{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/451 <br>KARAR NO\t: 2024/710<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: Dr....  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/854 Esas - 2024/62 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/05/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 12/05/2010 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralandığını belirterek 100,00 TL geçici iş gücü kaybı, 100,00 TL sürekli iş gücü kaybı, 100,00 TL bakım ve bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili, 24/02/2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş gücü kaybı tazminatını 5.864,23 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, sigorta şirketinin sigortalı aracın kusur oranında davacının kanıtlanan gerçek zararı ile sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının kaza sonrasında meydana gelen yaralanması nedeniyle işgücü kaybı olup olmadığının belirlenmesi, İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nca düzenlenen 09/07/2020 tarihli raporda, davacı küçüğün % 3,3 oranında sürekli iş gücü kaybına uğradığı, geçici iş gücü kaybı süresinin 4 ay olduğu ve 1 ay süre ile başkasının bakımına muhtaç olduğunun belirtildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi delaletiyle 85. maddesine göre, aracın işletilme halinde iken 3.kişinin uğradığı zararı trafik sigortasının teminat altına aldığı, dava konusu kazada davacı küçüğün %3,3 oranında sürekli iş gücü kaybına uğradığı, bir ay süreyle bakıcıya ihtiyaç duyduğunun belirlenlendiği, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün %10 oranında kusurlu olduğu, davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle talep edebileceği tazminatın sürekli efor kaybına bağlı sürekli iş gücü kaybı tazminatı ve bakıma ihtiyaç duyduğu süre yönünden bakıcı gideri tazminatı olduğu, buna ilişkin tazminatın belirlenmesi için bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 03/09/2021 tarihli raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Tekniğine göre sürekli iş gücü kaybı tazminatının 6.938,98 TL, bakıcı gideri zararının 72,90 TL olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporu hükme esas alınarak sürekli iş gücü kaybı tazminatının talep gibi 5.864,23 TL ve bakıcı giderinin 72,90 TL olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınmasına, geçici iş gücü kaybı tazminatı talep edilemeyeceğinden buna ilişkin davanın reddine dair verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. HD'nin 22/11/2023 tarih, 2022/1501 Esas-2023/1524 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı definin irdelenmesi yönünde kaldırıldığı, istinaf incelemesi sonrası yapılan değerlendirmede, zaman aşımı def'i bakımından açılan işbu dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmekle, davacının HMK-107.madde uyarınca sunduğu bedel artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilmeyen alacağın belirlenebilir hale gelmesi nedeni ile talep edilen alacak tutarı esas alınarak, istinaf incelemesi öncesi verilen mahkeme kararındaki gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"Davanın kısmen kabulüne, 5.864,23 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ile 72,90 TL bakıcı gideri tazminatının 20/04/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, İlk derece mahkemesince verilen önceki kararın  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2022/1501 E. - 2023/1524 K. sayılı kararı ile zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmemiş olması gerekçesi ile kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine ise ilk derece mahkemesinin davayı belirsiz alacak davası olarak nitelemekle, önceki karar ile birebir aynı kararı kurduğunu, ilk derece mahkemesinin davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirmesinin doğru olmayıp davanın kısmi dava olduğunu,  davacı vekili tarafından toplamda 300,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte tazminine yönelik olarak 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde öngörülen kısmi dava açıldığını, davaya konu kazanın 15.08.2010 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafın  ilk derece mahkemesine 24.02.2021 tarihinde yani olaydan 11 yıl sonra ıslah dilekçesi sunduğunu, söz konusu dava kısmi alacak davası olarak açılmış bulunduğundan dava dilekçesi tarihi itibariyle talep edilmemiş olan alacaklar yönünden zaman aşımı sürelerinin geçtiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme dosyasına kazandırılan 01/01/2021 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içerir bedel artırım dilekçesi doğrultusunda dava konusu talep edilen alacakların 5.864,23-TL'ye yükseltildiğini, ancak geçici iş göremezlik süresine karşılık gelen sürenin tazminat hesabı yönünden dikkate