{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/131 <br>KARAR NO: 2024/471<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/1372 Esas<br>KARAR NO: 2020/369<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2020<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 03/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  arasında \"işletme sorumluluğu sigorta poliçesi\" bulunduğunu; davacının Bursa'daki adresine \"yeni mamul ambar binası ilave inşaat işleri\" yönünden risklerin davalıya sigorta ettirildiğini; davacının taşeronu olan ... Ticaret AŞ'nin işçisinin 28/02/2009 tarihinde kaza geçirdiğini; SGK'nun davacı aleyhine Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/96 sayılı dosyasıyla kurum zararının tahsili için dava açtığını; 25/10/2017 tarihli kararda davacının 51.296,41 TL'ye mahkum edildiğini; müvekkili davacı şirketin bu zararı ödediğini; zarar sigorta poliçesiyle davalı tarafından teminat altına alındığından ve davalı sigorta şirketi de zararı ödemediğinden  Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalı sigorta şirketinin haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan %20 inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile;  takip tarihi itibariyle alacağın zaman aşımına uğradığını, kaldı ki, taleplerin teminat dışı olduğunu, sigorta poliçesinin işveren sorumluluk teminatını içermediğini, işçi ( kaza geçirip SGK'ca ödeme yapılan ) ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunduğunu, ortada işçi iş veren ilişkisi bulunduğundan dolayı Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin konusu olan tazminatın sigorta poliçesinde teminat harici olduğunu, söz konusu zararın üçüncü kişilerle ilgili zarar niteliğinde olmadığını, zaten İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/218 Esas sayılı dosyasına da verdiği dilekçede de işçinin üçüncü şahıs olmadığını davacınında kabul ettiğini, orada yapılan yargılama ile sigorta şirketi tarafından 87.388,19 TL'nin ana para ve bir kısım feri ile 122.673,00 TL davacıya ödendiğini, orada kusurunda belirlendiğini belirterek davacının mükerrer ödeme istediğini ileriye sürerek davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...Uyuşmazlık kaza sonucu oluşan tazmin bedelinden davalı sigortacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı; üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası genel şartlarının birinci maddesinde sigorta teminatının neyi kapsadığının açıklandığı, bunların üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması veya sıhhatinin muhter olması veya üçüncü şahıslara ait mallara zarar gelmesi sebebiyle poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerden dolayı sigortalıya karşı üçüncü şahıslar tarafından ileriye sürülebilecek zarar ve ziyan talepleri olduğu; atıf yapılan genel şartların 3.A.3 maddesinde sigortalıya bir hizmet veya vekalet münasebetiyle bağlı kimseler....\" teminat dışı bırakıldığı; hal böyle olmakla beraber poliçeye eklenen klozlar \"iş bu poliçe ... Sanayi AŞ'nin, Yenişehir / Bursa adresinde yapılacak yeni mamul ambar binası ilave inşaat işleri için tanzim edilmiş olup, ... Sanayi AŞ'ye yazılı ihbar yapılmaksızın vadesinden önce iptal edilemez ve teminat kapsamı değiştirilemez; ... ve iştirakleri ile çalışanların ve alt taşeronları iş bu poliçe nezdinde üçüncü şahıs hükmündedir.\" düzenlemesiyle genel şartlardaki teminat dışı halin kaldırıldığı; bu durumda icra takibine konu edilen alacağın poliçe teminatı kapsamında kaldığının kabulünün zorunlu olduğu; SGK'nun rücu hakkının kasti fiillerde söz konusu olduğuna dair savunmanın incelenmesindeyse ise, 5510 sayılı yasanın 21/f.4 hükmü uyarınca taksirle sebebiyet verilen fiiller yönünden de rücu hakkının bulunduğu, öte yandan ilk peşin değerinin yarısının rücu edileceğine ilişkin savunmanında yerinde olmadığı; anılan hususun zarar verenin üçüncü kişi olması halinde söz konusu olduğu; iş verenler yönünden ise ilk peşin değerinin tamamının rücusunun esas olduğu kaldı ki, Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi kararının artık bu davada tartışılamayacağı nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun yerinde olduğu, SGK tarafından açılan rücu davasının ihbarına ilişkin dilekçenin tebliğ edildiği 23/12/2015 tarihinden