{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/315 Esas 2024/583  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/315 <br>KARAR NO\t: 2024/583<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:13/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/389 Esas 2021/658 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/05/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptaline  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı  süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ile davalı ... arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden borçluya 009761T1-15075 referans nolu kredinin kullandırıldığını, kullandırılan krediden doğan borçların ödenmemesi üzerine borçluya  ihtarname gönderildiğini, ihtarnamelere rağmen borcunu ödemeyen davalı aleyhine Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2019/14346 E. sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takibe geçildiğini ancak borçlunun borcu bulunmadığından bahisle işlemiş faiz ve ferilerini kabul etmediğini beyanla haksız olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durmasına sebebiyet verdiğini, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu iddia ederek haksız itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın  % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; davacı Bankadan 15.10.2015 tarihinde 00976-00000014929 referans numarası ile kredi çektiğini, 30.12.2016 tarihine kadar düzenli ödeme yapmış olmakla birlikte sonrasında ödemelerinde aksamalar olduğunu, bunun üzerine Banka ile mutabakata varılarak borcun yapılandırıldığını, bu yapılandırma kapsamında Bankanın 00976-00000015075 referans numarası ile yeni bir kredi kullandırdığını, bu suretle önceki borçlarının tamamının ibra edilmiş olduğunu, yeni krediye ilişkin ödemeler devam etmekte iken davacı vekili tarafından telefonla aranarak faizi ile birlikte takriben 25.000,00 TL borcunun kaldığını, bu borcun ilk taksit 5.800 TL, 2. taksit 5.800 TL ve 3. taksit 7.500 TL ödendiği taktirde borcun tamamen kapatılacağının bildirildiğini, bunun üzerine tarafından istenen bedellerin tam olarak ödendiğini, bu ödemeleri oğlu ... ...'un hesabından yaptığını, taksit ödemelerinin bir kısmının elden nakit, bir kısmının ise banka hesabı üzerinden otomatik ödeme talimatı kullanılarak tüm kredi borcu aslının, faizi, vergi ve harçları ile ödenerek bankanın isteği ve talimatı ile bildirdiği bedel üzerinden- borcun tamamlandığını, başlangıçta aldığı 50.000 TL borcun yapılandırma dönemi de dahil olmak üzere toplam 77.257 TL olarak ödendiğini, bu durumda alacaklı bankaya bir borcunun kalmadığını, ancak bankanın kötü niyetli olarak kendisine bildirdiği ve iyi niyetle tamamladığı krediye fazladan faize faiz işletmek suretiyle takip konusu alacağın tahsili için haksız icra takibine giriştiğini, banka tarafından aleyhine Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2019/14346 sayılı dosyası üzerinden haksız şekilde ilamsız icra takibine girişildiğini, bu takibe karşı 06.11.2019 tarihinde süresi içinde haklı nedenlerden dolayı itiraz ettiğini, itirazının kötü niyetli olmadığını, haklı itirazları ve belgeleri olmasına rağmen davacı bankanın tarafına kalan borcun neden kaynaklandığı, alacak kalemlerinin neden olduğu hususunda açıklama yapmadığını, borcun esası belli olmamakla beraber zamanaşımı itirazının da kabulü talebinin olduğunu,  2015 yılında aldığı kredinin borcunun yapılandırma ile karşılıklı olarak ibra edildiğini, 2016 yılında aldığı kredi borcunun ise tamamının ödendiğini, bu durumda borcunun kalmadığını, takibin haksız olarak başlatılmış olması nedeniyle Bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın esastan reddini, davanın dayanağı olan icra takibinin asıl alacak, faizleri ve tüm diğer alacak kalemleri bakımından iptalini, takibe konu alacağın tamamının ödenmiş olması nedeniyle, aleyhe başlatılan icra takibinin haksız olduğunu bildirerek davanın reddi ile % 20 tazminatın davacıdan tahsiline  karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; taraflar arasında ticari kredi sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda davalı tarafça kullanılan ticari nitelikteki kredinin kullanımından doğan borcun ödenmediği, davacı tarafça başlatılan icra takibine davalının itirazı neticesinde ise eldeki davanın açıldığı,  her ne kadar davalı tarafça banka ile ibralaştığını beyan edilmişse de taraflar arasında imzanan 16/03/2018 tarihli ibranamenin 4022 7801 3769 2565 nolu kredi kartı borcuna ilişkin olduğu dava konusu takibin  18/01/2017 tarihli ticari krediye ilişkin olduğu, icra takibine yapılan itiraz dilekçesi ile  davacıya borcunun  bulunmadığını ileri sürmüş ise de, ayrıca ve açıkça taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve kredi sözleşmesi altındaki imzasını inkar etmediği, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, icra takibinde davacı bankanın talebinde belirtmiş olduğu tutarla, bilirkişi tarafından belirlenen tutarlar arasında fark olsa da borcun varlığının sabit olduğu, davalının mahkememizce sabit görülen borcunu ödemediği, alacağın