf üzerinde olduğunu, İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında davacı tarafından dosyaya taşeronluk sözleşmesi sunulmadığını belirttiğini, kendisine davalı tarafından gönderilen faturalara sekiz gün içerisinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz ettiğini, müvekkilin kendisine gönderilen faturaya, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmaması ve hafriyat-taşıma işinin davalı tarafından yapılmamış olması sebebiyle itiraz ettiğini, davalı tarafça dosyaya müvekkille aralarındaki hizmet ilişkisini gösterir herhangi bir sözleşme veya yazışma dahi sunulmadığını da göz önüne alınınca, dosya kapsamında bulunan müzekkere cevapları gösterdiğini, davalı taraf, yapmış olduğunu iddia ettiği hizmet ve işlemlerin hiçbirini gerçekleştirmediğini, iddiaları temelsiz bir söylemden ibaret olup hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını, ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen fişlerin delil değeri olmadığını, müvekkil faturayı iade etmekle borç ve birim miktarları dahil olmak üzere bütün kayıtlara itiraz ettiğini, ilk derece mahkemesinin yaptığı yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda birim fiyat hakkında araştırma yapılmamış eksik inceleme yapıldığını, ilk derece mahkemesi bu raporu kararında dayanak olarak kullandığı için işbu kararın istinaf incelemesinde bozulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan mahkeme kararının müvekkil lehine bozularak talep doğrultusunda kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkeme gerekçeli kararında aynen: “.. Silivri Belediyesi hafriyat alanına davacının işi için döküm yapıldığı belirtilmişse de Silivri Belediyesinin cevabi yazısında böyle bir hizmetin yapılmadığı bildirilmiştir....”  ifadesine yer verildiğini, ancak ilgili müzekkerede böyle bir ifade mevcut olmadığını, adı geçen belediyenin cevabi yazısında 19.01.2017 tarihli yazısında “Harfiyat toprağı ve İnşaat Yıkıntı Atıkları Taşıma ve Kabul Belgesi” düzenlediklerini Harfiyat Belgesi ve Döküm Fişi düzenlemediklerini belirtildiğini, bunun üzerine 13.03.2017 tarihli 2.cevap dilekçesinde mahkemeden Silivri Belediyesi'nden  taraflar adına düzenlendiğini, “Harfiyat toprağı ve İnşaat Yıkıntı Atıkları Taşıma ve Kabul Belgesi” olup olmadığının sorulmasını talep etsekte mahkeme bu talep hakkında herhangi bir karar vermediğini, mahkemenin görevlerinden biri de tarafların delil dilekçelerinde gösterdikleri delilleri toplamak olduğunu, müvekkilin davacı için 44 gün çalıştığına ilişkin deliller sağlıklı bir biçimde toplanmadığını, üstelik müzekkere cavabı yanlış anlaşılarak ilgili kuruma yeniden müzekkere gönderilmemiş ve savunma hakkımız kısıtlandığını, müvekkil davacı için Aralık 2015'te 7 gün, Ocak 2016'da 27 gün, Şubat 2016'da 10 gün olmak üzere toplamda 44 gün çalıştığını, bu çalışmalar ... cevabi yazısından ve dosyaya sunulan fatura ve diğer kayıtlardan anlaşıldığını, buna rağmen mahkeme 44 gün üzerinden hesaplama yapan  bilirkişi ...'in raporunu değil, 27 günlük çalışmanın olduğunu rapor eden bilirkişi ...'nın raporunu hükmüne esas aldığını, oysa ki iki rapor arasında çelişkiler mevcut olduğunu, en önemlisi de alacak miktarı her iki raporda da farklı tespit edildiğini, buna rağmen mahkeme 2. rapora göre hüküm kurulduğunu, üstelik mahkeme yeni bir bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyma ve kararını ikinci rapora dayandırma gerekçesini kararında açıklamadığını, yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre  iki rapor arasındaki  çelişkiler giderilmeden mahkemenin son rapora göre hüküm kurması bozma nedeni olduğunu, mahkeme icra inkar tazminat talebinin  şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak davacı borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini, zira borcun tamamına itiraz ettiğini, bu nedenle mahkemece icra inkar talebinin kabulünü, ancak davacının ödediği harcın tamamının tarafa yükletilmesi doğru olmadığını, İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1110 E. 2020/249 K.sayılı ilamın kısmen kabul edilen kısmının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak yeniden yargılama neticesinde davanın reddine, davacının tarafa %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibin nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın reddine  karar verilmiş, karara karşı davacı  vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasında  akdi ilişkinin bulunup bulunmadığı,  davacının dava konusu takibe dayanak fatura nedeniyle takip miktarı kadar borcunun bulunup bulunmadığı  noktasındadır. Davalı/alacaklı ... tarafından davacı/borçlu ...' hakkında İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''27.02.2016 ... plakalı aracın 44 günlük kiralama bedelli, 27.02.2016 tarihli ... seri nolu faturanın onaylı örneği''borcun sebebi gösterilerek ve takibe fatura