{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1898 <br>KARAR NO: 2024/690<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/04/2021<br>NUMARASI: 2015/54 Esas - 2021/329 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalının, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli sözleşme ile müvekkili şirketin bayiliğini yaptığını, davalının 16.05.2014 tarihlinde keşide ettiği ihtarname ile bayilik sözleşmesini feshettiğini, sözleşmenin 5 yıl süreli olması sebebiyle, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu,haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketi zarara uğrattığını,sözleşmenin 32. maddesine göre müvekkili şirketin uğradığı müspet zararı tazmin etmek durumunda olduğunu, sözleşmenin süresinden önce davalının kusuru ile sona ermesi sebebiyle, müvekkili şirketin elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, ayrıca sözleşmenin 33. maddesine göre sözleşmeye aykırı davranışlarıyla sözleşmeyi feshettiğinden cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, cezai şart hesabının, bayiinin LPG alımı yaptığı dönemde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımıyla hesap edildiğini, bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğunu, dolayısıyla hem müspet zarar (kâr mahrumiyeti) hem de cezai şartın aynı anda talep edilebileceğini belirterek, 15.000-TL kar mahrumiyeti ve 15.000-TL cezai şart olmak üzere toplam 30.000-TL'nin fesih ihtarnamesinin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili 24.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; cezai şart talebini 110.432,05-TL artırarak 125.432,05-TL'ye çıkarmıştır. <br>CEVAP: Davalı vekili; davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle çekilmez hale gelen bayilik sözleşmesinin fesih edildiğini, Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna dayalı olarak çıkarılan 2002/2 sayılı Tebliğin 4/a maddesinde, alıcının yeniden satış fiyatı belirlemesinin engellenemeyeceğinin belirtildiğini, dolayısıyla asgari veya sabit satış fiyatını davacının belirlemesinin sözleşmeyi grup muafiyetinden çıkararak kanunen yasaklanmış hale sokacağını, somut olayda sözleşmenin 29. maddesine göre düzenlenen ek protokolde bir oran öngörülmüş olup, protokolün kanuna aykırı olduğunu, içeriği kanuna aykırı hükümler ile müvekkiline zarar veren bu sözleşmenin müvekkili tarafından ayakta tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin akaryakıt istasyonunun hemen yakınında yer alan ..., ... gibi teşebbüslerin Mayıs 2013 tarihinde pompa satış fiyatı olarak 2.017-TL gibi bir rakam belirlemişken, müvekkilinin satış fiyatının davacı tarafından 2.420-TL olarak belirlendiğini, bu durumun müvekkilinin rekabet şansını ortadan kaldırdığını, satış yapamayan müvekkilinin 1,5 yıl boyunca  davacıdan LPG alamadığını, davacı tarafın da bu hukuka aykırı durumun farkında olarak, gönderdiği ihtarnamenin 2. bendinde \"indirimlere karşılıklı mutabakat ile gidilecektir\" dediğini, ancak herhangi bir indirim yapılmadığını, dolayısıyla davacı tarafından verilen taahhütler yerine getirilmeyerek müvekkilinin feshe zorlandığını, bu nedenle müvekkilinin akdi feshetmekte haklı olduğunu, müvekkilinin diğer bayilerle aynı iskontonun uygulanması isteğinin de yerine getirilmediğini, bu durumun da Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4/1-e ve 6/1-b bentlerine aykırı olduğunu,sözleşmenin müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, cezai şart talep edilemeyeceğini, söz konusu sözleşme hükmünün hukuka uygun olduğu kabul edilse dahi, davacının satış fiyatını belirleme ve iskonto yapmama yetkisini TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak kullandığını, davacının diğer bayilere yapıp müvekkiline yapmadığı iskontolar ile aşırı fiyatın hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin 27.05.2013 tarihli ihtarname ile fiyat indirimi talep ettiğini, sözleşmenin ayakta tutulduğu dönem içerisindeki son 1,5 sene satış olmadığı için ne davacının, ne de müvekkilinin gelir elde edemediğini, bu nedenle davacının bekleyebileceği bir kâr bulunmadığından kar kaybı istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 19/09/2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalı bayi tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin 16/05/2014 tarihli ihtarnamesi ile, diğer bayilere uygulanan iskontoların davalıya uygulanmadığı, bu nedenle davalının rekabet edemediği gerekçesi ile LPG Otogaz Bayilik Sözleşmesinin feshedildiği, davalı tarafından, davacının rekabet koşulları gereğince indirim yapmadığı ve bayiler arasında ayrımcılık yaptığı ileri sürülerek sözleşme feshedilmiş ise de; davalının bu iddiası ispat