{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1897 <br>KARAR NO: 2024/684<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/03/2021<br>NUMARASI: 2019/627 Esas - 2021/221 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...'na 21.01.2015 düzenleme ve 26.11.2015 ödeme tarihli, 175-TL'Iik bir bono keşide ederek verdiğini, daha sonra bu bononun ... tarafından davalıya ciro edildiğini, davalı tarafından bu bonoya dayalı olarak müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 175.000-TL'Iik takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmamasına karşı haciz tehdidi altında dosya borcuna karşılık olarak 110.000-TL, 50.000-TL ve 15.000-TL olmak üzere toplam 175.000-TL ödeme yaptığını, bahsi geçen bonoda ödenecek bedelin 175-TL olarak kararlaştırıldığını, yazı ile \"yüz yetmiş beş\" TL yazıldığını, fakat rakam ile sehven bir sıfır fazla olarak eklenerek 175.000-TL yazıldığını, burada tarafların iradesi ve yazı 175-TL iken, sehven maddi hata sonucu sadece bir sıfır fazla yazılarak 175.000-TL yazıldığını, senedi elinde bulunduran davalının kötü niyetle 175-TL yerine 175.000-TL'Iik takip başlattığını, TTK'nın 676. maddesinin, \"Poliçe bedeli hem yazı, hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur.\" şeklinde olduğunu, Yargıtay'ın tüm kararlarının da bu yönde olduğunu, bononun bedeli yazı ile \"yüz yetmiş beş\" yani 175-TL, rakam ile sehven bir sıfır fazla koyularak 175.000-TL yazıldığı için yazıya itibar etmek gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin borcunun taraf iradelerine uygun şekilde 175-TL olduğunu, müvekkilince haciz tehdidi altında 2016 yılı Şubat ayında dosya borcuna karşılık davalı ...'in vekili Av. ...'a 175.000-TL ödeme yapıldığını ve karşılığında ödeme belgeleri aldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, borcun 175.000-TL kabul edildiği ihtimalinde, müvekkili tarafından dosya borcuna karşılık alacaklı vekiline yapılan 175.000-TL ödeme yapıldığı zaman dosya kapak hesabının 180.000-TL civarı bir rakama tekabül ettiğini, yani belki de müvekkilinin 5.000-TL civarı bir bakiye borcunun kalmasının söz konusu olacağını, fakat bu ödemeden iki yıl sonra 13.07.2018 tarihinde dosya alacağının 130.000-TL'lik kısmının ... tarafından ...'ya temlik edildiğini, fakat bu dönemde dosyada 130.000-TL alacağın söz konusu olmadığını, fakat davalının ödemelere rağmen kötü niyetle kalan alacağından çok daha fazlasını temlik ederek mükerrer tahsilata çalıştığını, müvekkilinin ...'e olmadığı gibi ...'ya da borcu bulunmadığını,aslında geçersiz bir temlik sözleşmesi söz konusu olduğunu belirterek, müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından dolayı 175.000-TL ve ferileri ile borçlu olmadığının, sadece 175-TL ve bunun ferileri ile borçlu olduğunun tespitine, müvekkili tarafından haciz tehdidi altında davalıya ödenen 175.000-TL'nin, senet miktarı olan 175-TL ve fer'ileri düşüldükten sonra kalan miktarın Şubat 2016'daki ödeme gününden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine dosya borcunun %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; bononun 175.000-TL bedelli olduğunun sabit olduğunu, İstanbul 2. ATM'nin 2015/2016 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararının 175.000-TL dikkate alınarak verildiğini, davacının takibin iptali istemiyle İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/79 esas sayılı dosyasında açtığı davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının dava dilekçesinde 110.000-TL, 50.000-TL ve 15.000-TL olmak üzere toplamda 175.000-TL ödeme yaptığını belirterek bono bedelinin 175.000-TL olduğunu ikrar ettiğini, davacının istirdat talebinin bir an için haklı olabileceği düşünülse dahi, davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça sunulan ödeme belgelerinin kendince düzenlenmediğini ve imzaların kendilerine ait olmadığını, icra dosyasındaki alacağın 130.000-TL'lik kısmının, senette cirosu olan ...'nun eşi ...'ya temlik edilmiş olup, dosyada ilgili miktar yönünden sorumluluğun bu kişiye geçtiğini, bu sebeple 130.000-TL yönünden müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine