{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/312 <br>KARAR NO: 2024/464<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/792 <br>KARAR NO: 2019/931<br>KARAR TARİHİ: 05/11/2019<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile 01/01/2014 tarihinde ... Alışveriş Merkezi Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi'ni akdettiğini, sözleşme uyarınca davacının tüm sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 26/12/2016 tarihinde ...'nin garantörlüğündeki devir sözleşmesi kapsamında tüm sözleşmesel yükümlülüklerini ... San. Tic. ve Ltd. Şti.'ye devrettiğini,   herhangi bir hukuki dayanağı olmaksızın davalı şirketin teminat mektuplarını iade talebini reddettiğini ve davacının devletten 6661 sayılı kanun kapsamında aldığı teşvik bedeli meblağı olan 30.545,16-TL kadar kesin teminat mektuplarından kesinti yaptığını, davacı 6661 sayılı kanun kapsamında işçi sayısı ve diğer standartları sağlaması nedeniyle 2016 yılında devletten 28.145,16-TL teşvik elde ettiğini, elde edilen teşvik miktarında davalının herhangi bir hukuki temele dayanan alacak hakkı bulunmadığını, 26/12/2016 tarihinde gerçekleştirilen sözleşmeye dair yükümlülüklerin ... San. Tic. ve Ltd. Şti.'ye devri esnasında davalıya garantör olduğunu ve herhangi bir alacak hakkı talep etmediğini, bu kapsamda davalının herhangi bir kayıt koymadan garantör olması, davacının sözleşmeye dair tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davalı lehine herhangi bir alacak hakkının olmadığını ortaya koyduğunu,  davalının teminat mektubundan teşvik kapsamında kesinti yapması hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, kesin teminat mektubundan kesinti yapılan 30.545,16-TL'nin açıklandığı üzere haksız, taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak paraya çevrildiği açık olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasıyla ilamsız takiplere mahsus icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça itiraz edildiği,  itirazının iptalini, takibin devamı ile takibe konu 30.545,16-TL takip tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont avans faiz oranı ile birlikte tahsilini, davalının %20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız açılan icra takibine yapılan haklı itirazının iptali için açılan işbu davanın reddi ile haksız talep edilen faiz oranının ve icra inkar tazminatının da reddine, ayrıca haksız açılan icra takibinden dolayı dosyada alacaklı olarak görünen davacı şirketin icra dosyası miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Davacı şirkete ait 2016 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda davacı yan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu teşvik tutarları toplamının 2016 yılı Ocak-Aralık dönemi için toplam 28.145,16-TL olduğu, bu anlamda davacı şirketin kurumlar vergi matrahına 28.145,16-TL daha gelir ilave etmek sureti ile bu tutarı ayrıca vergilendirdiği, bu işlemin yürürlükteki mali mevzuatına da uygun olduğu, davacı yanın dava tarihi itibariyle davalı yandan cari hesaba dayalı herhangi bir alacağının bulunmadığı, incelenen davalı şirkete ait 2016 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış beratları ile envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari ilişkinin 2014 yılında başlayarak dosyaya sunulu cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere sıfır bakiye ile 20/01/2017 tarihinde sonlandığı, davacı yan tarafından verilen 70.000,00-TL tutarındaki teminat mektubunun 30.545,16-TL'lik kısmının 14/03/2017 tarihinde davalı yanca nakde çevrildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4. maddesi gereğince; davacı yanın davalı yana düzenlediği kesin teminat mektubunun sözleşmenin feshi halinde varsa davalının alacağı kesildikten sonra kalan tutarın davacı yanın SGK ve sözleşme kapsamında çalıştırdığı işçilerden alacağı ilişiksizlik belgesinin ibrazı kaydıyla davacıya ödeneceği, ilişiksizlik belgesinin ibraz edilmemesi halinde teminat mektubunun nakde çevrileceğinin düzenlendiği; fakat bu hususta işçi ve diğer standartların sağlanmasına ilişkin herhangi bir hesabın yapılmadığı ve davalıdan olan alacağından mahsubuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak; 01.01.2016 tarihinden geçerli olmak üzere 14.01.2016 tarihli 6661 sayılı yasa kapsamında; 31.03.2006 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa eklenen geçici madde ile; bu Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında; 2015 yılının aynı ayına ilişkin kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85,00-TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları için günlük 3,33-TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edileceği