{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/428 <br>KARAR NO\t: 2024/776<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                           K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/174 E.  -  2021/355 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Cezai Şart<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/06/2021 tarih ve 2020/174 Esas - 2021/355 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin elektron mikroskopu alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalının ise firma çalışanı iken ayrılarak aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmaya geçtiğini, davalının davacı firmanın sattığı cihazlarla ilgili servis personeli olarak kapsamlı eğitimlere tabi tutulduğunu, davalının, müvekkili ile arasındaki hizmet sözleşmesinde rekabet yasağının düzenlendiğini, ihlali halinde de davalının son maaşı üzerinden altı aylık maaşı kadar cezai şart ödemeyi yükümlendiğini, davalı hizmet sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek, 31.188,00 TL'nin, ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\tDavalı vekili, hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı düzenlemesinin yasal koşulları taşımadığından hükümsüz olduğunu, sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz bulunduğunu, ayrıca genel işlem koşulu niteliği taşıdığından da yazılmamış sayılması gerektiğini, davacı firma ile aynı alanda faaliyet gösteren firmaların Ankara, İstanbul, İzmir şehirlerinde bulunduğunu ve başka ilde bulunmadığını, müvekkilinin davacı firmada aldığı eğitimin yalnızca davacı firmanın cihazları ile ilgili olduğunu ve diğer firmaların bu cihazları satmadığını, müvekkilinin, davacı firmanın satış verilerine erişiminin de bulunmadığını, servis elemanı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı firma ile davalının çalıştığı dava dışı firmaların aynı alanda faaliyet gösterdiği, davacı ile davalının çalıştığı dava dışı firmaların farklı tiplerde elektron mikroskobu üretimi yaptıkları, her bir firmada üretilen elektron mikroskobu yönünden servis elemanı olarak çalışan kişilerin ayrı birer eğitime tabi tutulmasının zorunlu olduğu, rekabet yasağı ihlalinden söz edebilmek için davalının müşterileri tanıması gerektiği, davalının servis elemanı olduğu, servis verdiği müşterileri tanıyacağı açık olmakla birlikte, satış faaliyetinde bulunduğu ve bu anlamda müşterileri tanıdığının kanıtlanmadığı, davalının aldığı eğitimler ile davacı şirketin sattığı ve servis hizmeti verdiği ürünleri tanıdığı,  üretim sırları ya da işverenin yaptığı bu kabil işler hakkında bilgi edinme imkânı bulunduğu, ancak davalının servis elemanı olduğu, satış faaliyetinde bulunduğunun ise kanıtlanamadığı, satış faaliyeti ile ilgili iş sırlarına eriştiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı gibi servis hizmetleri yönünden de davacı firmanın sattığı ürünler ile dava dışı firmaların sattığı ürünlerin farklı olduğu, rekabet yasağının ihlalinden söz edebilmek için davalının edindiği bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olunmasının, başka deyişle davalının eylemi ile davacı şirketin zarara uğramış olmasının gerektiği, davacının, davalının rekabet yasağını ihlali sonucunda uğradığı zarara ilişkin denetlenebilir ve zarar hesabına konu edilebilir bilgi ve belge sunmadığı, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği, süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı, sözleşmedeki düzenlemenin de iki yıl olduğu, davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirketlerin merkezlerinin Ankara ve İstanbul ilinde bulunduğu, başka illerde bulunmadığı, sözleşmede de, Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin sayıldığı, sözleşme ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğününün aşırı bir şekilde sınırlandırılamayacağı, elektron mikroskobu alanında servis elemanı olarak çalışan davalının çalışabileceği çok az sayıda firma bulunduğu, bu şartlar altında merkezleri Ankara ve İstanbul illerinde bulunduğu anlaşılan dava dışı şirketlerde daha iyi şartlarla çalışma teklifi alan davalının hayatını idame ettirebilmesi açısından bu firmalardan gelen teklifleri değerlendirmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi aksinin kabulünün çalışma ve sözleşme özgürlüğünü kısıtlayacağı, bu durumun Anayasa ile teminat altına alınan çalışma hak ve özgürlüklerine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin gerekçesinin aksine, bahse konu ürünlerin ticari olarak rakip olduğunu, bir firmada alınan eğitimin diğer firmada yer alan cihazın kullanımı için son derece önemli bulunduğunu, davalının satış faaliyeti ile ilgili iş sırlarına eriştiğini, davacının çalışabileceğini ileri sürdüğü şirketlerin Ankara ve İstanbul dışında Adana, Bursa, Konya gibi illerde de faaliyet gösterdiğini, alacaklı zarara uğramamış olsa dahi cezai şartın ifasının gerektiğini, müvekkilinin zararını ispat yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tTürk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 444. maddesinde; fiil ehliyetine sahip olan işçinin işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunları dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları yada işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Rekabet yasağına aykırılıktan söz edilebilmesi için davacının zararının mutlak olarak doğması gerekmeyip zarar doğması ihtimalinin bulunması yeterlidir.<br>\tAynı Yasa'nın  445. maddesinde de, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir.  <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı ile davalı arasında imzalanan 25.07.2017 tarihli iş sözleşmesinin 17.2 maddesinde, \"Çalışan Sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki (2) yıl içerisinde, İstanbul, Ankara, İzmir illeri sınırları içerisinde doğrudan veya dolaylı olarak aynı sektörde kendi hesabına veya herhangi rakip olan bir kuruluşta çalışamaz.\" düzenlemesi mevcuttur. Müteakip madde ise \"Çalışan, rekabet etmeme ve teşvik etmeme yükümlülüklerinin öneminin bilincindedir ve herhangi bir şekilde işbu Sözleşmenin 17.1. ve 17.2. madde hükümlerini ihlal etmesi durumunda, Şirketin, son altı (6) aylık brüt maaşı tutarında bir cezai şartı talep etmeye hak kazandığını kabul etmektedir. Şirketin cezai şart tutarını aşan zararları tazmin etme hakkı saklıdır.\" şeklindedir. <br>\tGörüldüğü üzere taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde, TBK'nın 445. maddesinde belirtilen süre sınırlamasına uyulduğu, coğrafi sınır olarak İstanbul, Ankara, İzmir illerinin belirlendiği, öte yandan konu bakımından da, aynı sektördeki rakip kuruluşlarda çalışılmayacağının öngörüldüğü, bu hali ile sözleşmenin yer ve işlerin türü bakımından aşırı olduğu açıktır. Dairemizce  kapsam bakımından aşırı nitelikte kabul edilen rekabet yasağına TBK'nın 445/2. maddesi gereğince müdahele edilerek rekabet yasağı sözleşmesi kapsamının, davalının davacı şirketle aynı ilde, davacı Şirkette çalıştığı pozisyonla aynı veya benzer pozisyonda çalışması olarak belirlenmiştir. <br>\tBu kapsamı itibariyle rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilerek yapılan değerlendirmede ise davalının, 03.07.2017 tarihinde davacı Şirkette işe başladığı, servis personeli olarak çalıştığı, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının üretim sırları hakkında bilgi edinme imkanının olduğu, 01.04.2019 tarihinde kendi isteği ile davacı nezdindeki işinden ayrılan davalının, 04.04.2019 tarihinde davacı ile aynı ilde ve aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirkette servis personeli olarak işe başladığı, buna göre davalının, davacı ile aynı şehirde ve aynı faaliyet alanında, davacı nezdindeki işinden ayrılmasından üç gün sonra bir başka şirkette çalışmaya başladığı, bu kapsamda TBK'nın 445/2. maddesince verilen yetki doğrultusunda kapsamı belirlenen rekabet yasağı sözleşmesine, davalının aykırı davrandığı kanaatine varılmıştır.