{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/680 <br>KARAR NO: 2024/775<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2020<br>NUMARASI: 2017/112 E. -  2020/810 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklı cari hesap borcuna mahsuben, Ankara ... Noterliğinin 08.01.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile müvekkilinin TCDD'de ki alacağının 800.000,00 TL'sinin davalıya devir edildiğini, devri sözleşmesinden sonra yapılan kısmi ödemeler sonucu 19.07.2016 tarihi itibariyle müvekkilinin 196.064 USD cari hesap borcu kaldığını, TCDD 6. Bölge Müdürlüğünün davalıya ödeme yapılmaması nedeniyle, TCDD Adana 6. Bölge Müdürlüğü ve TCDD Genel Müdürlüğüne Ankara .... Noterliğinin 08.09.2016 tarihli ihtarnamesinin gönderilerek, alacağın devri sözleşmesi kapsamında, davalı şirketin, ihtar tarihinde 200.000,00 USD (659.660,00 TL- kur: 3,2983 TL) olduğunun bildirilerek, bu miktarın bildirilen hesaba yatırılmasının istendiğini, ancak 13.10.2016 tarihinde TCDD Genel Müdürlüğü tarafından davacının hesabına, temlik açıklaması ile sehven 800.000,00 TL gönderildiğini, müvekkilinin borcununu 196.064 USD olmasına rağmen TCDD tarafından fazla ödeme yapıldığını, 13.10.2016 tarihindeki USD efektif satış kuru olan 3.1070 TL ile yapılan hesaplamada müvekkilinin borcunun 609.170,84 TL (196.064 USD) olduğunu ve fazla ödeme ile  davalının 190.829.15 TL sebepsiz zenginleştiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ticari ilişkiden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, bunun üzerine tarafların bir araya gelerek 08.01.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesini düzenlediklerini ve davacının TCDD'de ki hak edişinin 800.000 TL'sinin müvekkiline devir edildiğini, davacının borcunun ödememesi üzerine gönderilen Beşiktaş .... Noterliğinin 08.09.2016 tarihli ihtarı ile müvekkilinin 200.000 USD alacağı bulunduğunun bildirildiğini, 800.000 TL'nin devir sözleşmesi kapsamında TCDD tarafından gönderildiğini, 08.092016 tarihinden sonra devam eden ticari ilişki ve temerrüt halinin devam etmesi nedeniyle müvekkilinin alacağının sürekli ve vade farkı alacağı doğduğunu, fazladan ödeme yapıldığının tespiti halinde bu miktarın müvekkilinin alacağı ile takas mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava  İstanbul  .... İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.2004 sayılı İİK 'nun 67 maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği  tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği düzenlenmiştir.Uyuşmazlık taraflar arasında ki cari hesap ilişkisi nedeni ile davacı tarafından davalı yana fazla ödeme yapılıp yapılmadığı noktasındadır.Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya karşılık olan borçları nedeni ile  dava dışı idarede olan 800.000 TL'lik alacağını temlik ettiği, temlikten sonra davacının davalıya ödemeler yaptığı ve temlik sözleşmesi gereği idarece ödenecek bedeli kendisine bildirdikleri, davalı tarafından gönderilen ihtar gereği dava dışı  idarece 800.000 TL'nin davalıya ödendiği, davacı tarafından cari hesap alacağından fazla ödenen bedelin davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Tarafların  defter ve ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 14.05.2019 tarihli rapor ile davacının davalı yana 190.829,15 TL fazla ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davalı yanın itirazı ile takas ve mahsup defi üzerine düzenlenen 06.07.2020 tarihli rapor ile 48.830,96 USD (toplam 151.719,91 TL bedelli ) 4 adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı alacağından bu bedel düşüldükten sonra kalan 14.803,14 USD yönünden davacının alacaklı olduğu bildirilmiştir. Davacı vekili 27.07.