likit olduğu  gerekçeleriyle  davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı  istinaf dilekçesinde özetle; davacı banka ile hem kredi hem de kredi kartı anlaşması olduğunu, ancak ödeyemediği borcun kredi kartına ait değil kredi borcuna ait borç olduğunu, kredi borcunu ödeyemediği için de davacı alacaklıdan kredi borcunun yapılandırılmasını istediğini, dolasıyla banka tarafından verilen bilgiye göre yapılandırılan borcun kredi kartının borcu değil ödeyemediği kredinin borcu olduğunu,  çektiği kredi borcunun ödemelerinde temerrüde düştüğü için yeniden bir kredi daha çekerek eski borcunu da yapılandırmak istediğini, bankaya da bunu açıkça belirttiğini, bankanın da kendisine şubeye olan borçlarını çıkardıklarını ve hepsini yeniden yapılandırdıklarını bundan sonra taksitler halinde yapacağım ödemeler ile bankaya olan tüm borçlarının kapanacağını söylediklerini,  dolayısıyla borçlarının tek kalemde toplandığını sandığını,  oysa bankanın kendisine  karşı iyi niyetli davranmadığını, ticari iş ve işlemlerdeki acemiliğinden ve bilgisizliğinden faydalandığını, oysa banka gerekli ve yeterli  bilgilendirmeyi yapmış olsa kredi çekerek kredi kartı borcunu kapatmayacağını, en kötü o kartı kullanmayıp  taksitler halinde borcunu ödeyip kapatacağını, davacı banka eski borcunu yapılandıracağını söylemiş ise de gerçekte yeni bir kredi daha çıkarmış olduğunu dava aşamasında öğrendiğini, bu durumun en hafif deyimi ile haksızlık olduğunu, bilgisizliğinden faydalanıldığının açık bir göstergesi olduğunu, bankanın tarafına karşı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolasıyla da çektiği,  üzerine de yapılandırdığı kredinin borcunu ödediğini zannederek ödeme yaptığını, kaldı ki cevaplarında da belirttiği üzere davacı alacaklı vekili tarafından arandığında tarafına bakiye 25.000 TL borcun kaldığını bildirilmesi üzerine bahse konu ödemeleri yaptığını, bu durumda davacı banka tarafından iki kere yanıltılmış olduğunun  ortaya çıktığını, taksit ödemelerinin bir kısmını elden nakit ödeme bir kısmını ise banka hesabı üzerinden otomatik ödeme talimatı kullanılarak, tüm kredi borcu aslı, faizi, vergi ve harçları ödenerek -bankanın isteği ve talimatı ile bildirdiği bedel üzerinden- borcun ödendiğini  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14346  sayılı dosya örneği, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, ödeme planları, hesap ekstreleri, 16/03/2018 tarihli ibraname vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 19. İcra Müdürlüğünün 2019/14346 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalıya karşı 00976TT-15075 referans nolu krediden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla toplam 34.775,62 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin davalının süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.<br>\t31/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının, takip tarihine göre davalıdan talep edebileceği tutarın 25.387,85 TL asıl alacak, 2.243,66 TL işlemiş akdi faiz, 5.913,77 TL işlemiş temerrüt faizi, 295,70 TL BSMV, 130,900 TL ihtarname masrafı olmak üzere takip tarihi itibariyle talep edilebilecek tutarın toplam 33.971,88 TL olduğu, davacının, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %30,96 oranından işlemiş faiz talep edebileceği hesap kat tarihi ile takip tarihi arasında yapılan ödemelerin mahsup edilerek hesaplama yapıldığı bildirilmiştir. \t<br>\tDosya kapsamından, taraflar arasında imzalanan 09/10/2015 tarihli 95.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi kartı tahsil edildiği ve vade kart hesabı açıldığı ve krediler kullandırıldığı söz konusu kredi borçlarının tasfiye edilmesi amacıyla 18/01/2017 tarihinde 60 ay vadeli yıllık 15,48 akdi faiz oranıyla 62.081,23 TL miktarlı dava konusu kredinin kullandırıldığı, dava konusu kredi ile davacının daha önceki kullanmış olduğu taksitli kredi, kredi kartı ve vade kart borçlarının tasfiye edildiği, dava konusu kredinin 22 taksidinin ödendiği, 22. Taksitten sonraki 4 taksidin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davalıya 28/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 1 günlük atıfet süresi ile davalının 30/03/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, kat tarihi itibariyle kalan ana para borcunun 44.583,26 TL olduğu, davacı bankaca davalı tarafından hesap kat tarihi ile takip tarihi arasında yapılan bir kısım ödemelerin mahsubu ile bakiye borcun tahsili amacıyla eldeki dava konusu icra takibinin başlatıldığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının beyan ettiği tüm ödemelerin dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.320,62 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 580,15 TL harcın mahsubu ile kalan 1.740,47‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-Yapılan yargılama giderlerinin yatıran üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  02/05/2024<br><br><br>  Başkan-                  Üye - \tÜye -              Zabıt Katibi-<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2f87f3d1b6f09e5","SID":"6129323398b80866"}}