<br>\tHer ne kadar ilk derece mahkemesince, davalının satış faaliyetinde bulunduğunun ve satış faaliyeti ile iş sırlarına eriştiğinin ispat edilemediği, rekabet yasağı nedeni ile davacının zarara uğradığına dair dosyaya bir bilgi ve belge sunulmadığı, davalının çok az sayıda firmada çalışabileceği ve bu firmaların merkezlerinin de Ankara ile İstanbul illerinde olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle yapılan bu değerlendirmeler, yerinde görülmemiştir. Zira, yukarıda belirtildiği davalının yaptığı iş itibariyle davacının üretim sırları hakkında bilgi edinme imkanı olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile sabittir. Öte yandan, rekabet yasağının ihlali için davacının zararının mutlak olarak doğması gerekmeyip zarar doğması ihtimalinin bulunması yeterlidir. Davalının rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle davacının zararının doğma ihtimali mevcuttur. Son olarak, TBK'nın 445/2. maddesince verilen yetki doğrultusunda, Dairemizce yer yönünden rekabet yasağının, davacının faaliyette bulunduğu Ankara ili ile sınırlandırılması karşısında, davalının çalışma hürriyetinin engellendiği de söylenemez.  <br>\tDavalı tarafça, taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olduğu savunulmuştur. TBK'nın 20. maddesi uyarınca, genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Somut olaydaki rekabet yasağına ilişkin hüküm, bu kapsamda olmadığından davalının anılan savunması yerinde görülmemiştir. Yine her ne kadar davalı tarafça, sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz bulunduğu savunulmuş ise de, yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarih, 2017/3977 E. ve 2019/990 K. sayılı kararında  belirtildiği üzere, hizmet sözleşmesi içerisinde rekabet etmeme yasağına dair hüküm bulunduğu hallerde, sözleşmenin, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesine uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih, 2021/524 E., 2023/210 K. sayılı ilamı da bu yönde olduğundan, davalı vekilinin bu savunmasına da itibar edilmemiştir. <br> \tDavalı tacir olmadığından, TTK'nın 22. maddesi somut olaya uygulanamayacak olup, somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 182. maddesine göre taraflar cezai şartın miktarını serbestçe belirleyebilirler, ancak hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tarafların mali ve sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının  uğradığı  zarar,  borçlunun  borcunu  yerine  getirmemek  suretiyle  sağladığı fayda dikkate alındığında, taraflar arasında kararlaştırılan son aylık brüt ücretin 6 katı tutarında cezai şart miktarının fahiş olduğu, cezai şarttan bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dairemizce aylık maaş tutarı gözetilerek 20.000,00 TL'lik cezai şart miktarı hak ve nasafet ilkesine uygun bulunarak, bu miktar cezai şart alacağının davalıdan alınmasına karar verilmiş, Yargıtay 11. HD.nin  24/09/2019 tarih ve 2018/502 E. 2019/5746K. sayılı  kararında da kabul edildiği üzere takdiri indirim yapılması nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2021 gün ve 2020/174 Esas - 2021/355 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 20.000,00 TL cezai şartın, temerrüt tarihi 26/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>\t3-Fazlaya dair istemin REDDİNE,<br>\t4-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli 1.366,2‬0 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 532,62 TL'nin düşümü ile kalan 833,58‬ TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-HUAK 18/A-13 maddesi ile HUAK Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Cezai şart alacağından takdiri indirim yapılması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek bu yönden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t8- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 177,50 TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 100,10 TL tebligat ve  posta ücreti, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.498,3‬0 TL'ye 54,40 TL başvurma harcı, 532,62 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 2.085,32‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t9-Davalı tarafından ilk derece yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), \t<br>\t11- Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>13-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br> Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04.2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024<br>\t\t\t <br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b7956cf9fe492ac","SID":"9ec41d4e864388ce"}}