{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1059 <br>KARAR NO: 2024/754<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2021<br>NUMARASI: 2018/500 Esas - 2021/71 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 13.11.2013 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün yaya geçidinden geçmekte olan müvekkiline çarpması ile meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralanması nedeniyle iş gücü kaybı oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 100,00-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; alınan bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün % 70, davacı yayanın % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza neticesinde % 10,3 oranında maluliyetinin oluştuğu, aktüer raporunda, davacının kaza tarihinde 10 yaşında olması nedeniyle geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, sürekli iş göremezlik zararının 101.048,49-TL olduğunun tespit edildiği, kazaya karışan aracın ticari olmaması ve davalının, dava tarihinden evvel usulüne uygun temerrüde düşürülmemesi nedeniyle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği kanaati ile; 1-Davanın KABULÜ ile, 101.048,49 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamı gereğince tazminat hesabı yapılırken TRH 2010 yaşam tablosunun ve prograsif rant yönteminin kullanılması gerektiği gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İstinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlar ile sınırlı olarak yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; hükme esas alınan davacının zararının tespitine yönelik 15.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, tazminat hesabı yapılırken PMF yaşam tablosu ve profrasif rant yönteminin uygulandığı, bilirkişi raporunun davacı vekiline e-tebligat yöntemi ile 20.12.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davacı vekilince rapora karşı itiraz edilmediği aksine 12.01.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat miktarının artırıldığı, ilk derece mahkemesince de bedel artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle, davacı vekilince, hükme esas alınan PMF 1931 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre tazminat hesabı yapan aktüer bilirkişi raporuna karşı ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında itirazda bulunulmaması nedeniyle davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşmasına ve ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada ileri sürülmeyen hususun HMK'nın 357/1. madde hükmüne göre istinaf aşamasında incelenemeyecek olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 59,30-TL harcın düşümü ile bakiye 368,30-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin kendi üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b704797920969db9","SID":"983e86ccbd8fb293"}}