{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ :29/03/2021<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin bayisi olduğunu aralarındaki   bayilik sözleşmesi gereğince davalının, sözleşmenin bir teminatı olarak sahibi olduğu bir daire üzerinde ipotek tesis ettirmesi gerekirken bunu yapmadığını, yine düzenlendiği tarihten itibaren 7 ay içinde ödemesi gereken fatura borçlarını da zamanında ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından aralarındaki bayilik sözleşmesinin feshedilip davalıdan bakiye borcunu ve 30.000,00.-TL cezai şart bedelini ödemesinin istendiğini, davalının düzenlediği 04/04/2019 tarihli ihtarname ile borcunun 31.339,00.-TL sini kabul ettiğini, ancak borcunu ödemediğini, cezai şart bedeli ile birlikte toplam 67.541,56.-TL nin tahsili için Antalya 16. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası üzerinden girişilen takibe ise itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili, aralarındaki sözleşmeye göre taraflardan birinin sözleşme şartlarına aykırı hareket etmesi halinde, yapılacak yazılı ihtara rağmen aykırılığa devam etmesi halinde diğer tarafın sözleşmeyi haklı sebeple feshedebileceğini ve ancak bu halde cezai şart talep edebileceğini, davacı tarafça talep edilen güncel bedel için yazılı ihtar yapılmadan sözleşme doğrudan feshedildiği için cezai şart talebinin haksız olduğunu;  ipotek tesisi ile ilgili olarak da müvekkiline yazılı bir ihtar gönderilmediği gibi müvekkili tarafından Antalya 9. Noterliğinden gönderilen yazıda davacı şirketçe vekil tayin edilen ... nın müvekkili şirketle hiçbir bağı kalmadığı için ipotek işlemi tesis edilemediği bildirilerek yeni bir vekalet verilmesi halinde ipotek tesisi işleminin yapılabileceğinin belirtilmesine rağmen davacı şirketin müvekkiline herhangi bir vekaletname gönderilmediğini;  davacı tarafça ihtar olarak dosyaya sunulan Ekim 2016 tarihli e-mail ile bakiye borcun ödenmesinin istendiğini, müvekkili tarafından davacıya 2016 yılı içerisinde 48.505,00.-TL, 2017 yılı içerisinde 32.920,00.-TL, 2018 yılında 81.730,00.-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafça talep edilen güncel bedel için yazılı ihtar yapılmadan sözleşme doğrudan feshedildiğini; davacının işlemiş faiz talebinin fazla olduğunu zira asıl alacağa fatura tarihinden değil 7 ay sonrası tarihi itibarıyla faiz işletilebileceğini, aralarındaki bayilik sözleşmesine göre davacının vereceği ürün standartının minimum 1 ppm/lt olması gerekirken  davacının çoğu kez bu standarda uygun mal vermediğini, bu husustaki sözlü uyarılardan da sonuç alınamadığını, müvekkili tarafından düzenlenen 04/04/2019 tarihli ihtarda kendisinde kalan ürünlerin iadesinin teklif edilmesine rağmen bu teklifin cevapsız bıraktığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, davacının, borcun ödenmediği ve müvekkili şirket lehine ipotek tesis edilmediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshetmesine rağmen, 2016 yılı ekim ayında düzenlediği e-mail ve Antalya 9. Noterliğinin .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile alacağının 57.073,32.-TL olduğunu 2017 yılı sonu veya 2018 yılının başında borcun ödenmesini talep ettiği, düzenlenen bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere bu tarihten sonra davalı tarafından farklı tarihlerde davacıya ödemeler yapıldığı ancak davacı tarafça sözleşmenin feshedilmediği ve taraflar arasında akdi ilişkinin devam ettiği, yine ipotek tesisi için davalı tarafça gönderilen Antalya 9. Noterliğinin .... yevmiye nolu ihtarnamesinde, ipotek tesisi için vekalet verilen .... ’nın davalı şirketle herhangi bir ilişkisinin kalmadığı, yeni bir vekaletname düzenlenmesi halinde ipotek tesis edileceğinin belirtilmesine rağmen, davacı tarafça bu ihtarnameye sessiz kalındığı, bu nedenle ipoteğin tesis edilmemesinde davalının bir sorumluluğunun olmadığı, icra takibine ve davaya konu borcun ödenmesi için sözleşmede belirtilen yazılı ihtar ile süre verilmesi koşulunun gerçekleşmediği için davacının cezai şart talebinin haksız olduğu; defter kayıtlarından davacının takip tarihi itibari ile 31.367,32.