{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2021/1845<br>KARAR NO\t \t: 2024/763<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO \t\t: 2019/164<br>KARAR NO\t\t: 2021/854<br>DAVA TARİHİ\t: 09.05.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 14.10.2021<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 16.05.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 16.05.2024<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2021 tarih ve 2019/164 Esas, 2021/854 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 09.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet veren ticari alacak konusunda 23.01.2019 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, ara buluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, arabuluculuk son tutanağının 17.04.2019 tarihinde tanzim edildiğini, davacının bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete fiyat teklifinde bulunulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde davalının bu teklifi kabul ettiği ve taraflar arasında sözleşme meydana geldiğini, sözleşmeye göre davacı şirketin ürünlerinden biri olan ... Digital Arşiv Yazılımı ve Entegrasyonunun gerçekleştirileceğini ve karşılığında icra dosyasına konu 401.200,00 TL bedelin davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeneceğini, sözleşmenin gereğinin davacı tarafça yerine getirildiğini  akabinde 28.09.2018 tarihli ... 2018 000000062 numaralı faturanın düzenlendiğini, davalı tarafa gönderildiğini, faturaya itiraz gelmediğini, 22.10.2018 tarihinde Beyoğlu 19. Noterliği'nin 10842 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak davalının sözleşmesel yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğini, bunun üzerine İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12992 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe borçlu şirketin taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı gerekçesi ile 06.11.2018 tarihinde itiraz ettiğini oysa  taraflar arasında teati edilen maillerden dahi kurulumun yüklendiği, sözleşmesel ilişkinin varlığının ortada olduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirtmiş , davalının İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12992 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen 25.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında iddia edilen ürün ve işe dair akdi ilişki kurulmadığını, sözleşme imzalanmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin fiyat teklifi aşamasında kaldığını, davacı tarafından davalıya sadece 28.08.2018 tarih ve \" Digital Arşiv Sistemi \" konulu teklif formları sunulduğunu, akabinde davalının sonraki işlemlere dair hiçbir kabulü, onayı ve muvafakatı olmaksızın davacının emri vaki ve oldu-bitti eylemlere giriştiğini, söz konusu formların \" yazılım teslimi ve ödeme \" başlıklı bölümünde açıkça \" teklifin onayının iletilmesi ve sözleşmelerin imzalanmasına istinaden çalışmalara başlanacaktır \" ibaresinin yer almasına rağmen taraflar arasında hiçbir sözleşme kurulmadan davalının kabulü ve onayı olmadan ve sözleşmeler imzalanmadan davacının alelacele fatura düzenlediğinin görüldüğünü, davacı tarafça gönderilen belgenin fiyat teklifinden ibaret olduğunu, niteliği gereği ileri sürülen işin bir bütün olduğu ve fevkalade ciddi bir sözleşme süreci gerektirdiğini, dolayısıyla gizlilik/ sır saklama/ planlama/ aşamalandırma vs.. gibi konularda sözleşme imzalanmadan işe başlanamayacağını ayrıca davacının yaptığı teslim ettiği ve tamamladığı bir işte olmadığını, zaten ileri sürülen işin bu kadar kısa sürede tamamlanabilecek bir iş olmadığını, davacının faturalara itiraz edilmediği konusunda gerçek dışı beyanlar ileri sürdüğünü, davacı tarafından davalıya 28.09.2018 tarih ... 2018 000000062 nolu temel fatura ve 18.09.2018 tarih ... 