{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/934 <br>KARAR NO: 2024/704<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 25.03.2021<br>NUMARASI: 2019/832 Esas - 2021/309 Karar <br>DAVA: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirketin, dava dışı ....Ltd. ve ... firmalarından iplik ürünü satın aldığını ve bu ürünlerin ... ve ... numaralı gümrük beyannameleri ile yurda sokulduğunu, davalı firma tarafından, ... beyanname numaralı eşya için 200 TL ardiye ücreti alması gerekirken 17.370 TL ve ... numaralı eşya için de 200 TL ardiye ücreti alması gerekirken 4.545 TL ardiye ücreti tahsil ettiğini, tarifeye göre, ilk 12 saatlik süreyi takip eden 12 saatlik süre içinde ithalat İşleminin tamamlanarak eşyanın alıcısına teslimi halinde en gazla 200 TL ardiye ücreti alınması gerektiğini, bu ücretin dışında yükleme, boşaltma, ordino, terminal, elleçleme, hamaliye, forklift, tartım, devir, muayene, yer hizmeti, aktarma vb ismi altında hiçbir ücret talep edilemeyeceğini, malların ardiyeye 17.09.2018 tarihinde 24 saatlik zaman dilimi içerisinde girmiş olmakla davalının talep ve tahsil ettiği ardiye ücretinin mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenle fazla ödenen paranın tahsili amacıyla Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine takibe geçilmiş ise de itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve % 20 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davaya konu kargolarının, ... konşimento numarası altında 16.09.2018 tarihinde 382 kap 9958 kg olarak kargo uçağı ile Sabiha Gökçen Havalimanına geldiğini, ön gümrük onaylı ve tarihli uçuş manifestosunun işbu cevap dilekçesi ekinde sunulacağını; ön gümrük işleri ve manifesto beyanlarının SAW tarafından yapılması akabinde müvekkil şirket ile Havayolu Antrepo Anlaşması gereği, uçakta taşınan bütün yüklerin SAW'dan gümrük transit beyannamesi düzenlenerek Atatürk Havalimanı Çelebi geçici depolama alanına aktarıldığını, Silkvvay havayolları ile anlaşmalı olarak yer hizmeti ve antrepo hizmeti vermekte olan müvekkil şirketin, uçakta bulunan yükün tamamının gümrüklü aktarım işlemleri ile AHL'deki depolara tırlar ile aktarımından sorumlu olduğunu, nitekim belirtilen konşimento nolu uçakta bulunan 36 ayrı firmaya ait 51 ton kargonun 7 tıra yüklenerek ... deposuna aktarıldığını, aktarma işlemlerinde tırlara yüklenen kargoların fatura değeri kadar transit beyanname üzerinde gümrüğe teminat verilmesinin akabinde tırların yüklemeye hazır hale geldiğini, kargoların SAW'dan kara tarafına çıkartılıp tırlara yüklenmesi ise SAW'da tekel olarak bulunan  ... aracılığı ile yapıldığını, bu noktada kullanılan ... geçici depo ücreti, tır maliyetleri ve  aykırı olduğunu bu sebeple iadesi gerektiğini savunmuş ise de; davacı tarafın 18/09/2018 tarihli faturalara kendisine tebliğinden itibaren basiretli bir tacir gibi davranarak 8 gün içerisinde itiraz etmesi gerekirken itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiği, kendi usulüne uygun olarak tutulan yasal ticari defterlerine kaydettiği ve bu faturaların bedellerinin davalı tarafa ödediği birbiriyle uyumlu olan her iki tarafın defterleri ile sabittir. Davaya ve takibe konu edilen alacakla ilgili fatura tarihinin 18/09/2018, davacının fatura bedelini ödediği tarihin 20/09/2018 olduğu, ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan takibin ise 12/03/2018 olduğu nazara alındığında, davacının basiretli bir tacir gibi 8 günlük süre içerisinde fatura içeriğine itiraz etmediği gibi fatura tarihinden takip tarihine kadar yaklaşık 6 aylık süre zarfında da buna ilişkin itirazı olmayan ve fatura içeriğini süresi içerisinde itiraz etmeyen muhatabın daha sonradan bedelin indirilmesi veya ödemiş olduğu bedelin iadesini isteyemeyeceği...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 21/2.maddesi gereğince, kendisine fatura gönderilen muhatabın, faturaya sekiz gün içinde itirazda bulunmazsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını,  kanundaki bu düzenlemenin niteliği itibarıyla kanunî bir karine olduğunu, HMK'nın 190/2.maddesi uyarınca da aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karine olduğunu, Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasının, faturayı gönderen tarafa önemli usûli olanaklar sunduğunu, ayrıca faturayı gönderen tarafın fiili olarak fatura muhtevasını serbestçe belirleyebildiğini, bu ve buna benzer nedenlerle, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması karinesinin uygulanmasının, TTK'nın  belli şartların yerine gelmesine bağlandığını, bu şartların en başında taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme olması geldiğini, bu şartın faturanın sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının gereği olduğunu, taraflar arasında sözleşmenin varlığının çekişmeli olması durumunda, öncelikle bu hususun ispatlanması gerektiğini, faturada, fatura muhatabının imzasının bulunamayacağını, dolayısıyla bu haliyle faturanın, muhatabı için medenî usûl hukukunda kesin delillerden olan senet niteliğinde olmadığını, bu nedenle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasından sonra aksini ispat her türlü delil ile mümkün olması gerektiğini, fatura muhatabının, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması karinesinin aksini ispatlarken her türlü delile başvurabilmesi, mahkemenin daha adil karar vermesine olanak vereceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı yanca haksız tahsil edildiği ileri sürelen ardiye ücretinin davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı  icra takibinde ve eldeki davada, davalı yanca ardiye ücret ve masrafları için  kesilen faturanın, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2017/10 sayılı genelgesi kapsamında fahiş olarak düzenlendiğini ileri sürerek, fahiş tahsil edilen tutarın tahsilini talep etmektedir. Davalı ise faturanın davalı itirazına uğramaksızın kendi ticari defterlerine işlendiğini ve ödendiğini, kaldı ki davacının ithal ettiği ürünlerin genelge kapsamında 24 saatten fazla ardiyede kalıp ücret ve masraflardan davacının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.Davacının ithal ettiği ürünlerin davalı yanca ardiye hizmeti verildiği ihtilafsızdır. Bu yönüyle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ihtilafsız olup, davacının davalı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı yönündeki istinafı yerinde değildir.Davalının davacıyı keşide ettiği faturanın davalı yanca itiraz edilmeksizin kendi ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve ödendiği ihtilafsızdır. TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazında bulunmaz ise fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Gerek TTK'nın bu hükmü gerekse davalının keşide ettiği faturanın basiretli tacir gibi davranma yükümlüğü altında bulanan davacı tarafından kendi ticari defterlerine borç olarak işlendiği ve ihtirazi kayıtsız ödenmiş olduğu dikkate alındığında, ilk derce mahkemesi karar ve gerekçesi isabetli olup davacı vekilinin aksi yöndeki  istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden  yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 25,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2980f599589b6cc","SID":"6d8161786e0c18b3"}}