{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/286 - 2024/448<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>\t\t\t            (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>(Başvuru Kabul/Yeniden Hüküm/HMK m. 353/1-b.2)<br>DOSYA NO\t: 2024/286  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/448<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/169 Esas-2023/630 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 25/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/05/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan  Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında  mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine  dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>\t\t\t\t\t\t\tDavacı vekili; davalı şirketin ... adresinde bulunan ofisinin karo halı, linoleum, pvc, profil ve self levelling dolgu işlerinin davacı tarafından yapılmasına ilişkin olarak icap - kabul işlemleri sonucunda sözleşme kurduklarını, sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirdiğini ve işin teslim edildiğini, işin yerine getirilmesine rağmen düzenlenen faturanın davalı tarafından ödenmediğini belirterek davalı tarafından yapılan 3.100,00 TL ödeme sonrasında bakiye kalan 132.710,74 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili; taraflar arasında icap kabul usulü ile davalıya ait bir takım işlerin yapılması konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin kurulması sırasında davacı tarafından fiyat, teslim süresi ve metraj konularının yanlış bildirildiğini, sözleşme kapsamında davacının yüklenmiş olduğu işlerin bir kısmının ayıplı olarak yerine getirdiğini, sözleşme nedeniyle 3.100,00 TL ödeme yapıldığını, yer kaplama zemini için usulüne uygun olarak işlemlerin yapılmaması nedeniyle hatalar olduğunu, malzemenin kötü olması nedeniyle gözle görülür şekilde kir ve leke tuttuğunu, sözleşmenin TL olarak kararlaştırıldığını, işin gereği gibi yapılmadığını, teslim edilmediğini, kabule engel ayıplarının söz konusu olduğunu, süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığını, usulüne uygun şekilde temerrüt ihtarının bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>\t\t\t\t\t\t\tMahkemece;  taraflar arasında davacının yüklenici, davalının ise iş veren olduğu, davalıya ait iş yerinin bir kısım işlerinin yapılması hususunda sözlü olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriği ile aşamalarda sunmuş olduğu dilekçe içerikleri dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin sözlü olarak kurulmuş olmasına rağmen işin yapımı sırasında işe ilişkin olarak iş bedelinin her iş kalemi için ayrı ayrı olmak üzere birim fiyat olacak şekilde belirlendiği, davacı tarafından düzenlenen faturada yer alan birim fiyatların davalı vekili tarafından kabul edilen birim fiyatlar ile aynı olduğu, bu hali ile sözlü olarak kurulan eser sözleşmelerinde kural olarak uygulanması gereken işin yapıldığı tarihte geçerli rayiç değerin birim fiyat olarak alınmasına ilişkin 6098 sayılı TBK'nin 481/1. maddesinde yazılı kuralın uygulanmasının mümkün olmadığı, sözleşme bedeli yönünden sözleşmenin birim fiyatlı eser sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiği, yapılan keşif sırasında dinlenilen taraf şirket yetkilisi beyanları ile davacı tarafından düzenlenen faturada yazılı işlerin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, davalı şirket yetkilisi tarafından işin davacı şirket tarafından ayıplı olarak yapıldığı yönünde beyanda bulunulduğu, işin davacı tarafından yapıldığı hususunda bu nedenle uyuşmazlığın kalmadığı, davalı şirket yetkilisinin keşif sırasında alınan beyanında da belirtildiği üzere davacı tarafından yapılan işin bir kısmının davalı tarafından beğenilmemesi nedeniyle beğenilmeyen ve ayıplı olan kısmın daha sonrasında davacı tarafından yeniden yapıldığı, yeniden yapılan bu kısma ilişkin taraflar arasında bedel veya sair yönlerden uyuşmazlığın bulunmadığı ve dava konusu yapılmadığı, bilirkişi raporu ile ise davacı tarafından yapılan işte yer alan ayıpların niteliği itibari ile kabule engel nitelikte bulunmadığı ve yerine getirilen işlerin bir kısmı yönünden nefaset kesintisi yapılmasının gerektiğinin belirtildiği, yapılan işin niteliği ve miktarı dikkate alındığında bilirkişi tarafından tespit edilen nefaset kesintisi oran ve miktarının yerinde olduğu, keşif sırasında yapılan incelemede davalı tarafından taraflar arasında kurulan sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında yapılan işlerin kullanılmaya başlanıldığının tespit edildiği, taraflar arasında işe ilişkin teslim belgesinin düzenlenmemiş olmasına rağmen davalı tarafından kullanılmaya başlanılmış olması dikkate alındığında davacının taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiği, ancak davalı iş sahibinin davacının edimlerine karşılık olarak ödemeye ilişkin edimini yerine getirmediği, dava öncesinde usulüne