dosya borcunun %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ... tarafından davacı  borçlu ... aleyhine 175.000-TL asıl alacak, 647,26-TL işlemiş faiz, 350-TL bono komisyonu, 300-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 176.297,26-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, dayanak bononun; keşidecisi ..., lehdar ..., düzenleme tarihi 21/11/2015, ödeme tarihi 26/11/2015 olan bononun üst kısmında bedel olarak 175.000-TL yazılı olduğu, senet metninde ise senet bedelinin yazı ile 175-TL yazılı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 676/1. maddesinde; poliçe bedeli hem yazı, hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedelin üstün tutulacağının düzenlendiği, davacının takibe konu bononun sadece 175-TL'lik kısmı ve ferilerinden sorumlu olduğu, alacağın tahsili için davacıya ait İstanbul İli Küçükçekmece ilçesi ... parsel sayılı taşınmazın 143.500-TL bedelle satışının yapıldığı, satış bedelinden 175 TL bono bedeli, 0,64 TL işlemiş faiz ve 0,35-TL komisyon olmak üzere 175,99-TL'nin mahsubu ile davacı tarafından 143.324,01-TL fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının dayanak icra dosyasında 176.121,27-TL borçlu olmadığının tespitine, davacının alacağına mahsup edilen 143.324,01-TL satış bedelinin ihalenin kesinleştiği tarih olan 04/03/2020 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; müvekkilinin alacağının 13.07.2018 tarihinde ...'nun eşi ...'ya temlik edildiğini, temliğin 130.000-TL+ferileri olarak yapılarak icra dosyasına sunulduğunu, bunun üzerine temlik alan alacaklının davalıya ait taşınmazı 143.000-TL bedelle alacağına mahsuben aldığını, müvekkilinin alacağı dava tarihi öncesinde temlik etmiş olması ve davalının taşınmazının satışının temlik alan tarafından yapılması nedeniyle husumetin bu kişiye yöneltilmesi gerekirken müvekkiline yöneltilmesi hukuka aykırı olduğundan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu bono bedelinin 175-TL olduğunun kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının suç duyurusu üzerine İstanbul C.Başsavcılığının 2016/12082 soruşturma sayılı dosyasında davacının alınan ifadesinde, şüphelilere 17.000-TL bedelli senet verdiğini, senette tahrifat yapılarak 175.000-TL üzerinden hakkında icra takibi başlatıldığını beyan ettiğini, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesinde 175.000 rakamında tahrifat yapılmadığı tespit edilerek takipsizlik kararı verildiğini, bu nedenle bono bedelinin 175.000-TL olduğunun açık olduğunu, ayrıca emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere 175.000-TL bedelli senedin mahkemece 175-TL olarak kabul görmesinin, paranın bononun düzenleme tarihindeki değeri göz önüne alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>GEREKÇE: Dava, kesinleşen icra takibinde ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Somut olayda; keşidecisi davacı ve lehdarı ... olan 21.11.2015 keşide, 26.11.2015 ödeme tarihli, miktar hanesinde 175.000-TL, senet metninde ise \"yüz yetmiş beş\" ibaresi yazılı bononun lehtar tarafından davalı ...'e ciro edildiği, davalı tarafından bononun İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 175.000-TL bono bedeli, 647,26-TL işlemiş faiz, 350-TL bono komisyonu, 300-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 176.297,26-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü takip konusu edildiği ve takibin kesinleştiği, 13.07.2018 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle icra takibindeki alacağın 130.000-TL'lik kısmının davalı alacaklı ... tarafından dava dışı ...'ya temlik edildiği, davacı borçluya ait hacizli taşınmazın 26.01.2020 tarihinde 143.500-TL bedelle temlik alan alacaklıya alacağına mahsuben ihale edildiği, davacı tarafça 2016 yılında temlik eden alacaklı vekiline toplam 175.000-TL ödeme yapıldığı iddia edilerek, buna ilişkin temlik eden alacaklı ... vekili Av. ...'a ait olduğu iddia edilen imzalı iki adet ödeme belgesinin icra dosyasına ibraz edildiği, icra dairesinin çıkardığı muhtıra üzerine temlik alan vekilince borçlu tarafından kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığına