{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/898 <br>KARAR NO: 2024/768<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2021<br>NUMARASI: 2020/446 E. - 2021/250 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Uluslarası Hava Taşımacılığından Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; müvekkilinin Dubai’den hava yolu ile getirdiği araca ilişkin gümrükleme işlemlerinden sonra, davalının ardiye ve forklift hamaliye ücreti olarak 22.04.2020 tarihli fatura ile 33.845,00 TL tahsil ettiğini, davalının tahsil ettiği 30.560,00 TL tutarındaki ardiye ücretinin fahiş ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkiline ait araç için normal tarife uygulanması gerekirken, ... işlemi ile fazladan ardiye ücreti alındığını, ücretin iadesi ve faturaya itiraz için 05.05.2020 tarihinde gönderilen ihtara cevap verilmediğini ileri sürerek, fazladan tahsil edilen 27.560,00 TL tutarındaki ardiye ücretinin şimdilik 1.000,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile taşımacı arasında İstanbul Havalimanı'na gelen uçaktaki tüm kargoların tahliyesi ve depolanması konulu bir antrepo sözleşmesi yapıldığını, müvekkil şirketin sorumluluklarını yerine getirerek anlaşmaya, mevzuata ve tarifelere uygun olarak tahliye ve depo ettiği araç için fatura düzenlediğini, davacının 22.04.2020 tarihli faturaya itiraz etmeyerek ödediğini, davacının 05.05.2020 tarihinde itiraz ettiğini bildirmesine rağmen itirazın yasada belirtilen süreden sonra yapıldığını ve faturanın kesinleştiğini, davacının bu bedeli öğrenmeden gümrük beyanname işlemlerini tamamlanamayacağını, Silkway Havayollarına ait uçakla taşınan davacıya ait 2400 kğ ağırlığındaki otomobil emtiasının uçaktan indirilerek 19.04.2020 ile 22.04.2020 tarihleri arasında 4 gün depoda kaldığını, müvekkilinin tarifelerinin ilan edilerek hava yolu şirketlerine bildirildiğini, otomobil emtiasının IATA kurallarına göre tehlikeli madde sınıflandırmasına göre fiyatlandırıldığını, davacının kendi kusuru ile otomobili geç teslim alarak fazla ödeme yaptığını, ardiyelerin fahiş olmamak koşulu ile tarife ve ücretlerini belirleyerek ilan edebileceklerini, saklanan emtianın niteliği ve saklama süresi dikkate alındığında, takdir edilen ücretin yerinde olduğunu, ücretin verilen hizmeti ile orantısız olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tarafların iddia ve savunmalar ile tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu ile birlikte  değerlendirildiğinde; davacı taraf davalı tarafa havayolu ile yurtdışından otomobil getirtmiştir. Uluslararası taşıma kuralları gereği havayolu ile otomobil taşınmasının 'Tehlikeli Madde' olarak sınıflandırıldığı, bu kural taşınma esnasında geçerli olup eşya uçaktan indikten sonra 'Tehlikeli Eşya' olarak anılamayacaktır. Taraflar arasındaki ihtilaf otomobilin uçaktan indikten sonraki ardiye ücretinden kaynaklanmaktadır. Davalı tarafça bildirilen ücret tarifesine göre Ağır Kargolar kategorisinde bulunan otomobilin ardiye ücreti toplamı bilirkişi tarafından 11.559,11-TL olarak bulunmuş olup davacı tarafça yapılan ödemeden düşüldüğünde 22.285,89-TL fazla ödeme yapıldığı anlaşıldığı...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden, 21.285,89 TL'nin 22.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ne karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, Silkway Havayolları aracılığıyla Dubai’den Türkiye’ye getirdiği otomobilin konşimentoya göre 2400 kg olduğunu, müvekkili ile dava dışı Silkway Havayolları arasındaki antrepo anlaşması uyarınca taşımacıya yer hizmeti verildiğini ve taşınan emtiaların uçaktan alınarak antrepoya getirildiğini, otomobilin gümrükleme işlemlerinin davacı tarafından gerçekleştirildikten sonra, emtianın depoda 4 gün kaldığını, aracın 22.04.2020 tarihinde depodan çekildiğini, verilen forklift ve ardiye hizmetlerine binaen, antrepo anlaşmasına, tarifeye ve mevzuata uygun olarak 22.04.2020 tarihli ve 33.845,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davacının faturaya yasal süresi içerisinde itiraz etmeyerek bedelini ödediğini, daha sonra  ardiye ücretinin fahiş ve kanuna aykırı olduğu, ücretinin idarece belirlenen tarifenin çok üzerinde olduğu gerekçesiyle iade talebinde bulunduğunu, Mahkemece bir kısım savunmaların yanıtsız bırakılarak, savunma hakkının kısıtlandığını, müvekkilin ile hava yolu şirketi arasındaki sözleşmeye göre verilen hizmet karşılığı