edilemediğinden, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshetmekte haklı olmadığı, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeni ile davacının sözleşmenin 33. maddesine göre 2. ve 3. kök rapor ile hesaplanan 125.432,05-TL cezai şart bedelini talep edebileceği ve bu cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olmayacağı anlaşılmış olup, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik alınan 3. kök rapor ve ek raporda, 01/01/2010-28/03/2013 tarihleri arasındaki 1.182 gün için tespit edilen faaliyet kârı ortalaması dikkate alınarak, davacının yeni bir istasyon açılması için ihtiyaç duyduğu 6 aylık süre için hesaplanan net faaliyet kâr kaybının da 4.307,40-TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 4.307,40-TL kâr kaybı alacağının 16.05.2014 tarihinden, 125.432,05-TL cezai şart bedelinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; davacının kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle çekilmez hale gelen bayilik sözleşmesinin fesih yoluyla sona erdirildiğini, kanunun kendisine tanıdığı hakkı kullanan müvekkilinin tazminattan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna dayalı olarak çıkarılan 2002/2 sayılı Tebliğin 4/a maddesine göre, alıcının yeniden satış fiyatı belirlemesinin engellenemeyeceğini, dolayısıyla asgari veya sabit satış fiyatını davacının belirlemesinin, sözleşmeyi grup muafiyetinden çıkararak kanunen yasaklanmış hale sokacağını, somut olayda sözleşmenin 29. maddesine göre düzenlenen ek protokolde bir oran öngörülmüş olup, kanuna aykırı hükümler içeren sözleşmenin müvekkili tarafından ayakta tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin akaryakıt istasyonunun hemen yakınında yer alan diğer teşebbüslerin pompa satış fiyatına göre daha yüksek satış fiyatı belirlenmesinin müvekkilinin rekabet şansını ortadan kaldırdığını ve ticaretini durma noktasına getirdiğini, satış yapamayan müvekkilinin 1,5 yıl boyunca  davacıdan LPG alamadığını, davacının gönderdiği 21.06.2013 tarihli ihtarnamede indirimlere karşılıklı mutabakat ile gidileceği belirtilmesine rağmen herhangi bir indirim yapılmadığını, dolayısıyla davacı tarafından verilen taahhütler yerine getirilmeyerek müvekkilinin feshe zorlandığını, iskonto taleplerinin yerine getirilmediğini, sözleşme hükmünün hukuka uygun olduğu kabul edilse dahi davacının satış fiyatını belirleme ve iskonto yapmama yetkisini TMK'nın 2. maddesine aykırı olarak kullandığını, davacının diğer bayilere yapıp müvekkiline yapmadığı iskontolar ile aşırı fiyatın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, sözleşmenin 32. maddesinde, müvekkili tarafından fesih halinde müspet zarar konusunda bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle kar kaybı istenemeyeceğini, kar kaybı talep edilebileceği düşünülse dahi, sözleşmenin ayakta tutulduğu dönem içerisindeki son 1,5 sene satış olmadığı için davacının ve müvekkilinin gelir elde edemediğini, bu nedenle davacının bekleyebileceği bir kâr bulunmadığından kar kaybı istenemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen 6 aylık 4.307,40-TL kar ticari mantığa uygun olmayıp, davacının daha çok kazandığının ve müvekkilinin zararına çalıştığının ortaya konulacağını, müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle cezai şart istenemeyeceğini, sözleşmenin 33. maddesindeki cezai şartın, müvekkilinin fesih hakkını sınırladığı için geçersiz olduğunu, ayrıca mahkemece hükmedilen cezai şart çok yüksek olup tenkisinin gerektiğini, hesap yönteminin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshinden kaynaklanan kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 19.09.2010 tarihli LPG bayilik sözleşmesi ile aynı tarihli ek sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğü, sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli ihtarname ile diğer bayilere uygulanan iskontoların kendilerine uygulanmadığı, bu konuda çekilen ihtarnamelere rağmen iskonto oranlarında hiç bir düzelme olmadığı gerekçesiyle feshedildiği, davacı tarafça sözleşmenin 32 ve 33. maddelerine dayalı kar kaybı ve haksız fesihten kaynaklanan cezai şart istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesinin 29. maddesinde, bayiye satılacak LPG'nin fiyatı ile perakende pompa satış fiyatının, LPG Piyasası Kanununa uygun olarak İpragaz tarafından saptanıp bayiye tavsiye edilen perakende pompa satış fiyatı olarak bildirileceği, bayinin perakende pompa satış fiyatının üzerinde bir fiyatla satış yapamayacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 32. maddesinde; ...'