ilişkin dilekçe sunulduğu, ayrıca işbu davada sunulan cevap dilekçesinde de söz konusu ödeme belgelerinin altındaki imzaya açıkça itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Takibe dayanak bononun miktar hanesinde 175.000-TL, senet metninde ise \"yüz yetmiş beş\" ibaresi yazılı olup, rakamla yazılı miktar hanesinde herhangi bir tahrifat bulunmadığı gibi davacı tarafça da bu yönde bir iddia ileri sürülmemiş, bononun miktar hanesine sehven bir sıfır fazla eklendiği ileri sürülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 676/1. maddesi hükmüne göre, poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de, iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur. Ancak bu kural, senette tahrifat olmaması koşulu ile uygulanır. Somut olayda bononun düzenlenme tarihindeki Türk Lirasının değeri ve alım gücü göz önüne alındığında, 175-TL için bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle bononun yazı ile yazılı miktar kısmı yazılırken \"bin\" kelimesinin maddi hataya dayalı metne yazılmadığının kabulü gerekmektedir. Aksi yöndeki kabul aşırı şekilcilik olup, ağır hak kaybına sebebiyet verecek niteliktedir. Bu nedenle bono bedelinin 175.000-TL olarak kabulü gerekmektedir (Yargıtay HGKnın 2022/11-622 esas 2023/354 karar sayılı, Yargıtay 11 HD 2022/1704 esas 2023/5407 karar sayılı, Yargıtay 12 HD 2023/3655 esas 2023/3534 karar sayılı ve 2022/10344 esas 2023/2842 karar sayılı ilamları). Nitekim davacının olaya ilişkin suç duyurusu üzerine alınan ifadesinde, şüpheliler ile olan ticari ilişki dolayısıyla şüphelilere 17.000-TL bedelli bono verdiği belirtilmiş olup, davacının buradaki ifadesinde senet bedelinin 175-TL olduğuna dair bir iddia yer almamaktadır. Davacı tarafça, haciz tehdidi altında davalı alacaklının vekiline 2016 yılında toplam 175.000-TL ödeme yapıldığı iddia edilerek, buna ilişkin temlik eden alacaklı ... vekili Av. ... ait olduğu iddia edilen imzalı iki adet ödeme belgesine dayanılmış olup, bu belgeler altındaki imzaya davalı alacaklı vekili tarafından açıkça itiraz edilmiştir. Mahkemece ise bu hususta hiç bir inceleme yapılmaksızın dava dışı temlik alan alacaklıya ihale edilen taşınmaz bedelinin temlik eden davalıdan istirdadına karar verilmiştir.Bu durumda söz konusu belge asılları üzerinde imza incelemesi yaptırılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan dava tarihi öncesinde 13.07.2018 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle, icra takibindeki alacağın 130.000-TL'lik kısmı davalı alacaklı ... tarafından dava dışı ...'ya temlik edilmiş, davacı borçluya ait hacizli taşınmaz da yargılama sırasında 26.01.2020 tarihinde 143.500-TL bedelle temlik alan dava dışı alacaklının alacağına mahsuben ihale edilmiştir. Bu durumda takip konusu alacağın 130.000-TL'lik kısmı ile ferileri yönünden alacaktan kaynaklanan hak borçlar dava dışı temlik alana geçmiştir. Bu nedenle davacının talebinin icra dosyasındaki alacaktan borçlu olmadığına yönelik olduğu, davadan evvel alacağın kısmen temlik edildiği anlaşılmasına göre, eldeki davada temlik alan dava dışı alacaklıya da husumet  yöneltilmesi gerekir. Bu doğrultuda davacı tarafa alacağı kısmen temlik alan ...'ya yönelik dava açması için süre verilmesi, dava açıldığında işbu dava ile birleştirilmesi sağlanarak davaların birlikte görülmesi zorunludur. Kabule göre de, temlik alanın malvarlığına cebri icra yolu ile  geçen taşınmaz bedelinin temlik eden davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmediği gibi, davacı tarafından icra takibindeki tüm miktara yönelik açılan davada taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-4, 6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 Tarih 2019/627 Esas - 2021/221 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353(1)a-4, 6 gereği KALDIRILMASINA; \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davalı tarafından yatırılan 3.007,71-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli karar sonra yazılmak üzere oybirliği ile HMK'nun 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b24060c340bcd244","SID":"63865c5240249df2"}}