2018 000000060 nolu ticari faturanın gönderildiğini, ticari faturaya Bornova 6. Noterliğinin 26/10/2018 tarih 16439 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve faturaların reddedildiğini, red işlemi üzerine davacı tarafın diğer temel faturayı gönderdiğini, her iki faturaya da itiraz edildiği ve kabul edilmediğini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi  14.10.2021 tarih ve 2019/164 Esas 2021/854 Karar sayılı kararında özetle; davacı tarafça taraflar arasında dijital arşiv yazılımı ve entegrasyonu işine ilişkin sözleşme yapıldığı, sözleşmenin yerine getirildiği ancak bedelinin ödenmediğinden bahisle sözleşmeden kaynaklanan  alacağın tahsiline yönelik olarak davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı, taraflar arasında davalının iş yerinde kullanılmak üzere arşiv yazılımı ve entegrasyonu işi ile ilgili sözleşme yapıldığı, sözleşme bedelinin arşiv yazılımı açısından 270.000,00 TL, entegrasyon işi açısından 70.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça arşiv yazılımı işinin yapılarak kurulumunun tamamlandığı ancak entegrasyon işinin yerine getirilmediği, yalnızca arşiv yazılımı işinin tek başına bedelinin olabileceği, arşiv yazılımının entegrasyon olmaksızın tek başına ayrı bir sistem olarak ta kullanılabileceği ve tek başına bir değer taşıdığının alınan ayrıntılı gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilgisayar mühendisi bilirkişi raporu ile belirlendiği, arşiv yazılım işi tamamlanmış olması sebebiyle davacının söz konusu işin bedeli olan 270.000,00 TL + KDV tutarı olan 48.600,00 TL olmak üzere toplam 318.600,00 TL bedeli  davalıdan talep edebileceği, söz konusu bedelin ödenmesine yönelik olarak davacı tarafça davalıya Beyoğlu 19. Noterliği'nin 22.10.2018 tarih 10842 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği,  ihtarnamede hizmet bedeli olarak belirtilen 401.200,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 iş günü içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 22.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ihtarnamenin tebliğ tarihine göre 26.10.2018 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacı tarafça talep edilebilecek işlemiş faiz bedelinin arşiv yazılım işi sebebiyle 851,05 TL tutarında olduğu ve  davacının yapılan arşiv yazılımı iş sebebiyle  davalıdan takip tarihi itibariyle toplam 319.451,05 TL tutarında alacaklı olduğu, bu miktar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu yine bu miktar üzerinden icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu  incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalı vekili tarafından verilen 26.10.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, kurulmadığını, davacı ... ile davalı müvekkili ... arasında, iddia edilen ürün ve işe dair bir akdi ilişki kurulmadığını ve belirlenen usul ve şartlarda sözleşme imzalanmadığını, davacının kendi sunduğu delillerden dahi görüleceği üzere, taraflar arasındaki ilişkinin fiyat teklifi aşamasında kaldığını, davacı ... tarafından, müvekkili davalı ...’a sadece, 28.08.2018 tarih ve \"Dijital Arşiv Sistemi\" konulu teklif formları sunulduğunu, bunun akabinde, müvekkilinin sonraki işlemlere dair hiçbir kabulü, onayı ve muvafakati olmaksızın davacı ...'ın emrivaki ve oldu-bitti eylemlere giriştiğini, söz konusu formların \"Yazılım Teslimi ve Ödeme\" başlıklı bölümünde açıkça, \"teklifin onayının iletilmesi ve sözleşmelerin imzalanmasına istinaden çalışmalara başlanacaktır\" ibaresinin yer almasına rağmen, taraflar arasında hiçbir sözleşme kurulmadan, müvekkilinin onayı ve kabulü olmadan ve sözleşmeler imzalanmadan davacının alelacele fatura düzenlediğinin görüldüğünü, davacının sunduğu EK-3 numaralı belge içeriğinde, ancak \"sözleşmelerin imzalanmasına istinaden\" çalışmalara başlanacağının açıkça yazılı olduğunu, bu ifadeden dahi, davacı ...'