{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1493 <br>KARAR NO: 2024/787<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/09/2023<br>NUMARASI: 2022/927 Esas -  2023/825 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2007 yılında nüfus cüzdanını kaybetmesi sonucu  İstanbul Küçükçekmece CBS 2009/17523,  İstanbul Kartal CBS 2009/182031 sayılı  soruşturma  ve Küçükçekmece  4.Asliye Ceza Mahkemesi 2009/2351 E-   2012/2205 K  sayılı  dosyaları ile  yargılama  konusu sabit olan... San. Tic. Ltd. Şti. isimli  şirketin  müvekkilin  kimlik bilgileri kullanılarak  ondan  habersiz olarak  nüfus cüzdanında bir takım sahte işlemler gerçekleştirilerek sanki müvekkili tarafından kurulmuş gibi  adına   İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... sicil numarası, 11/06/2007 tarihinde  ile iki ortaklı olarak müvekkili ... ve ... isimli şahıs tarafından bu sahte kimlikle  tescil edilerek İstanbul'da kurulduğunu, ceza davalarında ilgili sürecin tamamlandığını ve  müvekkilinin nüfus cüzdanı kullanılarak bu suçun işlendiğinin de sabit hale geldiğini, kurulan şirketin o dönemki bakanlar kurulunun  13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olacak anonim ve limited şirketler ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler  Kanunu uyarınca halen münfesih olan veya 1/7/2014 tarihine kadar  münfesih olacak  kooperatifleri tasfiye ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin yönetmelik gereği o tarihte re'sen terkin  edildiğini, müvekkilinin şirketin kurulduğu ve devam ettiği süreler içinde 2007-2015 tarihleri arasında  şirketin   kendisine ait olmadığını, bu şirketin ortağı olmadığını ispat edemediği için Maliye tarafından kendisine 'stopaj, usulsüzlük cezası ' gibi şirkete ilişkin bir çok borçtan  sorumlu  tutularak çeşitli  icra takiplerine maruz bırakıldığını ve bırakılmaya da devam edildiğini, ayrıca bu şirketin ticari faaliyetlerinden  kaynaklı telefon faturası, elektrik faturası vb. gibi  birçok icra takibinden de izah edilen durumdan dolayı maruz bırakıldığını, müvekkilinin mağdur  iş bu ispatı yapabilmek adına  Maliye  kurumuna karşı  İstanbul 7. Vergi Mahkemesi 2013/3033 E  -2013/2911 K ile  08/11/2013 tarihinde bu borçlardan sorumlu olmadığını ispat etmek için dava açmışsa da davanın reddildiğini,  ihyası istenilen ... San. Tic. Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi  ''... Mahallesi .... Sokak, No: ...No A Esenler/İSTANBUL'dur.''  İşbu şirket  ticaret sicilinden  2013 tarihinde re'sen silindiğini ve müvekkiline ait  olmayan  bu şirketteki yetkisinin de 2017 yılında sona erdiğini belirterek İstanbul  Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün  sicilinde kayıtlı ... San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  müvekkili kurumun TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini müvekkili sicil müdürlüğünün tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek müvekkili yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı dava dışı sicilden terkin edilen ... San.Tic Ltd Şti'nin ihyasında davacının şirketin ortağı olmadığı iddiası nedeniyle  hukuki yararının bulunduğu   gerekçesiyle  davanın kabulü şirketin  tüzel kişiliğinin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına ve tasfiye memuruna davacı tarafından karşılanmak üzere ücret takdirine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  mahkemenin ön inceleme de verdiği kararına istinaden davacı hakkında dava konusu hukuki durumdan ötürü halihazırda  devam eden icra takipleri ve bankalarda bu durumdan ötürü finansal işlemler yapamadığı maddi olarak zaten  zarar görmüş olduğu göz önüne  alınacak olursa ve ayrıca 13 ili de etkileyen ve olağanüstü kararlar alınmasına sebebiyet veren sayın merci tarafından da incelenince görüleceği üzere deprem felaketinden dolayı deprem tarihinde ve sonrasında halen Malatya ilinde ikamet ettiği ve bu felaketten zarar görüp ailesi ile birlikte depremzede olduğu, deprem bölgesinde ailesi ile hayatını maddi imkansızlıklar ile idame ettirmeye çalıştığından maddi durumu karardaki tasfiyeci  görevlendirmesi  için takdir edilen ücreti ödeme gücü olmadığından adli yardım kararı verilerek ilk derece mahkemesince verilen kararın  kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dairemizden verilen 21/12/2023 tarihli ara karar ile; Davacı vekilinin istinaf peşin karar harcı ve masraflar yönünden HMK 336. maddesi gereğince adli yardım talebinin kabulüne, adı geçen davacı ...'un adli yardımdan yararlanmasına, karar verilmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin   ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne  karar  verilmiş ,karara karşı davacı  vekili   istinaf  yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.  TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan  sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.TTK geçici 7/ 15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup ,geçerli bir terkin işlemi   bulunmayan  haller TTK'nın geçici 7 maddesinde  öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin  22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi  iptal edilmiştir.Somut olayda davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davaya konu  şirketin TTK geçici 7. /1--b- Madde kapsamında; 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \" Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 5.(1-a-b) Maddesi  uyarınca  09/10/2015   tarihinde münfesih olmaların nedeniyle ticaret sicil  gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi  içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı  resen terkin edilmiştir. Davacı ise davaya konu  şirketin ortağı olmadığı iddiası  ile   ihyasını talep etmiş olup; ilk derece mahkemesince HMK 31 maddesi davacının ihya  talebinin belirli işlere hasren olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan  şirketin tasfiye edilmeksizin re'sen terkin edildiği hususu göz ardı edilerek   hasredilen  ek tasfiye işlemlerinin neler olduğu da    belirtilmeden TTK 547 maddesi uyarınca  ek  tasfiye işlemleri ile   sınırlı olarak şirketin yeniden ticaret siciline kayıt tesciline karar verilmesi  ve  yine gerekçede tescil kararının ilanınan karar verildiği belirtilmesine rağmen ,hüküm fıkrasında  tescil kararının TTK 547/2 maddesi uyarınca   ilanına karar verilmemesi  doğru bulunmamıştır .Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davacı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmediğinden  ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına  ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı taraf HMK 336. Maddesi gereğince adli yardımdan yararlandığından harç  konusunda  karar verilmesine yer olmadığını, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d39c84f56e9ec0ce","SID":"63d9d93f04910cfa"}}