itibaren davalının faizden sorumluluğunun başladığı, buna 5 gün eklenmesiyle 28/12/2015'de faizin başlayacağı; yenişehir asliye hukuk mahkemesinde karar altına alınan asıl alacak toplamının 29,924,29 TL olduğu; teminattan asıl alacak olarak İStanbul Anadolu 4. ATM sebebiyle ödenen paranın 87.388,19 TL olduğu; davacı vekilinin 8 nolu delilinde davalı sigorta şirketinin SGK'nun ilk açtığı kısmi dava kapsamında 11.097,00 TL ödeme yaptığını savunduğu; iş bankası hesap özetinde de 24/05/2018 günü bu yönde bir ödemenin yer aldığı, teminatın belirlenmesinde asıl alacakların dikkate alınmasının gerektiği, ferileriyle birlikte ödediği; dolayısıyla tamamının dahi asıl alacak kabulü dahilinde Anadolu 4. ATM dosyasıyla birlikte teminattan 98.485,19 TL ödeme yapılmış olacağı; Her bir hasarda 250,00 TL muhafiyet söz konusu ise de; kazada yaralanan işçinin açtığı davada elde ettiği tazminatın rücusu için 4. ATM'de 250,00 TL'lik muhafiyet uygulandığından iş bu davadaki muhafiyetlerin rücuda dikkate alınmasına gerek kalmadığı; davacının ilk ödemesinin 08/03/2018 tarihinde gerçekleştiği ancak ilk üç ödemesinin faizler ve ferileri karşıladığı, hal böyle olunca son ödemesi olan 31/08/2018 tarihine kadar faiz hesaplanması gerektiği; bu çerçevede davacının rücu miktarının 41.023,95 TL toplam rücu edilebilecek miktar olarak düzenlendiği davacının talebinde her bir ödemesi yönünden birikmiş faiz talebinin bulunduğu ancak rücu alacağı kapsamında keşide edilen ihtarnamenin bulunmadığı, bu nedenle hesaplanan 41.023,95 TL alacağın dışında birikmiş faiz talebinin nazara alınmayacağı dikkate alınarak; bu miktarında likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının söz konusu olacağı; davalı tarafın kötü niyetli takip tazminatının ise senaryo bir takip olmadığından ve sadece faiz yönünden yanlış hesaplama olması nedeniyle fazlaya ilişkin kısım bulunduğundan kısmi ret yapıldığı sebebiyle kötü niyetli takip tazminatının reddi gerektiği \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın  kısmen iptali ile  takibin 41.023,95 TL üzerinden ve bu bedele takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali davasının reddine, asıl alacak olan 41.023,95 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın reddedilen kısım yönünden, kötü niyetli takip tazminatının şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;   mezkur kaza sonucu yaralanan işçi ..., müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan davacı şirketin alt işvereni ... Tic. A.Ş. işçisi olup alt işveren işçileri üçüncü şahıs sorumluluk teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, genel şartlarda da belirtildiği üzere sigortalı adına hareket eden, sigortalı ile istihdam ilişkisi içerisinde olan alt işveren çalışanları da dahil olmak üzere her ne şart altında olursa olsun teminat dışı bırakıldığını, bu nedenle bilirkişi tarafından genel şartlar araştırılmadan ve incelenmeden yalnızca \" poliçede yazılı herhangi bir teminat dışı hal bulunmamaktadır\" şeklinde yapılan tespit son derece hatalı olduğunu, ayrıca, davacı şirketin alt işvereni olan ... Tic. A.Ş. ... grubunun alt işvereni, taşeronu ya da iştiraki olmadığını, mezkur kazanın meydana geldiği ambar yapım işini davacı şirket ve alt işvereni tarafından anahtar teslim olarak alındığını, bu nedenle davacı şirket ve alt işvereni poliçe özel şartı olan ''... ve iştirakleri ile çalışanları ve alt taşeronları işbu poliçe nezdinde 3. şahıs hükmündedir.'' klozu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirketin alt işvereni olan ... Tic. A.Ş. ve işçisi ... üçüncü şahıs olarak kabul edilse dahi poliçe ve genel şartlar gereği müvekkil şirketin üçüncü şahıs kusurundan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket nezdinde düzenli poliçe şartların gerçekleşmesi halinde yalnızca poliçe ile sigortalanın kusuru oranında teminat sağladığını, her ne kadar poliçe teminat sağlamasa da ve müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu olmasa da yerel mahkemece müvekkil şirket aleyhine alt işveren ... Tic. A.