ın müvekkiline gönderdiği belgenin bir Akit / Sözleşme değil, sadece bir fiyat teklifinden ibaret olduğunu, asıl sözleşmenin sonradan müzakere edilerek imzalanmasının gerektiğinin açıkça anlaşıldığını, keza işin niteliğinin de bunu gerektirdiğini, taraflar arasında, geçerlilik şartına ve usulüne tabi kılınmış olan böyle bir sözleşmenin hiçbir zaman imzalanmadığını, bu nedenle, davacının bir an için bir iş gördüğü kabul edilse dahi, taraflar arasında bir sözleşme olmadığından, bu eylemin TBK'nın 526 ve devamı hükümlerinde düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümlerine tabi olacağını, TBK 526 maddesi uyarınca; vekaleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin, hiçbir zaman ve hiçbir suretle, davacının gerçekleştirdiğini iddia ettiği yazılıma muvafakat etmediğini, niteliği gereği, ileri sürülen işin bir bütün olduğunu ve fevkalade ciddi bir sözleşme süreci gerektirdiğini, dolayısıyla, \"gizlilik\" / \"sır saklama\" / \"planlama\" / \"aşamalandırma\" vesaire gibi konularda sözleşme imzalanmadan işe başlanamayacağını, davacının, olaylarının bir oldu-bittiye getirdiğni ve emrivaki yaptığını, davacının ileri sürdüğü işin, müvekkili şirketin onlarca yıllık tüm mali, hukuki, ticari dokümanlarının arşivlenmesi işi olduğunu, bu iş kapsamında tüm dokümanların alınacağını, taranacağını, kopyalanacağını düzenleneceğini ve arşivleneceğini, söz konusu dokümanların tamamının, ticari, mali ve hukuki gizlilik taşıyan, sır niteliğindeki bilgiler içerdiğini, dolayısıyla, bu dokümanların, böyle oldu-bitti bir şekilde, emrivaki olarak davacıya teslim edilmesi ve işlem yapılmasının hayatın olağan akışına, ileri sürülen işin niteliğine ve mantığa aykırı olduğunu, bu sebeple, zaten, davacının da ileri sürdüğü belgelerin üzerinde, özellikle \"teklifin onayının iletilmesi ve sözleşmelerin imzalanmasına istinaden çalışmalara başlanacaktır\" ibaresinin yer aldığını, böyle bir iş için \"akit imzalandı\" diyebilmek için, tüm gizlilik, sır saklama, cezai şartlar, teminatlar vesaire gibi birçok konuda tarafların anlaşmaya varmış olması gerektiğini, davacının ise, sadece bir fiyat teklifi sunmakta ve söz konusu işi sanki anlaşılmış, iş yapılmış ve ücrete hak kazanılmış gibi işi oldu-bittiye getirmeye çabalamakta olduğunu, bu itirazlarının haklılığı ve doğruluğunun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, 30.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuçları arasında niteliği gereği, ileri sürülen işlerin birbirlerine ihtiyaç duyan ve bir bütünlük içinde anlam ifade etmekte olan ciddi işler olduğu, şirketlerin veya kurumların onlarca yıllık tüm mali, hukuki, ticari, teknik, \"know-how\" (Bir şeylerin nasıl yapılacağına ilişkin bilgi) gibi dökümanların sayısal arşivlenmesinin, kapsamlı, zaman alan, çok önemli ve ciddi bir iş olduğunu, dolayısıyla bu tip işlerde, \"gizlilik, sır saklama, planlama, güvenlik vs. \" gibi konuların sözleşmelerle / anlaşmalarla kapsamının net belirlenmesi ve koruma altına alınması önemli olduğu gibi talep edilmesinin de doğal olduğunun açıklandığını, bu tespitlerin, davanın başından beri söyledikleri, \"taraflar arasında bir sözleşmenin kurulmadığı\" savunmasını doğruladığını, bu çerçevede, davacının sadece arşiv yazılımını kendi keyfince kurmuş olmasının hiçbir manası, etkisi ve sonucunun olmadığını, arşiv yazılımı, entegrasyonu yapılmadıkça, ki yapılmadığını, hiçbir fonksiyonu olmayan ölü bir sitem olduğunu,  teknik bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirildiğini, teknik bilirkişi raporunun genel mahiyeti ve sonucu itibariyle, savunmalarının haklılığını desteklemesine rağmen, arşiv yazılımının kurulduğu yönünde hatalı bir görüşe neden olduğunu, arşiv yazılımı, 21.02.2020 tarihli keşif esnasında, davacının personelinin verdiği ek dosya, hesap ve şifreler yardımıyla kurulu hale getirilebildiğini, kurulduğu iddia edilen arşiv yazılımının giriş şifre ve kodlarının dahi müvekkilde olmadığını, mahkeme kararında, arşiv yazılımının müvekkili şirketin