ve bu tutarım Hazinece karşılanacağının düzenlendiği, yine söz konusu teşvikten davacı yanın faydalanması için Kanunun 2. ve 3. maddesindeki sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğinin belirlendiği, bu bağlamda sözleşme gereği güvenlik hizmetinde çalışan işçilerin davacı yan bünyesinde olduğu ve dolayısıyla teşviki işverenin yani davacı şirketin hak ettiği; ancak maliyet çizelgelerinin incelenmesi sonucunda; davacının, davalı tarafa personel maliyetinin tümünü yansıttığı, başka bir anlatım ile; personel maliyeti içerisinde yer alan işveren hisselerinin tamamının davalıya yüklendiği, hizmet çizelgesinde dava konusu olmayan bir başka husus olan asgari geçim indirimi ile 5510 sayılı yasa kapsamında da yine işverene tanınan SGK işveren teşvik payının toplam personel maliyetinden düşürüldüğü, bu bağlamda davacı yanın çalıştırdığı personel için SGK Kurumuna ödediği tüm prim bedelini davalıya yansıttığı ve elde edilen teşvik tutarlarının sigorta primlerinden mahsup edildiği dikkate alındığında; davaya konu bu teşvik tutarlarının davalı yana yansıtılan bedellerden düşürülmesi gerektiği, açıklanan nedenle külfete katlanan davalı yanın teşvik tutarlarını davacı yandan talep edebileceği değerlendirilmiş, bununla birlikte davacının teşvik tutarını ilgili yılın kurumlar vergisi matrahına ilave etmiş olduğu hususu nazara alınarak davalı yanın, davacı yanın toplam teşvik tutarı üzerinden yüklenmiş olduğu 28.145,16-TLx0,20=5.629,03-TL'lik vergi yükümlülüğü karşılığının davalı yanca iade edilmesi gerekeceği belirlenmiş olup, bu anlamda davacı yanın 15/03/2017 takip tarihi itibariyle davalı yandan 5.629,03-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından, davalı yanın takibe vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 5.629,03-TL asıl alacak yönünden devamına karar vermek gerekmiş, alacak miktarı likit olmadığından ve yargılama sonucu belirlendiğinden davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, buna ilişkin davanın kısmen kabulü\"ne dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının devletten 2016 yılında 28.145,16 TL teşvik bedelini hak kazandığı, davalının söz konusu teşvik bedelinin elde edilmesinde herhangi bir etkisinin olmadığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada alınan raporun emsal olarak sunulduğu, davalının teşvik bedellerini hak kazandığı iddiasında ise bunun için hazineye karşı dava açmasının gerektiği ve bu nedenle teminat mektubundan kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davalının yaptığı itirazın haksız olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. 2-Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin sözleşmede belirlenen hizmet karşılığında davalıya ödediği bedelin sabit olmadığı, 5510 sayılı yasadaki teşvikin davacı şirkete yansıtılmadığı, sözleşme çerçevesinde 6661 sayılı yasa çerçevesinde işçilerin özlük haklarına göre hesaplanan bedelin davalı şirkete ibraz edilen teminat mektubundan tahsil edildiği, dolayısıyla davalı şirketin hak ediş bedelin ödenmemesi sebebiyle davacının teminat mektubundan tahsil yoluna gitmesinin yerinde olduğu bu nedenle icra takip dosyasını haklı olarak itiraz edildiği, davacı şirketin 6661 sayılı yasa ile verilen teşvik için hem devletten hem de davalıdan ödeme aldığı, 5.629,03 TL yönünden davalının alacaklı olduğu yönündeki mahkeme tespitinin yerinde olmadığı, GYO'ların ve GYF'lerin kazançları kurumlar vergisinden istisna tutulması sebebiyle bu kısma ilişkin davanın reddedilmesinin gerektiği ve mahkemece faiz oranının değerlendirilmediği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacının devletten 6661 sayılı yasa kapsamında aldığı teşvik bedelinin davalı tarafça yapılan kesinti tutarının tahsili istemine ilişkin olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ''sözleşme bedelinde yasaya aykırı olarak mahsup edilen SGK teşvik bedeli alacak'' açıklamasıyla 30.545,16 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 01/01/2024 tarihli ''... Alışveriş Merkezi Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi''nde; Davacının yüklenici davalının ise işveren sıfatıyla yer almıştır. Sözleşme maddeleri incelendiğinde ise;<br>2. İŞİN KONUSU: İş bu sözleşmenin konusu; İŞVEREN 'in sahibi olduğu ... Alışveriş Merkezine ilişkin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine dair kanun ''5188 Sayılı Kanun'' ve yürürlükteki mevzuat hükümleri kapsamında her türlü güvenliğin ve gözetimin sağlanması, güvenliğe ilişkin projeler geliştirilmesi, güvenlik teşkilatının kurulması, eğitimi, sevk ve idaresi , istihdam ettiği personel vasıtasıyla işyerinde giriş çıkış kontrol ve gerekli kayıtların tutulması ekipman ve donanımın tam ve eksiksiz olarak üzerinde anlaşılmış bedel karşılığında YÜKLENİCİ tarafından işbu sözleşme ve eklerinde tanımlanmış esaslar uyarınca yerine getirilmesidir.