mevzuata ve tarifelere uygun olarak, düzenlenen 22.04.2020 tarihli faturanın itirazsız ödenmesinden sonra 05.05.2020 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın TTK'nın 21/1.maddesinde belirlenen süreden sonra yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu, kesinleşen fatura bedelinin iadesinin talep edilemeyeceğini, bu hususların ileri sürülmesine rağmen hükümde değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu,Hükme esas alınan 01.02.2021 tarihli raporun sonuç kısmında da 8 günlük süreden sonra itiraz edilmesine ilişkin değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunun belirlendiğini, ileri sürülen bir hususta yeterli yanıt verilmemesinin Anayasa Mahkemesince hak ihlali olarak görüldüğünü, davalının hiç bir savunmasının değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece eksik inceleme sonucu vardığı sonucun hatalı olduğunu, hatalı değerlendirmenin aksine, davaya konu fatura bedelinin, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tahsil edildiğini, bilinen ve onaylanan anlaşma şartlarına sonradan itiraz edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 19.04.2020 tarihinde depoya getirilen aracın 4 gün sonra 22.04.2020 tarihinde davacı tarafından alındığını, davacıya verilen hizmete ilişkin hizmet bedellerinin internet sayfasından paylaşıldığını ve anlaşmalı havayolu şirketlerine iletildiğini, taşımayı yapan Silkway Havayolları ile fatura bedeline konu tarifelerin hizmet öncesinde paylaşıldığını ve ücrete ilişkin onay alındığını, davacının bu bedelleri öğrenmeden gümrük beyanname işlemlerini tamamlamasının mümkün olmadığını, ücretin depolanan malın niteliği, saklama süresi, serbest piyasa koşullarındaki ücret tarifelerine göre makul olduğunu, davacının 24 saati aşmayan bir sürede teslim alabileceği eşyayı 4 gün beklettikten sonra müvekkilince tarifeye göre alması gereken ücreti fazla bularak itiraz etmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu,Mahkemenin karar verirken, bilirkişi raporuna atıf yapmakla yetindiğini ve raporundaki değerlendirmeyi esas alarak hüküm kurduğunu, oysa raporun eksik ve hatalı değerlendirme sonucu tanzim edildiğini, bilirkişinin yorumla vardığı sonucun, hangi kanun, mevzuat ve/veya ardiyecilik teamülüne dayandırıldığının açıklanmadığını, Gümrük Antrepoları Açılması ve İşletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin ilgili maddelerine göre; antrepolar, Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından verilen izinle faaliyet gösteren kuruluşlar olup, ücret tarifeleri serbest piyasa ekonomisi kurallarına göre kendileri tarafından belirlendiğini, uygulanan ücret politikasının yasa ve teamüle uygun olduğunu, IATA kurallarına göre taşınan taşıtın tehlikeli madde olduğunu ve buna göre saklanması gerektiğini, bu tür eşyaların özel forkliftlerle alınarak depolandığını ve otomobillerin diğer kargılardan farklı ücretlendirildiğini, bilirkişi raporunun aksine fiyatlamanın süre ve saklanan aracın niteliğine göre yapıldığını, itiraz doğrultusunda uzmanlığı bulunan başka bir bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemece HMK'nın 297/1-c maddesine uygun şekilde iddia, savunma ve deliller değerlendirilmeden karar verilerek, bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, saklama hizmeti nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen ücretin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından Dubai'den İstanbul'a getirtilen otomobil emtiası, dava dışı Silkway şirketi tarafından 501-0737 9610 nolu konşimento tahtında taşınmıştır. Davalı ile dava dışı hava yolu şirketi arasındaki sözleşme gereğine, hava kargolarının tahliyesi ve depolanması işlemleri davalı tarafından yapılmıştır. Dosyadaki belgeler ile alınan bilirkişi raporuna göre, hava yolu ile taşınan otomobil emtiasının tehlikeli kargo olarak kabul edildiği ve bu tür emtianın taşınmasının uluslararası hava taşıma kurallarına göre belli ilkelere bağlandığı anlaşılmıştır. Hava yük senedine göre bir kap ve 2400 kğ emtianın davalı şirketçe 19.04.2020 tarihinde uçaktan özel forklift yardımı ile tahliye edilerek antrepoya alınmış ve emtia 22.04.2020 tarihine kader davalıya ait antrepoda kalmıştır. 