sitemine kurulu olduğu sonucuna varılmış olsa da, teknik bilirkişi raporunda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, bu programın mahkemenin 21.02.2020 tarihli keşfi esnasında, davacının teknik personelinin verdiği ek dosyalar, şifreler ve kodlar sayesinde sistemde çalışır hale getirildiğini, yani, keşif esnasında davacının teknik personelinin müdahalesiyle çalıştırıldığını, keşifte, davacının personelinin müdahale etmesine kadar, bu programın ölü bir program niteliğinde olduğunu, teknik bilirkişi raporunun 7. sayfasında: \"Keşif esnasında, ... Davacı tarafın sistem kurulum uzmanının vermiş olduğu ilk kurulum bilgileri ışığında .... 18.04 versiyonu ... Çalıştırılması denenmiştir. (Yani, sistem ancak, davacı tarafın teknik uzmanının keşif sırasında bilirkişiye verdiği şifre, ek kurulum dosyaları ve kodlar yardımıyla açılabilmiştir. ) Keşif esnasında ... Arşiv yazılımı çalıştırılmak istendiğinde, lisanslama sorunu nedeniyle yazılıma giriş yapılamamıştır. Davacı taraf sistem uzmanının verdiği bilgiler ve sistemden alınan hata nedeniyle, ... Bunun üzerine Arşiv lisanslama için gerekli dosyalar olduğu belirtilen 8 \"...\", \"...* dosyalar davacı firma görevlisi ... bey tarafından ...@....net e posta adresinden bana ve ...'ye 21.02.2020 cuma günü saat 17.41 de gönderilmiştir. Bu dosyalar sisteme aktarılmıştır. Bu dosyalar bilirkişi tarafından incelenememiştir. (Yani, gerekli ek kurulum dosyaları ve lisans dosyaları dahi keşif esnasında yüklenmiştir) Keşif esnasında ... Lisanslama işlemi bir yazılıma yasal ve başarılı giriş yapılmasını ve çalışmasını sağlayan bir işlem olup, mevcut sisteme, diske veya veritabanına zarar vermeyeceğini düşünmekteyim. Taraflara bilgi vererek, lisans sorunu engelini aşılmak suretiyle kontroller yapılmıştır. Çünkü lisans engeli olan bir yazılıma yasal olarak çalıştırıp giriş yapmak mümkün değildir. Lisans dosyalarının derlenmesi sonucunda arşiv yazılımının kurulu bulunduğu sanal makine üzerinde çalışır hale geldiği görülmüştür. (Yani, arşiv yazılımı için gerekli lisans tescil işlemi dahi keşif esnasınsa yapılmıştır. ) Keşif esnasında ... (Raporun 8. Sayfasında) Davacı taraf sistem personeli, hesap bilgileri ve şifrelerini vermiştir. (Yani, arşiv yazılımına giriş için gerekli hesap bilgileri ve şifreleri dahi kesif esnasında oluşturulmuştur) Görüldüğü üzere, esasen davanın açıldığı tarih öncesinde ve sonrasında dahi, taaa ki 21.02.2020 tarihinde keşif icra edilene kadar, müvekkile fiziken veya sanal ortamda teslim edilmiş, erişim imkanı olan, lisansları mevcut, hesap ve şifreleri belirlenmiş bir arşiv yazılımı yoktur. !!! Malesef ki yerel mahkeme, bilirkişi raporundaki bu açıklamaları gözden kaçırmış olmalıdır. \"arşiv yazılımı yüklüdür\" diyebilmek için gerekli tüm teknik sistem keşif esnasında kurulmuş, şifreler, lisanslar, ek dosyalar vs. hep keşif esnasında sisteme yüklenmiştir. Ayrıca, tüm bu ifadelerden çıkan sonuç şudur ki; Davacı taraf, tarafımıza fiziki veya sanal hiçbir şey teslim etmediği gibi, söz konusu program, tarafımızdan sanal olarak ya da fiziken de teslim alınmamıştır. Arşiv yazılımının; Ne ek kurulum sistem dosyaları vardır... Ne lisansı vardır... Ne hesabı kurulmuştur... Ne şifreleri vardır... Müvekkil şirket yetkililerinde, zaten entegrasyonu dahi yapılmamış olan bu sisteme giriş yapmak için ne bir kullanıcı adı, ne de bir şifre yoktur. Adeta, fabrika bahçesine bırakılıp terk edilen bir eşya gibidir. Sanal ortama kurulduğu belirtilen yazılım, tarafımıza sanal ortamda (kullanıcı adı ve/veya şifreler ile, lisansıyla, ek dosyalarıyla) teslim edilmediği gibi, tarafımızca da erişilememiş ve kullanılmamıştır. Keza, hiçbir erişim kanalı olmayan ve kullanım izinleri de / lisanları da olmayan programın kurulduğundan ve teslim edildiğinden söz edilemez. Ortada sadece sanal ortamda, disklere yüklenmiş, ölü halde duran, erişimi imkansız, lisanssız, giriş şifreleri dahi olmayan  program dosyaları vardır. Keza, müvekkil şirketin yetkilileri de hiçbir zaman bu programa erişmemişler, giriş yapmamışlardır. Ki, program, davacı şirket yetkilileri tarafından hangi tarihte kapatılmış ise hala o haliyle durmaktadır. Bu durum, raporda; \"\"...