<br>3 SÖZLEŞME BEDELİ 3.1. İş bu sözleşme ile işin konusu başlığında belirtilen de üzerinde anlaşılmış hizmet karşılığı ödenecek bedel 29 (yirmidokuz) kişi karşılığı 56,750 TL +KDV TL/Ay dır. Bu bedele İŞVEREN 'in karşılayacağı YÜKLENİCİ personelinin ulaşım gideri dahil, yemek gideri dahil değildir. Yemek ihtiyacı işveren tarafından karşılanacak olup ayrıca yemek için bir bedel ödenmeyecektir. 3.5. Sözleşme bedelinin ödenmesi : 3.5.1. İŞVEREN tarafından YÜKLENİCİ'ye sözleşme bedelinin ödenmesi için YÜKLENİCİ tarafından çalıştırılacak olan personelin işe giriş sigorta bildirimlerinin, aylık sigorta bildiriminin, Ek 2 de gösterilen net ücretlerinin verildiğini belgeleyen aylık bordro /banka hesap dekontlarının, gelir vergisi ödemesine dair ilgili vergi dairesi makbuzunun ve iş bu sözleşmenin 14. Maddesinde belirtilen iş yeri mali mesuliyet sigortasına dair sigorta poliçesinin İŞVEREN 'e eksiksiz olarak durması gerekmektedir. 3.5.2. YÜKLENİCİ hizmet verdiği aya ilişkin faturayı ilgili ayının son gününde kesilecek ve İŞVEREN 'in yetkili personelinin onayına sunacaktır. Ödemeler faturanın İŞVEREN'e ulaşması itibari ile 30 (otuz) gün içinde YÜKLENİCİ'nin banka hesabına havale suretiyle yapılacaktır YÜKLENİCİ çalıştırdığı personelin maaş ödemelerini her ayın 10'una kadar yapacaktır. 3.5.4. Taraflarca kabul edilen sözleşme bedeli, yıllık izin, ulusal bayram tatil günlerinin ücretini kapsamaz .Tatil günlerinde verilen hizmet, o ayın faturasında, saat hesabı üzerinden, İŞVEREN'in onaylayacağı çalışma çizelgeleri ve SGK ve İş Kanunu mevzuatı gereğince fazla mesai olarak hesaplanır ve İŞVEREN'e fazla mesai ve SGK ve İş Kanunu çerçevesinde fazla ödenmesi gerekli miktar fatura edilir. <br>6. YÜKLENİCİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ 6.19. İş bu sözleşme konusu, iş YÜKLENİCİ 'ye anahtar teslimi verilmiştir. Bu işler için YÜKLENİCİ işyerinde tamamıyla kendi ehliyetli personeli çalıştırarak özel güvenlik hizmeti vereceğini taahhüt etmiştir. <br>11.SÖZLEŞME SÜRESİ  11.1.iş bu sözleşme 01 /01 /2024 -31 /12 /2024 tarihleri arasında 1 (bir) yıl süreyle geçerlidir.'' hükümlerinin yer aldığı tespit edilmiştir. 26.12.2016 tarihli devir sözleşmesi davacı (devreden) ile dava dışı ... Şti. (devralan) arasında düzenlenmiş ve davalının iş bu sözleşmede garantör olarak yer aldığı anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ... ve bilirkişiler ... ile ... tarafından düzenlenen kök raporda özetle; davacı şirkete ait 2016 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yaptırıldığı ve usulüne uygun tutulduğu, 2016 yılı ocak ve aralık dönemi için toplam 28.145,16 TL teşvik tutarının hesaplandığı ve davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına 28.145,16 TL daha gelir ilave etmek suretiyle bu tutarı ayrıca vergilendirildiği, dava tarihi itibari ile davalı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı, davalı şirkete ait ticari defterlerinde usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2014 yılında başladığı ve 20.01.2017 tarihinde sıfır (0) bakiye ile bittiği davacı tarafından verilen 70.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 30.545,16 TL'lik kısmının 14.03.2017 tarihinde nakite çevrildiği, sözleşme gereğince güvenlik hizmetinde çalışan işçilerin davacı yan bünyesinde olduğu dolayısıyla işverenin yani davacı şirketin teşviki hakettiği, davacının davalıya personel maliyetinin tümünü yansıttığı yani hizmet çizelgesinde asgari geçim indirimi ile 5510 sayılı yasa kapsamında işverene tanınan SGK işveren teşvik payının (uyuşmazlığa konu davadaki teşvikten ayrı bir teşvik uygulanması) toplam personel maliyetinden düşürüldüğü, bu durumda davacının çalıştırdığı personel için SGK kurumuna ödediği tüm prim bedelini davalıya yansıttığı ve iş bu nedenle elde edilen teşvik tutarının sigorta primlerinin de mahsup edildiği dikkate alınarak, bu tespit tutarlarının davalı tarafa yansıtılan bedellerden düşülmesi gerektiği, Ocak ve Aralık 2016 dönemine ait davacı tarafın 30.562,74 TL teşvik elde ettiği, toplam 5.629,03 TL tutarındaki vergi yükümlülüğünü kesintiye konu edemeyeceği ve bu tutar kadar davalının davacıya borçlu olduğu tespitinde bulunmuştur. Bilirkişi heyetinin düzenlediği ek raporda özetle, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak verilen işin 29 kişi karşılığı 56.750 TL +KDV olarak belirlendiği ve 56.750,00 TL tutarındaki 29 işçi için düzenlenen maliyet çizelgesinde (davacı tarafın imzası bulunmakla) asgari geçim indirimi ile 5510 sayılı