örneği de eklenerek 16.458,64 TL araç kiralama bedeli, 984,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.443,45 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazının süresi geçtikten sonra yapılmış olması nedeniyle itirazın reddine karar verilerek takibin kesinleştiği bilahare eldeki menfi tespit davasının açıldığı görülmektedir. Davalı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davacıya ait bir kısım  taşıma işini  yaptığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı; davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, ticari ilişkisinin dava dışı ... ile olduğunu, ... davacı için yapmış olduğu sevkiyat işlerinin bir kısmında davalıya ait araçları kullandığını, nakliyenin bitmesi üzerine davacının taraflarla iletişime geçerek ödemenin nasıl yapılacağını sorduğunu, yapılan görüşmede tarafların ... için yapılacak ödemenin dava dışı ... yapılmasında mutabık kaldıklarını, bu konuşmanın telefonun hoparlöründen tanıklarında şahit olduklarını, dava dışı ...'na tüm bedelin ödendiğini iddia etmektedir. Davalı ise dava dışı ... tanımadığını, hiçbir ilişkisi bulunmadığını, alacağının tahsili için böyle bir kişiye yetki vermediğini, kendisine ait tamper dorse çekici ile davacının yüklenici olduğu, Silivri merkezde içme suyu şebeke yapım işinde Aralık 2015 tarihinde 7 gün, Ocak 2016 da 27 gün Şubat ayına ise 10 gün davacıya çalıştığını, davacı adına dava dış ... Ltd. Şti.'ne ait maden ocağından aracı ile davacı adına bypass malzeme nakliyesi yaptığını, davacıya yaptığı taşıma işinin ücretinin ödenmediğini iddia etmektedir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut olayda: Davacının beyanı ve dosyaya sunulan dava dışı ... Ltd.Şti'nce gönderilen yazı içeriği ve kantar fişlerinden davalının davacıya Ocak ve Şubat 2016 aylarında nakliye işleri yaptığı sabittir. Hayatın olağan akışında davalının yaptığı işin davacı ile kurulan ticari ilişki neticesi yapılmış olması olağandır. Taşıma bedelinin ödendiği hususunun ispat yükü davacıya ait olmakla taşıma ücretinin dava dışı ...  ödenmesi konusunda anlaşıldığı veyahut da kendisine talimat verildiği vakıasını ispat yükü davacıya aittir. Davacı tarafça taşımaya ilişkin ücreti davalı ile anlaşmaları yada davalının talimatı doğrulutusunda  dava dışı ... ödediği yönündeki iddiasını ispata elverişli  yazılı bir belge dosyaya sunulmuş değildir. Bu durumda davacı bu yöne ilişkin iddialarının ispatlamış değildir. Dosyaya alınan bilirkişi raporuyla da davacının Ocak ve Şubat 2016 aylarında yaptığı taşıma işlerinin ücretleri denetime elverişli olarak belirlenmiş olmakla, davacının tüm istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih  2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı) Yargılama aşamasında davacının talebi ile İİK 72/3 gereği icra veznesindeki paranın ödenmemesine yönelik  tedbir alındığı ve 13/12/2016  tarihinde tedbir için icra dairesine yazı yazılıp tedbirin uygulandığı anlaşılmakla İİK 72/4 Maddesi gereği davalı yararına reddedilen miktar olan 10.663,26 TL üzerinden hesaplanan 2.132,65 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabul edilen kısım yönünden ise davalı taraf takibinde kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesine bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerindeki belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından  dairemizce davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile İİK 72/4 maddesi gereği davalı yararına  2.132,65  TL  icra inkar tazminatı verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,  2-Davacının İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası nedeniyle 6.780,19 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin  reddine, 3- İİK 72/4 maddesi uyarınca 2.132,65 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 4-Alınması gerekli karar harcı 463,15 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 297,22 TL’nin mahsubu ile 165,93 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 297,22 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine  6-Davacı tarafından yapılan 33,50 TL ilk dava masrafı, 233,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.516,80 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 590,92 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına 7-Davalı tarafından yapılan 52,70 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 32,17 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına ,    8-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 6.780,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 10.662,81TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde avansı yatıran  tarafa iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 42,00 TL olmak üzere toplam 190,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35c5aebe12349831","SID":"363ef3d41f42cd1d"}}