\" isimli sanal makinenin diskine, tarafımızca iyi niyetli olarak hiç dokunulmadığı, herhangi bir şey gizlemeye saklamaya çalışılmadığı, Diskin 08.09.2018 tarihinde kurulmuş olduğu, son girişin de 04.12.2018'de  kapatılmış olduğu, (bir daha da hiç dokunulmadığı) görülmüştür, \" şeklinde ifade edildiğini, bu çerçevede, sanal ortamda terk edilen programa, hiçbir zaman müvekkili şirketin yetkililerince el dahi sürülmediğini, davacının iddia ve talebinin sektörel anlamda da olağan akışa uygun olmadığının tespit edildiğini, ayrıca raporda, \"arşiv yazılım kurulumu ve entegrasyon\" gibi bir işin, davacının ileri sürdüğü gibi basit bir teklif yazısı ile başlamayacağını, bu konuda ciddi gizlilik anlaşmaları, iş akış şemaları ve ciddi bir planlamanın yapılmış olması gerektiğini, bunun da, davanın başından beri savundukları, \"taraflar arasında sözleşme yoktur\" savunmasını haklı kıldığını, davacının ise, hiçbir zaman teyit edilmeyen bir teklif yazısı ile apar topar, emrivaki yaparcasına bu işi müvekkilinin üzerine atıp bıraktığını, davacı tarafın \"Sözleşme\" olarak ileri sürdüğü evrakın, üzerinde \"hizmet ve yazılım – fiyat teklifi\" yazan tek sayfadan ibaret bir belge olduğunu, bu belgeyi davacının da kendilerinin de dosyaya ibraz ettiklerini, fazla yoruma gerek olmadan, mahkemenin de elbette bu belgeyi görüp okuduğunu, bilirkişinin de, fiyat teklifi başlıklı bu yzaının bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, gerekli ciddiyetten, ayrıntıdan ve ayrıntılı hükümlerden yoksun olduğunu açıkça tespit ettiğini, \"Gizlilik\" / \"Sır Saklama\" / \"Planlama\" / \"Aşamalandırma\" vs. gibi konularda sözleşme imzalanmadan işe başlanamayacağını, davacının, olayları bir oldu-bittiye getirmeye ve emrivaki yapmaya çabaladığını, davacının ileri sürdüğü işin, müvekkili şirketin onlarca yıllık tüm mali, hukuki, ticari dokümanlarının arşivlenmesi işi olduğunu, bu iş kapsamında tüm dokümanların alınacağını, taranacağını, kopyalanacağını düzenleneceğini ve arşivleneceğini, söz konusu dokümanların tamamının, ticari, mali ve hukuki gizlilik taşıyan, sır niteliğindeki bilgiler içerdiğini, dolayısıyla, bu dokümanların, böyle oldu-bitti bir şekilde, emrivaki olarak davacıya teslim edilmesi ve işlem yapılmasının hayatın olağan akışına, ileri sürülen işin niteliğine ve mantığa aykırı olduğunu, davacı tarafın somut olayda tüm esaslı unsurlar üzerinde anlaşma olduğunu cevaba cevap dilekçesinde ifade ettiğini, sözleşmede yer almasını taraflardan sadece birinin gerekli görmesinin sözleşmenin kurulmasına engel olduğunu, (Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1, 2018, Vedat Kitapçılık) \"ya taraflar anlaşmak, kararlaştırmak suretiyle veya taraflardan biri, diğer tarafa bunu hissettirmek, anlatmak koşuluyla, noktaları da esaslı nokta, yani sözleşme iradesinin zorunlu koşulu haline getirebilirler.\" (Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Yetkin Yayınları) tarafların bu sübjektif esaslı noktayı ifade etmeseler idi, TBK m. 2/I uyarınca bu noktalarda anlaşmayı ileriye bırakmış olmalarının sözleşmenin kurulmasına engel teşkil etmemiş olacağını, \tzaten ileri sürülen işin bu kadar kısa sürede tamamlanabilecek bir iş olmadığını, tamamlanmış, müvekkili şirkete teslim edilmiş ve kullanımına sunulmuş herhangi bir ürünün bulunmadığını, keza zaten, müvekkili davacının herhangi bir işlemine kabul veya onay vermediğini, davacının ileri sürdüğü fiyat teklifi yazısında her aşamada onay alınacağının yazdığını, davacının \"sözleşme gereğini yerine getirdim\" savunmasının altında yatan düşüncenin, işleri oldubittiye