{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/361 Esas<br>KARAR NO: 2024/575<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/12/2023<br>NUMARASI: 2023/661 Esas, 2023/970 Karar<br>DAVA: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 09.05.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 01/02/2021 tarihli temlik sözleşmeleri kapsamında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas, İstanbul Anadolu  .... İcra Dairesinin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları kapsamında mevcut kesinleşen  hak ve alacakları temlik aldığını, davalının borca yönelik itirazlarının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1185 Esas 2019/524 Karar ve 2017/1047 Esas 2019/383 Karar sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 45. Hukuk Dairesinin 2021/762 Esas 2022/128 Karar sayılı ve dava dilekçesi ekinde sunulan diğer ilamlar kapsamında subut bulmasına rağmen bu zamana kadar bir ödeme yapılmadığını, davalının, alacağın tahsilini engellemek amaçlı muhtelif mahkemelerde açtığı davalarda hileli hareketler ile alacağın tahsilini engellemeye çalıştığını, bu nedenlerle borçlunun iflasına karar verilmesi zorunluluğu doğduğunu, yargılama süresi içerisinde tarafları açısından bir mağduriyet oluşmaması amacıyla İİK'nun 159. maddesi kapsamında muhafaza tedbirlerinin,  iflas ilanları ve diğer tüm usuli işlemlerin uygulanmasını talep ettiklerini, teminatsız olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesine, Toplam Alacak  hesaplanmak suretiyle işleyecek temerrüt faizi ödemeleri hariç olmak üzere 1.572.182,83 USD asıl alacak olarak tespiti ile birlikte davalı borçlulardan alınarak taraflarına verilmesine, alacağın ödenmemesi halinde İİK'nun 177/son maddesi yollaması ile aynı yasanın 166/2 maddesi uyarınca iflas talebinin ilanına, davalı borçlunun  İİK'nun 177. maddesi uyarınca iflasına, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasını temlik eden ... şirketi ile İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas ve İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyalarını temlik eden ... şirketinin yetkilisi ve temsilcisinin ... olduğunu, temlik alan davacı ... A.Ş.'nin kurucusu ve değişik tarihlerde temsilcisinin de aynı kişi olduğunu, dolayısıyla temlik alan ve temlik eden şirketler arasında doğrudan organik bağ bulunduğunu, bu nedenle temlik işleminin danışıklı olarak yapıldığının da ortada olduğunu, temlik alan davacı şirket ile müvekkili şirket arasında hiçbir ticari ve hukuki ilişki bulunmadığı gibi temlik eden ... ve ... şirketlerinin gerek taraflar arasında sona ermiş olan ticari ilişkiden kaynaklanan gerekse başkaca bir sebepten davalı müvekkil şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, iddia edilenin aksine temlik eden ... ve ... şirketlerinin müvekkiline karşı kesinleşmiş bir icra takip dosyası ve alacağının da bulunmadığını, temlik alınan icra dosyalarına ilişkin olarak kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğundan kesin hüküm itirazında bulunduklarını, temlik sözleşmeleri feragat ile sona eren dava ve icra dosyalarına sunulmadığı ve müvekkili şirkete bu yönde bildirimde bulunulmadığı için müvekkili şirketi hukuken bağlamadığını, davacının tüm talepleri zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının, sırf iflas davasının açıldığının ilan edilmesi için feragat edilen konularda yeniden dava açarak bu şekilde müvekkili şirketin ticari itibarını zedelemeye çalıştığını, müvekkili şirketin, Mahkemece davacının herhangi bir alacağının varlığının tespit edilmesi halinde, tespit edilecek tutarı depo etmeye de hazır olduğunu, davacı şirketin, müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmaması, İİK m. 177’de sayılan doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden herhangi birinin de mevcut bulunmaması sebebiyle başkaca bir incelemeye girişilmeksizin davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davanın İİK'nun 177 maddesi gereğince doğrudan iflas talepli olduğu, davacının dava dilekçesinde bahsettiği alacakları ile ilgili daha önce açılan davalardan feragat ettiği, davaların kesinleştiği, davacının, davalıdan bu davalara konu alacakları yeniden talep edemeyeceği, davalının iflasının istenebilmesi için ön koşulun, davacının alacağının bulunması olduğu, davacının alacağının bulunmaması nedeniyle bu davayı açamayacağı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı şirket temsilcisi ... tarafından istinaf edilmiştir. Davacı şirket temsilcisi istinaf dilekçesinde; öncelikle Mahkemece, kesin hüküm itirazına konu dosyaların incelenmediğini, incelenseydi ilgili davalar ve huzurdaki davanın taraflarının farklı olduğunun görüleceğini, bu nedenle mevcut dosyalarda verilen hükmün, huzurdaki