alınmadığına yönelik itirazları karşılayan ek rapor alınmasına karar verildiğini, mahkemenin ek rapor alınması talimatı uyarınca 03/09/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun dosyaya kazandırıldığını, nitekim, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Prograsif Rant Tekniğine göre yapılan hesaplama neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkilin, 01/01/2021 tarihli bilirkişi raporundan hesaplanan tazminat miktarından fazla tazminat alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilde herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemek adına ikinci artırım dilekçesi sunulmuşsa da mahkemenin değerlendirmeye almadan ilk artırım dilekçelerinde talep edilen miktarlar yönünden hüküm kurduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, mahkemenin TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progressif Rant Tekniğine göre bilirkişi raporuna göre yapılan  6.938,98-TL sürekli iş göremezlik tazminat talebini değerlendirmeye almadan ilk artırım dilekçesinde belirtilen miktar yönünden kabul kararı vermesinin isabetsiz olduğunu, kusura yönelik itirazları bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece verilen karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tUyuşmazlık, somut olayda davacının ıslah talebine karşı davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin mahkemece dikkate alınmasının gerekip gerekmediği ve ikinci ıslah dilekçesinin talep artırım dilekçesi olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>\tSomut olay, trafik kazasından kaynaklandığından zamanaşımı yönünden KTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesi gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.<br>\tBelirsiz alacak davalarında, davanın açılmış olması ile tazminat alacağının tamamı yönünden zamanaşımı kesildiğinden, davacının, belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, sonradan dava değerini belirlemesi durumunda zamanaşımı süresi yeniden işlemeyeceğinden belirlenen alacak kısmı için zamanaşımı söz konusu olmayacaktır.<br>\tDavanın kısmi dava olarak açılmış olması halinde ise, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını açmış olması halinde, davacının fazlaya ilişkin hakları yönünden davasını ıslah edebilmesi mümkün ise de, fazlaya ilişkin haklar yönünden açılan bir dava bulunmadığından zamanaşımı süreci işlemeye devam edeceğinden davalının zamanaşımı def'inde bulunmasına karşılık davanın zamanaşımı süresi içerisinde ıslah edilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK 2017/2796 E. - 2021/1038 K. sayılı emsal kararında \"818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun (BK) 133/2. maddesi [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 154/2] gereğince; alacaklı dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir. Öğreti ve uygulamada kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir (Kuru, s. 1541 vd.; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. baskı, İstanbul 2017, s. 1008). Başka bir deyişle kısmi dava açılması hâlinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilecek, ancak talep konusu yapılmayan geri kalan kısım bakımından ise zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Kısmi dava ile talep edilmeyen alacağın geri kalan kısmı için zamanaşımı BK’nın 133. (TBK m. 154) maddesindeki diğer kesilme nedenleri dışında ancak aynı yargılamada karşı tarafın rızası veya ıslah talebinde bulunma tarihinde yahut geri kalan kısım için ikinci dava açılacaksa ikinci davanın açıldığı tarihte kesilmiş olur. Davacının geri kalan kısım için ıslaha başvurması veya ikinci dava açması durumunda da davalının zamanaşımı def'inde bulunabileceğinden tereddüt etmemek gerekir (Pekcanıtez, s. 1008). Aynı hususla alakalı olarak verilen Hukuk Genel Kurulu'nun 06.03.2013 tarihli ve 2012/4-824 E., 2013/305 K. ile 22.10.2014 tarihli ve 2014/4-840 E., 2014/837 K. sayılı kararlarında da; kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle dava konusu yapılmayan alacak miktarının ek davaya veya kısmi ıslaha konu olması hâlinde, bu usul işlemine karşı davalının zamanaşımı def’ini ileri sürebileceği kabul edilmiştir.\" denilerek, kısmi dava olarak açılan davada ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği, alacağın bir kısmının dava edilmiş olmasının, dava edilmeyen kısım yönünden zamanaşımının işlemesini durdurmayacağını kabul etmiştir. <br>\tKısmi dava olarak açılan davada da; davacının ıslah ile dava değerini artırması durumunda veya bakiye zararına yönelik yeni dava açması halinde davalı zamanaşımı def'inde bulunabileceğinden, bu kapsamda yapılacak zamanaşımı def'inin de, yargılama usulüne göre, uygun şekilde süresi içerisinde yapılması gerekir.