Ş. kusuru da dahil edilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; alacağa konu olan iş kazası haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilden doğan rücuen alacak davalarında davalı, ödeme tarihinden itibaren faizle sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, işletme sorumluluğu poliçesi kapsamında sigorta teminat bedelinin  tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının, asıl işveren sıfatıyla alt işveren bünyesinde çalışan işçinin geçirdiği iş kazasının sigorta teminat kapsamında olup olmadığı noktasındadır. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 07/10/2008-25/05/2009 dönemini kapsayan işveren işletme sorumluluğu sigorta poliçesi düzenlendiği, maddi bedeni ayrımı yapılmaksızın olay başına yıllık tek limit  200.000,00 TL teminat belirlendiği,  davacı şirketin, ... A.Ş.'den üstlendiği  Yenişehir/ Bursa adresinde yapılacak yeni mamul ambar binası teslim işini, dava dışı ... Tic. A.Ş.'ne taşeron olarak verdiği, davacı şirket ile  dava dışı alt işveren ... Tic. AŞ. arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi bulunduğu, 28/02/2009 tarihinde işin ifası sırasında dava dışı alt işveren ... şirketinin sigortalı işçilerinden ...'ün geçirmiş olduğu iş kazasında sürekli maluliyet geçirecek şekilde yararlanması nedeniyle davacı şirket ile dava dışı ... şirketi aleyhine açmış olduğu maddi tazminat istemli davada, İstanbul 6. İş Mahkemesi'nin 2011/180 E. 2014/394 K. Sayılı ilamı ile davanın kabulü ile 292.127,33 TL maddi tazminatın 28/02/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği, söz konusu kaza nedeniyle SGK tarafından malul kalan dava dışı işçiye 5510 sayılı yasa gereğince yapılan ödemenin rücuen tazmini amacıyla davacı şirket ile dava dışı taşeron ... şirketi aleyhine ikame edilen Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/96 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde “19.663,45 TL'nin 13.07.2011, 323,25 TL'nin 28.04.2009, 546,44 TL'nin 10.07.2009, 325,22 TL'nin 17.08.2009, 744,77 TL'nin 15.12.2009 ve 8.321,16 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafından sarf edilen 322,00 TL yargılama gideri ile lehine takdir edilen 3.590,91 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine” karar verildiği, işbu dava nedeniyle  davacı tarafından, dava dışı SGK'ya muhtelif tarihlerde toplam 51.296,41 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin  davaya konu işletme sorumluluğu poliçesi kapsamında rücuen tazmini amacıyla davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine işlemiş faizi ile birlikte toplam 53.197,70 TL tutarında icra takibi başlatıldığı,  davalının takibe  itiraz üzerine takibin iptali amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Düzenlenen sigorta poliçesinde sigorta kapsamının; “İşletme Sorumluluğu: Sigortacı işbu poliçe ile sigortalının poliçede yazılı adreste bulunan işyerindeki işletme faaliyetleri sırasında sigorta süresi içinde meydana gelecek bir olay sonucunda yine sigorta süresi içinde üçüncü kişilerin ölmesi, yaralanması veya sağlığının bozulması ya da üçüncü kişilere ait mallarda maddi zarar meydana gelmesi nedeniyle, üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek tazminat taleplerinin sonuçlarına karşı sigortalıyı poliçede yazılı özel şartlar ve ilişik genel şartlar çerçevesinde güvence altına aldığı” şeklinde tanımlanmış olup poliçenin son sayfasında \" işbu poliçe ... Sanayi A.Ş.'nin Yenişehir/ Bursa adresinde yapılacak yeni mamul ambar binası ilave inşaat işleri için tanzim edilmiş olup, ... Sanayi A.Ş.'ye yazılı ihbar yapılmaksızın vadesinden önce iptal edilemez ve teminat kapsamı değiştirilemez; ... ve iştirakleri ile çalışanların ve alt taşeronları işbu poliçe nezdinde üçüncü şahıs hükmündedir” şeklinde düzenlenmiştir. Davalı vekili, davaya konu işletme sorumluluğu sigorta poliçesinin, \"Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel  Şartları\" çerçevesinde düzenlendiğini genel şartlar uyarınca \" sigortalı veya yanlarında çalışanları veyahut sigortalı hesabına hareket eden kimseler\" poliçede özellikle belirtilmesine gerek duymaksızın  teminat dışı bırakıldığını iddia etmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, \" ... ve iştirakleri ile çalışanların ve alt taşeronları iş bu poliçe nezdinde üçüncü şahıs hükmündedir.\" düzenlemesiyle genel şartlardaki teminat dışı halin kaldırıldığı, bu durumda icra takibine konu edilen alacağın poliçe teminatı kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Her ne kadar söz konusu poliçede  ...  