dava açısından bir kesin hüküm değeri taşımadığını, temlikin 01/02/2021 tarihinde  kısmi geçersiz bir takım hukuk dosyalardan feragatin ise 05/03/2022 tarihinde yapıldığını, bu nedenle temlik tarihinden sonra temlik eden tarafça alacağın tahsili adına yapılan usuli işlemlerin tarafları açısından bir hak kaybı yaratmayacağı gibi temlik edenin feragat beyanının da hukuken bir sonuç doğurmayacağını, mevcut feragat dilekçesi, iradenin sakatlanması neticesinde verildiği için de hukuken bir anlam teşkil etmediğini, yine feragatin hata, hile, ikrah ile yapıldığı iddiasının ikinci davada ileri sürülmesini engelleyen bir yasa hükmünün de olmadığını, İİK'nun 159. maddesi kapsamında muhafaza tedbirleri, iflas ilanları ve diğer tüm usuli işlemlerin uygulanmasını İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinden talep ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 177/1-4 maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.Somut olayda, iflas talebinin kesinleşmiş ilamlara dayandığından bahisle  İİK'nun 177/1-4 bendine dayalı olarak doğrudan doğruya iflas talebinde bulunulduğu, uyuşmazlığın, dayanılan iflas sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği, dolayısıyla davalının doğrudan doğruya iflasına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1185 Esas sayılı dosyasında, davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... AŞ'ye karşı İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edilmesi sebebiyle itirazın iptali davası açıldığı, davacının ıslah dilekçesi ile, işbu itirazın iptali davasını ıslah ederek iflas davasına dönüştürülmesini talep ettiği, Mahkemece, itirazın iptali davasının ıslah yolu ile doğrudan iflas davasına dönüştürülemeyeceği gerekçelerine istinaden talep yerinde görülmeyerek davaya itirazın iptali davası olarak devam edildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 09/05/2019 tarih ve 2019/524 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 13.144,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile, bu miktar üzerinden devamına karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesinden sonra davacının davadan feragat etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 09/03/2022 tarih ve 2020/648 E. 2022/359 K. sayılı kararı ile, istinaf incelemesine konu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/05/2019 tarih ve 2015/1185 Esas 2019/524 Karar sayılı  kararının davadan feragat nedeniyle HMK'nun 310/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın feragat nedeniyle reddine, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmekle tarafların konusu kalmayan  istinaf başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesin olmak üzere karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/911 Esas sayılı dosyasında,  davacı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... AŞ'ye karşı İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan iflas yolu ile adi takibe itiraz edilmesi sebebiyle itirazın iptaline, borcun ödenmemesi halinde davalının iflasına karar verilmesinin talep edildiği, davacının ıslah dilekçesi ile, işbu itirazın iptali davasını İİK'nun 177. maddesi uyarınca doğrudan iflas davası olarak ıslah ettiği, Mahkemenin 27/09/2017 tarih ve  2016/911 Esas 2017/783 Karar sayılı kararı ile, dava dosyasının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1185 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Mahkemenin 2015/1185 Esas sayılı dosyasının 06/06/2018 tarihli celsesinde, birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/911 Esas sayılı dosyasının iflas yoluyla takip talebine ilişkin olduğu ve itirazın iptali davası ile birlikte görülemeyeceğinden bahisle bu davanın ayrılarak Mahkemenin başka esasına kaydı ile duruşmalara heyet olarak devamına şeklinde ara karar oluşturulduğu, dosyanın, en son Mahkemenin 2019/506 Esas sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 23/12/2020 tarih ve 2020/743 Karar sayılı kararı ile, davacının ıslah talebi değerlendirilerek kabul görmemiş olup buna göre davalının, davacıya icra takibine konu borcunun olup olmadığı hususunun incelenmesi neticesinde davacının, takibe konu alacağını ispatlayamadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 09/02/2022 tarih ve 2021/762 Esas 2022/128 Karar sayılı kararı ile, Mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğinden bahisle davacı şirket yetkilisinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasına karar verildiği, akabinde davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/171 Esas sayılı sırasına kaydedildiği, davacı tarafın davadan feragat etmesi sebebiyle Mahkemenin 08/03/2022 tarih ve 2022/184 Karar sayılı kararı ile, davanın, feragat nedeniyle reddine karar verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 17/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1047 Esas sayılı dosyasında, davacı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... AŞ'ye karşı 16/03/2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle kar mahrumiyetini de kapsayan gerçek müspet zararın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, yargılama devam ederken dosyaya sunulan 16/11/2018 ve 14/08/2017 tarihli bilirkişi raporlarına dayalı olarak davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında iflas yolu ile takibe girişildiği, davalının itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1047 Esas sayılı dosyasına sunduğu ıslah dilekçesi ile alacak davasını doğrudan doğruya iflas davası olarak ıslah ettiğini bildirdiği, bunun üzerine Mahkemenin 03/04/2019 tarihli ve 2019/383 Karar sayılı kararı ile, dosyanın 1, 2 veya 3. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzii edilmek üzere İstanbul Anadolu tevzi bürosuna gönderilmesine karar verildiği, akabinde dosyanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek Mahkemenin 2019/662 Esas sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 10/01/2020 tarih ve 2020/11 Karar sayılı kararı ile, davacının verilen ve tebliğ edilen ara kararlar gereğince davasını İİK'nun 177. maddesinin hangi fıkrasına dayandırdığını açıklamadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/06/2020 tarih ve 2020/509 Esas 2020/1137 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesince davanın tamamen ıslahı doğrultusunda tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra işin esasına girilip sonucuna göre hüküm tesisi gerekirkken, usul ve yasaya aykırı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle davacı şirket yetkilisinin istinaf isteminin kabulü ile, mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği, akabinde yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 16/09/2020 tarih ve 2020/267 Esas 2020/428 Karar sayılı kararı ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 25/02/2021 tarih ve 2020/2388 Esas 2021/259 Karar sayılı kararı ile, davacı şirket temsilcisinin tüm istinaf nedenlerin reddine, davalı vekilinin ise vekalet ücretine dair istinaf başvurusunun kabulüne, vekalet ücretine dair yapılan hata yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden yeniden esas hakkında kanıtlanamayan davanın reddine dair karar verildiği, Dairemiz kararının davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 10/03/2022 tarih ve 2021/3290 Esas 2022/1323 Karar sayılı ilamı ile, davacı şirket yetkilisi ... tarafından UYAP üzerinden sunulan 05/03/2022 tarihli davadan feragat dilekçesi sebebiyle bu husus ile ilgili ek karar verilebilmesi için dosyanın uyuşmazlıkla ilgili yeniden esas hakkında karar veren Dairemize gönderilmesine karar verildiği, bunun üzerine Dairemizin 15/04/2022 tarih ve 2020/2388 Esas 2021/259 Karar sayılı ek kararı ile, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın 11/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde, \"Doğrudan Doğruya İflas Halleri\" üst başlığı altında, \"Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi\" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla; 1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla  yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. ” şeklinde sayılmıştır. Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).Somut olayda, davacı taraf, davaya konu icra takipleri kapsamında Mahkeme ilamları ile kesinleşen hak ve alacakların temlik alındığını, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek iflas talebinin kesinleşmiş ilamlara dayandığından bahisle  İİK'nun 177/1-4 bendine dayalı olarak doğrudan doğruya iflas talebinde bulunmuştur. İİK'nun 177/1-4. madde hükmü uyarınca, ilama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemiş ise, borçlunun, takip yapılmaksızın doğrudan iflası istenebilecek ise de borçlunun doğrudan iflasının istenebilmesi için ilama bağlı alacağın icra emri ile talep edilmesi zorunludur. Oysa somut uyuşmazlıkta bu şartın gerçekleştiğinden söz edilemez. Ayrıca bahsi geçen alacaklara yönelik bir ilam bulunmadığı gibi bu amaçla açılan davalardan da feragat edilmiş olup kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde mevcut durum ve şartlar altında feragatlerin, temlik tarihinden sonra yapılmasının da bir önemi yoktur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/661 Esas, 2023/970 Karar ve 01/12/2023 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davacının istinaf başvurusunun  esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.09.05.2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb7cab8a1b28e79e","SID":"bdcdc2b6f38624dd"}}