{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/90 <br>KARAR NO: 2024/1924<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2022<br>NUMARASI: 2022/203 Esas -  2022/1078 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalının talebi kapsamında Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/302 D. İş ve 2021/304 K. sayılı karar ile müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, karar kapsamında müvekkillerine ait banka hesaplarına, taşınmazlarına ve şirket hisselerine haciz konulduğunu, bilahare yapılan itiraz sonucunda ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, bu bağlamda haksız ihtiyati haciz sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla her bir müvekkili için ayrı ayrı 500,00 TL maddi tazminata ve yine ayrı ayrı 200.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin kambiyo senedi kapsamında mevcut alacağı sebebiyle ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, kendisinin maddi veya manevi tazminat ödemesini gerektirir bir durum olmadığını, bu sebeplerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın konusu ve mahiyeti itibariyle  7155 Sayılı Yasanın Kanun ile 20 ve 6102 Sayılı Yasanın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmuş olması dava şartı olarak düzenlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddine...\"  karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraflar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  4. Hukuk Dairesi  2022/83 esas, 2022/379 karar sayılı ilamı ile \"... Ticari dava olmayan işbu davanın Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi kapsamında olmadığı, bu nedenle  dava şartı olan zorunlu arabulucuya başvurmanın  eldeki davada söz konusu olmadığından  ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-4 gereğince kaldırılmasına...\" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... davalı tarafın alacağı olmadığı halde alacağı varmış gibi davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bilahare itiraz üzerine ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı, ihtiyati haciz kararı kapsamında davacıların banka hesaplarına, taşınmazlarına ve şirket hisselerine haciz konulduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak...1-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat istemli davanın REDDİNE, 2-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat istemli davanın KISMEN KABULÜNE; her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,...\" karar verilmiştir. <br>Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Tanıklarının dinlenilmesi neticesinde oluşacak kanaate göre Yerel Mahkemece alınacak olan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, müvekkillerin maddi zararlarını ispat edemediği yönündeki yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminat taleplerinin tümden reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin avukatlarına ödemek zorunda kalmış olduğu akdi vekalet ücretlerinin de dahil olmak üzere maddi zararlarının alanında uzman bilirkişiye hesaplattırılmasını, buna göre belirlenecek maddi tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini, Merkez Bankası Kredi Kayıt Bürosu notlarında büyük düşüş yaşandığını, manevi tazminat miktarının düşük olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Manevi tazminat miktarının yüksek olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.  2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, maddi tazminat için, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/14413 esas, 2019/483 karar sayılı, 06/02/2019 günlü ilamı). İlk derece mahkemesince \"İhtiyati hacze konu bonoyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında davalının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/182988 Soruşturma sayılı dosyasında Emniyette vermiş olduğu 14/04/2022 tarihli ifadesinde açıkça \"bono lehdarı olan ve kendisine cirolayan babası ...'den herhangi bir alacağı bulunmadığını\", Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/99307 Soruşturma sayılı evrakında vermiş olduğu 12/11/2021 tarihli ifadesinde de \"babasının bankalarla sorunu olduğu için bonoyu kendisine cirolayarak takibe koyduğunu, dolayısıyla kendisinin babasından herhangi bir alacağı bulunmadığını\" açıkça ifade etmiştir. Davalının soruşturma dosyalarında vermiş olduğu ifadesinde açıkça; kendisinin bonodan dolayı herhangi bir alacağı bulunmadığı halde babasının bankalarla olan sorunu nedeniyle bonoyu kendisine ciro ettiğini kabul ettiği, dolayısıyla davalının alacağı olmadığı halde ağır kusur ve kötü niyeti kapsamında davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı aldırdığı\" yönünde tespit yapılmış ise de  davalının dava dışı senet lehtarı babası olan ...'den herhangi bir alacağının olup olmadığının haksız hacizden dolayı tazminat davasında hukuken bir önemi bulunmamaktadır. Asıl olan dava dışı senet lehtarı ...'in davacıların murisi senet keşidecisi (borçlusu) ...'den gerçek bir alacağının olup olmadığıdır. Mahkemece bu hususun tespitinin yapılması gerekmektedir.  Somut olayda; Dosya kapsamından dava konusu senetle ile ilgili olarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davalı ... hakkında İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin  2022/276 esas sayılı dava dosyası üzerinden resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, rüşvet almak ve dolandırıcılık suçlarından dolayı kamu davası açılmış olduğu, işbu davada dava dışı senet lehtarı ...'in davacıların murisi ...'den dava konusu senetten dolayı gerçek bir alacağının olup olmadığının irdelenecek olması sebebiyle ceza mahkemesi davasının işbu dava açısından bekletici mesele yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra kaldırılan ihtiyati haciz uygulaması sebebiyle davacıların hesaplarında bulunan TL cinsindeki paraların, haksız ihtiyati haciz sebebiyle kullanılamadığı dönemdeki yasal faizinin bilirkişi incelemesi yaptırılarak hesaplanması ve manevi tazminat koşullarının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.  Bu sebeplerle taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.  Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2022 tarih, 2022/203 Esas  -  2022/1078 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran  taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talepleri halinde kendilerine iadesine, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,  6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-a/6 ve 362/1/g maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"447a0034167b19e5","SID":"fb1e9691896a5806"}}