ve iştirakleri ile çalışanların ve alt taşeronları iş bu poliçe nezdinde üçüncü şahıs hükmünde kabul edilmiş ise de dava dışı ... San. Şirketinin, Bursa Yenişehir'deki yeni mamul ve ambar binası inşaatın yapılması işini sözleşme ile anahtar teslim olarak davacı şirkete verdiği anlaşılmakla dava dışı ... San. Şirketinin asıl işveren olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim emsal nitelikte olabilecek ... iştiraklerinden ...'nin  Lüleburgaz’da yer alan  fabrika sahasındaki ambar binası inşaatı işinin ifası sırasında hayatını kaybeden işçinin yakınlarının açtığı tazminat davasına ilişkin Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2018 tarih 2016/18289 E. 2018/2777 K sayılı ilamında \"  Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki  üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda tüm dosya kapsamından davalı ... San Tic. A.Ş.’nin yeni mamul ve ambalaj ambar binası inşaatının yapılması işini sözleşme ile davalı ... Ticaret Ltd. Şti’ne anahtar teslim olarak verdiği anlaşılmakla bu davalının (... San Tic. A.Ş.) asıl işveren olarak kabulü mümkün değilken; tazminat alacaklarından sorumluluğunu doğuracak şekilde yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. \" şeklinde ifade edilmiştir. Nitekim davaya dayanak yapılan dava dışı işçinin açmış olduğu tazminat davasının davacı şirket ile alt işveren ... şirketine husumet yöneltildiği, davacı şirket ile ... şirketi arasında asılişveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu tespit edilmiştir. O halde dava dışı işçi ile ... şirketinin iştirakı olan ... şirketi arasında asıl işveren ilişkisi bulunmadığından genel şartlardaki teminat dışı halin kaldırıldığından söz edilemeyecektir. Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın  Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı A.2 maddesinin 3. bendinde \" sigortalıya bir hizmet veya vekalet nedeni ile ile bağlı kimseler ve sigortalının aile fertleri tarafından yapılan talepler\" teminat dışı olarak sayılmıştır. Ancak  sigorta poliçesi ile ilişkili  teminat dışı olarak sayılan genel şartların davalıya ilzam edip etmeyeceği öncelikle irdelenmesi gerekmektedir. Somut olayda,  poliçenin düzenlenme tarihi olan 07/10/2008 tarihi itibariyle 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü  ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun 39. Maddesi gereğince eldeki davada mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uygulaması gerekir. Gerek 6762 sayılı yasada, gerekse Borçlar Kanununda sigortacının bilgi verme ve karşı tarafı aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından, uyuşmazlık 5684 sayılı yasanın 11/3. maddesine dayanılarak çıkarılan sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin yönetmelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde \"sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği\" belirtilmiştir.Anılan yasa hükmüne dayanılarak hazine müşteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü resmi gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde \"Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu\", yönetmeliğin 7. maddesinde \"bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği\", yönetmeliğin 8.maddesinde \"bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı\" Yönetmeliğin 9.maddesinde \"bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği\" öngörülmüştür.Dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan, poliçede sigortalının imzasının bulunmadığı gibi poliçe ekinde bilgilendirme formunun yer almadığı yani  davalı sigortalı tarafından yönetmelik hükümlerine uygun şekilde bilgilendirme formu düzenlenmediği görülmüştür. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali halinde sigortalının sahip olduğu haklar ise tazminat ve sözleşmeyi fesih hakkı olduğu, fesih hakkı ile ilgili herhangi bir süre sınırlaması bulunmadığından yönetmelik ve 6103 sayılı yasanın 39. Maddesi delaletiyle uygulanması gereken 6102  sayılı TTK' nın 1423 vd. maddelerinde öngörülen sigortalıyı koruyucu hükümlerde birlikte değerlendirdiğinde davacıların tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. O halde,  usulüne uygun şekilde bilgilendirme yükümlülüğü yerine  getirildiği davalı sigorta şirketince ispatlanamadığından poliçe genel şartlarının uygulama imkanı bulunmadığı, poliçenin, ... Sanayi A.