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ek raporda belirtilen faturalar yönünden ödeme yapıldığını bildirmişse de yapıldığı iddia edilen  ödemelerin fatura tarihlerinden önce olduğu,  ödemelerin bu faturalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı,  bilirkişi raporuna göre faturaların davacı defterlerine kayıtlı olduğu ve  ödeme yapıldığına dair bilirkişi tespiti olmadığı anlaşıldığından 151.719,15 TL mahsup edilmiş davacının bakiye alacağının  39.678,89 TL olduğu, davacı tarafından davalının takipten önce temerrüte düşürülmediği ve bu sebeple faiz talep edemeyeceği anlaşılmış, takibin 39.678,89 TL asıl alacak yönünden devamına, 2004 sayılı  İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur (Y3HD'nin 09/10/2019tarih 2019/4054E-2019/7659K sayılı ilamı)  Davacının talebi cari hesaba dayalı yapılan fazla ödemelerin  sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine  ilişkin olduğuna  ve taraflar arasında cari hesap ilişkisi ödemeden sonra da devam ettiğine göre likit bir alacağın söz konusu olmadığının kabulü...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 39.678,89 TL asıl alacak yönünden iptaline, takinin bu miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, şartları oluşmayan icra inkar ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap borcuna mahsuben, 08.01.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile müvekkilinin TCDD'den olan alacağının 800.000,00 TL’lik kısmın davalıya devir edildiğini, müvekkilince yapılan kısmi ödemeler sonucu 19.07.2016 tarihi itibariyle cari hesap borcunun 196.064 USD olduğunu, davalının TCDD Adana Bölge Müdürlüğüne gönderdiği yazıda, 19.07.2016 tarihi itibari ile borcun 196.064 USD olduğunun bildirildiğini, ancak TCDD Genel Müdürlüğünce 13.10.2016 tarihinde sehven 800.000,00 TL ödendiğini, oysa müvekkilinin ödeme tarihindeki kura göre 609.170,84 TL  borcu bulunduğunu ve  190.829.15 TL fazladan ödeme yapıldığını,  buna rağmen hatılı olan 06.07.2020 tarihli ek raporun esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini,Bilirkişi ek raporunda, temlik ödemesinin yapıldığı 13.10.2016 tarihinden sonra davalı tarafından düzenlenen 13.10.2016 tarihli 20.071,92 USD ve 61.943,95 TL bedelli, 17.10.2016 tarihli ve 55.800,00 TL bedelli, 17.10.2016 tarihli 7.746,70 USD ve 23.954,35 TL bedelli, 25.11.2016 tarihli 2.938,20 USD ve 10.021,61 TL bedelli olmak üzere toplam 48.830,96 USD turarındaki 4 adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, fazladan tahsil edilen miktarın bundan mahsup edilebileceği ve fazladan tahsil edilen 63.634,10 USD'den 48.830,96 USD'nin mahsubu ile davacının 14.803,14 USD alacaklı olduğunun belirlendiğini, 13.10.2016 tarihinden sonra, davalı şirket yetkilisince ürün alınması halinde sipariş sırasında nakit ödeme kabul edileceği belirtildiğinden, 13.10.2016 tarihli 20.071,92 USD bedelli ve 25.11.2016 tarih 2.938,20 USD bedelli faturaların bedelleri için temlik ödemesi dışında müvekkilince ödeme yapıldığını, yapılan ek ödeme bilgilerinin bildirilmesine karşın bu ödemelerin dikkate alınmadığını, mahkemece ödemenin fatura tarihlerinden önce olması nedeniyle, faturalara ilişkin olmadığı gerekçesi ile yapılan ödemlerin kabul edilmediğini, Rapora yönelik itirazda belirtildiği üzere, 13.10.2016 tarihli faturaya istinaden 12.10.2016 tarihinde, 25.11.2016 tarihli fatura için ise 15.11.2016 tarihinde müvekkili şirket yetkilisince bizzat ödeme yapıldığını, 17.10.2016 tarihli ve 55.800,00 TL bedelli olan açıklamasında \"Hizmet Bedeli Mahkeme Harcı Bedeli\" yazan faturanın ise taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan icra dosyasının kapatılması için yatırılan bedele ilişkin olduğunu, faturanın 25.08.2016 tarihinde ödendiğini, fatura tutarı ile müvekkil şirketin ödemesinin uyumlu olduğunu, faturanın açıklamasında da mahkeme harç bedeli yazıldığını,  buna rağmen faturanın bilirkişi ve mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,Müvekkilince