getirip emrivaki yapması olduğunu, daha zorunlu sözleşmeler imzalanmadan, müvekkilinin hiçbir konuda onay ve talimat vermeden gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü işlemlerin hiçbir hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, ayrıca, asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacının sözleşme gereğini yerine getirdiğinin bir an olsun kabul edilse bile, davacının müvekkiline teslim ettiği hiçbir lisans, kod, şifre vs. hiçbir şeyin olmadığını, bu durumda teslimden bahsedilemeyeceğini, Ortada ne bir ürün, ne de bu ürüne ilişkin bir lisans, kod, şifre vesaire bulunmadığını, müvekkilinin şu anda, davacının bahsettiği ürünü kullanmak istediğinin varsayılması halinde elinde bu sistemi kullanabilmek için hiçbir fiziki veya elektronik / sanal anahtar, kod, şifre bulunmadığını, böyle bir şeyin olmadığının bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, bilirkişi raporlarının dikkatle okunduğunda, istinaf gerekçelerinin çok daha iyi anlaşılabileceğini, özellikle de bilirkişinin raporda, keşif sürecine dair anlık olarak kaydettiği sürecin, arşiv yazılımı denilen programın, keşif esnasında çalışır hale getirilebildiğini gözler önüne serdiğini, yukarıda açıkladıkları ve resen değerlendirilecek tüm gerekçelerle; istinaf başvurularının kabulüne, gerek görülmesi halinde, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde de yerel mahkemenin kabul kararının kaldırılmasına, davanın tamamen reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından verilen 19.10.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında Dijital Arşiv yazılımı ve Entegrasyon Sözleşmesinin kurulduğu noktasında herhangi bir tereddüt bulunmadığını, nitekim davacı müvekkili tarafından 28.08.2018 tarihinde düzenlenmiş Teklif formunun ekinde bulunan ve taraflarca imza altına alınan \"Hizmet Ve Yazılım-fiyat Teklifi\" başlıklı evrakın yazılım teslimi ve ödeme alt başlığı içerisinde; \"Teklifin onayının iletilmesi ve sözleşmelerin imzalanmasına istinaden çalışmalara başlanacaktır\" hükmünün söz konusu olduğunu, söz konusu fiyat teklifi incelendiğinde davalı tarafın imzası ve şirketin kaşesinin bulunduğunun görüldüğünü, bu doğrultuda davalı tarafça teklifin kabul edildiği ve aynı anda sözleşmenin imzalandığının açık olup taraflar arasında sözleşme kurulduğunun sabit olduğunu, zira teklif formunda sözleşmenin esaslı unsurlarının yer aldığını, aynı zamanda taraflarca teati edilen mail yazışmalarından da müvekkili şirketin, sözleşme gereği üstlendiği edimi yerine getirdiğinin anlaşıldığını, davalı tarafın, söz konusu mail yazışmalarını adeta yok saydığını, ancak sözleşmenin de arşiv yazılımı kurulumunun da davalı şirketin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, bu nedenle davalı tarafın sözleşmenin kurulmadığı ve ifa edilmediği iddialarının kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeye göre müvekkili şirketin, ... Dijital Arşiv Yazılımı ve entegrasyonunu gerçekleştireceği, karşılığında davalı tarafça dava konusu 401.200,00 TL'nin ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin, sözleşmeye dayanarak dava konusu faturayı düzenlediğini ve davalı tarafa gönderdiğini, dosya kapsamında hazırlanan 04.03.2021 tarihli ve 24.06.2021 tarihli Bilirkişi Raporlarında \"davacının davalı adına düzenlediği Beyoğlu 22/10/2018 tarih ve 10842 yevmiye numaralı ihtarnamenin konusunu oluşturan 28/09/2018 tarih ...2018000000062 Temel E-Faturaya davalının yasal süresi içinde itiraz ettiğine dair  davalı vekili tarafından tevsik edici bir belge verilmemesi, söz konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve yasal zorunluluk olarak faturanın kabul edildiği görüşünün ortaya çıktığı\" kanaatine varıldığnıı, raporlarda yer alan tespitlerin, iddialarını doğrular nitelikte olup söz konusu Temel e-faturaya itiraz edilmemesinin sonuçlarının açık olduğunu, davalı tarafın, tacir