Ş.'nin Yenişehir/ Bursa adresinde yapılacak yeni mamul ambar binası ilave inşaat işleri için tanzim edilmiş olup sigortalının poliçede yazılı adreste bulunan işyerindeki işletme faaliyetleri sırasında sigorta süresi içinde meydana gelecek bir olay sonucunda yine sigorta süresi içinde üçüncü kişilerin ölmesi, yaralanması veya sağlığının bozulması ya da üçüncü kişilere ait mallarda maddi zarar meydana gelmesi nedeniyle, üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri sonuçlarının, davacı sigortalı asıl işveren ile dava dışı alt işverenin kusur durumları  gözetilmeksizin rizikonun sigorta teminat kapsamında kaldığı kabulü  gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde  karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacı vekili katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; alacağa konu olan iş kazası haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilden doğan rücuen alacak davalarında davalı, ödeme tarihinden itibaren faizle sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de somut olaydaki uyuşmazlığın, haksız fiilden kaynaklanan rücuen alacak istemi olmayıp işletme sorumluluğu poliçesi kapsamında sigorta teminat bedelinin  bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK'nun 1268. maddesi, genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiş olup işbu iki yılın başlangıç tarihi ise, TTK 1292. maddesi gözönüne alındığında, rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından haber alınmasından itibaren, ihbar yapılması gereken beşinci günün sonu belirlenmiştir. Anılan maddede \"Sigorta ettiren kimse sigortanın taallük ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur. Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği, sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar.\" hükmüne yer verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda  davaya dayanak yapılan davacı şirket ile dava dışı taşeron ... Yapı şirketi aleyhine ikame edilen Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/96 E. Sayılı dosyasında, davalı sigorta şirketine davanın ihbarına ilişkin dilekçenin tebliğ edildiği 23/12/2015 tarihinden itibaren yapılan faiz hesabında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararı her ne kadar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçenin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının gerekçe yönünden kabulü ile  HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi cihetine gidilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1372 Esas, 2020/369 Karar sayılı ve 18/09/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 3-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile; a-Takibin 41.023,95 TL üzerinden ve bu bedele takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali davasının reddine, b-Asıl alacak olan 41.023,95 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafın reddedilen kısım yönünden, kötü niyetli takip tazminatının şartları oluşmadığından reddine, ç-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.802,35.-TL karar harcından peşin yatırılan 876,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.926,35.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından yatırılan 876,00.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bunun dışında davacı tarafça sarfedilen başvuru ve vekalet harcı: 41,10 TL, posta davetiye gideri: 117,00 TL ile bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 958,10-TL yargılama giderinin kabul red oranına(%75,24) göre hesaplanan 720,84 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,  d-Reddedilen kısım için hesaplanan nispi vekalet ücreti maktunun altında kaldığından 13.173,75 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, e-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, <br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-İstinaf başvurusunun kabul sebebine göre başvurma harcının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talep halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusunun kabul sebebine göre istinaf yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26fb3474b6f4be28","SID":"d3985eb8e2d18105"}}