davalıya yapılan bu ödemeye ilişkin olarak, davalı tarafından kesilen başka bir fatura ya da taraflar arasında bir ticaret bulunmadığını, faturaların geç tanzim edilmesinin müvekkilinin kusuru olmadığını, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi talebinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkilince yapılan ödemelere ilişkin davalını defterlerinde başka bir kayıt bulunmadığını, 17.10.2016 tarihli 7.746,70 USD, 23.954,35 TL bedelli faturanın bir an için temlik alacağından fazla tahsil edilen 63.634,10 USD'den mahsup edileceği düşünülse dahi, müvekkilin 55.887,74 USD ( 63.634,10 USD-7.746,70 USD) sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacaklı olacağını, likit alacağa yönelik icra inkar tazminatı talebinin reddinin doğru olmadığını,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından yapıldığı ileri sürülen fazla ödemenin iadesi için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\tDavacı tarafından Ankara ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile her biri 190.829,15 TL olan iki adet asıl alacak ve işlemiş faizi toplam 382.780,60 TL'nin tahsili amacı ilamsız takip başlatılmıştır. İcra dairesinin yetkisi ve borca itiraz nedeniyle takibin gönderildiği İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 190.829,15 TL asıl alacak, 546,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 191.393,80 TL'nin tahsili amacıyla ödeme emri gönderilmiş, ödeme emrinin tebliği üzerinden süresinde borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durmuş ve süresinde  itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu ilişki kapsamında davalının davacıya emtia satarak teslim ettiği sabittir. Davacının satın aldığı emtiaya ilişkin bir kısım borcunu ödememesi nedeniyle, davalı tarafından çeke dayalı ihtiyati haciz kararı alınarak, davacı aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 418.822,34 USD'nin tahsili amacıyla takip başlatılmıştır.Davacının temerrütü üzerine bir kısım borçların, TCDD'ye yaptığı işler karşılığı düzenlenecek hak edişlerden ödemesi kararlaştırılmış ve Ankara ....Noterliğinin 08.01.2016 tarihli alacağın devri sözleşmesi düzenlenmiş ve davacı alacağının 800.000,00 TL'sini davalıya devir etmiştir. Alacağın devri sonrası davalı şirketçe, TCDD'ye gönderilen 19.07.2016 tarihli yazıda, bu tarih itibariyle davacının 196.064,00 USD borcu bulunduğu bildirilmiştir.  Davalı tarafından TCDD Genel Müdürlüğü ile Adana 6.Bölge Müdürlüğüne gönderilen Ankara ... Noterliğnin 08.09.2016 tarih ihtarı ile alacağın devir sözleşmesi ile devir edilen 800.000,00 TL alacak kapsamında davalının hali hazırda 200.000,00 USD alacağı bulunduğu, kurun 3.2983 TL'den kabulü ile alacağın 659.660,00 TL olduğu bildirilerek ödenmesi talep edilmiştir. İhtar sonrası dava dışı TCDD Genel Müdürlüğünce alacağın devri sözleşmesine dayalı olarak 13.10.2016 tarihinde davalı şirketin banka hesabına 800.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Davacı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi ve davalının, TCDD'ye göndermiş olduğu 19.07.2016 tarihli yazı ile 08.09.2016 tarihli ihtarına göre, ödeme tarihli olan 13.10.2016 tarihindeki USD efektif satış kuru olan 3.1070 TL dikkate alındığında, davacının 609.170,84 TL borcu bulunmasına rağmen 800.000,00 TL ödeme yapıldığını ve davalının 190.829,15 TL sebepsiz zenginleştiği ileri sürülerek, bu miktarın TBK'nın 77. maddesine göre iadesini talep etmektedir.  Davalı vekili ise taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde 09.09.2016 tarihi itibariyle müvekkilinin 200.000,00 USD alacağı bulunduğu belirtilmesine rağmen, ticari ilişkinin devam etmesi ve önceki borçlarla ilgili temerrütün devam etmesi nedeniyle vade farkı oluştuğundan borcun arttığını belirtilerek takas mahsup savunmasında bulunmuştur. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, borcun ödediğini, cevap dilekçesinde belirtilen icra dosyası nedeniyle borç bulunmadığını ve buna ilişkin 20.10.2016 tarihli ibraname düzenlendiğini, 13.10.2016 tarihinden sonra yapılan ticari faaliyetler kapsamında davalı şirketin banka hesabına davacı şirket ortağı ... tarafından \"... açıklaması\" ile 200.000,00 USD ödeme yapıldığını, ayrıca 15.11.2016 tarihinde şirket ortağını kredi kartıyla davalıya 9.650,00 TL ödendiğini, takas savunmasına rağmen davalının alacağının bulunmadığını belirtmiştir.Dava dışı TCDD'nin ödeme tarihi itibariyle davalının alacağını 196.064 USD olduğu, 19.07.2016 tarihli yazı ile davalı tarafından bildirilmiştir. Davalı vekili, ödemeden sonra taraflar arasındaki devam eden ticari ilişki ve vade farkı nedeniyle müvekkilinin alacağının arttığını savunmuştur. Davacı ise, taraflar arasındaki ticari ilişkide, temlik ödemesi sonrası, davacının peşin para ile emtia sattığını ve bu kapsamda şirket ortağının alınan emtia bedellerini ödediğini, faturaların geç düzenlenmiş olmasının davacının kusuru olmadığını, sonraki fatura borçlarına şirket ortağı tarafından ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleştiğinin devam ettiğini ileri sürmüştür. Mahkemece davacının ticari defterleri inceleme yapılarak alınan ve davalı iddialarını değerlendirmeyen 28.09.2018 tarihli raporda, davalı tarafından TCDD Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan ihtar ve yazı dikkate alınarak davacının 609.170,84 TL borcu bulunduğu, bu nedenle TCDD tarafından yapılan 800.000,00 TL ödeme ile davalının sebepsiz zenginleştiği belirlenmiştir. Davalı vekili rapora itiraz ederek, ödeme sonrası ticari ilişkinin devam etmesi nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğunu savunmuştur. Davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 14.05.2019 tarihli raporunda, davalı tarafından düzenlenen faturalarda aylık %12 vade farkı uygulanacağının belirtildiğini, bu nedenle davalının 36.339,86 USD (112.370,12 TL) vade farkı faturası düzenlediğini, faturanın hangi esaslara göre düzenlendiğinin belli olmadığını ve vede farkı faturasını davacı defterlerinde yer almadığı, ödemenin 13.10.2016 tarihinde alındığı ve vade farkı faturasının bundan sonra 17.10.2016 tarihinde TCDD'den yapılan tahsilattan 4 gün sonra düzenlenmesine rağmen tebliğ edilmediği belirlenmiştir. Bilirkişi raporunun 6. sayfasında tarafların ticari defterlerinin USD cinsi paranın TL'ye çevrilerek düzenlenmesi nedeniyle tarafların mutabık olduğu 196.064,00 USD borç konusunda mutabık olmadığı, ancak bu miktarda borcun bulunduğu hususunda tarafların mutabakatının bulunduğu belirlenmiştir. Bu nedenle raporda, tarafların mutabık kaldığı bu ödemenin ne şekilde yapıldığının değerlendirildiği belirtilmiştir.  Raporda, davalının yaptığı 800.000 TL tahsilat ile alacağından 36.634,86 USD fazla tahsilat yapıldığı belirlenmiştir. Raporda ayrıca 13.10.2016 ve öncesi döneme ilişkin tespit yapıldığı ve bu tarih sonrası taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği ve 29.12.2018 tarihi itibariyle davalı defterlerinde borç bulunmadığı belirlenmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda, vade farkı faturasıyla ilgili aynı görüşler tekrar edilmiş ve tarafların mutabakatı ile borç miktarı USD olarak belirlenip bu miktarın TCDD''ye davalı tarafından bildirilmesinden ve alacağın tahsil edilmesinden sonra vade farkı faturası düzenlenmesini doğru olmadığı, kaldı ki düzenlenen faturanın 25.10.2016 tarihli ihtarla iade edildiği belirlenmiştir. Ancak 13.06.2016 tarihli temlik ödemesinden sonra davalı tarafından düzenlenen 13.10.2016 tarihli 20.071,92 USD ( 61.943,95 TL), 17.10.2016 tarihli 18.074,14 USD ( 55.800,00 TL), 17.10.2016 tarihli 7.746,70 USD ( 23.954,35 TL) ve 25.10.2016 