22.04.2020 tarihinde 3.285,00 TL forklift/ hamaliye ücreti ve 30.560.00 TL ardiye ücreti faturası düzenlenmiş ve bu miktar aynı gün davacı tarafından ödenerek, taşınan emtianın gümrükleme işlemi yapılarak emtia teslim alınmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre fatura borucunun 22.04.2020 tarihinde ödenmesinden sonra, faturanın sözleşme, mevzuat ve tarifelere uygun düzenlenmediği belirtilerek 05.05.2020 tarihli ihtar keşide edilerek, fazladan tahsil edilen 27.560 TL'nin iadesi istenmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taşınan otomobil emtiasının hava taşıması sırasında tehlikeli kargo olarak sınıflandırıldığı, ancak taşımanın bitmesi ile aracın yerde saklanması sırasında verilecek antrepo hizmetinde bu kategori yerine ağır kargılar başlıklı maddeye göre ardiye ücretinin belirlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Davacı ile davalı arasında, yurt dışından hava yolu ile getirtilen otomobil emtiasının uçaktan tahliyesi ve saklanması hususunda saklama ve hizmet sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. TBK'nın 1. maddesine göre, sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Kanunun 2. maddesinde ise taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır düzenlemesi bulunmaktadır. Saklama ve hizmet sözleşmesinin belirli bir şekli bulunmamaktadır. Bu nerenle tarafların hangi şartlar üzerinde uzlaştıklarının, karşılıklı iradeler ile dosyadaki belgelerin değerlendirilmesi ile belirlenebilecektir. Yukarıda belirtildiği gibi davalı yan verdiği hizmet için 22.04.2020 tarihli faturayı düzenlemiş ve davacı aynı tarihte aldığı fatura borcunu ödemiştir. Fatura borcunun ödenmiş olması, faturanın davacıya tebliğ edildiğini göstermektedir.   TTK'nın 21/2. maddesinde, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yani fatura münderecatı kesinleşmiş olur, yoksa o faturada yazılı malın alcıya mutlaka daha önceden teslim edilmiş olduğu, hizmetin verildiği  anlamına gelmez.  Akdî ilişki inkar ediliyorsa fatura tek başına akdi ilişkinin varlığını ortaya koymaz ve bu durumda faturayı düzenleyen ayrıca bu faturadaki hizmeti verdiğini, malı teslim ettiğini  ispat etmelidir. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ancak adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, hizmetin verildiği, malın teslim edildiği ve faturada unsurlarının benimsendiği anlamına gelir. Hizmetin verilmediği, gereği gibi verilmediği veya malın teslim edilmediğini  faturayı alıp itiraz etmeden ticari defterlerine kaydeden ispatlamalıdır.  Bu durumda borçlu taraf,  faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 Esas, 2011/608 Karar, 19.09.2018 tarih ve 2017/19-915 Esas, 20181338 Karar sayılı kararları,  Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 06.01.2014 tarih ve 2013/17289 Esas, 2013/619 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/1735 Esas, 2013/2533 Karar, 13/102015 tarih ve 2015/8908 Esas, 2015/10361 Karar sayılı kararları). Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta davalının hizmeti verdiği sabittir. Uyuşmazlık düzenlenen faturanın sözleşmeye veya tarifeye uygun olup olmadığı noktasındadır. Taraflar arasında, saklama hizmetinin belirli bir ücretle verileceğine ilişkin açık bir bedel kararlaştırılmamıştır. Davalı, ilan ettiği tarifelere göre düzenlediğini savunduğu faturayı davacıya tebliğ etmiş ve davacı da çekincesiz şekilde fatura borcunu ödemiştir. 8 günlük yasal itiraz süresi geçtikten sonra faturadaki birim fiyatların afaki olduğunu savunmuştur. Faturaya TTK'nın 21.maddesine göre  8 günlük yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle fatura içeriği, dolaysıyla hizmetin bedeli bu ticari ilişki yönünden kesinleşmiştir. Bu durumda, bu ticari ilişki yönünden, tarafların faturada belirlenen bedelle anlaştıkları, TBK'nın 28 ve devamı maddelerindeki irade sakatlığı hallerinin bulunduğunun ileri sürülüp kanıtlanmadığı dikkate alındında, soyut olarak sözleşme ilişkisine müdahale edilerek, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin değiştirilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, faturaya ilişkin bu hususlar değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 470,66 TL'den mahsubu ile artan  43,06 TL harcın, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan  gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine,6-Arabuluculu ücret kararı gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri, 23,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 185,60 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92c71622533c71f2","SID":"ac29044fe4640891"}}