ın, bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeni ile sözleşmeyi feshetmesi halinde, bayiden maruz kaldığı zarar, ziyan ve anlaşma süresinin sonuna kadar hesap edilmek üzere mahrum kaldığı kâr karşılığı tazminat talep edebileceği belirtilmiş olup; 33. maddesinde ise, bayinin sözleşmeye aykırı davranması nedeni ile sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi veya süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde, 32. maddedeki yükümlülükten ayrı olarak ...'dan LPG alımı yapacağı dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki  perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedeli, cezai şart olarak bayinin ...'a ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Bayilik sözleşmesi davalı tarafça, diğer bayilere uygulanan iskontoların kendilerine uygulanmadığı gerekçesiyle feshedilmiş olup, davalı tarafça ayrıca davacının sözleşmenin 29. maddesi ve ek protokol ile satış fiyatı belirleyerek belirli bir oran öngördüğü, bu durumun Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesinde; belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, maddenin a bendinde \"mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi\", bu hallerden birisi olarak sayılmıştır. Ancak sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür. Somut olayda taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 29. maddesinde, bayiye satılacak LPG'nin fiyatı ile perakende pompa satış fiyatının, LPG Piyasası Kanununa uygun olarak İpragaz tarafından saptanıp bayiye tavsiye edilen perakende pompa satış fiyatı olarak bildirileceği, bayinin perakende pompa satış fiyatının üzerinde bir fiyatla satış yapamayacağı düzenlenmiştir. Ek protokolde ise bayinin kar marjına ilişkin düzenleme yer almakta olup, söz konusu hükümlerde kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca davalı tarafça, davacının diğer bayilere iskonto uyguladığı ancak aynı iskontoyu kendilerine uygulamadığı yönünde herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu durumda davalı sözleşmeyi fesihte haksız olup, sözleşme hükümleri doğrultusunda davacının kar mahrumiyeti ve cezai şart talep hakkı bulunmaktadır. Sözleşmenin 32. maddesinde; İpragaz'ın, bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeni ile sözleşmeyi feshetmesi halinde, bayiden maruz kaldığı zarar, ziyan ve anlaşma süresinin sonuna kadar hesaplanmak üzere mahrum kaldığı kâr karşılığı tazminat talep edebileceği  düzenlenmiştir. Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle madde hükmüne göre davacının kar mahrumiyeti talep hakkı vardır.Kar mahrumiyeti süresinin hesabında ise, davacının bölgede yeni bayilik kurup kurmadığının tespiti, kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşme sonuna kadar değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek net kar olarak hesaplanması gerekmektedir. Somut olayda davacının aynı bölgede yeni bayilik kurmuş olduğuna dair bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir. Bu durumda yeni bayilik tesisi için makul sürenin tespiti gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu süre 6 ay olarak belirlenmiş olup, bu süreye isabet eden net kar üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda kar mahrumiyetine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle, davacının sözleşmenin 33. maddesine dayalı olarak cezai şart talep hakkı doğmuş olup, davalı vekilinin bu hükmün geçersiz olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Madde hükmünde cezai şartın hesaplama yöntemi, davalı bayinin dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel olarak belirlenmiştir. Mahkemece benimsenen son bilirkişi raporu ile 2. heyet bilirkişi raporlarında, bu yönteme uygun olarak bilirkişi raporlarında da davalının en yüksek alım yaptığı 2012 yılı temmuz ayındaki 65.982,14 litrenin 1.901-TL litre satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunan 125.432,05-TL cezai şart bedeli hesaplanmasında sözleşmeye aykırılık bulunmamaktadır.TTK'nın 22. maddesi gereğince, kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, cezai şart tacirin iktisaden mahvını gerektirecek derecedeyse tenkise karar verilebilecektir. Davalının incelenen mali durumuna göre, davalının bilançosunda görülen öz kaynaklar ve dönem karına göre cezai şart tutarının iktisaden mahvına neden olmayacağı belirlenmiştir. Davalı vekilinin cezai şarttan tenkis yapılması talebi de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, karara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 12.030,84-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.274,93‬-TL harcın mahsubu ile kalan 9.755,91-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 27,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1870371cf356bd19","SID":"a5d87279f7aafe03"}}