olup süresinde temel faturaya itiraz etmediğinden dava konusu faturayı kabul ettiğini, belirtmiş oldukları gibi faturaya dair taraflar arasında imzalanan sözleşmenin dosya kapsamında mevcut olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmanın varlığının, yazılımı kurulduğu ve entegrasyonun gerçekleştirildiği dosya kapsamındaki mail yazışmaları ve tüm bilgi ve belgeler ile sabit olduğunu, davacı tarafın sözleşme gereği edimini ifa etmiş olduğunun ortada olduğunu, kaldı ki anılan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; taraflar arasında önceden bir anlaşma olmasa dahi temel faturanın düzenlenebileceğini, bu nedenle somut durumda davalı tarafça dava konusu temel faturaya karşı geçerli bir itirazda bulunulmadığından temel faturanın her halde kabul edildiğini, teknik bilirkişi raporları ile arşiv yazılımının kurulu ve çalışabilir durumda olduğu kesin olarak tespit edildiğini, ayrıca arşiv yazılımının entegrasyon olmaksızın da tek başına ayrı bir sistem olarak kullanılabileceğinin anlaşıldığını, öyle ki davalı şirkette yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan teknik Bilirkişi Raporunun 8. sayfasının 2. paragrafında; \"Komut satırından arşiv yazılımının kullanmakta olduğu veritabanı üzerinde yapılan sorgulamalar sonucunda 10 adet kullanıcı hesabı olduğu ve kullanıcıların log kayıtlarına bakıldığında çoğunlukla davalı şirket IP üzerinden erişim sağlandığı; bu kullanıcı hesaplarının, bir tanesi hariç diğerlerinin evrak tarama ekibinin kullanımına açılan hesaplar olduğu ve \"...\" kullanıcı isimli yönetici hesabının müşteri davalı firma sistem sorumlusunun kullanımı için tanımlandığı\"nın belirtildiğini, raporun devamındaki \"veri tabanında tutulan on binlerce adet kaydın bulunduğu görülmüş ve bunlara ilişkin bazı kontroller komut satırından da yapılabildiği gibi kontroller arşiv yazılımı üzerinden de menüler aracılığıyla arama ve sorgulama yapılabilmiş; rastgele seçilen sorgulama sonucunda ekrana sayısal evrağın getirilebildiği ve arşiv yazılımının menülerinin çalışır olduğu görülmüştür\" şeklindeki tespite göre müvekkili şirketin, yüklendiği edimi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili şirketin davalı firmaya personellerini gönderdiğini ve bir başka sözleşmenin konusu olan fiziksel arşivin taranarak dijital ortama aktarılması işlemlerine başladığını, buna göre somut olayda müvekkili şirketin dava konusu sözleşmeyi yerine getirdiğini, zira sözleşmeye konu yazılım ve entegrasyonun sağlanmamış olsaydı doküman tarama işlemine başlanmasının mümkün olmayacağını, bu nedenle davanın tüm talep miktarı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken Entegrasyon gerçekleştirilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin entegrasyon işinin yerine getirilmediği iddia edilerek, hukuka aykırı olarak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, ancak müvekkili şirket çalışanlarının davalı şirket nezdinde doküman tarama işlemi gerçekleştirmiş olmasının, entegrasyon işleminin tamamlandığını kanıtlar nitelikte olduğunu, kaldı ki somut durumda arşiv yazılımı ile davalı şirket yazılımları arasında entegrasyon yapılmasına rağmen bu hususta yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, nitekim davalı şirket tarafından keşif sırasında davalı şirket yazılımları ile entegrasyonun sağlanıp sağlanmadığı konusunda bilirkişiye bilgi verilmemiş olup bu yöndeki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca dava dilekçelerinde tanık deliline dayanmalarına ve tanık bildirmelerine rağmen mahkemece dava konusuna ilişkin bilgi ve görgü sahibi tanıkların dinlenmediğini, dava konusu arşiv yazılımının, davalı şirket yazılımları ile entegrasyonunun sağlandığı konusunda bilgi sahibi tanıklar dinlenmeden entegrasyon bedeli yönünden davanı reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu doğrultuda faturaya yansıyan ve davalı