uygun olarak teslim hususunun ispat edilemediği ve davalı yönünden dava öncesinde temerrüt koşullarının oluşmadığı, dosya kapsamına sunulan uzman görüşü içeriğinde yapılan tespitlerde imalatların kullanım nedeniyle deforme olup olmayacağı yönünde bir değerlendirmenin bulunmadığı, uzman görüşünün hazırlandığı tarih dikkate alındığında işin yada malzemenin ayıplı olup olmadığı hususunda da bir değerlendirme yapılmadığı, genel olarak mevcut durumun tespitine yönelik olarak ve teknik hususlardan ve uzmanlık gerektiren görüşlerden ziyade sonuca etkili olmayacak şekilde uzmanın kendi görüşlerini ve mevcut durumun tespitini yapar şekilde düzenlendiği, dosyada düzenlenen bilirkişi raporu ile tespit edilen hususların aksini ortaya koyacak nitelikte bulunmadığı, davalı vekili tarafından da davaya konu imalatların yapıldığı iş yerinin davalı tarafından tahliye edildiğinin ve hali hazır durumu hakkında bilgilerinin bulunmadığının beyan edildiği, bu hali ile uzman görüşünün teknik hususları içermemesi, dava konusu işin yapıldığı yerin davalı tarafından tahliye edilmiş olması, hali hazır durumunun tespitinin davayı çözebilecek nitelikte bulunmaması nedeniyle uzman görüşüne karşı değerlendirme yapılması için bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı, dosya kapsamında kaldırma kararı öncesinde yapılan keşif, keşif sırasında dinlenilen taraf şirket yetkili beyanları, mahkememiz gözlemi ve keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporu ile uzman görüşünde belirtilen hususların da değerlendirildiği, bu hali ile yerinde keşif yapılması imkanının kalmaması nedeniyle davanın çözümünde yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak rapor alınmasının sonuca etkili olmayacağı, uzman görüşünde yer alan tespitlere ilişkin olarak kaldırma kararı öncesinde düzenlenen bilirkişi raporunda gerekli değerlendirmelerin yapıldığı ve nefaset kesintisinin uygulandığı anlaşıldığından bilirkişi raporundaki maddi hataların yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmesine ilişkin yapılan açıklamalar ve avans ödemesi olarak yapılan ödeme de dikkate alınmak suretiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 481/1. maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faizin işin teslim tarihi yerine dava tarihinden başlatılmasının hatalı olduğunu, TBK 477.madde ve TTK 18.madde gereği yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, davalı tarafın teslimden 8 ay sonra ve temerrüt ihtarından sonra ayıp ihbarında bulunduğunu, gizli ayıp niteliği bulunmadığını, davalı tarafın faturaya itiraz etmediğini, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, kısmen ret kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece BAM'ın kaldırma kararına uyulmadığını, uzman olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda 87.621,80 TL alacak hesaplanmışken 99.160,40 TL üzerinden hüküm kurulmasının gerekçelendirilmediğini, hak ve nefaset kesintisinin eksik yapıldığını, talebin aşılarak rapor düzenlendiğini, davacı tarafın işi eksiksiz teslim ettiğini ispatlayamadığını, raporu düzenleyen bilirkişinin yapılan iş konusunda uzman olmadığını, bilirkişinin inşaat mühendisi olduğunu, sundukları uzman görüşüne göre malzemenin ayıplı olduğundan davanın reddinin gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE :<br>\tDava,  Eser Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili  istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>\tİlk derece Mahkemesinin 2020/197 Esas-2021/593 Karar  sayılı kararının Dairemizin 14/02/2023 tarih, 2021/946  Esas, 2023/166 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece yargılamaya devam edilerek yeniden karar verilmiştir. <br>\tDairemizin 14/02/2023 tarih, 2021/946  Esas, 2023/166 Karar sayılı ilamında; \"Dosya kapsamına göre taraflar arasında TBK'nın 470 ve devamı maddelerine göre sözlü olarak eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş ise de iş bedeli konusunda bir kararlaştırma bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda TBK'nın 481.  işin yapıldığı yıl   itibariyle mahalli serbest piyasa rayiciyle hesaplattırılıp (içerisinde KDV ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmeksizin) sonuca gidilmesi gerekirken bilirkişi raporundan gerekçesiz olarak ayrılarak hesap yöntemi gösterilmeden ve denetime elverişsiz olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\tEser sözleşmesi kapsamında ayıp ihbarı yapılması hukuki bir işlem değil \"hukuki işlem benzeri bir fiil\" olması nedeniyle süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının, tanık da dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanması mümkündür. <br>\tO halde Mahkemece yapılacak işlem, TBK'nın 474-478 maddeleri gereğince ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının tartışılması, gerekirse mahallinde keşif de yapılarak yapıldığı yıl   itibariyle mahalli serbest piyasa rayiciyle(içerisinde KDV ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmeksizin) iş bedelinin hesaplanması, bu hesaplama yapılırken eksik işlerin ve süresinde bildirilen ayıpların dikkate alınması, iş sahibi tarafından kullanılamayacak nitelikte ayıplı işlerin bulunması halinde bunların da eksik iş olarak kabul edilerek yapılan işten düşülmesi; bu şekilde ayıbın türü, niteliği, kullanılabilecek seçimlik hakların tartışılması; bilirkişiler tarafından davalı tarafın sunduğu özel uzman görüşünün teknik yönden tartışılması, bu şekilde alınacak denetime elverişli bilirkişi raporu ve yeterli gerekçe ile sonuca gidilerek karar verilmesinden ibaret olacaktır.\" gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince Mahkeme kararı kaldırılmıştır. <br>\tHMK'nın 353/1 maddesi gereğince Dairemizce verilen söz konusu kararın kaldırılması kararı kesin olup ilk derece Mahkemesi yönünden de bağlayıcı olduğu konusunda hukuken bir tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk derece Mahkemesi tarafından Dairemizin bu kararına karşı doğrudan veya dolaylı olarak direnilmesi mümkün değildir. Mahkemece bir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun değerlendirilmesinin sonuçları arasında Bölge Adliye Mahkemesi kararına uymama şeklinde bir seçenek bulunmamaktadır. <br>\tBu nedenlerle Dairemizin kaldırma kararında iş bedelinin TBK'nın 481. Maddesi gereğince hesaplanması gerektiğinin belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece taraflar arasında iş bedelinin belirlendiğinden bahisle eylemli olarak Dairemiz kararına direnilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki Mahkemece eylemli bir direnme ortaya koyulurken  iş bedelinin belirlenmesine ilişkin icap ve kabul aşamalarının ne şekilde gerçekleştiğine dair bir gerekçeye de yer verilmemiştir. <br>\tYine Dairemizin kaldırma kararında, Mahkemenin bilirkişi raporundan hangi gerekçelerle ayrıldığını göstermemesinin ve hesap yöntemi açıklanmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmiş ise de aynı şekilde bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği ve hükmedilen bedelin nasıl hesaplandığı gösterilmeden sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, hükme esas alınmamış olsa da, Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişiden 21/09/2023 tarihli ek rapor alınarak işin yapıldığı 2018 yılı itibariyle mahalli serbest piyasa rayicine göre iş bedeli 54.068,88 TL olarak hesaplanmıştır. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesine aykırı olarak karar verilmiş olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına; taraflar arasında iş bedeline ilişkin bir anlaşma bulunmadığından denetime ve hüküm kurmaya elverişli 21/09/2023 tarihli inşaat bilirkişisi ek raporuna göre hesaplanan  54.068,88 TL iş bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine  karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,<br> 2-ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  31/10/2023 tarih ve 2023/169-Esas-2023/630 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,<br>\t4- 54.068,88 TL alacağın dava tarihinden (15/05/2020) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,  fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t5-Alınması gereken  3.693,44 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.266,37 TL'nin  mahsubu ile  bakiye 1.427,07  TL'nin tahsilde mükerrerlik olmamak üzere davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan  17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden  karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17,900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8-Davacının yaptığı 3.116,51 TL yargılama masrafları, 2.266,37 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.437,28 TL yargılama giderinin, davanın kabul/red oranı dikkate alınarak 2.215,03 TL'sinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t9- Dava şartı olan arabuluculuk başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden 782,24 TL'nin davacıdan, 537,76 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t10-Gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>\tİstinaf incelemesi yönünden;    <br>11-Davacıdan alınan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>12-Davalıdan  alınan 1.693,41 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>13-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 122,00 TL dosya gönderme masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  <br>14-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 150,00 TL dosya gönderme masrafının davacıdan  alınarak davalıya verilmesine,<br>15-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 25/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br> <br>Başkan <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Katip <br>  ✍e-imzalıdır<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0558ac918cfdc0cd","SID":"9479fef0f5ed8e30"}}