{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1274 <br>KARAR NO: 2024/722<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/01/2024<br>NUMARASI: 2023/1134 Esas, 2024/107 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:  25/04/2024<br>K  A  R  A  R                   <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı ... San. ve Ticaret Ltd. Şti. arasında, Bakırköy ... Noterliği’nin 23.06.2023 tarihli-... numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, buna göre; “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kain ... kat ... no.lu bağımsız bölüm” 500.000,00 TL (beş yüzbin türk lirası) karşılığında, müvekkile satılmasının vaad edildiğini, taşınmazın tesliminin 31.07.2024 tarihinde yapılacağının kararlaştırılmasına mukabil, 500.000,00 TL’lik satış bedelinin nakden ve tek seferde satış vadedene ödendiğini, gayrimenkulu karşı tarafın üçüncü kişilere devretmeye çalıştığının öğrenildiğini, sonrasında, davalının müvekkiline gönderdiği Bakırköy ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı-26.10.2023 tarihli ihtarnamesi ile “sözleşme bedelinin ödenmediğini” iddia ederek ve sözleşmeyi geriye yönelik feshettiğini bildirdiğini, ancak müvekkili firma ile davalı arasında akdedilen Bakırköy ... Noterliği'nin 23.06.2023 tarih ve ... numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalı şirketin ödemenin tamamını nakden ve tek seferde aldığını beyan ettiğini, ilgili sözleşmenin kanunda öngörülen tüm geçerlilik şartlarını taşıyan hukuka uygun ve geçerli bir sözleşme olduğunu,  davalı tarafından sözleşmenin feshini gerektirecek haklı bir sebebin oluşmadığını, davalı tarafın noter huzurunda düzenlenen evrakı inkar ederek borcundan kurtulmaya çalıştığını ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, TBK uyarınca sözleşmenin bir tarafı haksız fesih beyanına muhatap olduktan sonra aynen ifa talebinde bulunabileceği gibi zararının giderilmesini isteme hakkına da sahip olduğunu, taşınmazın üçüncü kişilere devredilme ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, .. parselde kain ....kat ... no.lu bağımsız bölüm\" üzerine üçünü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir şerh edilmesine karar verilmesini talep ettiğini, “İstanbul İli, Eyüpsultan ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kain ...kat ... no.lu bağımsız bölümün\" tapu kaydının iptaliyle davacı müvekkili adına tapuda tesciline, bu taleplerinin reddi halinde gayrimenkulün dava tarihindeki rayicinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı firmadan tahsilini, bu taleplerinin de reddi halinde terditli olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,  (İşbu davanın 6100 Sayılı HMK'nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olup haksız fesih nedeniyle uğradıkları zarar tam olarak tespit edildiğinde harcının yatırılarak dava değerinin tamamlanacağını), yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ilk olarak yetki itirazında bulunduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemeleri olduğunu, hem davaya konu taşınmazın bulunduğu yer hem de davalı şirketin adresi gereği Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkisiz olduğunu, bu yönden öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini; yapılan sözleşmenin irade uyumsuzluğu açısından geçersiz olup hüküm ifade etmediğini, bahse konu sözleşmede her ne kadar taşınmazın satışının vaad ettiği ileri sürülse de bu işlemin gerçekte  davacı ile dava dışı üçüncü şahıs arasındaki  ticari ilişkiden doğan bir borcun teminatına yönelik yapıldığını, tarafların iradesinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak olmadığını, tarafların gerçekte yapmak istediği sözleşmenin hukuki nitelendirme bakımından bir tür kefalet sözleşmesi olduğunu, ancak kefalet sözleşmesi yönünden de sözleşmenin hüküm ifade etmeyip  geçersiz olduğunu, keza TBK tarafından kefalet sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesi gereken \"kefalet\" ibaresinin ve sorumlu olunacak azami miktar ile tarihlerin bilhassa belirtilmesi gereken, belli kanuni  şartları taşıması halinde geçerlilik tanınan sözleşmelerden olup; şekil yönünden bu sözleşme de geçersiz olduğunu, davacı ... Ltd Şti  ile dava dışı üçüncü kişi olan ... Tic Ltd Şti yetkilisi ... arasında , cafe'nin ruhsat alımı ve cafe işletmesinin iç tasarım, tüm mobilya ve iç  dizaynı hususlarında anlaşılmış olup bu iş karşılığı davacıya 850.000 TL bedel ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu bedelin bir kısmı olan 350.000 TL vekaleten işlem yapan davacı şirket yetkilisinin  kendisine (...'ya) ilgili malzemelerin alınması ve işlemlerin başlatılması amacı ile banka yolu ile  ödendiğini, bakiye kalan kısım olan 500.000 TL için hizmetin davacı tarafından tamamlanmasından sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirket yetkilisinin eşinin; aynı zamanda ... isimli işletme ile  ticareti ve arkadaşlığı gereği kalan alacağının temin maksadı ile 500.000 tl bedelli bir satış vaadi sözleşmesi yapıldığını,  ilk itirazlarının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği sebebi ile davanın usulden reddini, satış vaadi sözleşmesinin TBK 19 a aykırılık nedeni ile irade - beyan uyumsuzluğu sebebiyle  geçersiz olması sebebiyle haksız tapu iptali tescil talebi ile taşınmazın rayiç değer talebinin reddine, tazminat talebi yönünden zarar mevcut olmadığından ve ispat edilemediğinden;  aynı zamanda hukuki ilişki yönünden işlemin tarafı olmayan müvekkilimizden talep edilemeyecek bir alacak olması nedeni ile tazminat talebinin reddine, taşınmazın aynına ilişkin olmayan uyuşmazlık olması ve taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye ait olması nedeni ile tedbir ve şerh taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"...Anılan ve açıklanan bu sebeplerle, eldeki davanın tapu iptal ve tescil davası olduğu, iş bu davanın taşınmazın aynına ilişkin bir dava türü olduğu, ilgili yasal mevzuatlar çerçevesinde yapılan inceleme ile, 6100 sayılı HMK'nın 12.maddesi gereğince taşınmaz malın aynına ilişkin davalara taşınmazın idare sınırları içerisinde bulunduğu ilçe veya il adli yargı yerinde bakılması gerektiği, bu kuralın kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen gözetildiği, mahkemenin yargı yetkisinin ise HMK'nın  12. maddesine  göre idari sınıra göre belirlendiği, dava konusu taşınmaz hangi ilçenin idari sınırları içinde kalıyorsa o il veya ilçe mahkemesinin yetkili olduğu ve iş bu yetkinin kamu düzeninden olup mahkemece re' sen de gözetilmesi gerektiği (HMK md19/1 vd.), dolayısı ile mahkememizce yapılan araştırma sonucunda taşınmazın bağlı bulunduğu Eyüpsultan Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı ve gelen yazı cevabına göre dava konusu taşınmazın Eyüpsultan ilçesine bağlı bulunduğu, Eyüpsultan ilçesinin ise adli teşkilatta İstanbul Adliyesine bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirilerek, davanın saptanan dava şartı noksanlığı nedeni ile HMK.nun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddi ile mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş...\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davanın temelinin TBK 19 uyarınca irade-beyan uyumsuzluğuna dayalı işlemden kaynaklandığını, yapılmak istenen işlem şahsi teminat (kefalet) işlemi olmakla beraber; görünürde işlem  taşınmaz satış vaadi olarak yapıldığını, tarafların böyle bir iradesi olmadığından sebebe bağlı olan taşınmazın tescili (satış vaadi sözleşmesi) işlemi geçersiz olacağını, diğer taraftan TBK tarafından sıkı şekil şartları öngörülen kefalet sözleşmesinin de şekli şartları yerine getirilmediğinden o da şekil yönünden geçersiz olduğunu, bu sebeple yargılama konu yönüyle TBK genel hükümlerine göre yapılarak incelenmesi gerektiğini, böylece görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil olmadığı taktirde rayiç değerin tazmini olmadığı taktirde ödenen bedelin tahsili istemini ilişkindir. Davaya  konu  İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi,.. Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz  İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesinde yer almaktadır.  Taşınmazın aynına ilişkin davalarda kesin yetki kuralı gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nun 12/1.maddesinde \"Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\" hükmüne yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tapu iptali ve tescil istemine konu taşınmazın bulunduğu  İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesinin İstanbul Adli Yargı çevresine bağlı olduğu ve  Eyüpsultan yargı çevresi sınırları içerisinde kaldığı sabittir. 6100 sayılı HMK’nin 12/1. maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıkta taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin olduğundan ve mahkemece kesin yetki kuralına dayanılarak yetkisizlik verildiğinden  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun  2013/4-2247 - 2013/1667 Esas-Karar sayılı ilamı doğrultusunda  6100 sayılı HMK.nun 114/ç maddesi gereğince, dava şartı olan “Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması” şartı hakkında  HMK’nın 30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi  yetkisizlik kararı usul ve yasaya uygun olup doğru görülmüştür. Davalı vekilinin istinaf başvuru sebep ve gerekçesi yerinde görülmediğinden reddi gerekir. İlk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 29/01/2024 tarih 2023/1134 Esas, 2024/107 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf  maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,  3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95f02491e6476624","SID":"7ac0d0e5d6035a60"}}