{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 11/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 26/04/2024<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkili şirket ile davalı ... A.Ş. ile yapılan anlaşma üzerine 16.04.2018 tarihli ... sayılı proforma fatura gereği makinanın satın alma opsiyonlu kiralaması için 27.04.2018 tarihli ... Kiralama şirketi ile yapılan finansal kiralama sözleşmesi konusu 2018 model ... model ... ... ... ... ... ... ... ... ... 2600 mm enindeki makine için anlaşma yapıldığını davalı şirketin üretici şirketin ticari mümessili olduğunu, makine satış anlaşmasını davalı şirketin yaptığını makine teslim yerinin müvekkilinin şirket adresi olduğunu, makine bedelinin 305.000 Euro olduğunu, müvekkili şirketin işyerine 2500 mm eninde benzer bir makine kurulum için getirilmiş ise de bu makinenin sözleşme konusu makine olmadığını, proforma fatura konusu olan ve sipariş teyidi yazısında gösterilen sözleşme konusu makinenin 2600 mm eninde olduğunu, bu farklılık teknik özellik nedeni ile malın sadece ayıplı olması olmadığını, makinenin farklı olması hali olduğunu, sözleşme konusu olan 2600 mm enindeki makinanın satıcı olarak teslimi zorunlu olduğunu, sözleşme konusu makinanın anlaşmada da yazılı olduğu üzere 2.40 eninde kumaş çalıştırması gerektirdiğini, işyerine getirilen makinenin 2500 mm eninde olduğunu, ayrıca 2.40 eninde kumaşı da çalıştırmadığını, bu hali ile müvekkili şirkete sözleşme dışında bir makina teslim edildiğini, davalı şirkete noterden ihtarneme gönderildiğini, ayrıca Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırıldığını, davalı şirketin temscilsi olduğu şirket tarafından düzenlenen ve müvekkili şirkete gönderilen mailde 30.000 Euro'luk bir aparatla ile bu ayıbın giderileceğinin iddia edildiğini, müvekkili şirketin finansal kiralama sözleşmesinin kendisine verdiği yetki ile bedelde tenzilat hakkını kullanarak 100.000 EURO bedel tenzili ile ödediği makine bedelinden 100.000 Euro'yu geri talep ettiğini, tüm bu nedenlerle haklı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 Euro'nun ihtar tarihinden itibaren Euro döviz cinsinden mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili,  davacının müvekkili firmadan herhangi bir makina satın almadığını, müvekkili firmanın davacının makine satın aldığı İtalyan ... firmasının Türkiye Acentesi olduğunu, acenteye doğrudan doğruya dava açmanın mümkün olmadığını, davanını esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu makine davacının iddialarının aksine taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu iş bu sebeple dava konusuz kaldığının davanın reddine karar verilmesini, yetki itirazlarının bulunduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında düzenlenen makine satış sözleşmesi gereği makinenin anlaşmaya aykırı olarak 2.40 eninde kumaş çalıştırması yerine 2.60 eninde kumaş çalıştırıp çalıştırmadığı, davalının sözleşme dışında farklı özellikteki makinayı teslim edip etmediğini, davalının acente olup olmadığı, acente ise davanın pasif husumet yokluğundan reddedilip reddedilmeyeceği, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre makine özelliğinin baston veya silindir özelliklerinden hangisine göre belirlendiği noktalarında olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilince sözleşme örneğinin Türkçe tercümesi sunulmuş olup, sözleşmenin davacı ile dava dışı ... şirketi arasında yapıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında; acenteye, müvekkilini temsilen dava açılabileceği, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında;  davalı şirketin ... sigorta şirketinin acentesi olarak işlem yaptığı, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı ve ancak izafeten dava açılabileceği, kaldı ki acente hakkında hüküm kurulsa dahi icra edilemeyeceği belirtilmiştir. Yine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı belirtilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı ile dava dışı ..... şirketi arasında olduğu, davalının dava dışı şirketin acentesi olduğu, acenteye müvekkilini temsilen dava açılabileceği, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı anlaşılarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı şirketin,  üretici şirketin acentası olduğu gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verdiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, dava konusu ayıplı makinanın satışına dair sipariş teyidi ve satış  anlaşmasının, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında yapıldığını, davalı şirketin makine özelliklerini içeren mail gönderdiğini, davalı şirketin sözleşmeyi acente olarak değil kendi adına yaptığını, yine müvekkil şirkete gönderilen ihtara yanıtın da kendi adına düzenlendiğini, davalı şirketin dava öncesinde acente olarak hareket ettiğine dair bir beyanı da söz konusu olmadığını, dava konusu satışı yapılan makinenin ayıplı olmasından kaynaklanan bedel tanzimi davası olduğundan davalı şirketin müvekkili şirkete karşı bu bedelden sorumlu olduğunu, davalı şirkete husumet yöneltilmesinin yasaya uygun olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, Alacak istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dosyamız içerisinde mevcut sözleşme örneğinin Türkçe tercümesinde davaya konu sözleşmenin davacı ile dava dışı ... şirketi arasında yapıldığının anlaşılmasına, TTK 105/1 maddesi gereğince acentenin yapmış olduğu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açılabileceği ve kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin belirtilmesine, böylelikle acentelere asaleten dava açılamayacağına, acentenin doğrudan doğruya sorumlu tutulamayacağına, (aynı yönde Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 09/03/2023 tarih 2022/2326 Esas 2023/977 Karar sayılı ilamı) mahkemece dava dışı şirketin acentası olan ... ve ... A.Ş.'ye karşı doğrudan açılan davanın husumetten reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan  tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oybirliğiyle HMK'nun 361/1 maddesi gereğince dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.26/04/2024\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f3e24f4d9dd91a8","SID":"d4da725478612ddf"}}