<br>\tSomut olayda, davacı vekili 12/05/2010 tarihli kaza nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı davada, 24/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı ıslah etmiş, ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından 11/03/2021 tarihinde yasal süresi içinde zamanaşımı definde bulunulmuştur.<br>\tBuna göre, maddi tazminat davası kısmi dava olarak açılmış olduğundan, davacı vekilinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuğu kısım yönünden KTK'nın 109. maddesi ile düzenlenen, ‘motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar’ hükmü gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun, ayrıca, 2918 sayılı KTK.'nın 109 maddesinde, \"… Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiş olup, Ceza zamanaşımı süresinin ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıl olduğu, davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin, yerleşik Yargıtay uygulamaları ile kabul gördüğü; davalı vekili tarafından yasal sürede zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğünün anlaşılmasına göre zamanaşımı def'ini ileri süren davalı bakımından, maddi tazminatın ıslah yoluyla artırılan kısmının zamanaşımına uğradığının gözetilmemesi isabetsizdir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23/11/2020 tarih ve 2020/1286 Esas - 2020/4098 Karar sayılı ilamı).<br>\tİkinci ıslah dilekçesinin gözetilip gözetilemeyeceğine ilişkin olarak ise, davanın belirsiz alacak davası olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>\tYargıtay HGK'nın 2021/485 E. - 2021/971 K. sayılı kararında fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak açılan davanın \"Belirsiz Alacak Davası\" kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmiş, gerekçesinde; \"Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir.<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava madde 109; (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E. - 2019/576 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olması halinde dava kısmi dava olup, davanın, özel bir dava türü olan ve HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen \"belirsiz alacak davası\" olarak açılması için dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğinden, kısmi dava niteliğindeki davada dava değeri ancak ıslah yolu ile ancak bir kez artırılabilir (Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. - 2021/971 K. sayılı emsal kararı) bu nedenle kısmi davada dava değerinin artırılmasına yönelik ilk dilekçesinin talep artırım, ikinci dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine olanak da bulunmamaktadır.\" denilerek, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açılmadıkça, dava belirsiz alacağa konu edilebilecek alacak dahi olsa belirsiz alacak davası olarak kabul edilmeyeceği kabul edilmiştir.<br>\tSomut olayda; dava kısmi dava olduğundan ikinci ıslah dilekçesinin gözetilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebepleri ise yerinde bulunmamıştır.<br>\tYukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmekle, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden istinaf konusu yapılmayan kısımlar baki kalmak ve kesinleşen yönler korunarak HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\tI-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\tII-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/01/2024 tarih, 2023/854 Esas - 2024/62 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tHMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>\t1-Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>\t100,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ile 72,90 TL bakıcı gideri tazminatının 20/04/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t2- Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Bu dava kapsamında davacı tarafından yapılan 1.150,00-TL bilirkişi ücreti ile 447,10-TL tebligat ve müzekkere gideri ve 50,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.647,10-TL yargılama giderinden HMK 326/2.m. gereğince ret ve kabul oranına göre hesaplanan 1600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye  kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 172,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davalı kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 172,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN<br>\tI-Davacı tarafından yatırılması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\tII-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\tIII-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 302,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tIV-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tVI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t\t\t\t<br>...<br> ...<br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c536c207ef8c22f","SID":"1a268998ca32601b"}}