yasa kapsamında yine işverene tanınan SGK işveren teşvik payının (somut davaya konu teşvikten ayrı teşvik uygulaması) toplam personel maliyetinden düşüldüğünün görüldüğü, sözleşme aşamasında anlaşılan bedelin (29 işçi için 56.750,00 TL+KDV) belirlenmesinde, işverene tanınan indirim hakkının mahsup edildiği anlaşıldığından, toplam maliyet hesabında SGK tarafından işverene tanınan indirimlerin davalı şirkete yansıtılamayacağı konusunda anlaşma sağlandığının değerlendirildiği ve işveren payı toplamı %22,5 olmasına rağmen, sözleşme ekindeki maliyet çizelgesinde 5510 sayılı yasa kapsamında işverene tanınan %5'lik indirimi mahsup edilerek işveren payının %15,5 olarak belirlendiği anlaşıldığından kök bilirkişi raporunda yer alan görüşün aynen muhafaza edildiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: 5510 sayılı Kanun'a 14.1.2016 tarihli, 6661 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen Geçici 68 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, “Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce; (a) bendinde, “2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85,00 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının…”, (b) bendinde, “2016 yılı içinde bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam ödemde gün sayısının 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır”, Anılan maddenin 2. fıkrasında, “Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir. Bilindiği üzere, 14.01.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6661 sayılı ''Asgari Ücret Destek Kanunu'' işverenlerin teşviki gayesi ve istihdamı desteklemek amacı taşımaktadır. Somut davada; davayı konu teşvik tutarı toplamının 2016 yılı Ocak ve Aralık dönemi için toplam 28.145,16 TL olduğu ve davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına 28.145,16 TL daha gelir ilave etmek suretiyle bu tutarı ayrıca vergilendirildiği, Pendik Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından dosyaya sunulan 6661 yasa kapsamında düzenlenen belgelerden anılan döneme ilişkin olarak 30.562,74 TL tutarında teşvik elde ettiği anlaşılmaktadır. 6661 yasa kapsamında, 2016 yılında cari hesaba verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin olarak toplam prim ödeme gün sayısının 2016 yılı için 2016 yılı Ocak ve Aralık dönemi için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucunda bulunacak tutarın işverenlerin kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edileceği ve bu tutarın hazine tarafından karşılanacağı, davacının iş bu primi haketmesi için yasanın 2. ve 3. maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmesi düzenlenmiştir. İcra takip dosyasına sunulan maliyet çizelgesinde , davacının davalıya personel maliyetinin tümünü yansıttığı, eş bir söyleşiyle personel maliyeti içerisinde işveren hisselerinin tamamının davalıya yükletildiği, davacının çalıştırdığı her personel için SGK'ye ödediği tüm prim bedellerini davalıya yansıttığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, 6661 sayılı yasa kapsamında mahsup edilen SGK teşvik bedellinin davalıdan tahsili yönünde başlatılan icra takibinin ve itirazın iptali istemli davacı tarafça açılan davanın, yerinde olmadığı açıktır. İş bu nedenle, davanın reddine dair karar verilmesi gerekmektedir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ...\" duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. İş bu nedenle; davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun ise kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2017/792 Esas,2019/931Karar sayılı ve 05/11/2019 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; a) Davanın REDDİNE, 3-İlk Derece Mahkemesi Yönünden: a-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 368,91 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 58,69‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-HMK'nin 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, ç-Davalı tarafından sarf edilen herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf Yönünden: a-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 148,60'ar TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davacı tarafından yatırılan 430,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 2,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacı tarafa iadesine, c-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 54,40‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, ç-Davalı tarafından sarf edilen 148,60 TL başvuru ve 54,40 TL karar harcı olmak üzere toplam 203,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, e-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65f1f419dccedf72","SID":"65811fc83f9b75d3"}}