-TL alacaklı olduğu, kayıtlı alacak tutarı ile icra takibine konu edilen fatura alacak tutarının bir biri ile örtüştüğü, davacının fatura alacağını ispat etmesine rağmen davalının borcu olmadığını yahut ödendiğini ispat edemediği, davacının davalıya gönderdiği 28/03/2019 tarihli ihtarname ile tebliğden itibaren 7 gün içerisinde alacağın ödenmesi talebinde bulunduğu, ihtarnamenin 29/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği temerrüdünün 05/04/2019 tarihinde gerçekleştiği, 31.367,32.-TL asıl alacağın temerrüt tarihinden 25/09/2019 takip tarihine kadar olan işlemiş avans faizinin 2.899,11.-TL olduğu; gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, %20’si oranındaki inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen miktar yönünden davacı alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde her bir fatura borcunun faturanın düzenlendiği tarihi takip eden 7. ayın sonunda muaccel olacağı kararlaştırıldığı için takipte işlemiş faiz hesabının da buna göre yapıldığını, mahkemenin müvekkilinin gönderdiği ihtarnameyi esas alarak belirlediği muacceliyet tarihi üzerinden işlemiş faiz hesabı yapmasının doğru olmadığını; davalının hem müvekkili lehine ipotek tesis etmediği hem de borcunu sürekli vadesinde ödemeyip bakiye borç bıraktığı ve bu durum müvekkili tarafından davalıya gönderilen e-mail ve ihtarnamelerle bildirdiği halde mahkemenin bu ihtarı müvekkilinin davalı ile ticarete devam ettiği gerekçesiyle cezai şarta hükmetmek için yeterli saymamasının doğru olmadığını; ... nın kendisi ile ilişiğinin kalmadığını bu yüzden yeni bir vekaletname gönderilmesi halinde gereğinin yapılacağını bildiren davalının kim için vekaletname verilmesini istediğini belirtmemesi karşısında mahkemenin bu husustaki müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğine ilişkin değerlendirmesinin doğru olmadığını; mahkemece davalının ihtarname düzenlediği tarihte üzerinde ipotek tesisi gereken taşınmazın .... adına kayıtlı olup olmadığını araştırmamasının da eksiklik olduğunu; davalının yurtdışına kaçmış olması karşısında, davanın kısmen red edilmesinden dolayı müvekkilinin yargılama masrafları itibarıyla davalıya borçlu hale gelmesinin de doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava, aralarındaki bayilik sözleşmesi gereğince ödenmeyen bir kısım mal bedeli ile sözleşmenin haklı sebeplerle feshine bağlı cezai şartın davalıdan tahsiline ilişkin takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.  <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ipotek tesisinden itibaren geçerli olacağının kararlaştırılmış olması ve ipotek tesisinin gerçekleştirilmediğinin açık olması, ödeme ile ilgili 7 aylık süreye ilişkin sözleşme hükmünün kesin vade içermemesi sebebiyle temerrütün 7 aylık sürenin sonunda oluştuğundan söz edilemeyecek olması, kaldı ki davacının gönderdiği ihtarname ile davalıyı temerrüte düşürdüğünün açık olması, her ne kadar sözleşmede ipotek tesisinin yapılmamış olması da cezai şart alacağının feshe bağlı olarak doğması için yeterli bir sebep olarak gösterilmiş ise de, davalıya gönderilen ihtarnameden sonra da davacı tarafından sözleşmeye dayalı ilişkiye devam edilmesi karşısında; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.26/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce278e3462142319","SID":"65a09c27c2e2b178"}}