tarihli 2.938,00 USD ( 10.021,61 TL) olmak üzere toplam 48.830,96 USD karşılığı dört adet faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle bu faturalar temlik sebebiyle fazladan tahsil edilen tutarlarda mahsup edilebileceği belirtilerek, temlikle fazladan tahsil edilen 63.634,10 USD'den temlik sonrası davalının dört adet fatura alacağı olan 48.830,96 USD'nin mahsubu ile fazladan 14.803,14 USD'nin tahsil edildiği belirlenmiştir. Mahkemece bu rapor esas alınarak bu miktarın TL karşılığı olan 39.678,89 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmiştir. Oysa davacı, cevaba cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde, temlik sonrası davalının, sipariş sırasında ürün bedelinin ödenmesi halinde satış yapacağına bildirmesi nedeniyle, düzenlenen bu fatura borçlarının  şirket ortağı tarafından açıklama yapılarak davalı şirkete ödendiğini, bir kısım borcun yöneticinin kredi kartıyla ödendiğini, 55.800,00 TL'lik fatura yönünden tarafların ibralaştığını ileri sürmüştür. Ancak mahkemece davacının bu iddiaları hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir.Taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğundan, davalı tarafından fazladan bir tahsilat yapılmış olması halinde, tahsilattan sonra da davalı tarafından satılan ürün bedellerinin yapılan fazla tahsilatta dikkate alınması kural olarak doğrudur. Ancak davacı vekili, bilirkişi raporunda belirlenen, temlik ödemesinden sonraki fatura borçlarını, davalı şirkete ödendiğini savunduğuna göre, bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu nedenle bilirkişi rapor ve ek raporda belirtildiği üzere taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin 06.09.2016 tarihi itibariyle 196.064,00 TL davalının alacaklı olduğu şeklinde kabul edilerek, temliken ödenen 800.000,00 TL'nin USD karşılığının 259.698,10 TL olduğu kabul edilip, fazlanan 63.634,10 USD tahsilat yapıldığı kabul edilip, 13.10.2016 tarihinden sonra düzenlenen dört adet faturanın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafından sunulan belgelere göre taraflar arasında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacak kalmadığı belirtilerek borçlunun ibra edildiği görülmüştür. ... tarafından 25.08.2016 tarihinde davalı şirkete icra dosyası \"Mas.Vendeka\"  açıklaması ile 55.800,00 TL para gönderildiği, 17.10.2016 tarihli faturanın da aynı miktarda olduğu ve hizmet bedeli mahkeme harcı bedeli açıklamalı bir fatura olduğu görülmüştür. ... tarafından kendi kredi kartıyla davacı ... AŞ adına davalı ... Şirketine 15.11.2016 tarihli kredi kartı ödeme formu ile 9.600,00 TL ödeme yapıldığına ilişkin belge sunulmuştur. Ayrıca 13.10.2016 tarihli 20.071,92 USD (61.943,95 TL) ve 25.11.2016 tarih 2.938,20 USD ( 10.021,61 TL) bedelli iki adet emtia satış faturası karşılığında yine şirket ortağı ... tarafından 12.10.2016 tarihinde ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Rapora itiraz ekinde bulunan bu dekont tam olarak okunmamakla birlikte bir ödeme yapıldığı görülmektedir. Ancak bilirkişi tarafından bu ödemeler değerlendirilmediği gibi mahkemece de ödemelerin dikkate alınıp alınmayacağı değerlendirilmemiştir. Borcu sona erdiren ödeme itiraz olup, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu nedenle davacı şirket ortağı tarafından belirtilen ödemelerin, gerekirse bilirkişi aracılığıyla değerlendirilerek, davalı defterlerinde ne şekilde değerlendirildiği, ödemelerin davacı şirketin borcu için yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve buna göre istirdadı gereken bir miktar bulunup bulunmadığını belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, delillerin tam olarak toplanıp değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.  <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d3e912f73aa2083a","SID":"124329f121a74b68"}}