tarafça itiraz edilmeyen Temel Faturadaki Arşiv yazılımı bedeli ile entegrasyon hizmet bedeli olan toplam 402.271,70 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığını, izah edilen gerekçelerle tüm dosya kapsamı ve sunulan belgeler dahilinde dava konusu Temel Fatura, davalı tarafça kabul edildiğinden; mahkemece hükmedilen kısmen kabul kararının kaldırılmasına ve 319.451,05 TL arşiv yazılımı bedeli, 82.820,64 TL entegrasyon bedeli olmak üzere toplam 402.271,70 TL üzerinden davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde davacı müvekkili lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın 319.451,05 TL arşiv yazılımı bedeli, 82.820,64 TL Entegrasyon bedeli olmak üzere toplam 402.271,70 TL üzerinden tamamen kabulüne davanın yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün davacı lehine bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek yukarıda ve mahkeme dosyasında izah ettikleri ve resen dikkate alınacak gerekçelerle; davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde davacı lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın tüm talep miktarı yönünden kabulüne davanın yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün davacı lehine bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı karşı yana yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br> Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan  fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan  itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.  TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak  yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.<br>Somut olayda;  Davacı tarafından, davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Yine kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir.<br>Davacı vekilince, taraflar arasında arşiv yazılımı ve entegrasyonuna ilişkin eser sözleşmesi yapıldığı, davacının sözleşme gereklerini yerine getirdiği, davalı yanın iş bedelini ödemediği, bu nedenle başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiği belirtilerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesi istenmiştir.<br>Davalı vekilince, akdi ilişki inkar edilerek, davacının yaptığı, teslim ettiği ve tamamladığı bir iş de bulunmadığı belirtilip davanın reddi savunulmuştur.<br> Dosyada mevcut \"Hizmet ve Yazılım - Fiyat Teklifi\" başlıklı belgede tarafların kaşeleri ve imzaları yer almaktadır. Bu belgeye göre arşiv yazılım teklif  bedeli 270.000,00 TL, entegrasyon teklif bedeli 70.000,00 TL'dir. Davacı tarafça dosyaya sunulan mail yazışmalarından da taraflar arasında  eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesince taraflar arasında arşiv yazılımı ve entegrasyonu ile ilgili sözleşme yapıldığının saptanmasında isabetsizlik görülmemiştir. <br>Taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi ilişkisinde davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece yapılan keşif ve alınan elektrik elektronik mühendisi, bilgisayar mühendisi  bilirkişi raporu ile davacı yüklenicinin arşiv yazılım işini yaptığı, entegrasyon işini yapmadığı anlaşılmıştır. Arşiv yazılımının, entegrasyon olmaksızın tek başına ayrı bir sistem olarak kullanılabildiği ve tek başına bir değer taşıdığı da yine hükme esas alınan bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Buna göre, davacının, arşiv yazılım işi nedeniyle davalı iş sahibinden alacaklı olduğu, yapılmayan entegrasyon işi nedeniyle alacağının olmadığı , mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2021 tarih ve 2019/164 Esas, 2021/854 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış oldukları istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 21.821,70 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.455,42 TL harcın mahsubu ile kalan 16.366,28 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"442a30c85a480284","SID":"3b4852da1b3dcff8"}}